"Çözüm" mayın bilmecesini de çözer mi?

Doğu ve Güneydoğu'da son iki ay içerisinde yaşanan ve ölümlere yol açan üç ayrı mayın patlamasına ilişkin soru işaretleri giderek çoğalıyor. "Çözüm" yaklaştıkça patlamaları sıklaşan mayınlara ne TSK ne de PKK sahip çıkıyor.
Çarşamba, 08 Temmuz 2009 15:13

soL (HABER MERKEZİ) 9 Mayıs 2008 tarihinde Batman'ın Sason ilçesinde beş kişinin, 27 Mayıs'ta Hakkari Çukurca'da da altı askerin ölümüne neden olan mayın patlamalarına, 6 Temmuz günü Şırnak Silopi'de dört kişinin ölümü ve dokuz kişinin de yaralanmasıyla sonuçlanan bir patlama daha eklendi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, baraj ve güvenlik yolu şantiyesinde çalışan işçileri taşıyan bir aracın geçişi sırasında meydana gelen bu sonuncu patlamaya ilişkin aynı gün yayımlanan başsağlığı mesajı, Gül'ün Genelkurmay Başkanlığı açıklamalarını takiben
yaptıklarından farklılık gösterdi. Yazılı mesajında, alışıldığından farklı bir şekilde, "PKK saldırısı" ibaresini kullanmaması çeşitli spekülasyonların ortalıkta boy göstermesine yol açtı.

Gül'e göre yön çizmek...
"Kürt sorununun çözümünde tarihi bir fırsat" doğduğu açıklamasını yapalı beri ağzından çıkan her şeye dikkat edilen Gül için, "bir bildiği mi var" diyenler arasında yer alan Kürt basını bu ayrıntıyı iyiye işaret olarak yorumlayan tarafken, TSK'cı kesimlerde "bu, orduya uygulanan psikolojik harbin yeni bir dalgası mı" telaşı başladı.

Telaş, PKK'nin, patlamanın hemen ardından olayı üstlenmediğini açıklaması, bu açıklamanın, PKK'nin daha önce benzer olaylara ilişkin açıklamalarındaki "TSK provokasyonu" iddiasını hatırlatması, ardından gelen Gül'ün başsağlığı mesajında da bu durumun veri alınmış olabileceği tahminlerinden kaynaklandı.

Ya da Abdullah Gül'ün bildiği, Kürt basınının ve TSK'cıların tahmininden farklı bir şeydi...

PKK'nin suçlandığı Çukurca mayınlarını TSK mı döşemişti?
Hakkari Çukurca'daki altı askerin öldüğü mayın patlaması hakkında, olaydan yaklaşık bir ay sonra, 24 Haziran'da, bazı haber portallarına ve bazı gazetelerin de internet sitelerine gün içinde düşüp ertesi günün basılı nüshalarına taşınmayan çok önemli bir haber ortaya çıktı. Bir video paylaşım sitesinde yayımlanan, Çukurca'da patlayan ve PKK tarafından yerleştirildiği iddia edilen mayınların asıl sahibinin TSK olduğuna işaret eden ses kasedi, bölgedeki komutanların telefon konuşmalarını dinleme kayıtlarından oluşuyordu.

Videoda, Genelkurmay Elektronik Sistemler (GES) Komutanlığı dinlemelerinden alındığı belirtilen ses kayıtlarına ilişkin haber, Zaman ve Vakit'in internet sitelerinde yer almasına rağmen ertesi günkü gazete baskılarında yer bulamadı.

"İrtica ile mücadele planı" adlı "belge"ye ilişkin tartışmalardan yola çıkarak, AKP ile TSK arasındaki genel mutabakatın sarsılabilir olup olmadığının tartıldığı bir süreçte bu haberin sansürlenmesi, Aktütün olayında oldukça büyük bir patırtı koparan Taraf gazetesinin bile bu sansüre riayet etmesi, emrin çok büyük bir yerden gelmiş olması dışında bir seçenek akla getirmedi.

Ajandayı mayınların belirlemesinde bir tuhaflık var...
Hakkari Tugay Komutanı ile Tabur Komutanı arasında geçen telefon görüşmelerinin kaydındaki, "yukarıya mayınları terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik" ifadesi, Genelkurmay'ın, bölgedeki yetkililerin telefon görüşmelerini dinleyerek, kuşku duyduğu bir hatanın varlığından kesin olarak emin olsa da, resmi raporların "PKK mayını" biçiminde yazılıp yazılmadığı, Genelkurmay'ın yaşanan herhangi bir saldırının ayrıntılarından bağlı olduğu Başbakanlığı da bilgilendirmesi gerekliliğinden ötürü Başbakanın da mayınların TSK'ya ait olduğunu bilip bilmediği, gündeme bomba gibi düşüp sonra aynı hızla görünmez kılınan ses kaydının yankıları devam edebilse tartışılacak başlıklar olacaktı.

Nihayetinde, PKK'nin Çukurca'daki mayın patlamasını da üstlenmeyişi ve asıl suçlunun TSK olduğunu iddia eden ses kaydının haber yapılmaması, Çukurca mayınını ortada bıraktı. Fakat o zamana dek PKK'nin diye haber yapılan Çukurca mayınları, yine PKK'nin olarak bilinmeye devam etti ve bu durumdan maksimum kârı hükümet elde etti. Çünkü Başbakan Tayyip erdoğan, Çukurca'da mayınlar patladıktan hemen sonra, o zamana kadar DTP'nin randevu taleplerine olumlu yanıt vermeyişine "tam verecektim, mayınlar patladı" şeklindeki açıklamasının da gösterdiği üzere, bir kılıf olarak kullanıp pazarlık şansını artırmayı bildi.

Bir diğer bakış açısına göre ise, "İrtica ile mücadele planı" adlı "belge"ye ilişkin neredeyse bir aydır yürütülen tartışma göz önünde bulundurulacak olursa, ses kaydı ve benzeri başka "buluntular"ın yol açabileceği gelişmelerin, düzenin "Kürt tasarımı"nda işlevli bir kullanım alanı olabileceği söylenebilirdi.

"Belge", "ses kaydı" bir yana, asıl gerçek olan mayınlar...
Bir yandan da, ses kasetinin gerçek olması, daha doğrusu yaşanan gerçeklikle uyumlu olması ihtimali de söz konusu... Ayrıca, PKK ile çatıştığı yıllar boyunca, bölgedeki sivillerin de yaşamını tehlikeye atacak denli çok mayının, yerleşim yerlerinin yakınlarına kadar döşendiği, bu mayınlardan dolayı aralarında çok sayıda çocuğun da olduğu binlerce sivilin ölmesi ve sakat kalmasının gündelik yaşamın "olağan" durumlarından biri haline geldiği, TSK'nın bölgede döşenen mayınlara ilişkin haritayı hâlâ açıklamadığı da bilinenler arasında...