"İnsani değerlere inanmayı sürdüreceğiz"

Geçtiğimiz ay Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik, ticari ve finansal ablukayla ilgili yapılan oylama öncesinde Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez’in yaptığı konuşmayı ilginize sunuyoruz.
Perşembe, 01 Aralık 2011 14:02

Sayın Başkan,
13 Kasım 1991 tarihinde, bu Genel Kurul “ABD tarafından Küba’ya uygulanan ekonomik, ticari ve finansal ablukanın bitirilmesi gereği” konusunun incelenmesini bir sonraki oturum dönemi programına almaya karar vermiştir.

O sırada Amerika Birleşik Devletleri zalim bir oportünizm ile, tek başına mücadele etmekte olan ada etrafındaki kuşatmayı sıkılaştırmaya karar vermişti. Bunu, ABD şirketlerinin üçüncü ülkelerde bulunan bağlı ortaklıklarıyla yaptığımız gıda ve ilaç ticaretini kesen Toricelli Yasası ile yapmıştı. Bu adım, abluka yasalarının üçüncü ülkelere karşı ülke toprakları dışında uygulanmasını açık hale getiren resmi eylem olmuştur.
O tarihte, Genel Kurulun, ülkelerin kendi kaderini tayin hakkı, uluslararası hukuk, uluslararası ticaret düzenlemeleri ve Birleşmiş Milletler’in varlık sebepleriyle çok yakından alakalı olan bu konuyu 20 yıl sonra hala gündeme almak zorunda kalacağını düşünmek imkânsız olurdu.
Genel Kurul’un geleneksel gündemlerinden biri haline gelen bu konu, defaten tekrar eden beyanatlarla ve aldığı kategorik ve ezici destekle, saldırgan ülkenin izolasyonunu ve egemenlik haklarını bırakmayı reddeden bir halkın kahramanca direnişini göstermektedir.

Yirmi yıldır, uluslararası toplum defaten Amerika Birleşik Devletleri tarafından Küba’ya uygulanan ekonomik, ticari ve finansal ablukaya son verilmesini talep etti. Her yıl neredeyse oybirliğiyle onaylanan kararlar vasıtasıyla, devlet başkanları ve Genel Kurul üst düzey tartışmalarında konuya değinen delegelerin yaptığı çağrılar vasıtasıyla ve özellikle Latin Amerika ve Karayipler’dekiler başta olmak üzere hemen hemen tüm uluslararası örgüt ve ülke topluluklarının verdikleri demeçler vasıtasıyla bunu yaptı.

1996’da Helms-Burton Yasası ablukanın ülke topraklarını aşan boyutlarını emsalsiz bir şekilde genişletmiş ve “rejim değişikliği” ve Küba’ya doğrudan müdahaleyi yasanın parçası haline getirmiştir. 2004 tarihli Küba için Bush Planı, etkisiz hale gelmemiştir. 160’dan fazla ülkenin ve uzmanlaşmış Birleşmiş Milletler organlarının beyanatlarını içeren Genel Sekreter’in konuyla ilgili raporu, bu canice politikanın sürekliliğini ve Küba halkı ve ekonomisi üzerindeki doğrudan etkilerini detaylı bir şekilde ortaya koymaktadır.

Ablukanın uygulanması nedeniyle Küba halkının maruz kaldığı doğrudan ekonomik zarar, doların altın endeksi karşısında aşınan değeri üzerinden hesaplandığında, 975 milyar doları aşmıştır. Soykırıma karşı 1948 sözleşmesinin II. Maddesinin b) fıkrası soykırım eylemini tanımlamaktadır, aktarıyorum “…grup üyelerinin fiziksel ya da zihinsel bütünlüğüne verilen ağır zarar” ve c) fıkrasından aktarıyorum "tamamen ya da kısmen yok oluşuna sebep olacak şekilde, bir grubun varlık koşullarını istemli olarak tehdit etmek”.

