Hadi’den liberalizm dersleri!..

Çarşamba, 29 Ekim 2008 15:00

Son yıllarda ülkemizde, zamanında sola bulaşmış ama şu aralar AKP kuyruğunda "demokrasicilik" oynayan ve "fikir piyasasında" piyasacılık kesenlere "liberal" dendiğinde, kendilerini hakarete uğramış gibi hissedenler çok. Haksız da değiller hani. Günümüzde siyasal bir kavram olarak liberal, piyasanın egemenliğinde küreselleşen eşitsizlikleri, soygunu ve sömürüyü meşru, gerekli ve kaçınılmaz gören kişileri tanımlamak için kullanılmaktadır. Doğaldır ki, hiçbir liberal kendisinin böyle tanımlanmasını ve gerçeğin yüzüne vurulmasını istemez. Bu tanımın ezikliğinden kurtulmak için de içlerini boşalttıkları özgürlük ve demokrasi kavramlarını sıklıkla refere eder.

Bu güruhtan olup, eski "sol" geçmişine lanetler yağdıran Hadi Uluengin Hürriyet'teki köşesinde liberal kavramı üzerine yazmış. Yazının sonuna da okuyucuyu merakta bırakan bir not düşmüş: Liberal Obama'nın kerametlerini yarın yazacağım, diye.

Yazının başlığı: "Liberal seçim turu"

Liberalizmin ve kendisi dahil, günümüzdeki yerleşiklik kazanmış anlamına uyan liberal kardeşlerinin namusunu kurtarmaya çalışmış yazısında.

Liberal kavramının herkesçe bilinen tarihselliği ile başlamış. Çok haklı olarak, liberalizmin, siyasal ve felsefi bir kavram olarak "Aydınlanma Çağı"nın çocuğu olduğunu belirtmiş. Daha sonrasında, bu kavramın nasıl ve neden dejenere edildiğini anlatmaya çalışmış. Liberal kavramının 1848 İhtilali ve özellikle 1. Dünya Savaşı'ndan sonra kabuk değiştirdiği saptamasından sonra:

"Salt serbest piyasa öngören iktisadi tercihler için kullanılır oldu. 'Ekonomikleşti'!
Bunda da aynı savaşı izleyen ve 'proletarya diktatörlüğü' adı altında devlet sultası kuran Bolşevik İhtilali'nin kamulaştırma tasallutuna duyulan tepki önemli rol oynadı." Diyerek kavramın yalnızca iktisatla özdeşleştiğini ve sağcılaştığını belirtiyor.

Ey! Ekim Devrim'i, nelere kadirmişsin, muarızlarının bile kavramlarını, atacakları adımları seni izleyerek sana göre belirlemesine neden olmuşsun!

Bu yalnızca, devrimin gücüne ve kapitalizmin böğrüne nasıl kızıl saplı bir bıçak gibi saplandığına işaret eder ve 17 Ekim Devrimi'nin karşısında bir kez daha "şapka çıkarmamızı" gerektirir. Hadi Uluengin'in gözyaşları, bu övüncümüzü kat kat artırır.

Yazıda geçen "kamulaştırma tasallutu" kavramıyla yapmaya çalıştığı aşağılama da, H. Uluengin'in eşitlik ve aydınlık bir dünya gerçeğine karşı hezeyanından ve işçi sınıfına "tasallutundan" başka bir şey değildir.

Yazını üçüncü bölümü, Hadi liberalizminin nemenem bir şey olduğunu daha net gözler önüne seriyor:

"... liberallerin başıbozuk ve insafsız ekonomi politikalar önermiş olduğu tezi dahi asla doğru değildir!"

Ardından, Adam Smith, John Locke, Stuart Mill ve Frederich Hayek'in kitaplarını salık veriyor ve bu liberallerin hepsi:

"... şartlar zorunlu kıldığında devletin iktisadi hayata müdahil olmasını savunurlar.
Zaten, sosyal demokrasinin hala ekonomik programını sahiplendiği ... John Keynes de İngiliz Liberal Partisi'nin üyesi değil miydi?"

Bu kadar ucuzuna da "pes" doğrusu.
Yıllardır, devletin küçülmesini, iktisadi hayattan çekilmesini, özelleştirmelerin gerekliliğini, piyasa mekanizmalarının iktisadi hayatı düzenleyeceğini hararetle savunanlar, krizle birlikte devlet müdahalesini meşru ve zorunlu görebiliyorlar. Türkiye'de batık banka operasyonlarına giden 64 milyon doları, ABD bütçesinden finansal krize aktarılan 850 milyon doları liberal teorisyenlerin kitabına uygun buluyorlar. Devlet gerektiğinde "müdahale eder". Eder de, kimin çıkarına, kimin kesesinden... Elbette, H. Uluengin'in ruhunu ve aklını teslim ettiği sermaye sınıfı çıkarına ve halkın kesesinden.

Tersanelerde, ard arda meydana gelen iş cinayetleri, dayanılmaz boyutlara ulaşan işsizlik söz konusuysa, bırakın onları piyasa kendi vahşi mekanizmalarıyla çözsün, demeye getiriyor liberaller. Orada devlet müdahalesi gerekmez. Devlet "gerektiğinde" sermayenin çıkarlarını korumak için müdahale etmelidir.

Hadi Uluengin, yazısının son bölümünde, ABD'de Avrupa'ya göre liberallerin ve liberalizmin ne denli erdemli olduğunu hatırlatarak, yarın yazacağını işaret ettiği "L-i-b-e-r-a-l Barack Obama" nın kerametlerini anlatacağı yazıya kapı aralamış.

Yarını merakla beklemek gerek. Bakalım H. Uluengin, Obama'yı neden desteklemekteymiş! Obama'nın "sosyalist" olduğuna ilişkin söylenenlere inansa, inanın, yanına bile uğramaz bizim Hadi! Bu konuda tam bir turnusol kağıdı!

Bazılarının birazcık yüzü kızarır ama Bu Hadi'ye, sen eşitlik ve aydınlıktan korkan, halk düşmanı bir liberalsin desek, "yarabbi şükür!" der, inanın...

B.P.