Ana içeriğe atla
0%
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
konstantin_yuon

EKİM DEVRİMİ | AKP, Yönetme Krizi, NATO, Su Sorunu, KAAN, Latin Amerika

ÇEVİRİ | Büyük Ekim Devrimi günlerinde kadın savaşçılar

Çizim: Seda Mit

Aleksandra Mihaylovna Kollontay

Yayın Tarihi: 06.11.2025 , 23:13 "0 dakikalık okuma süresi"
Hepsini sıralamak imkansız; kim bilir kaçı isimsiz kaldı. Ekim Devrimi’nin kadın kahramanları bir orduydu ve adları unutulmuş da olsa, diğerkâmlıkları o devrimin zaferinde, emekçi kadınların elde ettiği ve kullandığı kazanım ve başarılarda yaşıyor.

Aleksandra Mihaylovna Kollontay, Bolşevik hareketinin önde gelen kadın ismi; 1900’lerin başından itibaren siyasi mücadelenin içinde olan, İkinci Enternasyonal kongrelerine ve sosyalist kadın konferanslarına katılan bir komünist.1917’de Bolşevik Partisi Merkez Komitesi üyesi ve Büyük Ekim Devrimi’nden sonra Sovyet hükümeti halk komiseri ve Sovyet diplomatı.

Türkiye’de mücadele eden Komünist Kadınlar, Kollontay’ın 150. doğum gününü yazılarından hazırladığı bir seçki ile kutlamıştı. 

Komünist kadın hareketi tarihinin, zorlukları ve başarılarıyla bugüne yol göstermesi ve kadın işçilerin dünyayı sarsan Ekim Devrimi’ndeki rolünü hatırlatmak için hazırlanan bu seçki 2022 yılında Yazılama Yayınevi tarafından yayımlandı. Okuyacağınız bu makale de “Sosyalist Mücadelede Kadınlar, Aleksandra Kollontay’dan Seçme Yazılar” başlığını taşıyan bu kitaptan.


Büyük Ekim Devrimi’ne katılan kadınlar, kimdi onlar? İzole bireyler mi? Hayır, onlar çok kalabalıktılar. Kızıl Bayraklar ve Sovyet sloganlarıyla, işçi ve köylülerle yan yana yürüyen, on binlerce, yüz binlerce isimsiz kadın kahramandılar. Çarlık teokrasisinin kalıntılarının üzerinden geçerek yeni bir geleceğe doğru ilerlediler…

Ekim’i hatırladığınızda, tek tek insanlar değil, kitleler gözünüzün önüne gelir. Dalga dalga insanlar, sayamayacağımız halk yığınları. Ama nereye bakarsanız bakın kadınları görürsünüz; mitinglerde, toplantılarda, gösterilerde…

Hâlâ tam olarak ne istediklerinden, ne için mücadele ettiklerinden emin değiller ama bir şeyi biliyorlar: Artık savaşa katlanmayacaklar. Toprak sahiplerini ve zenginleri de istemiyorlar. 1917 yılında büyük insanlık kabarıyor ve dalgalanıyor. Ve büyük insanlığın büyük bir bölümü kadınlardan oluşuyor…

Bir gün tarihçiler cephede ölen, Beyazlar tarafından vurulan, devrimin ilk yıllarında sayısız yoksunluğa katlanan ama yine de Sovyetleri ve komünizmin kızıl sancağını yükselten devrimin bu isimsiz kadın kahramanlarının yaptıklarını yazacak.

Genç cumhuriyetin bugünkü gençleri, sosyalizmin temellerini neşe ve coşkuyla inşa ederken Büyük Ekim Devrimi sırasında emekçilere yeni bir hayat kazandırmak için canlarını veren bu isimsiz kadın kahramanları saygıyla selamlıyor.

Bu eşarplı ve yıpranmış şapkalı kadınlardan oluşan denizin içinde, tarihçilerin yıllar sonra Büyük Ekim Devrimi ve lideri Lenin hakkında yazarken özellikle ilgi göstereceği kimi siluetler beliriyor kaçınılmaz olarak.

