Ana içeriğe atla
0%
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
ortaklasa_sayi_1_kapak

CUMHURİYET | Yeni Osmanlıcılık, İttihatçılık, Misak-ı Milli, Toprak Sorunu

Cumhuriyet’in ilk fabrikası: Bir kızıl yıldız

Sunay Gedik

Yayın Tarihi: 13.10.2025 , 16:24 "0 dakikalık okuma süresi"
Devletçilik politikasının önemli simgelerinden biri olan Kayseri Bez Fabrikası’nın kuruluş çalışmaları iki devrimin dostluk ve dayanışmasının belgesi niteliğinde.

Genç Cumhuriyet’in ekonomik ve toplumsal ihtiyaçları için 1930’lu yıllarla birlikte planlı bir sanayileşme programı uygulanmaya başlamıştı. Sermaye birikimi, merkezinde Sümerbank’ın durduğu devlet yatırımları ile sanayi altyapısı oluşturularak hızlandırılmaya çalışılacaktı. Bu amaçla 1932 yılında kurulan Devlet Sanayi Ofisi, yerini 1933 yılında Sümerbank’a bıraktı. Sovyetler Birliği’nden gelen bir heyetin desteğiyle hazırlanan ve 1934’te yürürlüğe konan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı, 15 ayrı üretim kolunda devlet yatırımlarını kapsıyordu. Plan değişik sektörlerde hammadde ve enerji kaynaklarına yakınlığı, tüketim potansiyelini ve ülkenin bir bütün olarak kalkınmasını gözeterek hazırlanırken “santral fabrikalar” fikri öne çıkıyordu. Pamuklu mensucat ve yün iplik üretimini içeren dokuma sanayi yatırım yapılacak sektörlerin başında geliyordu. 

Bu doğrultuda ilk adım Birinci Beş Yıllık dönemde devlet eliyle kurulan ve Sovyetler Birliği’nden teknolojik ve insan gücü desteği alınan ilk fabrika Kayseri Dokuma Fabrikası olur. 

Sovyetler Birliği, Kurtuluş Savaşı’nın ardından ikinci kez dostluk elini Türkiye’ye uzatır. SSCB ile Mayıs 1932’de yapılan mutabakatla ülkemize 20 yılda geri ödemeli sekiz milyon dolarlık kredi anlaşması yapılır. Bununla kalmaz Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile beş yılı çok aşan bir sanayi kalkınma çerçevesinin kazanılması, Plan doğrultusunda hayata geçirilen fabrikaların makine-teçhizatından, mühendis ve teknik insan gücünün eğitimine başka hiçbir ülkeden sağlanması mümkün olmayan bir destek sağlanır. 

Bu mutabakat sonrası Kayseri Dokuma Fabrikası’nın kuruluş çalışmaları başlar ve Sovyetler Birliği’nden tekstilcilerden oluşan bir heyet Türkiye’ye gelerek fabrikanın kurulacağı yere dair uygunluk araştırması yürütür. Enerji kaynakları, ulaşım, iklim, işgücü gibi önemli başlıkları içeren bu araştırmanın ardından yer tespiti yapılır ve Türk-Sovyet heyeti fabrikanın projesini hazırlamaya başlar.

Makinelerin zorlu yolculuğu

Proje sürecinin sağlıklı yönetilebilmesi, ortaya çıkan ihtiyaçların sorunsuz karşılanabilmesi için Sovyet Birliği’nin Sanayi Bakanlığı bünyesinde Türkstroy adlı bir şirket kurulur.

Türkstroy şirketinin iki devrimin dostluğunu vurgulayan amblemi.

Türkstroy Müdür Yardımcısı İzvestia’da yazdığı makalede ekipman üretimi ve transfer sürecinin titizlik ve özveri içinde olduğunu şu ifadelerle anlatır: 

Kayseri için ekipman üretimine Sovyet sanayisinin hemen hemen tüm kollarından 150 Sovyet fabrikası katıldı. Leningrad, Kharkiv, Moskova, Yaroslavl, Tiflis, Odessa, Tula, Ivanov, Orel vb. tesisler ekipman üretti. En son teknolojik gelişmeleri kullandılar ve gerçekten birinci sınıf arabalar verdiler. Türkiye’ye ekipman gönderme ve taşıma örnek bir şekilde organize edildi. Rota çok zordu; demiryolu, deniz... Tekstil makineleri ve elektrikli ekipmanlar için yeni konteyner tasarımları geliştirmek zorunda kaldık. Kargolar Sovyet buharlı gemilerinde taşındı ve tek bir kaza veya kayıp olmadı.

