Eğitim ve etik (III)

24/01/2020 Cuma
Eğitim ve etik (III)

Geçen hafta, eğitim bakanı Z. Selçuk’un etik davranıp davranmadığına, onun akademik birikimi ile bakan olarak yaptıklarına ve yapmadıklarına göre karar verilebileceğine değinmiştik. Gelin bu konuya bir başka kanaldan devam edelim. Bakanın ve eğitim-öğretim süreçleri açısından bakanlığın ikinci adamı niteliğinde olan Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) başkanının içinden geldikleri eğitim fakültelerinin, akademisyenleri, fakülteleri ve üniversitelerini bağlayıcı nitelikte olan vizyon ve misyon açıklamalarına bakalım. 

Bilindiği gibi bakan Z. Selçuk 20 yıl kadar Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi’nde çalışmış bir profesördür. Bu fakültenin web sayfasında yer alan vizyon, misyon ve değerlerle ilgili açıklamaların belirlenmesinde, büyük bir olasılıkla Z. Selçuk’un da katkıları vardır. Gazi Eğitim Fakültesi’nin web sayfasındaki sırayla (1) misyonu şöyledir: “Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlı, öğrenmeyi, öğretmeyi ve insan gelişimini temel alarak kendisini yenileyen, geliştiren, eleştirel düşünebilen, yeniliklere açık, topluma rehberlik edebilen, kendisi ile barışık, gelecek kaygısından uzak, öğretmen, uzman ve akademisyenler yetiştirmek; ulusal ve uluslararası düzeyde kurulan işbirlikleri sayesinde yüksek nitelikli bilimsel araştırma/geliştirme faaliyetleri ile eğitim kuramlarını ve uygulamalarını ilerleten eğitim hizmetleri sunmaktır.” Fakültenin vizyonu ise “Türk eğitim sisteminin değişim ve dönüşümüne rehberlik ederek, geleceğe yön veren araştırma/geliştirme çalışmaları ile ulusal ve küresel ölçekte öncü, öğretmen yetiştiren bir araştırma ve eğitim kurumu olmaktır” şeklindedir. Web sayfasında yer verilen değerlerden bir bölümü de şunlardır: “Bilimin evrenselliği çerçevesinde toplumsal ve ulusal değerleri korumak ve geliştirmek; Bilimsel özgürlük, yaratıcılık ve özgün düşünceyi yüceltmek; Etik değerlere bağlı olmak; Eğitim yoluyla toplumsal ve bireysel gelişmeye öncülük etmek; Akademik tutarlılık ve dürüstlüğü görev edinmek.”

Yine bilindiği gibi Z. Selçuk, son yıllarda kurulmuş olan TED Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesiyken bakanlığa getirilmiştir. Z. Selçuk mütevelli heyeti üyesi olarak, herhalde bu üniversitenin vizyon, misyon ve değerlerine onay vermiş bir kişidir.

Web sayfasındaki sıraya göre bu üniversitenin vizyonu, “TED Üniversitesi’nin amacı; ilham veren ve özgün bir yükseköğretim kurumu olarak, dönüştüren ve özgürleştiren bir eğitim deneyimi sağlamak, toplum ve kent ile etkileşim içerisinde bilgi ve çözüm üretmektir” şeklindedir. Misyonu da, “Küresel bilgi ekonomisinin gerektirdiği genişlik-derinlik dengesine sahip diploma programları ve yenilikçi öğretim yöntemleri ile çok yönlü, eleştirel düşünebilen, yaratıcı, girişimci, özgüveni yüksek ve hayat boyu öğrenmeyi ilke edinmiş bireylerin yetişmesini sağlamak; kurumsal öncelikli alanlarda araştırma ve yaratıcı çabalarla bilime evrensel katkı yapmaktır. Şeffaf ve kurumsal yapısı ile tüm paydaşlarına hesap ve güven vermeyi ilke edinmiş, sürekliliği ve sürdürülebilir gelişmeyi hedefleyen, öğrenmeye açık bir üniversite olmaktır.”

Şimdi, Z. Selçuk’un bakan olarak icraatlarının -bakanlıkta olup bitenlerin- etik olup olmadığının bir ölçüsü, bunların yukarıda örneklenen vizyon, misyon ve değerlerle tutarlı olup olmadığıdır. Bakanın söylediklerine değil bakanlıkta ve okullarda olup bitenlere bakın, siz karar verin.