6 Nisan 1960 tarihli Amerika Birleşik Devletleri hükümet genelgesinde, ablukanın amaçları “…ekonomik memnuniyetsizlik ve güçlüklere dayalı hayal kırıklığı ve hoşnutsuzluk yaratmak […] Küba’nın ekonomik hayatını zayıflatmak üzere […] Küba’ya para ve malzeme girişini engellemek, parasal ve reel ücretleri düşürmek, açlık ve çaresizlik yaratmak ve hükümeti yıkmak” olarak sıralanmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri hiçbir zaman amacının devrimci hükümeti yenmek ve halkın egemen bir şekilde savunduğu anayasal düzeni yok etmek olduğunu gizlememiştir. Eski ABD Başkanı Bush’un “rejim değişikliği” dediği ve şimdi yeni boyutlara ulaşan amaç budur.

Sayın Başkan,
Amerika Birleşik Devletleri’nin şimdiki hükümetinin vermeye çalıştığı esneklik imajına rağmen, abluka ve yaptırımlar aynı şekilde devam etmektedir, tam anlamıyla uygulamadadırlar ve ülke topraklarını aşan boyutları yıllar içerisinde güçlenmiştir. Başkan Obama döneminin ayrıksı bir özelliği, üçüncü ülkelerin yasalarına ve hükümetlerinin muhalefetine rağmen Küba’nın finansal işlemlerinin bütün dünyada engellenmeye devam etmesi olmuştur.

Küba, Amerika Birleşik Devletlerine serbest bir şekilde mal ve hizmet ihraç edememekte, Amerika Birleşik Devletlerinden serbest bir şekilde mal ve hizmet ithal edememektedir. Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlere yaptığı ödemeler de dâhil olmak üzere, işlemlerinde dolar kullanamamaktadır. Ne üçüncü ülke bankalarında bu para birimi cinsinden hesap tutabilmekte, ne de Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bankalardan, üçüncü ülkelerdeki iştiraklerinden ya da Dünya Bankası ve Inter-Amerikan Kalkınma Bankası gibi uluslararası kuruluşlardan kredi kullanabilmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri şirketlerinin üçüncü ülkelerdeki iştirakleriyle ticaret yasağı değişmeden yerinde durmaktadır. Ülkeme yatırım yapmak isteyen diğer ülkelerden işadamları yaptırıma uğramakta, tehdit edilmekte ya da kara listelere alınmaktadır. Aşırı hassas alanlardaki işbirliği de dâhil olmak üzere, ABD uluslararası örgütlerin Küba’ya desteklerini engellediği için, uluslararası örgütler, BM programları ve örgütleri de ABD’nin bu politikasından kaçamamıştır.

AIDS, Tüberküloz ve Sıtmayla Mücadele için Dünya Fonunun, AIDS ve tüberkülozla mücadelede Küba ile işbirliği projelerinin uygulanması için ayırdığı 4,207 milyon dolarına 2011 yılı Ocak ayında el konulması buna örnektir.

Küba’nın şikâyeti üzerine ABD Hazine Bakanlığı bu yılın Mayıs ayında, bu fonları serbest bırakan bir lisans yayınlamıştır, lisansın süresi 30 Temmuz 2015 tarihinde dolmaktadır. Ancak, insani bir kuruluşun fonlarının Küba’ya ulaşabilmesi için ABD hükümetinin lisansına ihtiyaç olması ve bu aşırı derecede hassas programların ABD’nin ülkeme karşı yürüttüğü saldırgan politikanın rehinesi olarak kullanılması gerçeği, Birleşmiş Milletlere ve onu oluşturan kuruluşlara karşı rezil bir saygısızlığı göstermektedir.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından yürütülen pek çok işbirliği projesi ablukanın kurbanı olmuştur.

Belli gruptaki ABD vatandaşlarının Küba’ya seyahatine izin veren sözde yumuşama politikasının ortasında, çok yakın zamanda ABD Hazine Bakanlığı, sağlık alanında yıllardır Küba kuruluşları ile işbirliği yapan iki önemli ABD sivil toplum örgütüne Küba’ya seyahat izni vermemiştir. Bu kararın, abluka dolayısıyla ülkemizin erişemediği ilaçların bağış olarak ülkeye ulaşmasını engellemesi mümkündür.
Gerçek şu ki ABD vatandaşlarının seyahat özgürlüğü gasp edilmekte ve Küba tek yasaklı destinasyon olmaya devam etmektedir.

