Mavi Defter: Devrim’in perdesi açılıyor
“Lenin Razliv’de”, Evgeniy Sergeevich Shcherbakov-1953
Ahmet Dincel
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
“‘Bir devrim deneyi’ yapmak, o konuda yazmaktan daha güzel ve yararlıdır.”
Lenin 1917 Ağustos ve Eylül aralığında tamamladığı Devlet ve Devrim broşürünün ilk baskısına önsözünü böyle sona erdiriyordu. Rusya’nın içinden geçtiği süreçte bu broşürün planladığı son bölümünü bitirememesini böyle açıklıyor ve bundan kıvanç duyduğunu ifade ediyordu. Lenin’de devrim yapma arzusu olmasaydı, kaleme aldığı onca metnin yazılması mümkün olamazdı.
Emmanuel Kazakeviç 1961 yılında yazdığı Ekim Öngününde Lenin, Mavi Defter adlı belgesel romanında, Ekim Devrimi’ne çeyrek kala Bolşeviklerin iç tartışmalarını aktarırken Lenin’in öncü rolünü ve devrim yapma arzusunu vurucu diyaloglarla anlatıyor.
Lenin 1917 Temmuz Ayaklanması ile birlikte Rusya’da Geçici Hükümet’in hedefi haline geldiğinde yeraltına çekilerek günlerini Petrograd yakınlarındaki Razliv kasabası kırsalında bir barakada geçirmek zorunda kalır. Romanda, bu yeraltı günlerinde Lenin’in Bolşeviklerin iç tartışmalarına ve iktidar arayışına nasıl liderlik ettiğini görüyoruz. Romanın adı Mavi Defter, Lenin’in Devlet ve Devrim çalışmasının notlarının yazılı olduğu defterin mavi kapaklı olmasına gönderme yapıyor. Lenin, uzun yıllardır tuttuğu notlardan oluşan bu çalışmasını tamamlamaya Razliv günlerinde koyuldu.
Peki o günlere nasıl gelindi? Bolşevikleri baskılamaya çalışan Geçici Hükümet, savaşa devam kararı almıştı ve bu kararla birlikte ortaya çıkan hoşnutsuzluk Temmuz’da bir ayaklanma doğurmuştu. Lenin, Sovyetler içinde Bolşeviklerin henüz yeterli çoğunluğa ulaşmadığını düşünüyordu. Hükümetin artık karşı devrimci olduğunu ve Sovyetlerin de bu karşı devrim safının yarattığı yanılsamaların etkisinde olduğunu yazıyordu. Birkaç ay önce Nisan Tezleri’nde formüle ettiği “Tüm iktidar Sovyetlere” sloganını geri çekmeyi savunuyordu.
Öte yandan savaşa devam kararına karşı çıktığı için Lenin “Alman ajanı” bile ilan edilmişti. Pravda kapatılmış, Geçici Hükümet Lenin hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. Bu zor günlerde Lenin, Merkez Komitesi kararıyla yeraltına çekilmek zorunda kaldı. Son derece hareketli bir dönemde, siyasi atmosfere müdahale kanallarının önemli bir bölümünden mahrum bırakılmıştı Lenin. Artık tek silahı yeni gazete Proletarskoye Delo ve Bolşevik Parti’nin örgütlenme ağıydı.
Razliv'de bir baraka
Lenin o günlerde, parti militanı Yemelyanov’un evinde bir süre gizlendikten sonra, 1917 Temmuz’unda Petrograd yakınlarındaki Razliv kırsalında, göl kenarında bulunan bir barakaya yerleştirildi. Lenin’le birlikte barakada Yemelyanov, Merkez Komitesi üyesi Zinovyev ve Yemelyanov’un dört oğlu vardı. Burada kendilerine ot biçen çiftçiler görüntüsü vererek yaşamaya başladılar.
Çocuklar sürekli gözcülük yapıyor, şehir merkezinden gelen kuryeleri karşılıyor ve hayranlıkla Lenin’i izliyorlardı. Yemelyanov da etraftan dikkat çekmemek için ot tırpanlıyor, yemek yapıyordu. Lenin ise her gün erken saatlerde bir kütüğün üzerine oturarak, bütün sabırsızlığıyla yazılar kaleme alıyor ve Zinovyev’le sert tartışmalar yürütüyordu.
