Georges Bizet’ten Cegerxwîn’e Kürt operası ve Carmen

Georges Bizet’ten Cegerxwîn’e Kürt operası ve Carmen

Özkan Öztaş
17/06/2015 Çarşamba

Kürt operası deneyiminin kendi içindeki tarihi başka bir yazımızın konusu olsun. Bu yazıda bir benzerliğe ve farklı coğrafyalarda benzer konulara beslenen bir opera örneğine odaklanmaya çalışalım.

Kültürel kıyaslamalarda bir yaklaşım türü olarak çoğu zaman “Doğu” ve “Batı” arasındaki üretimlerin benzerliğine ya da “Doğu”nun “Batı”dan geri kalmadığının veya yarışabileceğinin bir ispatı olarak “bakın bizde de benzer üretimler var” dedirten çalışmalara rastlarız genelde.  

Kürt kültürü için yapılan üretimlerin önemlice bir kısmı aslında bu motivasyona temas eder bir nebze de olsa. Kürt rock müziğinden Kürt metal müziğine, operadan rap müziğine kadar geniş bir skalaya bakınca Kürt kültürünün kökenleri veya popüler kültür ile olan ilişkisinden ziyade “biz de yapabiliriz” motivasyonunu görmek mümkündür.

Opera ve Kürtler…

Avrupa’dan Kürdistan’a uzanan melodiler. 

Georges Bizet ile başlayalım.

Georges Bizet kısa ömrü içinde ürettiği ve üretmeye çalıştığı ürünlerle kıymete mazhar sanatçılardan biri. Fransız opera sanatçısının en önemli ve ismiyle anılan eseri Carmen’dir.  Carmen operası dünyanın pek çok yerinde o ülkenin dillerine çevrilerek üst yazılarla operalarda dinleyiciye ulaştırılmıştır. 

İlk kez 1875 yılında sahnelenen bu opera eserinin bugün çok sevilip sayılmasına bakmayın. İlk sergilendiği gösterimde aldığı eleştirilerden dolayı ekip arkadaşlarına özür dilemek zorunda kalan Georges Bizet, oyunun sergilemesinden çok kısa bir süre sonra hayata veda eder. 

1830’lu yılları resmeden oyunda İspanya’daki bir tütün işçisi olan Carmen ile mana kazanır sahne. Bir tütün işçisi üzerinden askeri yapılanmanın toplum üzerinde kurmaya çalıştığı tahakkümü, burjuvaziyi ve emekçi sınıfları resmeden bu oyun Carmen’in yaşadığı aşkları üzerinden anlatır tüm bir hayatı.

 

Doğu’da ya da Batı’da. 

Mem û Zîn ya da Romeo ve Juliet.     

Biçimleri değişse de aktarılan konuların yaklaşımları büyük ölçüde aynı. İşte bu yüzden Kürt müziğinin en önemli seslerinden Mizgin Tahir benzer bir yaklaşımla tütün işçisinin bu hikâyesine Marksist şair Cegerxwîn’in şiirinden yola çıkarak Evîna Cegerxwîn yani Cegerxwîn’in sevdası dizelerinden bir uyarlama yapar ve operaya yansıtmaya çalışmıştır.

Kimi yaklaşımlar bu örneğe “biz de yapabiliyoruz” motivasyonu ile işaretlemeler kurabilir. Ya da Doğu ile Batı’nın kültürel “rekabetine” bir örnek olarak sunulabilir. Bu yaklaşım büyük oranda bir gerçekliğe de işaret eder. Kürt müziğinde alt kültür örnekleri ya da modern biçimler daha çok yapabilme motivasyonu ile ilerlemektedir imkansızlıklardan dolayı.

Ancak dikkat çekilmesi gereken yer burada farklı bir durumdur.

Bunun ilki Kürt halkının opera yapabilmesi önündeki teknik imkânsızlıklar. Örnek olarak Kürdistan’da gerçekten müziğin bu biçimine ait üretim yapılabilecek tam manasıyla tek bir opera sahnesi mevcut değildir. Opera binası-sahnesi-mekanı ilanihaye çözümsüz bir mesele değil, teknik bir sıkıntı. Ancak bir orkestra kurmak ve bu orkestranın ihtiyaçlarını karşılamak ciddi bir zorluğa işaret eder. 

İkinci durum ise bu üretimin, yani Kürt operasına emek veren Mizgin Tahir’in Gerorges Bizet’in Carmen Operası’ndan aldığı Habanera bölümünün mesajı ile şiirlerinden uyarladığı Cegerxwîn’in Sevdası çalışması (Evîna Cegerxwîn) benzer duygu durumlarının farklı coğrafyalardaki tezahürleri olmasıdır. 

 

Kürt müziğinde operanın deneyimlemesi şimdilik o mistik ve Şarkî havayı dağıtamamakta. Ancak bu ilk adımlar gelecekte ciddi deneyim örneği olarak Kürt müziği çalışanları için örnek teşkil edecektir. (Mizgin Tahir’in Xeftano, Hobrezo çalışmalarını da okuyuculara dinlemelerini tavsiye edebilirim.)

Georges Bizet’in Carmen operasındaki Habanera bölümünden ve Cegerxwîn’in dizelerinden beslenen Kürt operası örneği, dünyayı benzer koşullarda yaşayan insanlığın benzer üretimleri yaptığı ya da benzer üretimlerden beslendiğinin güzel bir örneği. 

Katkı ve Önerileriniz İçin: [email protected]