Bir yandan makine ve ekipmanların transferi sürerken diğer yandan inşaat çalışmaları büyük bir heyecan içinde devam ediyordu. Türkiye’de ilk kez kışın işçilerin yabancı olduğu iklim koşullarında betonarme çalışmalar yapılmakta, yeraltı suyunun saha yüzeyine yakınlığı inşaat çalışmalarını zorlaştırmaktaydı. 

Ancak zorluklar hiçbir çalışmayı aksatmadı, işçilerin dönem yayınlarında vurguladığı iki şey vardı, hız ve dikkat. Ülkenin bir nevi kaderi inşa ediliyordu ve “nasıl bir yarın istiyorsan ona uygun hareket edersin” diyorlardı. 

Zorluklar bir bir aşılıyor

Kayseri’de oldukça karmaşık olan sorunlara hızlı çözümler üretilir ve sürecin başarılı yönetimi Devlet Basımevi’nin Sümerbank kitapçığında şu şekilde anlatılır:  “Yalnız Türkiye’nin değil yakın şarkın da en büyük fabrikası 483 günlük bir müddet zarfında cumhuriyetin endüstri sahasında ilk büyük eseri olarak kurulmuştur.” Sovyet gazetelerinde ise bu özverili çalışma “Türk inşaatçıların enerjisine ve becerilerine saygı göstermek gerekir” diye övülecektir.

Diğer zorlu görevlerden biri de montaj çalışmaları olur. Tonlarca ağırlığa sahip ekipmanlar için yüzlerce işçi çalışmaktadır. 

Montaj yapılan kısmın bitişiğine 6 sınıflık bir okul açılır ve burada genç işçilere eğitim verilmeye başlanır. İşçiler eğitim sürecinde makineleri defalarca bozup, yeniden kurarak olası sorunlar için tatbikat yapmanın yanı sıra yurt sevgisi ve sporla ilgili dersler de görürler. Sovyet uzmanların dışında yine Sovyetler Birliği’nde eğitim görmüş Türk işçiler bu okullarda öğretmen vekili olarak görev yaparlar. 

İki ülkenin bayrağı yan yana dalgalanıyor

Kayseri Bez Fabrikası hiçbir zaman tek başına sadece bir fabrika olarak anılmayacak, ekonomik bağımsızlığın, toplumsal dönüşümün, yurt sevgisinin simgelerinden biri olacaktı. Reklam afişi: Tan Gazetesi 16 Eylül, 1935

Fabrikanın inşaatının tamamlanması ve yeterli deneme üretiminin yapılmasının ardından resmi açılış için Sovyetler Birliği ile görüşmeler başlar ve açılış tarihi 16 Eylül 1935 olarak belirlenir. 10 bin kişinin üzerinde katılımın olduğu açılış büyük bir coşkuyla gerçekleşir, Türk ve Sovyet bayraklarıyla süslenmiş tesisin açılış konuşmalarının ardından yemek odasına geçilir. Bu odada Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’nün yanı sıra Josef Stalin ve Vyaçeslav Molotov’un da portreleri bulunmaktadır. Kadehler Türk-Sovyet dostluğuna kaldırılır.

Kayseri Dokuma Fabrikası’nın birinci kuruluş yıldönümünde 13 milyon metre kumaş imal edilmiş, 2 milyon 200 bin liralık bir değer oluşturmuş ve bu paranın yurtiçinde kalması sağlanarak devlete yaklaşık 400 bin lira gelir elde edilmişti. Fabrika müdürünün verdiği bilgilere göre ayrıca bir yıl içinde 1 milyon 800 bin liralık satış yapılmış, iki buçuk milyon liralık da sipariş alınmıştı.

Fabrikada günlük yaşam

Fabrikada yaşam da gün geçtikçe dikkat çekmeye devam eder. İnsani çalışma koşullarının yanı sıra bir işçinin gelişimi ve sağlığı için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve planlanmıştır. Arzu edilen çalışma yaşamının en önemli araçlarından, taşıyıcılarından biri fabrika içinde bulunan eğitim kurumlarıdır. Metod derslerinde SSCB’de teknik enstitüsünün müfredatına, teknoloji ve makine dersleri Moskova Dokuma Usta Numune Okulu programına, mesleki bilgi dersleri Moskova Dokuma Enstitüsü Usta Kursları programına göre verilir.

