Boeing uçarken sermaye kanatlanıyor
Gülay Dinçel
Erdoğan’ın ABD gezisi kapsamında Trump ile yaptığı görüşme öncesinde önemli bir alışveriş başlığı olarak Boeing siparişleri gündeme geldi. THY’nin 40 milyar dolar değerinde 225 yeni uçak almayı planladığı, iki farklı tipte uçak alımının 150 adedinin kesinleştiği, 75’inin ise opsiyonlu olduğu belirtiliyor. Bir bölümü filo yenilemesi, bir bölümü de 2033 yılında 800 uçağa ulaşma hedefli filo genişlemesiyle gerekçelendirilen alımlar sadece uçak üreticisi Boeing ile anlaşmaktan ibaret değil. Aynı zamanda uçak motorlarını üreten Rolls-Royce ve General Electric Aerospace ile de görüşmeler sürüyor.
2024 yılı sonunda Pegasus Havayolları da Boeing ile 2028’den itibaren teslim almak üzere 36 milyar dolar tutarında 200 uçak için anlaştığını açıklamıştı. Ödeme ve teslimatı önümüzdeki 5-6 yıla yayılacak olmakla birlikte Türkiye sivil havacılık pazarından, 425 uçakla 80 milyar dolara yaklaşan büyük bir dilim Boeing’e ve iş ortağı durumundaki motor üreticisi tekellere sunuluyor. Boeing’in yıllık cirosu 2024’te 67 milyar dolardı. Türkiye’den elde edilecek gelirin hayli yüksek olduğu, önümüzdeki yıllarda gelirinin neredeyse yüzde 10’unu oluşturacağı görülüyor. AKP iktidarı, ülkeyi daha derin bir uçuruma yuvarlamak pahasına bir ABD tekelini ihya etmiş oldu.
Trump-Erdoğan görüşmesinin silah-havacılık gündemi THY alımlarından ibaret değildi; F-35 projesine geri dönüş ve alternatiflerinin de konuşulduğu belirtiliyor. Yine mini modüler reaktörler mi, büyük bir nükleer santral mi tam anlaşılmayan bir nükleer yatırım başlığından da söz ediliyor. Bu başlıkların toplamı ABD emperyalizmi açısından 100 milyar doları aşan bir kazanç demek.
Bu büyük alışveriş sepeti, yoksullukla boğuşan emekçi halkımızın iyice karanlığa itilmesi anlamına gelirken sermaye sınıfının işbirliğinden doğacak yeni kazançlarla gözü kamaşıyor. Son iki yıldır halkın değil zenginlerin ekonomisini yüzdüren silah-havacılık sektöründe yeni ufuklar açılması hem yeni kazançlar hem de emperyalist angajmanın artması anlamına geliyor.

Sermaye silah-havacılık büyümesini sevdi
2024 yılında ve 2025 yılının ilk yarısında hem ihracat artışında hem de imalat sanayi üretiminin büyümesinde sürükleyici sektör silah-havacılık oldu. Son 15 yılda devlet destekleri ve artan uluslararası sermaye entegrasyonuyla en çarpıcı büyümenin yaşandığı sektör, sermaye sınıfının da gözdesi. İmalat sanayi ortalamasının çok üstünde kârlılıkları, alım garantilerini de içeren sipariş, üretim, ucuz ama yüksek nitelikli emekgücü, genişleme vadeden eden pazar olanakları... Daha ne olsun?
Boeing siparişleri, sermaye sınıfı için büyük oranda silah alımlarında da uygulanan “off set” şartını yani uçaklara karşılık olarak Boeing’in Türkiye’den daha fazla uçak parçası alması şartını gündeme getiriyor. Halihazırda Boeing’in Türkiye’den doğrudan parça alımı sınırlı, daha çok sistem tedarikçileri üzerinden alım gerçekleşiyor. Ancak bu yüklü siparişlerle birlikte Boeing’in ya da bir sistem tedarikçisinin Türkiye’de yatırım yapacağı öne sürülüyor. Erdoğan’ın ABD gezisi sırasında gerçekleştirilen 17. Türkiye Yatırım Konferansı kapsamında yapılan bir toplantıda Boeing Global Başkanı Brendan Nelson’un “Türkiye’ye doğrudan yatırımı gündemimize alıyoruz. Yatırımımız kademeli olarak 10-11 milyar doları bulabilir” dediği belirtiliyor.
Geçmişte de benzer taahhütlerde bulunulmuştu. Büyüyen pazar ve her tür devlet olanağını arkasına alarak cazip sömürü koşulları sunan sektör, yatırım ihtimalini artırıyor. Boeing olmazsa Airbus ya da ikisine paylaştırılması da mümkün.
Son açıklanan 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program’da 2024 yılı için hesaplanan, büyük oranda silah-havacılık sektöründen sağlanan yüzde 2’lik toplam faktör verimliliği artışı, kamu kaynaklarının bu alana bonkörce akıtılmaya devam edeceğinin bir başka göstergesi. Yüksek kâr oranı potansiyeli ile emperyalist angajmanı da pekiştiren bir alan.
Yüksek kârlılıklar sermayeyi iştahlandırıyor
Silah-mühimmat-cephane, askeri savaş araçları ve hava taşıtlarından oluşan alt sektörlerin verileri bir araya getirildiğinde silah-havacılık üretiminde 2010-2024 döneminde çok hızlı bir büyüme yaşandı. Kamu şirketleri Aselsan, TUSAŞ, Roketsan, MKE’nin yükselişinin yanı sıra özel sektörde de hem şirket sayısı arttı hem de cirolar önemli ölçüde büyüdü.
Sektörde yüzde 50’yi aşan kârlılıklar ve çalışan başına 120 bin dolara yaklaşan katma değer, imalat sanayi ortalamasının çok çok üstünde. Bu veriler haliyle sermaye ilgisini ve iştahını canlı tutuyor.
Üretim değeri ve katma değerin yüzde 40’tan fazlasını oluşturan hava taşıtlarında önemli kalemlerden biri insansız hava aracı üretimi olmakla birlikte Boeing, Airbus gibi uçak üreticilerine ve onların sistem tedarikçilerine yönelik üretim de gelişiyor ve toplam içindeki payı artıyor.
Söz konusu parça üretiminin doğrudan hava taşıtları sınıflaması içine girmeyen diğer metal parça ve aksamlar altında yer alan bölümü de dikkate alındığında üretim değeri olarak 3 milyar doları aştığı tahmin ediliyor.
İlk sayının dosya konusu Cumhuriyet. Bu dosyada kuruluş sürecinin kazanımları ele alınıyor, özellikle yeni çözüm sürecinde yeniden ve yenilenerek gündeme taşınan argümanlara yanıt verilirken tarihsel gelişmeler kendi koşulları içinde değerlendiriliyor.