'Şimdi burda ölürsek en fazla kahvede çaylar soğur...'

'Şimdi burda ölürsek en fazla kahvede çaylar soğur...'

Mesut Bayram
28/08/2015 Cuma


Silvan’da bir duvardan…

Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde Diclekent bölgesinde ortalaması 300-400 bin TL civarında olan “akıllı evlerin” çevresinde yürüyüş parkuru için çukurlar kazılıyordu. Tam bu sırada, evleri tuğla ve demir fiyatından fazla etmeyen bölgelerde insanlar ölmemek için hendek kazıyorlardı. Ve bu meseleye kesinlikle bir sınıf problemi değil diyenler, çocuklar ölürken acil çözümler gerekir, çözümün nereden geldiği önemsiz diyenler var. Bizim açımızdan tekrar olacak ama emperyalizmin Tayyip Erdoğan ile ilişkisi ve bu ilişkinin meyvesi olan IŞİD ortada dururken, Amerika ile işbirliği konusunda Ortadoğu’da birbirini anladığını beyan eden özneler var.

Üstünüze düşman salan düşmanlarla aynı masaya oturmak ne demek?

Üstelik halk ölüme karşı savaş verirken, çaresizlik görüntüleri çizmenin mantığını da anlamıyorum. Halk ayağa kalktığı zaman Amerika’ya, AKP’ye, Bakanlığa ne ihtiyaç vardır ki? Hangi kurtuluş mücadelesi halk ayaktayken bir de halkın katilleriyle işbirliği yapmaya ihtiyaç duyar ki? Öz yönetim ilan edilen bölgede bütün ormanlar yakılmışken Orman bakanlığına bile talip olmak ne anlam ifade eder? Öz yönetim ilan etmiş bölgelerin mi bakanı olacak atanan kişiler? Bu deliliğe ortak olmak bunu tartışmak bile en hafif tabiriyle ihanettir.

Hendeklerin ardında yaşam sürerken insanlardan saltanatın kaldırıldığı güne, saltanat buyruğuyla seçim koyan bir padişah bozuntusunun emri üzerine geçici hükümet kurmak ihanettir!

Düzen siyasetinden beklenen umutlar “BARAN ÇAĞLI” nın ölümüyle de bitmiyorsa ne zaman bitecek? Baran’ın ardından yanmayan ülke niye var ki zaten?

Büyük siyaset yoktur ya barbarlık vardır ya da insanca yaşam vardır. Baran öldüğünde bakanlık kutlaması yapıp ittihat terakkiden kurtulduğuna sevinmek aymazlıktır. Bütün bakanlıklar sizin olsun bize Baran’ı verin.

Silopi’de 52 yaşında yaralı olarak hastaneye kaldırılan Hamdi isimli yurttaşın getirildiği araba tarandı. Ve onun kafasını dizinde taşıyan insanın gözü önünde kafasına sıkılıp infaz edildi. Aynı kurşun taşıyan kişinin de dizini deldi. Yaralı yurttaş Silopi’de, ZAP mahallesinde evinde yatıyor, isteyen gidip görebilir.

Bu savaş zenginlerle fakirlerin savaşıdır, para babası Halis Toprak olduğu yerde duruyor ama Lice’de katliam var. Mevsimlik işçiler faşist saldırıya uğruyor ama Kürt burjuvazisi olduğu yerde duruyor.

Keskin nişancıların gün boyu nöbet tuttuğu, IŞİD çetelerine benzeyen özel harekâtçıların insanları sokaklarda öldürdüğü bir ortamda ölü bedenlerin ardından düzen içi çözüm aramaya devam edilirse, bundan sadece çaylar etkilenir elbette.

Düzen hükümetinin bile olmadığı bir süreçte valiler, kaymakamlar, bürokratlar, müsteşarlar atanıyor bölgeye. Kurulacak hükümet, meclis ve yapılacak seçimin anlamı nedir o zaman?

Kurulacak hükümet, hükümsüzdür! Düzen partilerini, meclisi yalnız bırakın!


Katkı ve önerileriniz için: [email protected]