Futbolda romantizme yer var mı?

Futbolda romantizme yer var mı?

Kadir Can Özçamca
14/04/2016 Perşembe

Klişedir, doğrudur, eksiklidir.

“Futbol sadece futbol değildir”…

Futbol artık bir endüstri ve korkunç bir sermaye barındırıyor. Futbolcular, teknik direktörler artık milyoner; kulüpler kar amacı güden, borsada işlem gören birer şirket. Futbol, FIFA ve UEFA içerisindeki rüşvet skandallarına rağmen, spor dışı bileşenlerine hala fazlasıyla para kazandırıyor. Atletizm, bisiklet gibi sporlar kendilerini sıfırlamak üzereler ve futbol bu noktadan uzak olsa da, bu durum futbol için de kaçınılmaz bir son gibi gözüküyor.

Hemen hemen her dönem kitleleri sindirmek, uyutmak, politikadan uzak tutmak için kullanılmış, “milli birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyulan anlarda” imdada yetişmiş militarizm yaymış olan spor ve özellikle futbol, halkın herhangi bir girdisinden oldukça uzakta. Artık futbolu takip edenler, bizzat kulüpleri ve yöneticileri tarafından kombine almak, lisanslı ürünlerini tüketmek, sponsor kampanyalarına katılmak ile görevlendirilmiş durumdalar.

Ülke içerisinden bir örnek vermek gerekirse, Trabzonspor artık Türkiye futbolunda İstanbul takımlarının hükümranlığına son vermiş, Anadolu’nun futbol uyanışını yaratmış bir kulüp değil. Kulübün, şehirle olan o eski bağları artık yok. Kulüp, önümüzdeki sezon uçaklı kombine sistemine geçeceğini duyurdu. Şampiyon olduğu yıllardan bu yana bir kent takımı olarak kalmış veya kalmayı tercih etmiş Trabzonspor rekabet etmek için belirlediği “Üç Büyük Takım” arasında taraftar havuzu en dar olanı.  Bu çerçevede Trabzonspor’un sahip olduğu kitleyi bir araya getirmeyi hedeflemesi doğal bir sonuç. Fakat bu uygulamanın da hedefi daha fazla kombine, daha fazla lisanslı ürün olacak. Takipçilerinin büyük çoğunluğu bunun farkında değil ya da diğer futbol takipçileri gibi önemsemiyor: “Takipçi” kelimesini bilinçli olarak seçiyorum, taraftar demiyorum çünkü ‘taraftar’ değiliz. Müşteri, hissedar gibi terimler olabilir, bunun dışındakiler ‘takipçi’ olabilir. 

Trabzonspor “harbi” başkanı Muharrem Usta, mafya eskisi İbrahim Hacıosmanoğlu’nun kravat takanı, diksiyonu düzgün olanı, cemiyete dahil olanı, siyasi iktidar ile daha derin, sağlam bağları olanı olarak öne çıkıyor. Bundan da kimse şikayetçi değil ve bunun da iki sebebi var. Birincisi, kişinin siyasi iktidar ile problemi yok ve Muharrem Usta’nın gücüne, bağlantılarına ve parasına güveniyor. İkincisi, kişi muhalif ama o da Muharrem Usta’nın gücüne, bağlantılarına ve parasına güveniyor, yandaşlığını göz ardı ediyor.

Trabzonspor, bu her tarafından pislik akan; ‘rüşvet, harç, bahis’ tarafından kuşatılmış futbol piyasasında yalnız değil tabii ki. 

Artık demiryolu işçilerinin takımlarından, halkın takımından, semt takımlarından söz etmek çok zor. Gerçekten bu sıfatlardan birisi ile nitelendirilebilecek bir takım maddi zorluklar içerisinde alt liglerde mücadele ediyordur. Örnek bulmak zor değil. Altay, Ankaragücü, Kocaelispor, Sakaryaspor vb. liste uzayıp gidiyor. Bu bağlamda futbola edebiyattan, şiirden, müzikten girdiler yapmak, futbolu sevenler için makuldür ancak eksiklidir. Futbolda romantizmden ötesine ihtiyaç var.

Tam da bu yüzden 'Deniz Tarafındaki Kale'den bir atak yapmasını beklemek, olgunlaşan atakları iyi takip etmek ve pas trafiğine katılmakta büyük fayda var…


Katkı ve önerileriniz için:
https://www.facebook.com/soLspor

https://twitter.com/soLspor_