Ergenekon Ağar’a dokunur mu?

Erkan Mumcu’nun, AKP ile Mehmet Ağar arasındaki anlaşma nedeniyle Ağar’a dokunulmadığını söylemesinin ardından Ağar’ın işlediği suçlar tekrar gündeme geldi.
Cumartesi, 11 Haziran 2011 10:30

2007’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra neredeyse her yıl gündeme gelen bir iddia bir süre önce Zaman gazetesi tarafından tekrar gündeme getirildi. Dönemin Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun, askerlerin yönlendirmesi ile Meclis’teki oturuma katılmama kararı aldığı, bu nedenle de 367 krizinin yaşandığı iddiası uzun süredir tekrar tekrar gündeme getiriliyor.

367 ve ANAP
O dönemde AKPnin Meclis’teki milletvekili sayısı 352, CHP’nin 151, ANAP’ın 20, DYP’nin 5’ti. 11 de bağımsız milletvekili vardı. DYP ile birleşme sürecinde olan ANAP Grubu, cumhurbaşkanlığı seçiminde kilit parti haline geldi. ANAP’ın oylamaya katılması halinde AKP 367 krizini kolayca aşacaktı. 6 Mayıs 2007’de Meclis’te yapılan iki oylamada da ANAP grubu Genel Kurul’a girmediği için 367 sayısı bulunamadı. Böylece cumhurbaşkanlığı seçimi kilitlendi. İktidar partisi bunun üzerine 22 Temmuz’da erken seçim kararı alırken, Gül, ancak seçimden sonra oluşan yeni parlamento dengesi içinde ve 28 Ağustos 2007’de Çankaya Köşkü’ne çıkabildi.

İlk olarak Ümmet Kandoğan tarafından gündeme getirilen iddia daha sonraki yıllarda, Şamil Tayyar ve DP Eski Genel Başkanı Süleyman Soylu tarafından da farklı şekillerde gündeme getirildi. Son olarak Zaman gazetesinin gündeme getirdiği iddianın dayanağı bu kez, Genelkurmay’da hazırlandığı ve Ergenekon sanığı emekli Albay Levent Göktaş’ın ofisinde ele geçirildiği belirtilen bilgi notu. Bu haberlerin ardından tekrar medyada görünmeye başlayan Erkan Mumcu iddiaları reddederken çok çarpıcı iddiaları da gündeme taşımış oldu.

“Ağar AKP’yle anlaştı”
Cüneyt Özlemir’le 5N1K’ya konuk olan Anavatan Partisi Eski Genel Başkanı Erkan Mumcu, 2007 seçimlerinde Demokrat Parti’yle yapacakları ancak son anda iptal olan ittifakın ayrıntılarını anlattı. ANAP’ın YSK’ya, seçime Demokrat Parti’yle gireceğine dair dilekçeyi teslim ettikten sonra, Demokrat Parti Genel Başkanı Mehmet Ağar’ın YSK’ya verdiği listede ortak olarak kararlaştırdıkları adayların yer almadığını belirten Erkan Mumcu, beklenmedik bu gelişme karşısında seçime DP çatısı altında giremediklerini söyledi. Mumcu, Mehmet Ağar’ın bu hamlesine anlam veremediğini ve yapılanın “kalleşlik” olduğunu ifade ederken, eğer ittifak gerçekleşseydi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek başına iktidar olamayacağını iddia etti.

Bu durumun AKP’ye ne kadar yaradığına dikkat çeken Mumcu, Mehmet Ağar'ın yargılandığı davalardan hüküm giymemesinin sorgulanması gerektiğini sözlerine ekledi.

Çarkın da Ağar’ı işaret etmişti
Mumcu’nun iddialarının yanı sıra son günlerde Mehmet Ağar ile ilgili bir gelişme daha yaşandı. Eski Özel Harekatçı Ayhan Çarkın, 1990’lı yıllarda işlenen cinayetlerden Mehmet Ağar ve Tansu Çillerin haberdar olduğunu söyledi. Faili meçhul cinayetleri işleyenlerin kullandıkları kod adları ve gerçek kimliklerini savcıya veren Çarkın’ın, bütün eylemlerden Mehmet Ağar’ın haberinin olduğunu ve talimatların İbrahim Şahin’den geldiğini öne sürdüğü basına yansıdı. Mehmet Ağar’ın bu haberlerin hemen ardından Erdoğan’ın ne kadar “dirayetli bir lider” olduğu ile ilgili açıklamalar yapması da dikkatlerden kaçmadı.