İçinde olduğu zor duruma bakmadan, durmadan ve usanmadan devrim için yazmaya önce yoldaşlarına sonra Rus işçi sınıfına yön vermeye devam ediyordu. Lenin’in “Tüm iktidar Sovyetlere” sloganını geri çekme önerisi büyük bir tartışma yaratmıştı. Bu tartışma Mavi Defter’e, Zinovyev’in “Ne yani? Günün en popüler sloganını geri mi çekeceğiz – bütün iktidar Sovyetlere! En sevdiğin sloganı, senin bulup çıkarttığın sloganı! Nasıl bu kadar kolay vazgeçebiliyorsun? Sloganlarla oynuyorsunuz” sözlerine Lenin’in “Sloganlarla oynamıyorum; devrimin her dönemecinde kitlelere gerçeği söylüyorum, ne kadar acı da olsa. Ve sen, öyle hissediyorum ki, halka gerçeği söylemekten korkuyorsun” yanıtıyla taşınıyordu.
Bu tutum Lenin’e dair çok şey anlatıyor. Marksizmin yaşayan ve daha ileriye taşınmayı, devrimle buluşmayı bekleyen devrimci bir kuram olduğunu iyi bilen Lenin’de, güncelliğin ilerletici etkileşimine açık bir düşünsel arayış mevcuttu.
Halka gerçekleri söylemek
Mavi Defter’de Lenin’in çok önemli iki özelliğine tanıklık ediyoruz. Lenin halkla kurulan ilişkinin tutarlılığına ve açıklığına önem vermekteydi. Geçici Hükümet tarafından yanılsama yaratılmasına ve devrimi erteleyecek her türlü yönlendirmeye karşı savaş açtı. Lenin için devrim, sadece bir fırsat değil, tarihin zorunlu yönüydü. Bu nedenle Temmuz günlerindeki baskı ortamı onu sarsmadı, aksine derinlemesine düşünmeye itti: “İyi ya. Taktiklerimiz kitlelere gerçekleri söylemektir. Bizim yararımıza olmasa bile gerçekleri söylemeliyiz. Ancak bu yolla kitleler bize güvenir.”
Lenin’in en önemli mahareti, çoğu zaman nesnel durum toplumsal olarak meşru zemine yerleşmeden, ona öncü bir müdahale becerisine sahip olmasıdır. Başka bir açıdan da toplumdaki arayışları görmek ve o arayışın üzerinin örtülmesinin karşısında bir hat örgütlemek. Ekim Devrimi’nde Bolşeviklerin toplumsal etkisini artıran ve yaygınlaştıran tutamak noktası “barış” talebiydi. Bolşevikler bu toplumsal talebi kendi devrim arayışlarının merkezine yerleştirebildikleri ölçüde Ekim Devrimi başarılı olabilirdi. Geçici Hükümeti anayasal yalanlar ve savaş çığırtkanlığı üzerinden karşılarına almaları bu zemine oturuyordu.
“Barakada soğuktan titreyerek yatarken, bir avuç entelektüeldiler ve önlerinde uçsuz bucaksız Rusya uzanıyordu. Ülke; açgözlü çiftçiler, yağmacı dükkân sahipleri, alkolik işçiler ve hilkat garibesi kilise müdavimleri ile doluydu.” Uzun süren tartışmaların birinde Zinovyev sabah gazetelerini okurken, Rusya’nın bu durumundan hareketle Lenin’e acı acı, “Kitleler gücün karşısında ne çabuk selam duruyor” demişti.
Lenin, ülkesinin insanlarına inanmakta güçlük çeken Zinovyev’e şöyle karşılık verdi:
'Kendileri bir güç haline gelene kadar bu böyledir. Kitleler pratiktir, kendilerini ilgilendirmeyen işlere burunlarını sokmazlar. Bireyci entelektüeller gibi değildirler. Yüksekten atılan nutuklar, teatral mimikler onlara hitap etmez. Kitleler, örgütsüz davrandıkları için başarısız olduklarını anlayacaktır. Bir dahaki sefere bunu hesaba katarlar.’
Zinovyev belli belirsiz gülümsedi. Ona göre şu anki koşullarda ‘bir dahaki sefer’den söz etmek hayallere sığınmak demekti.
Sürekli geleceğe bakabilmek ve devrimi aramaya devam etmek; evet, Lenin buydu.
Ağustos ayı sonunda, Kerenski tarafından başkomutan yapılan Kornilov öncülüğündeki darbe girişimi başarısız olmuştu. Kerenski darbe girişimine karşı Bolşeviklerden yardım istemek zorunda kalmıştı ve Bolşevikler bu süreçten güçlenerek çıktı. İşçiler ve askerler çok hızlı bir şekilde Bolşeviklere katılıyor, Ağustos sonunda Petrograd Sovyeti’nde Bolşevikler çoğunluğu elde ediyordu. Bunu gören Lenin yeniden “Tüm iktidar Sovyetlere” ve aynı anlama gelmekle birlikte “Bolşevikler iktidara” diyordu. Lenin baraka önündeki kütüğünde, gazeteye günde 2-3 yazı yazıyor, Merkez Komitesi’ne mektuplar gönderiyordu.
