Ana içeriğe atla
0%
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
ortaklasa_sayi_1_kapak

CUMHURİYET | Yeni Osmanlıcılık, İttihatçılık, Misak-ı Milli, Toprak Sorunu

Filistin’e barış yakında gelebilir mi?

İtalya’da ülke çapında greve çıkan işçiler 100’ün üzerinde meydanda Gazze’ye destek eylemleri yaptı. Torino’daki eylemden bir kesit.

Murat Akad

Yayın Tarihi: 13.10.2025 , 16:26 "0 dakikalık okuma süresi"
Güncelleme Tarihi: 15.10.2025 , 11:00
Bir yandan Batılı ülkeler İsrail üzerinde bir basınç uyguluyor, diğer yandan Trump Gazze’de barıştan söz ediyor. Ancak bu koşullarda Filistin’e barışın gerçekten geleceğine inanmak mümkün değil.

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırım bütün hızıyla devam ediyor. Öte yandan İsrail hükümeti yalnızca Gazze’de değil, Batı Şeria’da da ilhak planını fiilen yürürlüğe koymuş durumda. Buradaki Yahudi yerleşimleri genişletiliyor ve Filistin halkı üzerindeki yerleşimci terörü devam ediyor. Doğu Kudüs’te yaşayan Filistinlilere yönelik baskılar da son aylarda iyice yoğunlaştı. Nihai amaç Filistinlileri Gazze’den Mısır’a, Batı Şeria’dan Doğu Şeria’ya; yani nehrin doğusuna, Ürdün’e sürmek. Tabii bu ülkeler böylesi bir göçü kabul etmezse zorla başka bir ülkeye gönderme planları da yapılıyor. 

İsrail bununla yetinmeyip kendi sınırları içinde, Necef ve Celile’deki bazı Arap köylerini yıkmaya da girişiyor. Kısacası, Filistin halkına yönelik halkı yok etme ya da Filistin topraklarından sürme politikası tüm hızıyla hayata geçiriliyor. Planlananın bundan çok daha fazlası olduğu da zaten bütün dünyanın bildiği bir gerçek. 

Saldırganlık nereye kadar gidebilir?

Elbette İsrail saldırganlığının bir sınırı olacak. Gerek uluslararası koşullar gerekse İsrail’in iç siyaset dinamikleri, böylesi bir sınıra gelinmesine neden olacak. İsrail’in mevcut hükümeti, bu noktaya gelinene kadar mümkün olabilecek en geniş “kazanımı” elde etmeye çalışıyor. İlk hedef Gazze’yi tam anlamıyla ele geçirip Filistinlileri sürmek, daha sonra Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te aynı şeyi yapmak. Netanyahu şimdiden Kudüs’ün bir daha hiç bölünmeyeceğini söylüyor. Bir başka önemli hedef, güney Suriye’de işgal ettiği bölgeden, Ürdün ve Irak sınırına paralel olarak Fırat Nehri’ne kadar uzanan ve “Davut Koridoru” olarak adlandırdıkları alanı işgal etmek. Böylesi hedeflere ister Büyük İsrail planını hayata geçirme çabası diyelim, isterse yalnızca işgal girişimi olarak adlandıralım. Siyonistlerin amacı ülkeyi büyütmek; bölgede üstünlüğü tartışılmayan ve dünyada da emperyalist hiyerarşinin üst sıralarına tırmanmış bir İsrail yaratmak. Böylece ABD ve diğer emperyalist ülkelere bağımlılığı azaltmış, mevcut durumda sınırlı olan kaynaklarını geliştirmiş olmayı amaçlıyorlar. 

İsrail'in önü açık mı?

İsrail saldırganlığının sınırına biraz daha yaklaşıldığının göstergeleri son zamanlarda ortaya çıkmaya başladı. İsrail’deki siyasi dinamikler -ki buna siyonizm yelpazesinin farklı bölmelerinde olan unsurlar dahil- bu politikalara giderek daha fazla itiraz yükseltiyor. Uluslararası alanda da İsrail’in karşı karşıya kaldığı basınçta artış var. 

Bilindiği gibi, 7 Ekim 2023’ten bu yana bütün Batı ülkelerinde ciddi bir toplumsal tepki ortaya çıktı. Hatta bu tepkiler ABD, Britanya, İrlanda gibi ülkelerde önemli bir kitleselliğe ulaştı ve bu meseleyi aşarak sisteme yönelmeye başladı. Eylül ayında İtalya’da, Filistin’e kitlesel desteği işçi sınıfının eline alması da bir başka eşiğin geçildiğini gösteriyor. Bu vesileyle kapitalizm, özellikle genç kuşakların bir bölümünde sorgulanır hale geldi. Böylesi bir gelişmenin kapitalist düzeni kaygılandırmaması mümkün değil.