Ağar neden Ergenekon’da yok!
Adı Mehmet Ağar ile anlan İbrahim Şahin, Veli Küçük gibi isimler Ergenekon davası nedeniyle tutuklanırken “devlet için 1000 gizli operasyon” yapakla övünen Ağar’a hiç dokunulmaması dikkat çekiyor.

AKP ile arası iyi olan, yerel seçimlerde Başbakan Erdoğan’ın bizzat arayarak Elazığ adayı konusunda görüşlerine başvurduğu Ağar, Türkiye’nin 80 ve 90’lı yıllarındaki karanlık olayların sorumlularının başında geliyor. Çetelerle savaştığını, derin devleti bitirdiğini iddia eden AKP’nin, Ağar ile yakınlığının bununla da sınırlı olmadığı biliniyor. Ağar’ın bu seçimlerde AKP’den aday olacağı geçtiğimiz Ocak ayında basına yansımış ve uzun süre tartışılmıştı.

Devam eden dava
Mehmet Ağar hakkında şu anda devam eden bir dava bulunuyor. Bu, daha önce Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, yetkisizlik kararıyla Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'ne devrettiği dava. Susurluk davası kapsamında Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde, "cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak"tan yargılanan Mehmet Ağar hakkında 6 aydan 1 yıla kadar hapis isteniyor. Kendisinin bile 1000 gizli operasyondan bahsetmesine karşın basit bir suç havasında ve tutuksuz yargılanan Ağar’ın bu yolla aklanmaya çalışıldığı da iddia ediliyor.

Mehmet Ağar, Emniyet Genel Müdürü olduğu "Temmuz 1993-Eylül 1995" dönemde "cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak" iddiasıyla yargılandığı Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde, yaptığı savunmada, kendisinin bir yanlışının olmadığını, emri altında çalışan personelin "hizmet kusuru" olduğunu söylemişti. Mehmet Ağar hakkında hazırlanan iddianamede, Abdullah Çatlı'nın üzerinde ele geçirilen sahte silah taşıma belgesi, sürücü belgesi ve yeşil pasaport ile Yaşar Öz'e ait sahte silah taşıma belgesinde Ağar'ın imzasının olduğu ifade edildi. Yani Ağar halihazırda sadece bu suçları için yargılanıyor.

Bilinen bazı suçlar ve "görevleri"
* Uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin'e polis kimliği, silah ve yeşil pasaport verdiği iddia edildi.

* Ağar'ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde faili meçhul cinayetlerde ciddi artış gözlendi. Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve çok sayıda Kürt iş adamı bu dönemde öldürüldü.

* Emniyet Genel Müdürlüğü yaparken, 400 silah dosyası kayboldu.

* Özgür Ülke Gazetesi'nin bombalanması olayının arkasında olduğu iddia edildi.

* Gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı'nın saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermemek ve gizlenmesine yardım etmekle suçlandı.

* 1991'de 10 kişinin öldürüldüğü Dev-Sol operasyonu sırasında İstanbul Emniyet Müdürüydü. Sonrasında polislerine “Hepinizi tebrik ediyorum, gözlerinizden öpüyorum" diyen Ağar, “Canli yakalayamaz miydiniz?” diye soran gazetecilere “Böyle firsat bir kez ele geçer" yanıtını vermişti.

*1993 yılında Mehmet Ağar, Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde vekaleten Özel Harekat Daire Başkanlığı'na İbrahim Şahin’i getirmiş, Şahin’i daha önce “şube müdürlüğü" olarak faaliyet gösterirken “daire başkanlığı”na dönüşen birimin ilk başkanı yapmıştı. 1996 yılına kadar Özel Harekat timleri yetiştiren ve bunlarla birlikte operasyonlara katılan eski MİT’çi Korkut Eken de Ağar’ın davetiyle görevine başlamıştı. Her ikisi de Susurluk davasına adı karışan, yapılan “operasyonlarla” onlarca kişinin ölüm emrini veren isimler olmuştu.

*İstanbul Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemde 'ölüm timi' kurdurduğu, birçok gözaltında ölüm ve ev baskınından sorumlu olduğu, neredeyse her kirli taşın altından onun adının çıktığı bilinirken, kendisi ise her devlet cinayetine “münferit” demişti.

*12 Eylül Cuntasından sonra, ''hizmetlerinden'' dolayı Cunta şefi Kenan Evren tarafindan altın kol saati ile ödüllendirilmişti.

(soL - Haber Merkezi)