Kadınlar ve kamu emekçileri cephesi

Kadınlar ve kamu emekçileri cephesi

Feride E.Tetik
13/01/2016 Çarşamba

Üstümüzde AKP’nin kılıcı, başımızda diyanet fermanları, her gün bir kadın cinayeti, şiddet, ensest, pedofili… Artık eşikleri kalmadı, eşikleri kalmadıkça toplumun da “yok artık bu kadarı da olmaz” deme çıtasını gittikçe aşağılara indiriyorlar…

Kadına yönelik saldırıları kadının bedeni /cinselliği üzerindeki tahakküm mekanizmaları ile sınırlı değil, çok kapsamlı ve çok boyutlu çalışıyorlar. Bu yolda Diyanet, Aile ve Sosyal Politikalardan sorumlu bakandan daha fazla konuşuyor.  Her konuda konuşma şansı var; grevlerin caiz olup olmamasından nişanlı çiftlerin nerede nasıl gezeceğine, “kimin kime hallenebileceği”ne kadar...  

“Kadın”dan bahsederken derin bir nefes almak zorunda kaldığımız günlerdeyiz. Dizgin tutmuyorlar… 

657 SAYILI YASA DEĞİŞİKLİKLERİ… 

Kamu emekçisi kadınlar! 

Diğer yandan kadınlara yönelik ciddi bir saldırı daha var. Daha doğrusu emek cephesine yönelik yaşanan saldırının kadınlara yönelik de ciddi bir boyutu var… Esnek ve güvencesiz istihdam uygulamalarına yönelik değişikliklerin yürürlüğe gireceği ulusal istihdam stratejisi ile 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda yapılmak istenen değişikliklerin  getireceklerini  birlikte değerlendirdiğimizde çalışanların son yılların en büyük saldırı dalgası ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz. 

657 sayılı yasadaki değişiklik önerileri uzun zamandır gündemde idi.(1) Artık neye dayandıracaklarını şaşırmaktan mütevellit, seçimlerden birkaç gün önce Cumhurbaşkanı bu değişiklik ihtiyacını, paralel yapı ile mücadele etmenin yolunun da bu kanunu değiştirmekten geçtiğini  ‘657 değiştirilmediği sürece bu iş çözülemez’ sözleri ile ifade etmişti. Yasa değişikliği ile ilgili bir diğer açıklamada AKP Giresun Milletvekili Nurettin Canikli aslında yapılması öngörülen değişiklikten hiçbir şey anlamadığını (!) ama konunun özünü gayet net kavradığını rahatça dile getirmişti.  

“Hem mali ve diğer özlük haklarını iyileştirilecek ama şartlara uygun çalışmama durumu söz konusu olduğunda da kamunun rahatlıkla onlarla yollarını ayırabileceği bir mekanizmanın kurulması gerekiyor.”(2) 

Bilinçli bir tercihle verimsizliğe sürüklenen/terkedilen kamu kurum ve kuruluşlarındaki kamu emekçilerine dönük “yata yata para kazanma” yahut “salla başını al maaşını” söylemleri ile bir itibarsızlaştırma kampanyası Özal döneminden beri zaten yürütülüyordu. 657 sayılı devlet memurları yasasındaki değişiklikler ise özetle; kamu kurumlarının tamamında 'sicil değil performans' kriteri uygulanacağı, zam ve maaşların buna göre verileceği, part-time, evden çalışma gibi esnek çalışma uygulamaları başlayacağı, 'garantili iş' döneminin kapanacağı, memurların işten atılmasının kolaylaşacağı vs vs olarak lanse ediliyor. Kadrolaşmanın yahut bu iş verimsizliğinin müsebbibi kendileri değilmiş gibi iktidarın da bu argümanlara sarılması ilginç bir “PR” çalışması ve işsizlik- genç işsizlik  oranlarının bu denli yüksek olduğu bir ülkede aleyhte kamuoyu oluşturma çabaları da tam gaz sürüyor. 2014 Kasım verilerine göre Türkiye’ de bulunan 2.36 milyon kamu emekçisinin yaklaşık % 38’i kadın. Haziran 2015 verilerine göre ise kamuda kadın istihdamı hali hazırda 1.3 puan gerilemiş durumda. Gelişmiş ülkelere baktığımızda oran çok daha yüksek; İsveç’te kamuda istihdam edilenlerin yüzde 73’ü kadın. Aynı oran İngiltere ve Litvanya’da yüzde 65, Norveç’teyse yüzde 61. Kadınlar  için güvenceli, eşit işe eşit ücret ve eşit sosyal haklar açısından daha avantajlı olan kamu emekçisi statüsü /“memur” olmak her zaman daha çekici ve muteber olmuştur. Bu yüzden özellikle bu başlıkta kadın çalışanlar için ayrı bir parantez açmak gerekiyor. 

