Katliam protesto edildi

Dün cezaevlerinde devrimci tutsakların başlattığı ölüm orucuna yönelik saldırının 8. yılıydı. 28 tutsağın yaşamını yitirdiği operasyonun davası zaman aşımı nedeniyle düşürüldü ancak kamuoyu davayı sürdürüyor.
Cumartesi, 20 Aralık 2008 10:00
soL (HABER MERKEZİ) F tipi cezaevlerine nakillerini kabul etmeyen devrimcilerin başlattığı &oumll&uumlm orucu bundan tam sekiz yıl &oumlnce devlet tarafından kanla bastırılmıştı. 28 devrimcinin ve 2 askerin yaşamını yitirdiği saldırının azmettiricisi olan ANAP-DSP-MHP koalisyonunun &quotHayata D&oumln&uumlş Operasyonu&quot adını verdiği katliam hakkında a&ccedilılan davalar s&uumlrekli artan failler, davaya gelmeyen ve &quotbulunamayan&quot askerler nedeniyle zaman aşımına uğradı. Katliamın failleri ise insanlık nezdinde su&ccedillu olmaktan kurtulamadı.

Ne dedilerse yalan &ccedilıktı
F tipi h&uumlcre sistemine ge&ccedilişi engellemek amacıyla devrimci tutsakların 20 Ekim'de başlattıkları a&ccedillık grevi 19 Kasım'da &oumll&uumlm orucuna d&oumln&uumlşm&uumlşt&uuml. Tarihler 19 Aralık'ı g&oumlsterdiğinde &uumllkedeki 20 cezaevinde 10 bin g&uumlvenlik g&oumlrevlisinin katıldığı &quotHayata D&oumln&uumlş&quot adı altında b&uumly&uumlk bir operasyon başlatıldı. &nbsp28 devrimci tutsağın &oumll&uumlm nedenleri şu şekilde a&ccedilıklanmıştı: Kimisi teslim ol &ccedilağrısına ateşle karşılık verdi, kimisi dur ihtarına uymadı, bazıları da bilerek kendilerini yaktı.

Katliamın ardından hazırlanan Adli Tıp ve bilirkişi raporları, tutsakların kasti bir şekilde kolluk kuvvetleri tarafından &oumlld&uumlr&uumlld&uumlğ&uumln&uuml ortaya koydu. D&oumlnemin Adalet Bakanı Hikmet Sami T&uumlrk bazı tutukluların kendi aralarında &ccedilıkan &ccedilatışmada &oumlld&uumlğ&uumln&uuml anlatmış ve mahkumların esasında &oumll&uumlm orucu eylemi i&ccedilerisinde de olmadığını, yemek yediklerini iddia etmişti.

Adli Tıp uzmanlarının raporlarına g&oumlre, Bayrampaşa Cezaevi'ne yapılan operasyon hakkında s&oumlylediği &quotKalaşnikofla ateş ettiler&quot diyen Bakan T&uumlrk'&uumln deme&ccedillerinin asılsız olduğunu ortaya koymuştu. Rapor'a g&oumlre, Koğuşlardan ateş edilmemiş, &oumlld&uumlr&uumlc&uuml dozun &uumlzerinde gaz bombası kullanılmıştı. Yine Bayrampaşa Kapalı Cezaevi'nin C-1 Koğuşunda yanarak &oumllen kadın tutukluların &uumlzerlerinde yanıcı maddeler bulunmuştu. Bu maddeler bakanın iddia ettiği g&oumlz yaşartıcı gazların bileşeni değildi. Bu koğuştan yaralı kurtulan devrimci tutsaklar daha sonra Radikal Gazetesi'nden Ertuğrul Mavioğlu'na kendilerine yanıcı bir gaz atıldığını ve &ccedilıkmasınlar diye koğuşların kapısının yakıldığını anlatmışlardı. Bakanın g&oumlz yaşartıcı bomba olduğunu iddia ettiği gazların bileşenlerinin 20 gramının 38 dadikada insanı &oumlld&uumlrebileceği halde bu maddelerden C-1 koğuşuna 35 gram kullanıldığı adli tıp tarafından a&ccedilıklanacaktı.&nbsp

Bir&ccedilok tutsağın yaşamını yitirmesine neden olan kimyasal silah bug&uumln de bilinmiyor ancak saldırı sırasında Bayrampaşa Cezaevi&rsquondeki operasyonun koordinat&oumlr&uuml emekli Binbaşı Zeki Bing&oumll operasyonlarda &oumll&uumlmlere yol a&ccedilan silahın varlığını doğrulamıştı. Bing&oumll o g&uumln iki tip bomba kullandıklarını birincisinin envanterlerinde kayıtlı olan ve kullanımında sakınca g&oumlr&uumllmeyen &quotbiber gazı&quot olduğunu ikinci silahın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı'ndan getirilen ve &oumlmr&uumlnde daha &oumlnce g&oumlrmediği bir bomba olduğunu anlatmıştı.

Bilirkişi raporunda ayrıca mahk&ucircmların bulunduğu taraftan g&uumlvenlik g&oumlrevlilerinin bulunduğu y&oumlne doğru ateş a&ccedilılmadığı, atışların dışarıdan i&ccedileriye doğru yapıldığı kaydedildi.

