50 yıl sonra 1 Ocak’ın anlamı üzerine

Pazartesi, 04 Ocak 2010 20:19

Geçtiğimiz günlerde Küba’nın gençlik gazetesi Juventud Rebelde’de kısa röportajlardan oluşan bir yazı yayınlandı. Röportajlarda 100’ün üzerinde gence 1 Ocak tarihinin kendileri için ne anlama geldiği soruluyordu. Verilen cevaplar, bu tarihin gençlerde ‘başlangıç, umut, hayal” gibi kişisel duyguları harekete geçirmenin yanı sıra yurtseverlik bilincinin en önemli unsurlarından birini oluşturduğunu da gösterdi. Aşağıda, röportaj yazının tamamının çevirisini yayınlıyoruz...

1 Ocak senin için ne ifade ediyor? Juventud Rebelde, bu çok değerli takvim gününün onlarda nasıl karşılık bulduğunu görmek üzere bu soruyu 100’den fazla gence yöneltti.

Bu tarihin gençlerin algısında nasıl göründüğüne bakmak için röportajı Küba’daki illerin çoğunluğunu kapsayacak şekilde gerçekleştirdik. Ve bu konunun aile ortamının özel alanını geçip aşarak bizi bir ulus olarak tanımlayan başlıca unsurlar arasında yerini aldığını fark ettik.

Pek çok ses, 1 Ocak’ın bir kopuş, bir son, zafer, hayal, umut ... ve Devrim anlamına geldiği görüşünde ortaklaştı. Bazıları, bunun sebebinin Küba’nın bir 1 Ocak günü yeni bir ufka kanat açması ve talihini onca özlemin kaleme çekildiği, geçmişin gözden geçirildiği ve hayatta kalma mutluluğunun kutlandığı takvimin bu ilk günüyle özdeşleştirmesi olduğunu söylerken diğerleri konuya, yeni yılın ilk gününden itibaren yoğunlaşacak olan kişisel gailelerini de eklediler.

Santa Clara Fénix Mağazaları atölyelerinde terzi olan Ana Luisa Alvarado Ferrer, filmlerdeki gibi geriye doğru bir yolculukla olayın kökenine gidiyor. Bu genci kesin zaferin görüntülerinde hissedilen büyük final heyecanlandırıyor.

Ana, cadde ve meydanları dolduran insan selini hatırlatıyor ve “1 Ocak yarım yüzyıldan fazla zamanı geride bırakan devrimci sürecin başlangıcı olmanın yanı sıra, Küba’nın geleceğini yücelten çok sayıda imkana kapıları açtı” diyor.

Aynı sebeple bu tarih Santa Clara’dan Yisel Pentón Cancio’yu da kalbinden yakalıyor. “1 Ocak olmasaydı ailem kesinlike şu anda sahip olduğu olanaklara sahip olamazdı ve dolayısıyla benim de bugün flüt çalmayı öğrenmem mümkün olmazdı”.

Villa Clara’da çiftçilik yapan, şapkalı ve elleri toprağı işlemekten neredeyse kalıtsal olarak nasır tutmuş aynı yaştaki Jorge Ernesto Rodríguez Jiménez, yakın atalarının 1 Ocak 1959 öncesindeki geçmişini bugüne taşıyabilmek için güneşin altında birkaç dakikalığına düşünceye dalıyor.

“Ne günlermiş onlar! Ebeveynlerim ve onların kardeşleri hala zaman zaman geriye bakıyorlar da, bugün bunca şeye ulaşmış olmak onlar için çok zor oldu zamanımızda sahip olduğumuz olanak ve ilerlemelere karşılaştırıldığında mütevazı koşullarda yaşadıkları dönemlerde bile bu böyleydi.

Düşünün ki baba tarafından dedemin, palmiye dallarından yapılma, toprak zeminli daracık bir kerpiç kulübede, küçücük bir toprak parçasından elde edilen ve karın doyurmaya zar zor yeten bir gelirle yetiştirdiği 12 çocuğu varmış”.