Bakanlığın eğitim açısından ikinci adamı TTK başkanı Prof. Dr. Burhanettin Dönmez de, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde yetişmiş ve yıllarca bu fakültenin dekanlığını yapmış bir akademisyendir. Bu fakültenin aşağıda yer verilen vizon ve misyon açıklamaları büyük bir olasılıkla onun dekanlığı zamanında yazılmıştır. 

Bu fakültenin vizyonu, “Eğitim ve bilimsel araştırma alanlarında uluslararası düzeyde saygın bir fakülte olmak”tır.(2) Misyonu ise, “Kendi değerlerini özümseyen, evrensel değerlere açık, nitelikli bireyler yetiştirmek, yüksek düzeyde eğitim-öğretim ve bilimsel araştırmalar aracılığıyla bölgesine, ülkesine, dünyaya faydalı olmaktır.” Bu fakültenin ilkeleri arasında da “yenilikçilik ve yaratıcılık, bireysel, toplumsal ve kültürel değerlere saygı, çevreye duyarlılık, akademik özgürlük, evrensellik, adalet ve liyakat” gibi ilkeler vardır. 

TTK başkanı, 6 Ağustos 2019 tarihinden bu yana, bakanlığın ikinci adamı olarak görev yapmaktadır. 

Şimdi, son 5,5 ayda bakanlıkta ve okullarda olup bitenler ile TTK başkanının bu konulardaki sorumluluğunu düşünün! Bakanlıkta/okullarda olup bitenlerin, yukarıda yer verilen İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin vizyon, misyon ve ilkeleriyle ilgili açıklamalarıyla ne denli tutarlı olduğuna siz karar verin.

Ya da yalnız son haftalarda haberlere yansıyan şu gelişmeleri düşünün: 

  • Bakanlık, “imam hatipler bir misyondur” diyen ve çocuk istismarıyla ünlenen Ensar Vakfı’nın “Sana Emanet” adını verdiği bilgi yarışması için okulları kullanmasına izin veriyor. 
  • FETÖ’den alınıp imam hatip yapılan bir devlet okulunda, İsmailağa cemaatine bağlı Sıla Vakfı, bir toplantı düzenliyor, yetmiyor salondaki Atatürk posterlerinin üstü kapatılıyor. Bu cemaatin bir üyesi, üniversitelerin akrep yuvası olduğunu belirtip “Çocuklarınızı medreseye gönderin. Hocam eti de kemiği de senin deyip teslim edin” diyor. 
  • Okulöncesinde dini eğitim almış çocukların psikolojilerinin bozulduğu, ‘başı açık’ ve ‘başı kapalı’ anne ayrımı yaptıkları, halalarına günah diye sarılmaktan vazgeçtikleri türünden haberler artıyor. 

Bu son gelişmelerin, eğitimin başında olan kişilerin (Selçuk ve Dönmez), çalıştıkları fakültelerinin açıkladığı vizyon, misyon ve değerlere uyup uymadığına siz karar verin! 

Hemen tüm üniversitelerin yukarıda değinilen türden çağdaş içerikli vizyon, misyon ve değerleriyle ilişkili açıklamaları bulunuyor. “Üniversiteler, kendi vizyon, misyon ve değerlerine uygun hizmet veriyorlar mı?” diye de sorulabilir tabii.

Geçen hafta değinildiği üzere bakan Selçuk, “Eğer biz, bir bilgiye sahip olduğumuz halde bunun aksi istikametinde bir görüş sergiliyorsak, burada bir etik sorunu var demektir” diyor. Bu söylem AKP Genel Başkanı’nın 2012 başlarında “Dinin ve kinin davacısı olacak gençlerden” söz ettiğini anımsatıyor. AKP Genel Başkanı’nın bir ay kadar önce de, “İslam bize göre değil, biz İslam’a göre hareket edeceğiz. Nefsimize ağır gelse de hayatımızın merkezine dönemin koşullarını değil, dinimizin hükümlerini yerleştireceğiz” dediğini hatırlatıyor. Bu arada Cumhurbaşkanı danışmanlarından biri de, “Mehdi gelecek. Ortamı buna göre hazırlamalıyız” açıklaması yapıyor. Geçen hafta da, AKP Genel Başkanı, yukarıda değinilen İsmailağa Cemaatini ziyaret ediyor. 

Bu durumda sormak gerekiyor: Bakan ve TTK başkanının bilgi birikimleri AKP Genel Başkanı’nın beklentileriyle örtüşüyor mu? Bu konuda bir etik sorunu yok mu?  

[email protected]


(1) http://gef.gazi.edu.tr/posts/view/title/tarihce,-misyon,-vizyon-191519?s...

(2) http://inonu.edu.tr/tr/egitim/103/menu?m=116