Sayın Başkan,
Amerika Birleşik Devletlerinin temsilcileri defaten bugün tartıştığımız konunun ikili bir mesele olduğunu ve bu sebeple bu platformda tartışılmaması gerektiğinin ifade etmişlerdir. Bu mesnetsiz argümanı muhtemelen bugün de tekrar edeceklerdir.
Gerçekler bunun tutarsızlığını göstermektedir. Burada temsil edilen pek çok üye ülkenin vatandaşları ve şirketleri, Küba’yla ekonomik ilişkiler kurdukları gerekçesiyle yaptırımlara maruz kalmıştır.

Fransız CMA CGM denizcilik ve taşımacılık şirketinin iştirakine 18 Ağustos 2011 tarihinde verilen cezalar, eğer ülke dışı uygulamaların bir örneği değilse nedir? İnternet aracılığıyla elektronik işlemlere olanak sağlayan Avrupalı iştirak PayPal’ın, Alman Rom Şirketinden web sitesindeki Küba romu ve purolarını çıkarmasını talep etmesi nasıl tarif edilebilir?

Yukarıda bahsi geçen Genel Sekreter raporunda yer alan Küba’nın yanıtından da anlaşılacağı üzere, sayısız ülke dışı uygulama örneği söz konusudur.

Sayın Başkan:
Başkan Obama’nın Küba ile ilgili yaptığı son açıklamalar karşısında birçok gözlemcinin dili tutuldu, ama bunlar bizi şaşırtmıyor. Küba hükümetinin ikili gündemdeki tüm konulara ilişkin diyalog kurma önerisine Başkan Obama’nın yanıtı, bir kez daha, absürt argümanlar ve şu ana kadar işlemeyen koşullar zemininde kaçamak bir ret olmuştur. Başkan Obama’nın pozisyonu eski, tekrar eden ve geçmişe bağlı pozisyondur değişim için seçilen bir Başkan yerine, Cumhuriyetçiler de dâhil olmak üzere halefleri konuşuyor gibidir. Yanlış bilgilendirilmiş görünmektedir ve ülkemizde şu anda ne olduğundan, tarihimiz ve kültürümüzden tamamen bihaber görünmektedir.

Küba büyük değişimi 1959 yılında gerçekleştirmiştir. 20 bin hayat pahasına, ABD’nin güçlü adamı Batista’nın diktatörlüğünü yıkmıştır. O günden bu yana gün be gün değişmektedir ve sürekli yenilenme kapasitesi sayesinde direnmesi mümkün olmuştur. Başkaları değişmeyip durakladıkları için ya da yollarını kaybettikleri için direnememişlerdir. Bugün Küba değişmektedir ve devrim ve sosyalizm dâhilinde değişmesi gereken ne varsa kararlılıkla değiştirecektir. Daha devrimci ve daha iyi bir sosyalizm.

Sayın Başkan, 50 yıldır değişmeyen, şimdiye kadar işe yaramamış ve yaramayacak olmasına rağmen, abluka ve ABD’nin düşmanlık ve saldırganlık politikasıdır.

Ama ABD hükümetinin değiştirmek istediği değişmeyecektir. Küba hükümeti “halk için, halk tarafından oluşturulan, halkın hükümeti” olmaya devam edecektir. Seçimlerimiz açık artırma olmayacaktır. 4 milyar dolarlık seçim kampanyaları ya da seçmenin yüzde 13’ü tarafından desteklenen bir Parlamento olmayacaktır. Halktan kopuk, yolsuz siyasi elitlerimiz olmayacak. Biz plütokrasi değil, gerçek bir demokrasi olmaya devam edeceğiz. Doğru ve tarafsız bilgi hakkını savunmaya devam edeceğiz.

“Tüm adalet”i fethetmeye devam edeceğiz. Her çocuk için fırsat eşitliğini koruyacağız ve kimseyi yüzüstü bırakmayacağız. Sosyal politikalarımızdan vazgeçmeyeceğiz. Sağlık ve eğitim herkes için erişilebilir ve ücretsiz olmaya devam edecek. Çalışma hakkını, onurlu bir emekliliği ve sosyal güvenliği temin edeceğiz. Eşit işe eşit ücret norm olmaya devam edecek. Anne adaylarını ve engellileri korumaya devam edeceğiz. Bizim için insan yine en önde gelecek. Kültürümüzü savunacağız.

