Devrimci Eğitim Şurası hedef tazeledi

Devrimci Eğitim Şurası Danışma Kurulu yaptığı toplantıda, geçtiğimiz yıl 12 Haziran seçimleri nedeniyle düzenlenemeyen Şura'nın 2012 yılı Nisan ayında yapılması için bir yol haritası çıkardı.
Salı, 06 Aralık 2011 00:54

Geçtiğimiz yıl eğitimbilimciler, öğretmenler ve öğrenciler Devrimci Eğitim Şurası’nı 1968’den sonra ilk defa yeniden toplama kararı almışlardı. Milli Eğitim Şurası’nı takip eden dönemde alınan bu kararla Milli Eğitim Bakanlığı’nın eğitimin sonuna kadar gericileştirilmesi ve ticarileştirilmesini gündeme getirmesine karşı acilen tepki gösterilmesi ifade ediliyordu. Çok sayıda ilde gerçekleşen yerel toplantılarla hazırlıkları yürütülen Devrimci Eğitim Şurası 12 Haziran seçimlerinin kesintisine uğradı.

Devrimci Eğitim Şurası Danışma Kurulu geçtiğimiz hafta toplanarak 12 Haziran sonrası bir durum değerlendirmesi yaptı. Yeni bir rejimin inşa edilmekte olduğu tespitinde bulunan Kurul, kendisine yeni bir yol haritası çıkardı. Danışma Kurulu ile birlikte çok sayıda ilden gelen temsilcinin katılımıyla tartışılan yol haritası, 2012 Nisan ayında Şura’nın Türkiye toplantısını gerçekleştirmeyi ve eğitim emekçileri için ortak bir örgütlenmenin zeminini yaratmayı hedefliyor.

Öğretmen tahsildar olunca, atama sorunu da “uyduruk” oluyor
Devrimci Eğitim Şurası’nın örgütlenme çalışmalarını yürütmek üzere oluşturulan Şura Yürütme Kurulu yeni dönem hazırlık çalışmalarını bir çağrı metni ile duyurdu. Öğretmenlerin toplumsal sorumlulukları hatırlatılarak başlayan çağrı metninde emperyalizm çağında kamusal eğitimin gericileşmesi, daha kaderci, eşitsizlikleri sorgulamayan, gerici ve şoven bir içerikle karşı karşıya kaldığına dikkat çekiliyor. 2004 Eğitim Reformu ile AKP döneminde eğitimin bu yönde biçimlendirilmesine dair somut bir göndermede bulunuluyor.

Çağrı metninin devamında şunlar söyleniyor: “Yaşanan dönüşüm sürecinden biz eğitim emekçilerinin payına örgütsüzleştirilme, güvencesiz çalışma, toplum gözünde aşağılanma düşüyor. Öğretmen, öğrencisini ve genel olarak toplumu aydınlatan, toplum yararına alternatifler üreten, yaratıcı bir insan olma özelliklerinin dışına itilerek, sınıfta müfredatın uygulanmasının teknik bir aracı, sınavlara hazırlıkta bir kolaylaştırıcı ve herhangi bir meslekteki gibi ‘müşterilerine’ hizmet veren ‘tahsildarlar’ konumuna getiriliyor. Öyle olmasa bir Milli Eğitim Bakanı öğretmenleri ‘tatilci’, ataması yapılmayan öğretmen sorununu ‘uyduruk’ olarak nitelendirebilir mi? Ya da ek ders gibi bir uygulama hayata geçebilir, hatta Van depremi nedeniyle zorunlu olarak izne çıkarılan öğretmenlerin ek dersleri kesilebilir mi?”

1968 Devrimci Eğitim Şurası geleneği ile “alternatif”i tartışmak
Sözü edilen sorunların temellerinin 1. Cumhuriyet döneminde atıldığı, ancak bu sorunların 2. Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin bölgede değişen rolü ve emperyalizmle ilişkisi üzerinden derinleştiği vurgulanarak Devrimci Eğitim Şurası’nın bugün bir alternatif tartışması başlatması gerektiği dile getiriliyor: Eğitimin planlı, toplum yararına, bilimsel ve aydınlanmacı uygulama deneyimlerinin Sovyetler Birliği ve Küba gibi örneklerle tartışılması.

“1968’de toplanan Devrimci Eğitim Şurası’nda yapılan tartışmalar düşünen, üreten ve ülkesine karşı sorumlu eğitimcilerin kendi alanlarını nasıl derinlemesine çözümleyebildiklerini, nasıl alternatifler üretebildiklerini ve hem toplum hem de eğitim emekçileri nezdinde ne kadar kapsayıcı olunabileceğini bize göstermiştir. Kapitalist Türkiye’de egemen sınıfın işlerini ve piyasacı, gerici politikaların hayata geçmesini zorlaştıran bu akıl birliğine, örgütlülüğe ihtiyacımız var. Hele de karşımıza aldığımız gericiler, piyasacılar sivil toplum örgütlerinde, yandaş sendikalarda uluslararası organizasyonlarda ve kendi Şuralarında örgütlenirken...”

Devrimci Eğitim Şurası’nın verili eğitim sistemini iyileştirmek değil, ancak yenisinin inşası üzerine kurulabileceğini göstermek üzere yola koyulduğunu belirten çağrı metni, bu yeni zemini “eşitlikçi, özgürleştirici, planlı, halkın ve ülkemizin gereksinimlerine göre eğitim politikaları” olarak tarif ediyor. Son olarak, Türkiye’de toplumsal mücadeleler ile elde edilmiş kazanımları koruyabilmek için ileri bir toplumsal düzende onları yeniden kuracak iradeyi bugünden örgütlemeye çağırıyor.

(soL - Haber Merkezi)