24 Nisan bir barış günü olarak anılmalıdır

24 Nisan bir barış günü olarak anılmalıdır

Barış Postası
24/04/2015 Cuma

Bir milyondan fazla insanın katledilişinin, daha fazlasının yerinden yurdundan edilişinin simgesi olan Büyük Felaket veya Medz Yeğern'in 100. yılında, süregiden tartışmaları utanç verici buluyoruz. Bu tartışmalara damga vuran, emperyalist manipülasyonlar, liberal çarpıtmalar ve milliyetçi şartlanmalardır. Bu tabloda her 24 Nisan'da Türkiye ve Ermenistan halkları bir kez daha emperyalist diplomasinin oyuncağı haline getirilmekte ve birbirlerinden uzaklaştırılmaktadırlar. Oysa 24 Nisan bölgemizde bir barış günü olarak anılmalıdır. Barış Derneği tüm insanlığı Ermeni kardeşlerimizin yaşadığı korkunç acının anısı önünde el ele vermeye ve saygıyla eğilmeye çağırmaktadır.

20. yüzyılın başında bütün dünyayı, ama özellikle Avrupa, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'yı kan gölüne çeviren temel neden emperyalist paylaşım savaşından başka bir şey değildi. Dönemin Osmanlı rejimi de, Ermeni milliyetçi hareketleri de bu paylaşım mücadelelerinin belirlediği bir çerçeveye hapsolmuşlardır. Barış Derneği yüz yıl sonra bu esareti kırmaya çağırmaktadır.

Emperyalizm dünyanın yeniden paylaşımını hedeflemeksizin var olamaz. Bu uğurda bölgemizin kardeş, komşudan öte iç içe yaşayan halkları birbirlerine bile isteye düşürüldüler. Barış Derneği 24 Nisan'ın barış günü olması için, önce anti-emperyalist birlik günü olarak kavranmasını savunmaktadır.

Osmanlı'dan Türkiye'ye geçişin temel halkası anti-emperyalist kurtuluş savaşıydı. Ancak aynı sürecin sınıf karakteri yeni acıların da yaratıcısıdır. Eski düzen yıkılır ve yerine yeni bir cumhuriyet kurulurken sermaye ve servet el değiştirmiş, özellikle Ermeni ve Rum zenginliklerine, yükselen Türk-Müslüman burjuvazisi tarafından zorla el konmuştur. Milliyetçi kavgaların altındaki neden, halkların birbirlerinden nefret etmesi değil, ekonomik rekabettir! Barış Derneği barışın, halkların yeniden kaynaşabilmesinin yolunun sömürü düzenine karşı mücadeleden geçtiğini hatırlatmaktadır.

Soykırım sözcüğünün bir kama gibi iki halkın arasına saplanmasını reddediyoruz. Soykırım sözcüğü, yaşadığımız büyük acının ne emperyalist paylaşım bağlamını, ne sınıf karakterini, ne de suçluların kimliğini aydınlatıyor. Soykırım terimini kullanıp kullanmama itişmesi, gerçeklerin üstüne serilerek milliyetçi düşmanlıkları kışkırtan bir kara örtüdür. Çözüm, emperyalizm ve kapitalizm tarafından düşmanlaştırılan Türk ve Ermeni halklarının kardeşliğini ilan etmek ve örgütlemektir. Barış Derneği soykırım tartışmasını reddetmektedir.

Yüz yıl önce yaşanan felaket Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel meşruiyetini yok saymak için kullanılmıştır. Konu farklı ulusal kimliklerin gördüğü baskı olarak sunulmaya çalışılsa da, asıl kastedilen başkadır. Türkiye emperyalizme karşı mücadeleyle kuruldu; itibarsızlaştırılmak istenen budur. Türkiye teokratik eski rejimin yerine laikliği geçirdi; itibarsızlaştırılmak istenen budur. Türkiye, Osmanlı'yla karşılaştırıldığında bir tarihsel ilerlemedir; itibarsızlaştırılmak istenen budur. Ermenilerin ve diğer halklarımızın bir “Osmanlı barışı” altında mutlu yaşadıkları iması tarihsel bir yalandır. İnsanların yurttaş değil kul sayıldığı bir rejimin 1915'in derin acılarıyla aklanmasını reddediyoruz. Barış Derneği bugünden ileriye doğru atılacak her adımın, bu anti-emperyalist ve ilerici mirasın üzerinde yükseleceğini savunmaktadır.

Medz Yeğern'in yıldönümünün halklarımızı birleştiren bir barış günü haline gelmesi için Barış Derneği bütün bölge halklarını emperyalizme, sömürüye ve gericiliğe karşı birleşmeye çağırmaktadır.