İnsani değerlere inanmayı sürdüreceğiz. Tüm Kübalılar için insan hakları güvence altında olacak. Ekonominin etkin olması gerekecek ama halka hizmet etmeye devam edecek. İnsanların hayatı şimdi olduğu gibi makroekonomik verilerden daha önemli olacak. Ekonomik politikalar halk tarafından tartışılmaya devam edecek. Küresel ekonomik krizin sonuçları herkes tarafından paylaşılacak. Zengin ve fakir olmasın diye serveti yeniden dağıtmaya devam edeceğiz. Yolsuzluk ve spekülasyona izin vermeyeceğimiz gibi bankaları kurtarmak için işçilerin parasını ellerinden almayacağız. Herhangi bir dışlama olmaksızın yabancı şirketleri ekonomimize katmaya çalışacağız.

Sayın Başkan:
ABD Dışişleri Bakanlığı ve tüm ülkelerdeki ABD elçiliklerinin, Küba ile siyasi, diplomatik, ekonomik, ticari ve işbirliği ilişkilerine mani olmak için yürüttüğü faaliyetleri görmek için Wikileaks tarafından yakın zamanda yayınlanan belgeleri gözden geçirmek yeterli olacaktır. Düzinelerce kardeş ülkede, milyonlarca insana karşılıksız, soylu bir hizmet vermekte olan Küba sağlık tugayları tarafından yürütülen insani yardımlar konusundaki kaygı, alaka ve iftiraları açığa vuran raporlar içerikleri açısından utanç vericidir.

Aile bağları ve ABD ile Küba arasında var olan sınırlı kültürel, akademik ve bilimsel etkileşim, Washington tarafından dayatılan engel ve koşullar olmaksızın bu bağların gelişiminin her iki halk açısından ne kadar olumlu olacağını göstermektedir. Küba’nın ilişkilerin normalleşmesi doğrultusunda hareket etme ve pek çok alanda ikili işbirliğinin geliştirilmesi önerisi geçerliliğini korumaktadır. Beklemekte olan insani konulara yönelik karşılıklı çözümler de iki tarafın çıkarınadır.

Başkan Obama’nın ABD’deki sorunlarla ilgilenip, biz Kübalıları da kendi problemlerimizi barış ve sükûnet içinde çözmek için rahat bırakması daha iyi olmaz mı?

Yakınlarda Beş Kübalı anti-teröristten biri adaletsiz 13 yıllık cezasını son dakikasına kadar tamamladı, ancak şimdi ailesine yeniden katılmak üzere Küba’ya dönmesi engelleniyor. Diğer dört anti-terörist ise zalimce ve adaletsiz bir biçimde siyasi mahkûm olarak hapiste tutulmaya devam ediyor. Hukuki sürecin apaçık yolsuzluğu ve yargılama süresince hükümetin yasadışı davranışları genel olarak biliniyor ve kayıt altına alınmış durumda. Neden Beşli bir adalet hamlesi olarak ya da en azından insani bir jest olarak serbest bırakılmıyor?

Sayın Başkan:
20 yıl boyunca sözleri ve oylarıyla, milyonlarca Kübalıyı etkileyen tarihteki en adaletsiz, uzun süreli ve kapsamlı tek taraflı yaptırımlara son verilmesi gereğini ifade eden tüm ülkelere Küba halkının derin şükranlarını iletmeliyim.

İhtiyaç duydukları pediatrik protezler sadece ABD’de olduğu için ya da ABD patenti ile üretildiği için koruyucu ameliyat olan ve alçılar içinde yatakta aylar geçiren 16 yaşındaki Guillermo Domínguez Díaz, 18 yaşındaki Ivis Palacio Terry, 17 yaşındaki Randy Barroso Torres ve 12 yaşındaki Adrián Izquierdo Cabrera adına, merkezi sinir sistemi tümörleri ıstırabını çeken ve ABD patenti ile korunan Temodal ile tedavi edilmesi gereken 2 yaşındaki María Amelia Alonso Valdés, 4 yaşındaki Damián Hernández Valdés ve 12 yaşındaki Dayán Romayena Lorente adına.

Fedakâr, cömert, iyimser ve kahraman halkım adına ve tüm ulusların ve “dünya dengesi”nin iyiliği için, önerdiğimiz “ABD tarafından Küba’ya uygulanan ekonomik, ticari ve mali ablukanın sonlandırılması gereği” başlıklı L.4 numaralı Karar için desteğinizi talep ediyorum.

Çok teşekkürler.

Çeviri: Ekin Poyraz