Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
sayi_12_kapak

Dağılan iktidar, fonlar, yerel yönetim, çözüm süreci, süreç ve Aleviler, süreç ve sol, kemalist devrim, cumhuriyet, Göbeklitepe

Barzani’nin hesapları karışık

Murat Akad

Yayın Tarihi: 09.10.2026 , 13:19 "0 dakikalık okuma süresi"
“Çözüm süreci” hızlandıkça sorunları ve komplikasyonları daha da belirgin hale geliyor. Sürecin bir parçası olan Barzani çizgisi de bunlardan payını alıyor. Evdeki hesabın çarşıya uyması KDP için de mümkün değil.

Hızlanarak devam eden “çözüm süreci”nin en yakından ilgilendirdiği yerlerden biri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY). Bu bölgede en fazla ağırlığa sahip olan özne, Mesud Barzani’nin başkanı olduğu Kürdistan Demokrat Partisi (KDP). 1946’dan bu yana var olan partinin etkisi IKYB dışına, Suriye, Türkiye ve İran’a da taşıyor. 

KDP meseleye öncelikle IKYB ekseninde bakıyor. Zira “çözüm süreci”nin bu bölgedeki siyasi denklemi doğrudan etkilemesi kaçınılmaz. Öte yandan, sürecin Kürt coğrafyasının genelindeki yansımaları üzerinde daha geniş bir bakış açısı da geliştiriyor. Nihayetinde Kürt siyaseti yalnızca IKYB’de değil, daha geniş bir alanda belirleniyor. 

KDP’nin süreci genel olarak desteklediğini söylemek mümkün. Ancak bu desteğin KDP’nin bölgesel çıkarları ve Türkiye ile geliştirdiği stratejik ilişki bağlamında değerlendirilmesi gerekiyor. 

KDP’nin önderi Mesud Barzani 27 Şubat 2025’te, Abdullah Öcalan’ın çağrısının ardından yaptığı açıklamada, sürece “tüm imkân ve kapasiteleriyle” destek verdiklerini söylemiş; ayrıca Öcalan’ın mesajının sürecin ilerlemesi ve bütün tarafların yararına sonuç vermesi için bir başlangıç noktası olmasını umduğunu belirtmişti. 

6 Aralık 2025’te İstanbul’da düzenlenen “Barış ve Demokratik Toplum Konferansı”na gönderdiği mesajda daha da açık konuştu. AKP hükümetini, Erdoğan’ı, Öcalan’ı ve sürecin başlamasına katkıda bulunanları kutladı ve “Barış sürecini ilerleten ve halklarımız arasındaki kardeşliği ve birlikte yaşamı güçlendiren her çabayı destekliyorum” dedi. 

KDP’nin sürecin bir parçası olması, kendisi dışında iktidarın çabasından da kaynaklandı. PKK’nin konunun tek muhatabı olmasını istemeyen iktidar, denkleme bir şekilde KDP’yi de dahil etmek için çaba harcadı. KDP de doğal olarak bunu olumlu karşıladı. 

KDP süreç içinde polemiklere girmekten de kaçınmadı. Mesud Barzani’nin Aralık 2025’teki Cizre ziyaretinde verdiği silahlı görüntülere yönelik Bahçeli’nin yaptığı “rezalet” açıklamasına Barzani’nin ofisinden yanıt geldi. Açıklamada güvenlik önlemlerinin protokole uygun olduğu savunulurken Bahçeli için, “Allah’ın hidayet verdiğini sanıyorduk, ancak o hâlâ eski Bozkurt” ifadeleri kullanıldı.

Mesele barış değil

KDP gibi bir öznenin barış vurgusunu öne çıkarmasını PKK’nin silahlı yapısının tasfiyesi üzerinden değerlendirmek gerekir. Tasfiye KDP’nin IKYB üzerindeki siyasi ve askeri kontrolünü güçlendirecektir. Bu doğrultuda atılan son adımlardan biri kendi gücünü konsolide etmek amacıyla peşmerge güçlerinin tamamen birleştirileceğinin ilan edilmesi oldu. Ayrıca süreç KDP ile AKP hükümeti arasındaki ilişkileri daha istikrarlı hale getirebilir. Ya da en azından KDP’nin beklentisi bu yönde olacak. 

KDP bugüne kadar AKP hükümeti açısından Kürt siyasetinde PKK’nin ağırlığına karşı bir odak işlevi de gördü. Ekim 2024’te, “çözüm süreci”nin ilk adımları atılırken IKYB Başkanı Neçirvan Barzani Ankara’ya planlı olmayan bir ziyaret yapmıştı ve bu ziyaret hiç de rastlantı gibi görünmüyordu. Gerek AKP gerekse DEM Parti ve muhtemelen Öcalan, KDP ile bir köprü kuruyordu. 

