Laiklik, zincirleme reaksiyon

Laiklik, zincirleme reaksiyon

Zelal Özgür Durmuş
05/01/2015 Pazartesi

Düz bir orta okul içine bir imam hatip sınıfı yerleştiriliyor. Bunun tartışması okul kapısında, müdür odasında yürürken farklı sınıflarda okuyan öğrenciler bu ayrımın nereden kaynaklandığını anlamak için birbirlerinin sınıf kapılarına gidip diğerlerini gözetliyorlar. Ne yaptıkları sorulduğunda “neye benzediklerini merak ettim” diyebiliyorlar. Olayları somut düzeyde kavramanın ötesine henüz geçmemiş öğrencilerin doğal olarak yapabilecekleri ilk eylem bu belki de.

Okulda yaratılan “toplumsallaşma” böyle sonuçlar veriyor. Fakat başka açılardan da bakılabilir; pedagoji, psikoloji, felsefi açıdan. Mevcut durumun, çeşitli alanların bilgi birikimiyle açıkça çelişecek birçok boyutu var. Dolayısıyla düzenlemeler alenen siyasi dayatmadır. Açıkça bir ideolojik hattın siyasi iktidarın yaptırım gücü ile toplumsal yaşantıyı biçimlendirme programıdır.

Dinli – dinsiz, farklı dinler ya da mezhepler tasnifi yapmadan laik bir eğitim talebini yüksek sesle dillendirmemiz gerekiyor. Burada mesele kendi çocuğumuzdan ibaret değil; tüm çocukların aynı koşullardan faydalanmasını istemeliyiz. Çünkü sorun ailenin çocuğunu istediği gibi yetiştirmesi değil; çocuğun kendisini bir birey olarak oluşturabilmesinin olanaklarını yaratabilmektir. Çocukların mülkiyet ya da kul olmaktan çıkıp var olabilmesidir.

Bu Birleşik Haziran Hareketi açısından ne anlama geliyor? İmamlaştıran eğitim kurgusuna karşı birçok kurum tarafından arka arkaya ilan edilen ve ikinci öğrenim döneminin ilk haftasına denk gelen “eğitim boykotu”na katılması kararının doğruluğunu gösteriyor. Bilimsel ve laik eğitim için ayaktayız!

Solun eşitlikçi ve özgürlükçü çözümlerini toplumla buluşturmasını sağlayacak bu zemine sıkı sarılmalıyız. Gericiliğin azının bile nelere yol açabileceğini gösteren dehlizi bir karanlık içerisindeyiz. Ve bu bize AKP gericiliğine karşı kaçak güreşenlerin ürettiği yanılsamayı aştıracak, dinci diktayla sermaye arasındaki ilişkiyi görünür hale getirecek bir imkan sunuyor. Becermek için örgütlü bir güç olmak gerekiyor.

Eğer BHH’nin bir halk örgütlenmesi olmasını murat ediyorsak somut hedefleri olan bir çalışma örmemiz gerektiği net. Binbir başlığa bölünmüş ve mevcut kimi hareketleri tekrar eden bir hak savununsunun ötesine geçmeli, boşlukta bırakılan siyasi talepleri üretip halkın bu hatta yürümesini sağlamalıyız. Her gün yeni tiksinti ve öfke uyandırabilen gerçeklikle mücadele kılavuz olmalıyız. Bir yerden başlamak gerekiyor ve bunun için büyüme potansiyeli yüksek olan alanlar kritik önemde. AKP ile yüzleşebileceğimiz bu potansiyel ana damarın diğer yan damarları cesaretlendirmesini, doğrultu göstermesini ve birleştirmesini hedeflemeliyiz.

Yapmamız gerekenler sadece boykot dönemini değil öncesini de kapsamalı. Aydınlıktan ne anladığımızı gösterebileceğimiz, eşitlikten ne anladığımızı gösterebileceğimiz bir aylık bir çalışma süresine sahibiz. Bölgenin envanterini oluşturmalı, kurabildiğimiz kadar geniş bir irtibat ağı ile planlama yapmalıyız. Bulunduğumuz yerellikte panel, forum, çocukları sanatla, bilimle buluşturan alternatif dersler düzenlemeliyiz. Öğretmen, veli, öğrenci, gericiliğe boyun eğmeyen herkesin dahil olduğu etkinlikler, eylemlilikler üretmeliyiz. İlla ayakta olmalıyız. Boykotu eğitimdeki operasyonu geri süpürmenin ilk rauntuna dönüştürmeliyiz, AKP dinci faşizmine karşı kalkışmanın sol cepheden yanıtını oluşturmalıyız, birikim mevzisini toplumsal ilerlemeyi sağlayacak bir eşiğe kurulmalıyız. Bu hatla laiklikten bilimselliğe, laiklikten eşitliğe ulaşabilmenin yolunu açabiliriz.