İlk siluet, düz gri elbisesi ve her zaman arka planda kalma çabasıyla Lenin’in sadık yoldaşı Nadezhda Konstantinovna Krupskaya. Fark edilmeden toplantıya girer ve bir sütunun arkasına yerleşirdi ama her şeyi görür, duyar, olup bitenleri gözlemlerdi. Böylece Vladimir İlyiç’e eksiksiz bir rapor verir, yorumlarını ekler ve makul, doğru ve yararlı fikirleriyle konuya ışık tutardı. Konstantinovna, o günlerde halkın “Sovyetler iktidarı alacak mı, almayacak mı?” büyük sorusunu tartıştığı sayısız fırtınalı toplantıda söz almadı. Ama Vladimir İlyiç’in sağ kolu olarak yorulmadan çalıştı, zaman zaman parti toplantılarında kısa ama etkileyici yorumlar yaptı. En büyük zorluk ve tehlike anlarında, güçlü birçok yoldaşın cesaretini kaybettiği ve şüpheye düştüğü zamanlarda, davanın doğruluğuna ve mutlak zaferine her zaman inandı ve sarsılmaz bir inanç yaydı. Nadir görülen bir alçakgönüllülüğün arkasına gizlenen bu ruhun güvenilirliği, Ekim Devrimi’nin büyük liderinin yoldaşıyla temasa geçen herkes üzerinde coşkulu bir etki bıraktı.

Başka biri beliriyor: Parti Merkez Komitesi sekreteri Yelena Dmitriyevna Stassova; zorlu yeraltı çalışması yıllarında silah arkadaşı olan Vladimir İlyiç’in bir başka sadık yoldaşı. Net, iddialı, ender bir hassasiyetle istisnai bir çalışma kapasitesi, görev verilecek doğru kişiyi “tespit etme” konusunda az rastlanan bir yetenek. Uzun boylu, görkemli endamıyla önce Tavrichesky Sarayı’ndaki Sovyet’te, sonra Kshesinskaya’nın evinde ve son olarak Smolny’de görülüyor. Elinde not defteri; cepheden gelen basın mensubu yoldaşlarından, işçilerden, Kızıl Muhafızlardan, kadın işçilerden, parti ve Sovyet üyelerinden hızlı ve net cevaplar, talimatlar almak istiyor.

Stassova’nın önemli birçok konuda sorumluluğu vardı. Yine de bir yoldaşı o fırtınalı günlerde bir şeye ihtiyaç duyar veya bir problemle karşılaşırsa mutlaka ilgilenirdi; kısa ve kaba görünen cevaplar vardı ama her zaman elinden geleni yaptı. İşe boğulmuştu, her daim görevinin başındaydı ama asla öne çıkmıyordu. İlgi odağı olmaktan hoşlanmazdı, önemsediği şey kendisi değil davaydı. Uğruna çarlık hapishanelerinde yattığı ve sürgüne gönderildiği komünizmin asil ve aziz davası yolunda sağlığı bozuldu. Çakmaktaşı gibi ve çelik kadar sertti. Ancak yoldaşlarının sıkıntılarına, sadece sıcak ve asil bir kalbi olan kadınların hassasiyeti ve duyarlılığı ile yaklaşırdı.

Klavdia Nikolayeva, çok mütevazi bir kökenden gelen emekçi bir kadındı. Daha 1908’de, gericilik yıllarında Bolşeviklere katılmış, sürgün ve hapis cezası çekmişti. 1917’de Leningrad’a döndü ve emekçi kadınlara yönelik yayınlanan ilk dergi Kommunistka’nın kalbi oldu. Hâlâ gençti, ateşli ve sabırsızdı. Sancağı sımsıkı tuttu ve cesurca kadın işçilerin, asker eşlerinin ve köylü kadınların partiye örgütlenmesi gerektiğini haykırdı. “Kadınlar, haydi çalışmaya! Sovyetlerin ve komünizmin savunulmasına!” Toplantılarda söz alırken hâla gergin ve kendine güvensizdi ama başkalarını peşinden gelmeye illâ ki ikna ederdi. Kadınların devrime yaygın ve kitlesel katılımının yolunu arayan ve bunun tüm zorluklarını omuzlayanlardandı. İki cephede birden, Sovyetler ve komünizmin kuruluşu ve kadınların kurtuluşu için mücadele etti. 