Jorge Ernesto, çocuklar arasında ilk doğanlar arasında babası ve amcalarından biri de varmış ve yaban otlarını temizleyip oluk açmada kullanılan ve sobayı tutuşturmak için ağır odun yüklerini taşırken bükülüp bu sayede tahtadan at niyetine kullanılan bir bahçe küreğinin dışında çocukluklarında hiçbir oyuncakları olmamış.

“Halalarım sopayla çamaşır yıkamak için, evlerinden bir milden daha uzun mesafede bulunan nehre giderlermiş. Çoğunun doğumlarını evde ebe yaptırmış ama eğer o sırada bir sorun ortaya çıkarsa bebeği kurtarmayı başarmak çok zormuş ve kendilerinin de hayatı tehlikede olurmuş.

“O koşullarda hiçbir doktor ya da öğretmen yokmuş. Muayene olabilmek için, ki çok yüksek ücret ödemek gerekirmiş, ya da bir şeyler öğrenebilmek için çok uzaklara gitmek gerekirmiş. Yalnızca en genç amcalarım sayı saymayı, okumayı ve büyük harflerle yazmayı öğrenebilmiş”.

Bir ressam, genç çiftçi Ramón García’nın hatırlattığı anıları resme dökmeye kalkışacak olsa belki de Santiagolu’nun bu hatırasını, ada üzerindeki başka evlerde de tekrarlanan upuzun gölgelerle yansıtırdı.

1 Ocak tarihi hatırlatıldığında, yaklaşık 51 yıl önce dağlarda parasızlıktan ve faydalanabilecekleri ulaşım araçlarının olmamasından dolayı çocuklarının üçünü kendi elleriyle toprağa vermek zorunda kalan yaşlıların maddi koşulları değiştiğinde yaşadıkları mutluluğa geldi söz.

Bu yüzden, yılın ilk günü yeni başlangıçların ve kutlamaların yapıldığı bir gün olarak görülse de, adanın yüzünden silinen o acılı dün üzerine düşünmek için daima ufak bir an ayırdığını kabul ediyor.

Bu düşünce biçimi onu, bu tarihi daima özgürlük, başlangıç, üstesinden gelme kelimeleriyle ilişkilendirdiğini söyleyen Ciudad Heroína doğumlu tercüman Leyden Figueroa’yla birleştiriyor.

Çağımız yeni bir yürek doğurdu
Pinar del Río’daki Hermanos Saíz Hukuk Üniversitesi’nde birinci sınıf öğrencisi olan Dayana Valladares Pérez ile IPVCE Federico Engels’te öğretmenlik yapan Geisy de la Caridad Loaces Ortega, sorulan soru karşısında çocukluklarına doğru bir yolculuğa çıkıyorlar.

O sihirli sonsuz dünyadan Indio Naborí’ye ait İsyan Ordusu’nun Zafer Yürüyüşü adlı şiiri getiriyorlar. Dayana, aniden şiirin bazı dizelerini tekrarlıyor:

“…Sakallı gençler, pırlanta gibi isyancılar

zeytin rengi giysileri içinde iniyorlar tepeliklerden,

ve tatlılıklarıyla muzaffer kahramanlar

donanmalara ve yaban güvercinlerine benziyorlar.

Açlığı, kurşunu ve soğuğu yenenler geliyor,

köylülerin uyanık gözleri

ve her bir kulübenin cömert yardımları sayesinde”.

Öncülük yıllarının anılarıyla beslenen Dayana, zaman değişip de koyu renkli derinin bir lanet olmaktan çıktığı kızlarının Havana Üniversitesi’nin Ekonomi Bölümü’nden mezuniyetine şahit olabilen zenci ve yoksul dedelerinden bahsediyor.

“Devrim, yüzyıllar süren cehaletin üstesinden kitlesel bir şekilde geldi” diye ekliyor Isla de La Juventud’da (Gençlik Adası) ilkokul öğretmeni olan ve 1 Ocak tarihini sevgi dolu, meydan okuma dolu, insancıl ve yoğun bir eşik olarak gören Eva Reyes Chacón.

