Doğum kontrolü: Kontrolsüz güç, güç değildir, çok güçtür!

Doğum kontrolü: Kontrolsüz güç, güç değildir, çok güçtür!

Deniz Arık Binbay/Psikiyatrist
06/06/2016 Pazartesi

Bambaşka yerlerden bakıyoruz hayata. Hepimizin penceresinin gördüğü manzara birbirinden değişik. Üstelik günü gününü de tutmuyor. Bir gün pencerenin camları puslu, başka gün ardına kadar açık. Havadurumu desen, son yıllarda boyuna dört iklim, ikisi kış. İçinden baktığımız evler, yani iç dünyalarımız ve geçmişlerimiz, okuduklarımız, inandıklarımız, kişiliklerimiz birbirinden farklı.

Bugün doğum kontrolüyle ilgili son derece isabetsiz olan malum açıklamaya başka bir pencereden bakacağız. Ne özgürlükleri bir bir elinden alınan kadının, ne ekonominin, ne islamın, söz konusu meselenin asıl nesnesi olan kişilerin yani doğum kontrolü özgürlüğü olmadan dünyaya gelen çocukların penceresinden…

Savımız o ki her çocuk kendine has bir alana ihtiyaç duyar. Sadece somut olarak alana değil, anne babasının zihninde bir alana ihtiyaç duyar. Her çocuğun yalnızca kendisine ait bir alanı ve anne babası için en azından bir dönem “özel ve biricik” olma hakkı olmalıdır. Bu biricikliği yeterince yaşayamayan çocukların bu ihtiyaçlarının ertelenmesi ve izleyen gelişim basamaklarında da sakatlıklar oluşturması kaçınılmazdır. Özel ve biricik hissedememiş olan bir çocuk, anal döneminde de (terrible two/ inatlaşma dönemi diye de bilinen 2-3,5 yaş arası), ödipal döneminde de (karşı cins ebeveyne çocukça aşık olduğu ve aynı cins ebeveyniyle rekabet ettiği dönem) ve hatta ergenliğinde de sorunlar yaşamaya devam eder. Doyurulmamış bu temel ihtiyaç el izini her döneme basarak ve o dönemleri de kendi rengine boyayarak devam eder. Kimi zaman erişkinliğe kadar doymayan bir açlık yaratarak, kendi değerini başkalarında arayıp durma, pohpohlanmaya bağımlılık, eleştirilmeye tahammülsüzlük, yer yer yıkıcı bir öfke ve içinde hızlıca tetiklenen değersizlik duygularını gizleyen böbürlenip durma hallerine varabilir. Tabii ki daha sonra devreye giren geniş çevreden de duygusal olarak beslenebilir bebek ancak bu bir olasılıktır ve temel olan ilk ilişkilerin yerini tam olarak tutmaz.

Peki bebek için özel bir alan nasıl var olur? Öncelikle annenin istemesi ve hazır olmasıyla var olur. Daha sonra da uygun sosyal, maddi ve fiziksel koşullarla. Bir bebek doğduğunda annenin derdi günü o bebeği olur, artık zihninin çoğunu bebeği ve bebekle ilgili konular kaplamaktadır. Bu, bebeğe iyi bakım sağlamanın evrimsel bir çözümüdür. Yaklaşık iki, hatta azalarak üç yıl kadar bu durum devam eder. İki yıldan önce gelen yeni bir bebek, kardeşinin alanından ister istemez alacaktır. Hamilelik sürecini de sayacak olursak anne bebek ikilisine ait olan özel alan ve zaman iyice daralmış olacaktır. Bu durum annede strese, ilk bebeğiyle ilgili suçluluk duygularına, yeni bebeğe alan açamamaya, yeterince bağlanamamaya yol açabilir. İlk bebekte ise annesinin eskisi gibi onunla ilgilenememesi, kendini verememesi sanki annesi sevgisini ilgisini ondan çekmiş gibi hissetmesine yol açabilir. Bebekler söz öncesi dönemde, hele anne bebeğin birbirinden ruhsal olarak ayrışmadığı dönemde bu duyguları ayırt edemez ve kavramsallaştıramazlar. Annelerinin yorgun, üzgün, meşgul vs. olduğu için kendileriyle ilgilenemediğini anlayamaz, bu durumu kendilerine yorarlar. Sevilmediklerini hissedebilir ya da kötü bir çocuk gibi hissedebilirler. Bu konuda annenin elinden gelen bir şey yoktur, sadece zamanlama yanlıştır, koşullar uygun değildir. Tabii iki kere iki dört de değildir böyle konularda, ancak sık gebeliklerde çocukların ihmale uğrama olasılığı artar.