Kamu emekçilerinin sosyal ve ekonomik haklarını budamak git gide sona erdirmek ve onları güvencesizliğe mahkum etmek için yapılacak olan bu değişiklikler, kamu emekçisi kadınlar için özel sektörde hem ucuz hem yedek iş gücü olarak görülen kadın emeği statüsüne geri dönmek anlamına gelecektir. Kamu emekçilerinin büyük paya sahip olduğu eğitim ve sağlık sektörlerindeki istihdam kadın çalışanların önemli bir orana sahip olduğu alanlar.  

ÖZELLEŞTİRMELER KADINI NEDEN DAHA FAZLA VURUR?

Kadınlar olarak özelleştirmelere karşı duruşun halkın mallarının yağmalanması ve sermayeye köleleştirmenin artmasının yanı sıra sadece “kadın” olmaktan kaynaklanan sebepleri var demiştik. Örneğin sağlık sektöründeki çalışanların yarıdan fazlasının kadın çalışan olması ve onların uğrayacağı iş ve hak kayıpları kadar nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmetine bir hak olarak ulaşılamaması, destekleyici mekanizmaların olmaması, özellikle hasta-yaşlı bakımından sorumlu tutulan biz kadınların üstündeki yükün daha da artması anlamına gelmektedir. Örneğin elektrik faturalarını düşürebilmek için birçok işi elde yapmak zorunda kalan, örneğin doktora götüremediği çocuğunun bakımı-iyileşmesi için kendi kendine bitkilerden şifa uman, örneğin doğalgaz faturalarını azaltabilmek için çocuklar okuldan gelene kadar sobayı yakmadan bekleyen yine kadınlardır. 

Yapılan her özelleştirme hem hizmet üreticisi hem de hizmet kullanıcısı olarak kadınları iki defa mağdur etmektedir. Ulaşılamayan kamusal hizmetlerin, kadınların, özellikle de ev kadınlarının mağduriyetini arttırdığını biliyoruz. Şimdi 657 sayılı yasadaki değişiklikler ise doğum izni, çocuk bakımı, evlilik vs gibi durumlarla açıklayarak özellikle kadınları esnek çalışmaya yöneltiyor. Bu elbette ki kadınların iş hayatından ellerini daha da çekmeleri ve kamuda kaybedilen bu hakların özel sektördeki yansımasının çıtayı daha da aşağıya çekmesi anlamına geliyor. 

İktidarın kadını aile ve hane içinde tutmak yönündeki çabası, sermayenin kadının ucuz ve yedek işgücü olarak tatlı karını düşünmesi ile birleştiği zaman karşımıza “kır dizini evde otur” ve ‘ille de çalışmak zorundaysan bizim şartlarımızla- bize minnet ederek çalış’ düzlemine ilerliyor. Grev de caiz değil, ekmek yediğin yere nankörlük büyük günah, “kız çocuğunu hemen evlendir bak babası bile tekin değil” vs vs. Kadınlar için çekici hale getirilmesi gereken iş yaşamı, kadınlar için ancak bir zorunluluksa, çok da evden çıkmalarına gerek kalmadan düzenleniyor.    

Kadınlar evden çıkmadıkça özgürleşemez ve onlar bunu iyi biliyorlar. 

Kadınları üretime ve sokağa çağırmak ise bize düşüyor… 

 

(1) http://haber.sol.org.tr/turkiye/akp-devlet-memurlari-yasasini-kapikulu-y...
(2) http://www.memurlar.net/haber/518591/