2023 kavşağında bir durak; Kemalistler

2023 kavşağında bir durak; Kemalistler

Hakan Erol
18/12/2014 Perşembe

2002’den beri;kapitalizmle uyumlu-sermayeyle dost,emperyalizme göbekten bağlı, dinci,gerici ve faşist bir diktatörlükle yönetiliyor ülke. Ya da daha doğru bir ifadeyle ‘’yönetilmeye’’ çalışılıyor…

Türkiye krizlere gebe bir ülkedir. Ve bu kriz yer yer kendini  hisettiriyor. Çatlaklar büyüyor, çukurlar ise genişliyor.

Mesela ekonomik büyüme…

‘’Balon’’ bir büyümeden ibaret. Ülkede inşaat sektörü, cari açıklarla kıyasıya yarışır vaziyette. İnşaat sektörü ‘’balon’’ büyümenin başında geliyor.

Bir diğer balon ise,Türkiye’ye dışarıdan ‘’sıcak para’’ akışının sağlanması.Sermaye odakları ve emperyalist desteklerce sağlanan bu paraların, ‘’kaynakları’’ da aslında –sıcak para girişinden bağımsız olarak- kendi krizini oluşturuyor.

Gezi’de bir ‘’krizdi’’ AKP açısından...

AKP’nin topluma biçtiği deli gömleğini yırtıp atan,boyun eğmeyen,aydınlanmacı,kamucu insanların kriziydi.

Hal böyleyken AKP’nin  uzun süredir ortaya koyduğu ‘’2023 vizyonunu’’ pek gerçekçi durmuyor. Duramaz da,durmamalı da...

Ortada stabilize bir durum var diyenler,kendilerini kandırır.

Ancak kimi kemalistler var ki, kendisini ‘’2023 kavgasına’’ hazırlıyor.

Böyle bir kavganın ‘’kazananından’’ çok, önce ‘’meşruluğu’’ sorgulanmalıdır.

12 yıldır AKP’yle uğraşmayan,örgütlenmeyen, gericiliğin karşısına set öremeyen kimi kemalistler, 2023 de AKP’yle hesaplaşacaklarını söylüyorlar!

‘’Cumhuriyet’in 100.yılında bir iç savaşla AKP’yi devireceğiz!’’

Buradan devam edelim.Yukarıdaki söz kemalist bir arkadaşıma ait.

Şimdi…

Soruları peş peşe sormak gerekir.

Hangi cumhuriyet?

İç savaş?

2023 yılında?

Kısa kısa cevaplayacak olursak;

2002’de AKP’nin ilk iktidarı sırasında da aynı bir takım senaryolar dönmüştü. O zamanlar 2023 yerine 2007’ler revaçtaydı. 2007’ler geldi, AKP gitmedi. Giden TSK oldu, yargının bir bölümü oldu,kemalist kurumların yerini cemaat odaklarının alması oldu. Cumhuriyetin ta kendisi oldu. Ama AKP olmadı.

2007’de sallanan cumhuriyet 2011 Referandumu’yla da ortadan kalktı böylelikle.

İktidar alternatifi oluşturmak bir yana dursun, muhalefeti bile yapmakta güçlük çeken kemalistler, nihai olarak,birinci cumhuriyetin ruhuna fatiha okudu.

Hala birinci cumhuriyeti arayanlar ve kovalayanlar ise 10 Kasım’ları,Mustafa Kemal’in ruhuna ‘’fatiha’’ okuyarak geçiriyor.

Biten bir cumhuriyeti tekrardan ‘’aynı şekilde’’ ayağa kaldırmak olanaksızdır.Hele de gelinen böyle bir konjönktürde bu durum imkansızdır. Zorlamaktan sonuç çıkmaz, Çıksa çıksa buradan ‘’yılgınlık’’ ve ‘’kaybetmeyi kabullenme’’ çıkar…

Aynı şeyi yapar durursun, birinci cumhuriyet için koşturursun, emeğinin boşa olduğunu anlarsın ve ‘’yılgınlığa’’ düşersin.

CHP gibi düzen partilerine güvenir,seçimlerden medet umarsın, buradan da ‘’kaybetmeyi kabullenirsin!’’

‘’Mücadele etsekte, bir şey olmuyor ki’’ kafası ise kemalist cenahta son aşamayı oluşturur.

Ayrıca iktidara oynayıp,hükümet devirme işi; ‘’8 yıl bekleyelim, sonra bir iç savaşla AKP’yi düşürürüz’’ nidalarıyla olmaz. Bir kere bu işin içi,dışı olmaz. ‘’8 yıl hesap yapılacak’’ bir durum ise hiç değil.

Objektiviteyle hiçbir ilgisi bulunmayan ‘’2023 hayaline’’, yine bir objektiviteye yaslanmayan ‘’kemalist çözüm’’, Türkiye tablosunda bugünkü sonucu oluşturuyor…

Hiç kuşku yok,bu ülkede kendini kemalist olarak tanımlayanların sayısı azımsanamayacak ölçüde.Ancak o ‘’kalabalık’’ toplamdan, ‘’örgütlülük’’ ve ‘’süreklilik’’ çıkmıyor.

CHP’ye bel bağlama, ‘’kurtuluş reçetesi’’ oluyor. Mücadele değil,kolaycılık yeğleniyor.

Gezi’de, CHP kendi kitlesini konsolide edebilmek için orada ‘’gözükmüştür.’’  Kendisinden habersiz, AKP’nin devrilebileceği ‘’korkusu’’, CHP’yi bir adım öne itmiştir.

Bugün de durum farklı değildir.

Yatağan direnişine ‘’müdahalede’’ bulunmaya çalışan CHP’nin, işçilerle dayanışmasından ve direnişi sahiplenmesinden çok, ‘’direnişi konsolidasyon’’ çabası hakimdi.

Anaokulana kadar inen bir gericlik,ilokulda ‘’zorunlu din dersi’’,liselerin İmam Hatipleşmesi,karma eğitimin sorgulanması, medrese eğitiminin yaygınlaştırılma çabası… Ve bununla doğrultulu olarak laikliğin hızlı bir şekilde tasfiye edilmesi …

Eğitim başta olmak üzere,toplumun her alanında dinci-gerici dönüşüm yaşanırken; 2023 Türkiyesi’ni bekleyen kemalistler ne yapıyor?

CHP ne yapıyor?

Ben söyleyeyim.

2023 ‘’Kavşak’’larına taze kan ve cesaret  vermekten başka bir şey yapmıyorlar…

Üçüncü cumhuriyet, yani sosyalist cumhuriyet için mücadele etmeyen,cumhuriyet kazanımlarını daha ileriye taşıyamayan, birinci cumhuriyete saplanıp kalan kemalist toplam çok açıktır ki kadüktür. Kadük kalmaya da mahkumdur.

Son olarak ‘’mücadele etsekte, bir şey olmuyor ki’’ düşüncesini paylaşanlar, mücadele edince neler başarılabiliyormuş, dönüp geçen haftaya,MSGSÜ’ye ve mücadeleyi ören sosyalist kadınlara baksın…

Veya Esra Keskinkılıç’la iletişime geçsinler, gericilieri püskürtmek nasıl olmuş,sosyalistler bunu nasıl başarmış,bu işin bir de karşı tarafından, yani ‘’yenileninden’’ dinlesinler…

Bu ufak kazanımdan bile kemalistlerin çıkarması gereken o kadar çok ders var ki…