Cemaat Dink cinayetinde polisi aklama çabasında

Zaman gazetesinde manşetten tanıtılan Gazeteci Adem Yavuz Arslan'ın kitabında, Zirve Yayınevi cinayetinin sorumluluğunun tamamen Jandarma'da olduğu iddia ediliyor, polisin rolü örtbas edilmeye çalışılıyor.
Çarşamba, 19 Ocak 2011 14:55

Gazeteci Âdem Yavuz Arslan'ın Fethullah Gülen cemaatinin yayınevi TİMAŞ Yayınları'ndan çıkan 'Bir Ermeni Var-Hrant Dink Operasyonunun Şifreleri' isimli kitabında, emniyet müdürlerinden, astsubaylara ve ülkücü faşistlere kadar birçok şaibeli ilişki henüz aydınlatılamamışken Zirve Yayınevi ve Dink cinayetlerinin sorumluluğunun tamamen jandarmada olduğu iddia edildi.

Hrant Dink Utançları!
Hrant Dink cinayetiyle birlikte, o kadar çok, o kadar büyük utançlar ortaya çıktı ki bu ülkede... Hrant'ı vuranlardan, ona sözde sahip çıkanlara, demokratlık oynarken Hrant'a yapılanı mazur görenlerden, demokratlık oynayanlara destek çıkmak için Hrant'ı bile satanlara, işte o utançların haberi:
Hrant Dink utançları

Bizzat jandarma organize etti
Kitapta yayınlanan bir fotoğrafta, Ergenekon sanığı Veli Küçük ile cinayet istihbaratını aldığı halde 'sümenaltı' ettiği öne sürülen dönemin Trabzon Jandarma Alay Komutanı Albay Ali Öz, birlikte görünüyor. Haberin devamında şu ifadeler yer alıyor:

“Geçtiğimiz yılın son günlerinde savcılara ifade veren bir gizli tanık, katliamı bizzat jandarmanın organize ettiğini söyledi. Olayların tam göbeğinde yer alan bir isim 24 Aralık 2010'da savcılara verdiği ifadede 2005, 2006 ve 2007'de yapılan 'derin' operasyonlar hakkında verdiği bilgilerle fotoğrafın berraklaşmasını sağladı. TSK'da istihbarat personeli olarak görev yaptığını söyleyen tanık, Ergenekon sanığı Hurşit Tolon'un ekibinde de çalıştı. Ayrıca misyonerlik faaliyetleri konusunda Levent Ersöz'den doğrudan talimat aldı. Verilen emirle Malatya Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger, Malatya'da öğretim üyesi Ruhi Abat, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil'in başında bulunduğu ve askeri istihbarat personelinin yer aldığı ekiple Zirve Yayınevi çalışanları hakkında da bilgi topladılar. Daha sonra ekibin katliamı gerçekleştiren kişilerle de irtibatlı olduğunu öğrendi. Ekiple yaptığı üçüncü toplantı esnasında Ülger'e Malatya'da planladıkları sansasyonel eylemin ne olduğunu sordu. Ülger, gelen emir doğrultusunda misyonerlere gözdağı vermek için Necati Aydın, Thilman Geske ve Uğur Yüksel'e yönelik bir korkutma yapacaklarını, hazırlanan projeyle üst makamları brife edeceğini söylüyor. Ruhi Abat ise Emre Günaydın'ın eylemi gerçekleştirecek kapasiteye ulaştığını belirtiyor. Kitaptaki ifadelere göre gizli tanık, 2007 yılı Mart ayı içerisinde Ülger, Kayseri Jandarma Bölge Komutanlığı'nda ve Ankara'da misyonerlik konusunda brifing verdiğini anlatıyor. Bu brifinglerden yaklaşık 1,5 ay sonra Zirve Yayınevi cinayetinin gerçekleştiğini belirtiyor. Eylemin gerçekleştiği günün akşamı ise Ruhi Abat, gizli tanığı arayarak planlanan eylemin meydana geldiğini söyleyip, "Şerefsizlere vur dedik, öldürmüşler." diyor.”

Cinayetlerin hedefinde AKP varmış!
Zaman gazetesi yazarı Bülent Korucu dünkü yazısında Adem Yavuz Aslan’ın kitabından yola çıkarak misyoner cinayetleri ve Dink suikastinin asıl amacının AKP’yi yıpratmak olduğunu iddia etti. Korucu yazısında şu ifadeleri kullandı:

“Zirve Cinayeti'ni çözmeden Dink'in katledilmesini anlayamayız. Kafes Eylem Planı'nı göz önünde bulundurmadan hiçbirini doğru eksene oturtmak mümkün olmayacak. Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu'nun varlığını kabul ettiği, hatta Başbakanlık'ın talimatıyla kurulduğunu ileri sürdüğü kara propaganda sitelerini hesaba katmadan yaşananları izah edemeyeceğiz. Hayatta alnı secde görmemiş insanların televizyon kanallarını dolaşıp, İslam kahramanı kesildikleri günlere daha dikkatli bakmanın zamanı geldi.
AK Parti ve onun lideri Başbakan Tayyip Erdoğan'ı içeride vatanı misyonerlere teslim etmiş 'Musa'nın çocuğu' olarak gösterenler dışarıda "aşırı dinci hükümet Hıristiyanların öldürülmesine yardım ve yataklık yapıyor." olarak göstereceklerdi. Böylece bir taşla iki kuş birden vurulacaktı. Hem içerideki milliyetçi muhafazakâr destek hem de Batı dünyasındaki kredi bitirilecekti. “

İçişleri, Jandarma ve Başbakanlık örtbas etmeye çalışmış
Adem Yavuz Arslan, kitabında, Başbakanlık müfettişlerinin soruşturmayı derinleştirmek için değil, bir birimi suçlamak için çalıştığını anlatıyor. Bu konuda Emniyet Müdürleri Emin Aslan, Sabri Uzun ve Ahmet İlhan Güler'in rolüne dikkat çekiyor. İddiaya göre hem İçişleri, hem Jandarma, hem de Başbakanlık, Tuncay Uzundal ve Erhan Tuncel'in Jandarma bağlantısını örtbas etmeye çalıştı.

Hrant Dink cinayetinde Jandarma güçlerinin açık dahli olduğuna dair zaten şimdiye dek çok sayıda kanıt ortaya çıkmıştı. Fakat bunların çok daha fazla katı, polisin cinayetteki açık rolüne dair kanıt ortaya çıktı ve çıkmaya devam ediyor.

(soL - Haber Merkezi)