Lojmanların çevresinde futbol, tenis, boks, eskrim, atletizm, cimnastik, yüzme, binicilik, güreş ve kışın kayak sporu ile uğraşanlar için tesisler inşa edilir.

İşçilerin sağlığı önemlidir ve işçilere ve yakınlarına hizmet veren ve her türlü acil duruma anında müdahale edebilen bir hastane binası inşa edilmiştir. İşçi sağlığını korumak için fabrika çevresinde bulunan bataklıklar kurutularak yeşil alana çevrilir.

İşçilerin barınma sorunu nasıl çözüldü?

Fabrikada çalışanların barınma problemini çözmek amacıyla işçi ve memurlar için çok sayıda lojman inşa edilir. Gazeteci Yunus Nadi fabrika ziyaretinin ardından Cumhuriyet’te bu lojmanlardan şu sözlerle bahseder: “Memur evleri şehirde bir eşlerine rastlanması kabil olmayan bütün konforu içine toplamış, apartmanlara ayrılmış mükemmel binalardır. Memurlar bu suretle şehrin uzak ve konforsuz evlerinde oturmak güçlüğünden kurtulmuşlardır.” 

Burada kullandığımız fotoğrafların bir kısmı Kayseri Dokuma Fabrikası Albümü’nden. Albümün hazırlanma nedeni şu şekilde anlatılmış: 

Her yurttaş yaşar ve yaşadığı zamanda bahtiyar olmak ister, Cumhuriyetin bugünkü çocukları bu bahtiyar insanlardandırlar. (...) Biz bu albümde Sümerbank’ın kurduğu geniş endüstri alanının pamuklu dokumacılık kısmında, yüksek bir yeri bulunan Kayseri Bez Fabrikası’nın ilk kuruluşu çağlarını göstermek istedik. Türkiye Cumhuriyeti ve Sovyet Rusyası Erciyes’in eteğinde ona eş olarak yükselen bu modern ve yurdun birinci en büyük dokuma fabrikasını aralarındaki kuvvetli ve sarsılmaz arkadaşlığa uygun ve denk bir büyüklükte kurdular. Bugün yurdumuzda çalışan ve yaptığı işlerle halka faydalar veren fabrikalarımızın sayısı çoğalmıştır. Gönül onların da kendi fabrikalarını tanıtmak üzere, bizi imrendirecek biçimde güzel albümler ortaya getirmelerini, ne büyük bir sevinçle ister.

1938 Halkevi dergisinde Sahir Üzel imzasıyla “Bir asır sonra Kayseri ne şekilde olacak?” başlığıyla bir yazı yayımlanır. “Bundan tam bir asır sonra 2038 yılındayız” diye başlar yazı. Büyük dokuma kombinasının bir ucunun Erkilet yamaçlarına kadar dayandığını, 150 bin işçiyle çalışmaya devam ettiğini ve en önemli pazarlara balya balya kumaş sevki yapıldığını hayal eder Üzel. Yazının sonu şu sözlerle biter: 

O devirde Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi okunurken, şu yüz senelik şimşekleme ilerleyişin bu ucunda yaşayan bugünkü biz Kayserililere onlar bakıp acıyacak. Bu yüzyılın o bir ucunda yaşayacak insanlara şimdi bizim bakıp imrendiğimiz gibi.

Kayseri Dokuma Fabrikası, ülkesini seven herkesin arzuladığı bir geleceğe erişemeden özelleştirildi; 1999 yılında üretim sona erdi. 

Fabrikanın tarihine ve üretim süreci boyunca ekonomik ve toplumsal anlamda ülkeye kazandırdıklarına baktığımızda ise devletleştirmenin önemi ve aciliyeti bir kez daha ortaya çıkıyor. 
 

ortaklasa_sayi_1_kapak
Ortaklaşa

İlk sayının dosya konusu Cumhuriyet. Bu dosyada kuruluş sürecinin kazanımları ele alınıyor, özellikle yeni çözüm sürecinde yeniden ve yenilenerek gündeme taşınan argümanlara yanıt verilirken tarihsel gelişmeler kendi koşulları içinde değerlendiriliyor.