Barış Derneği 1 Eylül bildirisi yayınladı: Barış için direniş

Barış Derneği 1 Eylül Dünya Barış gününde, "Barış için direniş" başlığıyla bildiri yayınladı. Bildiride Suriye geriliminin son bulması, Hatay'dan silahlı çetelerin sınır dışı edilmesi ve Kürt sorununda silahların susması için kalıcı ateşkes talep edilerek mücadeleye, barış için direnmeye çağrı yapıldı.
Cuma, 31 Ağustos 2012 14:30

Barış Derneği, "Barış için direniş!" başlığıyla 1 Eylül barış bildirisi yayınladı. "Bir kez daha, 1 Eylül Dünya Barış Günü savaşın soluğu altında kutlanıyor" denilen bildiride, Suriye'yle gerilime son verilmesini ve Kürt sorununda silahların susmasını talep ederek tüm emekçileri ve barıştan yana güçleri bu çerçevede mücadeleye, barış için direnmeye çağırdı.

Barış Derneği yayınladığı "1 Eylül Barış Bildirisi" içerisinde şu tespitlerde bulundu:

* Türkiye, emperyalizmin Suriye'ye dönük saldırısının üssü haline getirilmiştir.
* Bu amaçla çokuluslu şeriatçı silahlı çeteler ülkemizin barış kültürü açısından en gelişkin illerinden birini, Hatay'ı fiilen işgal etmiş durumdadır.
* Suriye'de emperyalist beslemesi bu çeteler aracılığıyla Ortadoğu'ya yönelik bir mezhep çatışmasının, bir tür bölgesel iç savaşın birinci perdesi açılmak üzeredir. Komşu ülkede Nusayri-Alevi kesimler katliam tehdidi altındadır.
* Bu gelişme zorunlu olarak Türkiye Aleviliğini de hedef tahtasına yerleştirmektedir. Dolayısıyla Türkiye için bölgesel bir iç savaşın sınırların ötesinde kalmaması riski büyüktür.
* Barış mücadelesinin yükünü arttıran bir diğer faktör AKP iktidarının Kürt sorununda yıllardır sürdürdüğü çözüm demagojisini büsbütün bırakması ve kanın önündeki setlerin kaldırılmasıdır. AKP, Suriye'nin Kürt bölgesindeki gelişmeleri ve Baas-PKK işbirliği iddiasını içeride ve dışarıda militarizmi yükseltmek için istismar etmektedir.
* Hükümetin dış politikası Türkiye'yi neredeyse istisnasız bütün komşularıyla karşı karşıya getirmiştir. Bu dış politikanın AKP'nin emperyalizme hizmet çılgınlığının ürünü olduğu açıktır.
* Geride kalan aylarda Ankara Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki demagojiden de geri çekilmiş, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını kullanmasını savaş çığırtkanlığının gerekçesi haline getirebilmiştir.
* AKP liderliğinde inşa edilmekte olan İkinci Cumhuriyet yaşama hakkının tepesinde bir kılıcın sallandırılması anlamına gelmektedir. İkinci Cumhuriyet rejimi barışa düşmandır.

Bu ürkütücü tablonun bütünü emperyalist-kapitalist sistemin savaş üretme kanununa tabi olduğunu belirten Barış Derneği, savaşa karşı çıkmanın ayrılmaz koşulunun, emperyalizme, gericiliğe ve kapitalizme karşı durmak olduğunun altını çizerek tüm emekçileri ve barıştan yana güçleri bu çerçevede mücadeleye, barış için direnmeye çağırdı.

Suriye'den elinizi çekin!
Barış Derneği “bahar” adı verilen sürecin, estiği bölge ülkelerinde gericiliği iktidara taşıdığı ve bu İslamcı akımın ABD emperyalizminin en önemli ortağı haline geldiğini ifade ettiği metinde, bu durumun tartışmasız bir gerçeklik olarak algılanması için, daha önce yaşananlar yetmediyse, Suriye'de olup bitenin çoktan yetmesi gerektiğini belirtti. Bildiride, "Ne yazık ki, gerici-emperyalist saldırının üssü olarak kullanılan ülkemizde, çatışmaların kaynağının Esat olduğu düşünülebilmektedir. Ana akım medyanın kirli propagandasında, Suriye'nin toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunları, gerici saldırının üstünü örtmek için istismar edilmektedir" denilerek şu şekilde devam edildi:

Hatay'da silahlı çetelerin üsleri derhal kapatılsın

"Suriye halkının kendi geleceğini belirleme hakkı dokunulmazdır. Dış müdahale ve kışkırtıcılığın herhangi bir mazereti olamaz. Hatay'da mülteciler için oluşturulduğu söylenen kampların silahlı çetelerin üssü olduğu ana akım medyada bile ortaya konmuştur. Barış Derneği bu üslerin derhal kapatılması, silahlı saldırganların kovuşturulmasını, geldikleri ülkelere gönderilmek üzere sınırdışı edilmelerini, Türkiye sınırının Suriye'ye karşı askeri amaçla kullanılmasına son verilmesini talep etmektedir.

"Suriye'de mevcut otorite boşluğunun sonucunda şekillenen Kürt özerk bölgesi de bir dış müdahalenin gerekçesi olamaz. Barış Derneği tüm bölge hakları gibi Kürt halkını da emperyalizme karşı ilkeli tutum almaya çağırır. AKP hükümeti ise komşu ülkelerdeki gelişmeler üstünden gerilim çıkartmaya son vermelidir."