Askerleri devrimciler &oumlld&uumlrd&uuml demişlerdi ama...
Hayata d&oumln&uumlş operasyonununda &oumllen iki askerin devrimci tutsaklar tarafından &oumlld&uumlr&uumlld&uumlğ&uuml iddia edildi. Ancak her iki askere yapılan otopsilerde &oumll&uumlm nedenlerine &quoty&uumlksek kinetik enerjili bir silah&quotın sebep olduğu kaydedildi. Oysa ki koğuşlardan &ccedilıkarılan ve tutsaklara ait olduğu iddia edilen tabancalar bu niteliğe sahip değildi. Dahası olayları yaşayan tutsaklar daha sonra s&oumlz konusu silahların da devlet tarafından sonradan koğuşlara konulduğunu s&oumlyl&uumlyorlardı. &nbspRaporda, &oumll&uumlme yol a&ccedilan silahın sadece Kalaşnikof ya da G-3 piyade t&uumlfeği olabileceği belirtildi ve Kurt'un askerlerin silahıyla &oumlld&uumlğ&uuml kesinleşti.&nbsp

Cep telefonu &ccedilekmeyen yerde cep telefonlu emir
&quotMahkumları cep telefonundan arayan &oumlrg&uumlt y&oumlneticileri kendinizi yakın diyor&quot iddiaları ise operasyondan &oumlnce tutsaklarla g&oumlr&uumlşmeye giden sanat&ccedilı Z&uumllf&uuml Livaneli tarafından yalanlanmıştı. Livaneli, cezaevlerinde cep telefonlarının &ccedilekmediğini ve dolayısıyla basının bolca yansıttığı &quot&oumlrg&uumlt liderlerinin telefondan 'kendinizi yakın' emirlerinin&quot ger&ccedilek dışı olduğunu s&oumlylemişti.&nbsp

Madalya dahi taktılar
F tipi cezaevlerinin mimarlarından olan ve operasyon sırasında Cezaevleri Genel M&uumld&uumlrl&uumlğ&uuml g&oumlrevinde bulunan Ali Suat Ertosun'a 2004 yılında h&uumlk&uumlmet kararıyla &quotDevlet &Uumlst&uumln Hizmet Madalyası&quot verildi.

Katliamın diğer failleri Ertosun kadar cesaretli olamadılar (!) Katliamın emrini veren generaller emirlerini toplatırken d&oumlnemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve o d&oumlnemde Bayrampaşa Cezaevi'nin savcısı operasyon tespit tutanağını imzalamadılar.&nbsp

Ertosun kadar madalyayı &quothaketmişlerdi&quot&nbsp
Bug&uumln katliamı kınayan ve olayların a&ccedilıklığa kavuşturulmasını isteyen bazı gazete ve dergiler o g&uumln farklı konuşuyorlardı. Haberlerde sık sık cezaevlerinin 10 yıldır devletin değil &oumlrg&uumltlerin denetiminde olduğu anlatılırken, operasyonlar sırasında &quot&oumlrg&uumlt liderlerinin 'kendinizi yakın'&quot talimatları canlı olarak yayınlandı (!) Operasyonun ardından &ccedilıkan Milliyet Gazetesi &quotsahte oru&ccedil kanlı iftar&quot başlığını kullanabilmişti. H&uumlrriyet Gazetesi operasyonun amiral gemilerindendi. Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu o d&oumlnemin medyasına dair yayınlanan r&oumlportajında devletin ve medyanın ortak bir operasyon y&uumlr&uumltm&uumlş olduğunu s&oumlylemiş, basının sadece devletin sızdırdığı bilgilerle &quotmakineli t&uumlfek atışı yaptığının&quot altını &ccedilizmişti. Mavioğlu, &quotiki kere kontrol edilmesi, kaynaktan doğrulatılması gereken bilgiler kontrol edilmedi &oumllmemiş insanlar &oumllm&uumlş gibi verildi, sahte ses bantları ortaya atıldı&quot demişti.&nbsp

M&uumlcadele devam ediyor
19 Aralık'taki saldırıya rağmen TAYAD başta olmak &uumlzere bir&ccedilok kurumun m&uumlcadelesi devam ediyor. 19 Aralık'ı &quotcezaevinde yaşayanlar i&ccedilin insan hakkı&quot g&uumln&uumlne &ccedileviren TAYAD her yıl katliamın yıl d&oumln&uumlm&uumlnde Bayrampaşa Cezaevi &oumln&uumlnde protesto eylemleri d&uumlzenliyor. &nbsp&nbsp

19 Aralık katliamının sekizinci yılında İstanbul, Ankara, Adana, Bursa, Eskişehir ve İzmir'de basın a&ccedilıklamaları yapıldı. 19 Aralık katliamının unutulmadığının altı bir kez daha &ccedilizilirken olayın sorumlularının yargı &oumln&uumlne &ccedilıkarılması talep edildi.&nbsp

TAYAD'lı aileler katliamın yıld&oumln&uumlm&uuml nedeniyle yapılan eylemde &ldquo19 Aralık Katliamını Unutmayacağız, Unutturmayacağız&rdquo yazılı pankart ile katliam sırasında yakılan bir kadın tutuklunun resmini taşıdı. TAYAD&rsquolı Aileler adına a&ccedilıklama yapan Yurdag&uumll G&uumlm&uumlş DSP-ANAP ve MHP&rsquonin iktidarda olduğu s&uumlre&ccedilte yaşanan katliam her boyutuyla tespit edilmesine rağmen zaman aşımıyla aklandığını belirtti. 19 Aralık katliamının T&uumlrkiye&rsquonin tarihine yazılan en b&uumly&uumlk cezaevi katliamı olduğunu vurgulayan G&uumlm&uumlş, katliamın asla belleklerden silinmesine, sorumluların cezasız kalmasına izin vermeyeceklerini s&oumlyledi. G&uumlm&uumlş, &ldquobu halk tarih boyunca kendine yapılanı unutmamıştır. Tıpkı, Maraş, Sivas ve &Ccedilorum katliamlarını unutmadığı gibi&rdquo dedi.