Holguín Quirúrgico Lucía Íñiguez Landín hastanesinde göz doktoru olan Kenia Díaz Peña, bu tarihin aşkınlığının yılların geçmesiyle ortaya çıktığı, devrimin yapıldığı sırada, onu yapanlar tarafından hesaplanmasının mümkün olmadığı görüşünde. “Halkın imkansıza inandığı bu elli yılın geride bıraktığı iz gibi. Benim için kıtamızda yeni bir çağın başlangıcını simgeliyor Bolívar ve Martí’nin hayal ettiği Latin Amerika’nın birliğinin başlangıcı için bir küçük kum tanesi”.

Palacio de Junco Müzesi Envanter Bölümünde teknisyen olan Matanzas’lı Liset Delgado Rodríguez ise şöyle düşünüyor. “1 Ocak’ın yeni nesiller için, özellikle Amerika halkları için, ileri atılmış bir adım anlamına geliyordu, çünkü egemen ve bağımsız bir ülke olmanın mümkün olduğunu gösterdi”.

27 yaşında bir doktor olan Abdiel Curvelo ise kendisi gibi siyah bir gencin devrimden önce bunu başarmasının mümkün olmadığını vurguluyor.

1 Ocak yeni bir başlangıç, yeni bir sayfa, aydınlık, adalet, gelecek... Bunlar geniş bir spektrumdaki bakışları özetleyen tanımlar. Las Tapas Genç Komünistler Birliği üyesi Mariela Cabrera kaleydoskopu ayarlıyor: “O gün benim için başlangıcın yüce anı anlamına geliyor. Bütün formasyonumu, çağdaş Küba tarihine damga vuran o unutulmaz güne borçluyum ve bu yüzden hayatımın her anı onunla ilgili, çünkü devrimin başarısı için mücadele etmeyi onun etkisiyle öğrendim”.

Röportaja katılanlara göre 1 Ocak, ruhumuzun en hassas teline dokunan, Küba toplumunun gözeneklerine işleyen bir gün. 1 Ocak, Varela, Martí, Maceo, Gómez, Mella, José Antonio, Frank’ın yanı sıra yurdumuzun tarihini besleyen başka pekçok anıtsal ismin düşüncelerinin billurlaştığı bir gün.

Ocak ayının çiçekleri
Holguín şehrindeki Copextel işletmesinde ekonomi uzmanı olarak çalışan Elizabet Rojas Rodríguez’in izlenimleri, halkın imparatorluk karşısında sürdürdüğü gelecek ısrarında odaklanıyor.

Ona göre bu tarih güçlü bir fırtına gibi gerici hesapların çöktüğü yıl... Gerici güçler o günden bu yana önümüze engeller çıkarmakta ısrar ediyorlar, diye vurguluyor genç ve görüşünü şöyle özetliyor: “Dolayısıyla bugün yalnızca devrimin zaferini değil, aynı zamanda süreklileşmiş bir mücadelenin eserini de kutluyoruz”.

Ciego de Ávila’da José Martí lisesinin müdürü ve aynı zamanda bu okulda matematik öğretmeni olan Gladys Ruiz Marrero, ailesinde devrimci olunmamasının imkansız olduğunu söylüyor. “O 1 Ocak’tan önce annem Gaspar’ın merkezinde derse girmek için sabahın dördünde atla yolculuk etmek zorunda olduğu için düşük yapmış zenci bir ilkokul öğretmeniydi. Hamile olup olmadığınızın ya da hayatınızın ve bebeğin hayatının tehlikede olup olmadığının hiçbir önemi yoktu. Tam tersine, doğru düzgün yemek bile yenemezdi”.

“Ama daha sonra... kız kardeşime ücretsiz yapılan kalp ameliyatı nasıl açıklanabilir? Özel okula devam eden yeğenime ücretsiz sağlanan 400 dolar tutarındaki lensler? O günün önemi tüm bunlarda gösteriyor kendini. Basit görünüyor, değil mi? Ama öyle değil”.

22 yaşında bir öğrenci olan ve Küba’ya sekiz aylıkken Ukrayna’dan gelen Cristina Benítez Levina da konuyla ilgili görüşlerini belirtmek istedi: “Buraya geldiğimden bu yana tümüyle ücretsiz özel bir sağlık bakımı sağlandı bana bu bakım olmasaydı yürüyemeyecek ve bu ileri düzeyde eğitimi alamayacaktım”.