Kürt sorununda silahlar sussun!
Kürt sorununda akan kanın acilen durdurulmasını talep eden Barış Derneği, "İçinde bulunduğumuz konjonktürde çatışma ve ölümlerin bir kez daha dayanılmaz boyutlara çıkmış olması AKP'nin emperyalizmin bölgesel savaş senaryolarına angaje olmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Sınırlarının ötesine yayılmacı emellerle yaklaşan bir hükümet kendi içinde barış adımı atamaz. Gaziantep'deki patlamayı bir hükümet yetkilisinin “bu bomba bizim elimizi güçlendirdi” biçiminde yorumlaması, bu söyleneneni bir “genel doğru” olmanın ötesine taşımıştır. Ölüm mevcut hükümet için basit bir enstrümandır!" açıklamasında bulundu.

Kürt sorununda kalıcı ateşkes çağrısı
Silahların susması talebinin her şeyin önüne geçmekte olduğunu ve patlayan silahların yakın geçmişteki başka olayların üstündeki sis perdesini kalınlaştırmaya da yaradığını belirten Barış Derneği, Uludere Katliamı'nda sorumluluğu sabit olana hükümetin hesap vermekten kaçabildiğini vurguladı. Açıklamada, "MİT-PKK görüşmelerinde nereye varıldığı ve hangi noktada tıkanma yaşandığı kamuoyundan ısrarla gizlenmektedir. Öcalan'ın statüsü hakkında söylenenler ve tartışılanlar bir sonuca bağlanamamaktadır. Kürtçenin kullanılması ve öğrenilmesinin nasıl güvence altına alınacağı ve özgürleştireceği de tartışılamamaktadır... Sonuç olarak, silah, Kürt sorununun açıkça tartışılmasının yerine halkların birbirine düşman kılınması demektir. Barış Derneği 1 Eylül 2012'de kalıcı ateşkes çağrısı yapmaktadır" denildi.

"Düşman değil komşu!"

AKP'nin “komşularla sıfır sorun” sloganının bir diğer çöken demagoji olduğunu hatırlatan Barış Derneği, AKP'nin İran'la çatışmayı güncel hale getirdiği, Ermenistan'la yaşanan milliyetçi didişmenin Ermenilerin rehin alınması biçimine büründüğünü belirtti. Ayrıca Kıbrıs'taki askeri varlığa son verilmesi gerektiğini belirten Barış Derneği, Türkiye'deki ABD ve NATO üslerinin kapatılması ve bu ortaklığın son bulmasını istedi.

Barış Derneği, "Türkiye'nin sınırları bataklık haline gelmektedir" diyerek şöyle devam etti:

* Bölgesel gerginlik ve Ankara'nın komşularının içişlerine durmaksızın karışması İran'la bir çatışmayı güncel hale getirmiştir.

* Aynı durum Rusya ile gerginliğin tırmanması demektir.

* Ortadoğu'daki gelişmeler ülkemizin göçmen yolu özelliğini güçlendirecek, belki Türkiye göçmenlerin insanlık dışı yaşam koşullarında doldurulduğu bir dizi yeni kampa ev sahipliği edecektir.

* Ermenistan'la yaşanan milliyetçi didişme ve kısır tarih tartışmaları, Türkiye toplumunun bir parçası olan veya iş bulmak için Türkiye'ye gelen Ermenilerin rehin alınması biçimine bürünmektedir...

* Kıbrıs sorunu bunlar arasında ayrıcalıklı bir yere sahiptir. AKP hükümeti, kartların yeniden karıldığı bir ortamda Kıbrıs'ın üçte birinden geniş kesiminde 38 yıldır sürdürülen fiili durumu bir koz olarak elde tutmayı tercih etmektedir. Türkiye'nin Kıbrıs'taki askeri varlığı AKP'nin KKTC'nin içişlerine müdahalede sınır tanımayan tutumuyla sürmektedir. Barış Derneği Kıbrıs'taki askeri varlığa son verilmesini, bunun yanısıra Türkiye'nin yurtdışındaki tüm askerlerinin geri çağrılmasını talep etmektedir. Ortadoğu'ya müdahalede kullanılan, adadaki Britanya üsleri derhal kapatılmalıdır. Her türlü hukuk normlarına aykırı olarak Kuzey Kıbrıs'ta sürdürülen ve adanın toplam nüfus yapısını değiştirerek sorunu içinden çıkılmaz hale getiren iskan politikası durdurulmalıdır. Bu yolla Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin ortak dileği olduğu görülen iki toplumlu iki bölgeli federasyonun önü açılmalıdır.

*Türkiye'deki ABD ve NATO üsleri barışın karşısındaki en büyük tehdit kaynaklarını oluşturmaktadır. Üsler kapatılmalı, yeni inşa edilen füze sistemi iptal edilmelidir. Ülkemizde Soğuk Savaş yıllarından beri gizli nükleer bombalar bulunduğu bilinmektedir. Türkiye hükümetlerinin denetiminin tamamen dışında ve ABD'nin tasarrufundaki nükleer bombaların bilgisi kamuoyuna açıklanmalı ve bunlar sökülmelidir.

Türkiye'nin NATO'dan ve Barış İçin Ortaklık programından çıkmasını savunan Barış Derneği, bu adımların ülkemizin emperyalist ittifaklardan ayrılmasının, bağımsız, başka devletlerin içişlerine karışmamayı ve halklarla dostluğu temel alan bir dış politika geliştirmesinin başlangıç noktasını oluşturacağını ifade etti.

Barış Derneği'nin yayınladığı Barış için Direniş bildirisine http://www.barisdernegi.org/1-eylul-2012-baris-icin-direnis adresinden ulaşılabiliyor.

(soL - Haber Merkezi)