Nikolayeva’nın ve devrimci görevi sırasında 1921’de kolerada ölen Konkordia Samoilova’nın ismi, işçi kadın hareketinin özellikle Leningrad’da attığı ilk ve en zor adımlarla kopmaz bir biçimde ilişkilidir. Samoilova emsalsiz ve özverili bir parti emekçisiydi ve emekçi kadınların kalbini nasıl kazanacağını çok iyi bilen iyi bir konuşmacı. Arkadaşları Samoilova’yı uzun süre hatırlayacak. Davranışları ve giyiminde sade, kararların uygulanmasında ise talepkar ve disiplinliydi. 

Ekim Devrimi hazırlıklarında çok önemli parti görevleri alan, devrimden sonra kadınlar arasında yürütülen çalışmalara yaratıcılık katan Inessa Armand’ın nazik ve çekici görünümü ise dikkat çekicidir. Armand, tüm kadınsılığı ve nezaketiyle inançlarında sarsılmazdı. Doğru olduğuna inandığı şeyleri, zorlu muhaliflerin karşısında savunabiliyordu. Devrimden sonra kendini emekçi kadın hareketinin yaygın örgütlenmesine adadı, delege konferansı onun eseridir.

Moskova’daki Ekim Devrimi’nin zor ve belirleyici günlerinde Varvara Nikolayevna Yakovleva tarafından muazzam işler yapıldı. Barikat savaşında bir parti liderine yakışır kararlılıktaydı. Birçok yoldaş, onun kararlılığının ve sarsılmaz cesaretinin bocalayanlara güç, cesaretini yitirenlere ilham verdiğini söyledi. “İleri!”, zafere doğru!

Büyük Ekim Devrimi kadınlarını hatırladıkça hafızamızda giderek daha fazla isim ve yüz beliriyor. Devrim için fedakarca çalışan ve Petrograd yakınlarındaki ilk Kızıl Cephe’de Kazaklar tarafından vurulan Vera Slutskaya’nın anısını bugün onurlandırmamazlık edebilir miyiz? Ateşli mizacıyla mücadeleye her zaman hazır olan, devrimci görevi sırasında ölen Yevgenia Bosh’u unutabilir miyiz? V.I. Lenin’in hayatı ve eylemiyle yakından bağlantılı iki kadını -kız kardeşi ve yoldaşı- Anna Ilyinichna Yelizarova ve Maria Ilyinichna Ulyanova’yı atlayabilir miyiz? Ya Moskova’daki demiryolu atölyelerinden, her zaman canlı, her zaman acelesi olan Yoldaş Varya’yı? Leningrad’dan hoş yüzü ile gülümseyen ve barikatlarda korkusuzca savaşan tekstil işçisi Fyodorova’yı unutmamız mümkün mü?

Hepsini sıralamak imkansız; kim bilir kaçı isimsiz kaldı. Ekim Devrimi’nin kadın kahramanları bir orduydu ve adları unutulmuş da olsa, diğerkâmlıkları o devrimin zaferinde, emekçi kadınların elde ettiği ve kullandığı kazanım ve başarılarda yaşıyor.

Kadınların katılımı olmadan devrimin kızıl sancağının zafere taşınamayacağı açık ve tartışılmaz bir gerçektir. Ekim Devrimi sırasında o Kızıl Sancak altında yürüyen emekçi kadınlara şan olsun. Şan olsun kadınları özgürleştiren Ekim Devrimi’ne!  


Jenskiy Jurnal (Kadınlar Dergisi), Kasım, 1927. Kısaltılmıştır.

Hazırlayan: Aslıhan Çakaloğlu
 

konstantin_yuon
Ortaklaşa

Ortaklaşa dergisinin Kasım 2025 sayısının dosya konusu, Ekim Devrimi. Derginin bu sayısında ayrıca AKP'nin yönetme krizinden Amerikancılığa, Korkut Boratav'la söyleşiden Türkiye'nin beşinci nesil savaş uçağı yapım sürecine, spordan bienale, Rusya'dan Latin Amerika'ya çok çeşitli konularda yazılara yer verdik.