25 yaşındaki Yoandy Bonachea Luis’e gelince, o da konuyu ele alırken duygulanıyor: “O tarih ebeveynlerime yarar sağlayan pek çok toplumsal sürecin yaratılması anlamına geliyor o tarihten önce yok sayılıyorlar ve fazlasıyla sömürülüyorlardı”.

Pálpite’deki bir köyde yaşayan ve Korimakao Topluluk Sanat Grubu’nda uluslararası halkla ilişkiler işini yürüten Bonachea, o tarihin tüm Küba ve özellikle de unutulmaya yüz tutmuş bu bölge için büyük bir sürecin başlangıcı, büyük bir armağan olduğunu vurguluyor.

“O tarih olmasaydı – diyor Juan Carlos León – ne bağımsızlığımız ne de egemenliğimiz olurdu... Bugün yaptığımız gibi beyzboldan ya da kültürden de bahsedemezdik”. Aynı şekilde Eliécer Yero da kendisi için bu tarihin daha temiz bir bayrağa sahip olmak ve anavatandan bahsedebilmek anlamına geldiğini söylüyor.

Resim galerisi
Tüm renkleriyle muhteşem bir resim galerisi. Havana şehrinde tıp öğrencisi olan Javier Rodríguez derin bir iç çekiyor ve yanıtında kişisel gailelerine odaklanıyor: “1 Ocak benim için her şeyden önce mesleki eğitimimin son yılının başlangıcını ve öğrencilik yaşantımdan mesleki yaşantıma geçişi temsil ediyor”.

Genç avukat Maray Gómez de benzeri bir durumu yaşıyor. Karnına hafifçe dokunduktan sonra bu yıl anne olma niyetinde olduğunu söylüyor. Maray’dan (deniz yoluyla) birkaç kilometre ötede Municipio Especial’de işçi olarak çalışan Alberto Jeréz de baba olmak gibi harika bir deneyimi yaşamak istiyor.

Enformatik bölümü mezunu Daniel Acosta, kendi kendine konuşur gibi, o tarihte var olma biçimimizi gözden geçirdiğimizi ya da işimiz üzerine düşündüğümüzü savunuyor. Ticaret sektöründe işçi olarak çalışan Camagüeyli bir genç olan Alexander Machado Callejas için ise bu gün, şehrin bayraklarla süslendiği ve insanların en yeni giysilarini giydikleri bir gün.

1 Ocak, çok renkli bir manzarayı andırıyor. Herkes ona kendi rengini katıyor. Bu, tüm yıl boyunca yapmaya cesaret edemediğiniz şeyleri de yaptığınız curcunalı ve eğlenceli bir gündür – deniyor Kübalılar arasında – ya da her şeyi mazur gördüğünüz bir gün veya bütün kötülükleri silip götürsün diye – günün ilk dakikasında – kocaman bir kova suyun vargüçle sokağa fırlatıldığı bir gün.

Bunlara ilginç bir açıklama daha ekleniyor: “Cabañuelaların müritleri, ocak ayının birinden 12’sine kadar yeni yılda neler olacağını tahmin etmeye çalışırlar” diyor serbest kuaförlük yapan Martha González. Ona göre takvimin birinci günü “birazcık daha yaşlanacağı bir yılın başlangıcını gösteriyor”.

Soru sorulan gençler bazı gençler, Camagüeyli Wilfredo Hernández Morán ve Kleider Blanco Enrich gibi, bu günde “gelecekte kendilerine eşlik etmesi gereken iyi güçlere tezahüratta bulunulduğuna” dikkat çekiyor ve daha da ileri giderek onu “en büyük gün” olarak tanımlıyorlar.

1 Ocak’la aralarındaki manevi bağ üzerine düşünmeye davet ettiğimiz kişilerin sözcükleri arasına, artık aralarında olmayanlara yönelik öpücükler, kucaklamalar, şefkat ve özlem serpiştiriliyor.

Camagüey’den Yaima Hernández ve Yaxime Ramírez adlı gençlerin sözleriyle “Bu vesileyle ailemizi ziyaret ediyoruz ya da kızarmış domuz etinin ve kara fasülyeyle dolu bir kazanın çevresinde hep birlikte toplanıyoruz”.