Doğum aralığı sıklaştıkça annenin sağlığı bozulur, enerjisi düşer, meşguliyeti artar, bu da yine çocukların fiziksel ve duygusal bakımını etkiler. Mutlu bir bebeğin ve mutlu bir çocuğun en önemli şartı mutlu, enerjik, ulaşılabilir bir annedir. Mutlu bir anne, ev-varsa iş-eş-çocuklar sarmalında kendine zaman ayırabilmesi, sevdiği konularda beslenebileceği ilişkiler kurması, üretici etkinlikler yapabilmesi ile varolabilir. Hepimizin beslenecek, pilimizi şarj edecek kaynaklara ihtiyacımız var. 2 yılda bir, hatta daha sık toplamda 6-7 çocuk doğurmuş bir kadının değil kendine zaman ayırması, tuvalete girecek zaman bulması bile zordur. Tabii çalışmadığı için zaten ev işleri de otomatik olarak sırtındadır: 3 çocuk alana ev işleri bedava.  Çocuklar birbirine bakar gider mi diyorsunuz? Çocuğa çocuk baktırmaksa, ancak ehliyeti olmayan bir çocuğa araba kullandırmak kadar akıllıca, üstelik yanında kardeşiyle…

Doğum kontrolü olmazsa gerçekleşen sık doğumlar düşük yapma oranını, erken doğum riskini, anne ve bebek ölümlerini de artırır. Yani çok doğurmak annelerin ve bebeklerin daha çok ölme riskiyle karşılaşmaları demektir.

Her çocuğun sadece kendisi olma özgürlüğü vardır. Arada doğup ölen ya da ölü doğan bir kardeşten hemen sonra doğan bir bebek sizce sadece kendisi olabilir mi? Aralık çok kısaysa biraz da o ölen kardeş olmaz mı annenin zihninde? Olur maalesef, çünkü henüz ölen bebeğin yası tamamlanmamıştır. Çocuğun kendisi olma özgürlüğünün elinden alınmasının başka formları olan ölmüşlerin isimlerini koyma, aşırı yüklü isimler seçme konularını ileriye bırakıyoruz.

Evet, biz bugün bu pencereden baktık, annesinin koynundan erkenden koparılan çocukların hakları için, anneleri devamlı yorgun, kırgın, yalnız bırakan bir düzene karşı doğum kontrolü, özgürlükten öte çocukların sağlığıdır, mutluluğudur…

Anneleri babaları ve hatta çocukları hiçe sayan, “siz neyi ne zaman isteyeceğinizi bilemezsiniz” diyen aşırı kontrolcü ebeveyn gibi yaşamlarımızı tahakküm altına almaya çalışanlara teslim etmeyeceğimiz bir haktır doğum kontrolü…

Kadınları sadece anne, anneleri de süper anne olma zorlantısından kurtaracak, insan olduğunu hatırlatacak bir uygulamadır doğum kontrolü…

Eşine, evine, arkadaşlarına, işine, en önemlisi kendisine zaman ayırabilmek için, öncelikle mutlu bir insan, mutlu bir kadın, mutlu bir eş, mutlu çocuğuna mutlu bir anne olabilmek için yapılması gerekendir doğum kontrolü…

Yarım ya da eksik kalacağı endişesiyle toplumsal baskıyla, gizli dayatmalarla değil, eşler bir arada istediğinde, anneliği bir seçim olarak doya doya yaşayabilmek içindir doğum kontrolü…

Varolan çocuklarımızı korumak, yaşatmak, gönlümüzce sevebilmek, sevdiğimizi gösterebilmek içindir doğum kontrolü…

Katkı ve öneriler için; [email protected]