Henüz bir mektup değerlendirilemeden diğerini yolluyor, kimseye soluk aldırmıyordu: “Zaman geçiyordu. Lenin ceketinin cebinde duran mavi defterin taslağını yokladı. ‘Mavi defterim, işte burada,’ diye düşündü gülümseyerek. Broşürümü yakında bitirmek istiyorum. Ama başarabilecek miyim?”
Ülkeyi ve işçilerini sevmek
Lenin ülkesine ve ülkesinin işçilerine inanıyordu. Amacımız hümanist bir Lenin portresi çizmek elbette değil. Lenin’in siyaset tarzı ve üslubunu göz önünde bulundurduğumuzda, insanları çok çabuk karşısına alan bir yapısı olduğunu da unutmayalım.
Ama burada ele almaya çalıştığımız, her şeyi devrimin hizmetine sokmaya çalışan, nesnelliğin dayattıklarını devrimci bir öznelliğe boyun eğdirmeye kilitlenen bir yaklaşım. Söz konusu yaklaşımın kulağa çok iradeci geldiğinin farkındayım. Bu nedenle şu notu düşelim: Ancak toplumsallaşma iddiası taşıyan ve kendini sahada sınamaktan çekinmeyen bir devrimci çıkış, iradeciliğini gerçeklikle buluşturabilirdi.
Lenin’in de özgün katkısı ve etkisi tam olarak bu noktada öne çıkıyor. Özgün koşulların nesnelliğine reçetelerle değil, devrim için bakabilen, o toprakların geri yanları kadar işçi sınıfının yalınlığına, o yalınlığın barındırdığı potansiyele inanan bir devrimci Lenin. Buradaki durum elbette mistik bir inançla açıklanamaz, bu inanç sınıfın potansiyelinin bir öncü parti müdahalesi ile birlikte anlam kazanabileceği gerçeğine dayanmaktadır.
Buna dair Mavi Defter’de Lenin şunları söylüyor:
“Geleceğin Rusyası'nı yaratabilmek için bugünkü Rusya’da devrim yapmak zorundayız, başka yolu yok. Evet, cehalet var. Evet, gericilik var. Evet, medeniyetsiz bir ülkeyiz.
Önemli değil, iktidarı aldığımızda Rus yaşantısının bu acınacak yönlerini iki katı, on katı, yüz katı hızla kökünden söker atarız. Evet, işçilerimiz, Batılılarla karşılaştırıldığında kültürsüz ve eğitimsizler... Bu da zorluklarımızı ikiye katlıyor. Ancak bunun da olumlu yönleri var: Rus işçileri Batı’da süregiden mükemmel bir biçimde örgütlenmiş propagandayla zehirlenmemiş durumdalar.”
Lenin’in zihni çok berraktı bu konuda, beğenseler de beğenmeseler de birçok açıdan geri kalmış bu halkla devrim yapacaktı. Sosyalizm için özel bir halk yaratılamaz ancak bu insanlar yeniden yaratılabilirdi. Onlarla çalışılmak zorundaydı, söz konusu olan bir “ütopya ülkesi” değil Rusya’ydı.
Baktığımız yerde Lenin gibi görünenden daha fazlasını görebilmek, ülkemizin bizim müdahalemizle aldığı hali hayal edebilmek… Düzenin kırılma noktalarını ve halkın potansiyelini saptayabilmek… Bugün halkın düzenden kopuşuna engel olan yanılsamalarla örülen nesnelliğe bakıp karamsarlık üretmek yerine, ona müdahale ederek ortaya çıkarılabilecek potansiyelden heyecan duymalıyız. Ve evet, Ekim’den 108 yıl, 1923’ten 102 yıl sonra yine, yeniden üretmeye, durmadan, usanmadan…
*Yazıdaki alıntılar Mavi Defter’den (Evrensel Basım Yayın) yapılmıştır.
Ortaklaşa dergisinin Kasım 2025 sayısının dosya konusu, Ekim Devrimi. Derginin bu sayısında ayrıca AKP'nin yönetme krizinden Amerikancılığa, Korkut Boratav'la söyleşiden Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı yapım sürecine, spordan bienale, Rusya'dan Latin Amerika'ya çok çeşitli konularda yazılara yer verdik.