Bu tarihle ilgili ölçütler dizisinde sosyoloji öğrencisi Fidel Ernesto García Rivas’nınki de yer alıyor. Ona göre 1 Ocak geri kalan günlerden çok daha farklı bir gün “çünkü geleceğin bir parçasını oluşturuyor, çünkü şevkle ve meydan okumayla dolu yeni bir başlangıç yapmaya davet ediyor ve aynı zamanda en kısa gün çünkü size bir iç çekişi kadar kısa geliyor”.

Yarının Ocak’ları
Yarınlardaki yılların başlangıcı olacak olan ocak aylarıyla ilgili düşüncelerini dile getiren gençler, böylece şimdinin sınırlarını da yıkmış oluyorlar. Dolayısıyla biz de, daha önce pek çok kez olduğu gibi, bu tarihin ayırt edici niteliğine ihanet ettiğimiz takdirde tarihin bizi affetmeyeceği düşüncesine kapılıyoruz.

Santiago de Cuba’dan şoför Ernesto Vargas’ın sözleri bize böyle geliyor. “Bu güzide gün bana çocuklarımın, ailemin ve ülkemin iyiliği için vargücümle çalışmak için verdiğim sözü hatırlatıyor. Bu topraklar için arzuladığımız refahı kutlamaya ve onun şerefine kadeh tokuşturmaya ancak bu şekilde devam edebiliriz”.

Üniversitede öğrenci olan aynı bölgeden Aimeé Nuviola, bu geleneğin sürmesi için mücadele etmenin her şeyden çok yeni nesillere düştüğüne inanıyor.

Devrimin getirdiklerinin de etkisiyle Miriam Hernández, Isla de la Juventud’dan yükseltiyor sesini. Bu sosyal görevli, oğlunun da kendisi gibi barış ve güvenlik içinde büyümesini diliyor. “Ama bunun için – diye açıklıyor – onu özveriyle korumak gerekir”.

Bu günlük gazetenin sorusundan aynı şekilde heyecan duyan Holguín’den doktor Kenia Díaz, Kübalılar olarak elimizde daima başka soruları da bulundurmamız gerektiğini söylüyor: “1 Ocak neden gerekliydi? Neden onca insan o güne gelebilmek için hayatını feda etti? Hayatımıza ne tür değişiklikler getirdi? Tarihten bu sayfayı silmiş olsaydık ne olurdu?”

Bu son soru, Granma üniversitesinde öğrenci Eylen Cutiño Labrada’nın düşüncelerinde kendine yol buldu. Eylen, Devrimi geleceğe daha güçlü bir ruhla taşıyabilmeleri için gençlerin 1 Ocak aynasına bakmaya devam etmeleri gerektiğine inanıyor.

“Kimileri – diye öne sürüyor – kazanılmış olanları kaybedersek pek çok şeyin kötüye gideceğinin farkında değil bu nedenle, bu tarihi daha fazla çalışma ve kötü yapılan her şeyden rahatsızlık duyma arzusuyla görmeliyiz”.

Turistik merkez Varadero’dan orta düzey muhasebeci Reinier Abel Tundidor Menéndez, önümüzdeki 1 Ocak’ın kendisi için mücadeleyi yükseltmek anlamına geldiğini, geride kalan 50 yılın ileriye bu şekilde taşınabileceğini söylüyor.

Bu sayfalar için konuşanlar, kurtuluşun yıldönümünden feyz alanların, Cienfuegos’tan Milagros Irene Hidalgo’nun sözleriyle “Küba Devletinin ve halkının badirelerle her zaman olduğu gibi baş edebilmesi için gerekli yaratıcı kapasiteyi inisiyatif, gönüllülük ve çaba temelinde yaratabilmesi için” her şeyden önemli olan mücadeleye devam etmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar.

Ayrıca, Perla del Sur’da otobüs şoförlüğü yapan 25 yaşındaki Yoanki Sánchez de benzer bir ifadeyle “daha fazla 1 Ocak’ın yaşanabilmesi için kazandıklarımızla yetinemeyiz, çünkü hiçbir şey gökten zembille inmiyor”.