Ortaya konan toplumsal tepkilerin Batı siyasetinde karşılığı görülmeye başladı ve son aylarda Batılı ülkeler arasında Filistin’de iki devletli çözümü savunma eğilimi güçlendi. İki devletli çözüm olarak adlandırılan 242 sayılı Birleşmiş Milletler kararı, 1967’de yaşanan Arap-İsrail savaşının öncesindeki sınırlara sahip olan bir Filistin devletinin kurulmasını öngörüyor. Filistin Kurtuluş Örgütü’nün de benimsediği bu çözüm, aradan geçen bunca zamana karşın hayata geçirilebilmiş değil. Bu husus son aylarda bazı Batılı ülkelerin önayak olmasıyla Birleşmiş Milletler’in gündemine yeniden geldi ve Eylül ayında bu konuda BM Genel Kurulu’nda yeniden oylama yapıldı. 142 ülke bu çözümü destekleyen New York deklarasyonunu benimserken ABD ve İsrail’le birlikte 8 ülke daha ret oyu verdi. Daha önce Filistin devletini tanımamış olan bazı Batılı ülkeler de bu adımı atma sırasına girdi. Bu ülkeler arasında Britanya, Fransa, Belçika, Avustralya ve Kanada da var. Almanya ve İtalya henüz buna niyetli değil. Yaklaşık 40 yıl geç kalmış olsalar da bu adımı Filistin direnişinin ve dünyanın dört bir tarafında direnişe destek verilmesinin bir çıktısı olarak değerlendirmek gerekiyor. 

Bir başka ilginç adım, Sumud Filosu’nu İsrail saldırılarına karşı desteklemek için İspanya ve İtalya’nın savaş gemilerini bölgeye göndermesi oldu. İtalya’daki işçi sınıfının kitlesel desteği elbette bunda büyük rol oynadı.

31 Ağustos 2025’te İspanya’nın Barselona
kentinden Gazze’ye insani yardım götürmek için yola çıkan Sumud Filosunun hazırlık aşamasından. Fotoğraf: Chris Kebbo

Batı emperyalizmi samimi olabilir mi?

Bu noktada, herkesin bildiği ve Batılı liderlerin de inkâr etmediği ikiyüzlülüğü yeniden vurgulamak gerekiyor. Filistin devletini tanıma sırasına giren Batılı ülkeler soykırımı engellemek için ciddiye alınabilecek herhangi bir adım atmıyor. Örneğin Britanya başbakanı Keir Starmer konuşmalarında katliamların durması gerektiğini vurgularken Britanya İsrail’e her türlü askeri desteği vermeye devam ediyor. Adı geçen ülkelerin hiçbiri İsrail’le ticareti kesmeyi akıllarından bile geçirmiyor. Bazı ülkelerdeki toplumsal tepkiler ve İspanya’daki gibi sosyal demokrat hükümetlerin girişimleri ile spor karşılaşmalarından ya da Eurovision şarkı yarışmasından İsrail’in men edilmesi gibi daha sembolik girişimler ya da İspanya’nın İsrail’le yapılan bir askeri anlaşmayı iptal etmesi, Britanya’nın Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimcilerin öncüsü faşist Daniella Weiss’a yaptırım uygulaması gibi örnekler var. Bunlar belli bir siyasi basınç uygulanması anlamına gelse de hiçbiri soykırımı durdurmaya yetecek adımlar değil. Emperyalistlerin soykırımı destekleme günahından arınmaları bu şekilde de mümkün olmayacak. 

Tabii İsrail’e yönelik basınç oluşturma niyetinin arkasında, bu ülkenin emperyalist sistemde daha üst basamaklarda yer almasına, bölgede kafasının dikine gitmesine ve Batılı ülkelerin bölgedeki nüfuzunu zayıflatacak hamleler yapmasına yönelik rahatsızlıklar da var. Unutulmaması gereken bir başka olgu, İsrail’in bir nükleer güç olması. 

Hamas'ı etkisizleştirme

Batılı ülkeler Filistin devletini tanıyor ama önemli bir koşul karşılığında: Hamas’ı en azından silahsızlandırmak ve siyasi ağırlığını azaltarak denklemden olabildiğince çıkarmak. Bu, El Fetih’in önderliğindeki Filistin Yönetimi’nin Batı Şeria ile birlikte Gazze’de de yetki sahibi olması anlamına geliyor. Zaten her fırsatta bunu ortaya koyan Mahmut Abbas ve Filistin yönetimi buna istekli olduklarını gizlemiyor. Bu gelişmenin direnişi zayıflatacağı ve Batı ile daha uyumlu bir Filistin yönetimi ortaya çıkaracağı umuluyor. Ancak Filistin direnişi, hem geçmişten bugüne gelen hem de mevcut dinamikleriyle, bu kadar basit bir formülle sindirilebilecek bir olgu değil.

Kısacası “emperyalist bir barış” hayata geçirilmeye çalışılıyor. Buna barış demek elbette olanaklı değil. 1967’de, bambaşka bir dünya varken ortaya konulan çözüm, bugünün koşullarında Filistin halkına barış getirebilir mi? Sadece bölgedeki diğer halkları değil, İsrail halkını da tehdit eden siyonizmin varlığında bölgede barış ne kadar mümkün olabilecek? Bütün bunların tartışılması gerekiyor.

ortaklasa_sayi_1_kapak
Ortaklaşa

İlk sayının dosya konusu Cumhuriyet. Bu dosyada kuruluş sürecinin kazanımları ele alınıyor, özellikle yeni çözüm sürecinde yeniden ve yenilenerek gündeme taşınan argümanlara yanıt verilirken tarihsel gelişmeler kendi koşulları içinde değerlendiriliyor.