KDP’nin sürece dahil edilmesi AKP açısından DEM Parti’nin ya da PKK’nin sürecin Kürt tarafındaki tek aktör olmamasını sağlamak anlamına geliyordu. DEM Parti de KDP’nin katılımını sürecin meşruiyetini artıracak bir unsur olarak ele aldı. IKYB’ye giden DEM Parti heyetleri KDP ile üst düzey görüşmeler yapmayı da ihmal etmedi. Aralık 2025’te DEM Parti’nin düzenlediği Barış ve Demokratik Toplum Konferansı’na KDP Politbüro Üyesi Amina Zikri de katıldı. Öcalan Şubat 2025’te sürecin önemli bir adımı niteliğindeki çağrısını yaptığında, DEM Parti milletvekili Cengiz Çandar, Mesud Barzani ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin barış sürecindeki rolünün çok önemli olduğunu belirtmişti. 

Abdullah Öcalan ve Mesud Barzani

KDP’nin Rojava'da artan etkisi

“Çözüm süreci”nin Türkiye ve Irak dışında en fazla etkilediği ülke Suriye. KDP de Rojava konusunda aktif bir tutum aldı. ABD’nin arabuluculuğunda bölge ile ilgili yapılan görüşmelere ev sahipliği yaptı. 

Daha önce Türkiye’nin bölgede PKK’ye yönelik hamlelerine destek veren Barzani, HTŞ’nin SDG’ye yönelik olarak başlattığı ve SDG’nin yenilgisiyle sonuçlanan nihai saldırı döneminde, bölgedeki aşiretlerin taraf değiştirmesinin beklenir bir şey olduğunu söylemişti. Bu konuda daha önce Mazlum Abdi’yi uyardığını dile getirmiş; “Kobani Kürdistani bir yerdir ve oraya el uzatılmamalıdır” ve “Şu anda elimizde kalan Kürt bölgeleri için tüm çabamız, bu bölgelerin kalması ve korunması yönündedir. Halkımızın oradaki hakları her ne şekilde olursa olsun, kendi aralarında anlaşmaya vardıkları şekilde korunsun” demişti. SDG’nin zayıflaması Barzani’yi cesaretlendirmiş, KDP, operasyonu kendi hamlesi için fırsata çevirmişti. 

KDP’nin Suriye’de daha fazla inisiyatif aldığını gösteren kimi adımların ardından, Ağustos ayında Neçirvan Barzani Şam’a gitti ve burada Şara’yla SDG’nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonu için izlenecek yöntemleri ve anlaşmanın uygulanmasının takibi konuları ele alındı. 

KDP Suriye’deki etkisini artırmak için fırsat yakalamakla birlikte, bölgenin bütünüyle cihatçı istilasına uğraması işine gelmiyordu. 

SDG’nin feshi ve entegrasyon

“Çözüm süreci”nin çıktılarından biri olarak, Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, Suriye devletine entegre edildi. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) de kendisini bağımsız bir silahlı yapı olarak feshetti. SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara’nın danışmanlığına getirildi ve Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Bölgesi (Rojava) Yürütme Konseyi eşbaşkanı İlham Ahmed cumhurbaşkanı kontenjanı kapsamında Halk Meclisi’ne milletvekili olarak atandı. 

Ancak burada da “çözüm süreci”nin barındırdığı komplikasyonlarından biri kendisini gösterdi. Kürt siyasetinin çok parçalı olması, aynı çizgideki özneler arasında da tutum farklılıkları olmasına neden oluyor. Cemil Bayık, Mazlum Abdi’nin cumhurbaşkanı danışmanı olmasını eleştirdi. 

KDP de İlham Ahmed’in verdiği röportajlar üzerinden ciddi eleştirilerde bulundu. Partiye yakın olan internet sitesi Darkamazi’de Rojava yönetiminin Şam ile yürüttüğü entegrasyon politikası sert biçimde eleştirildi. Yazıda, “Rojava”nın Şam’a entegrasyonuna Kürt kamuoyunda tepki bulunduğunu belirtildi ve PKK’ye yakın medya organlarının bu süreci “normalleşme” ve “kazanım” olarak göstermeye çalıştığı vurgulandı.

Yazının temel savlarından biri de devlet tartışması üzerine kuruldu. Rojava yönetiminin yıllarca Öcalan’ın siyasi yaklaşımına paralel biçimde ulus-devlet fikrine mesafeli durduğu, Kürtlerin bağımsız devlet talebinin yanlış bulunduğu belirtilerek, bugün Mazlum Abdi ve İlham Ahmed gibi isimlerin Suriye devlet yapısına dahil olmasının “başarı” olarak sunulması eleştirildi. Binlerce kişinin öldüğü, savaş ve ekonomik sıkıntıların yaşandığı dönemin sonunda Kürtlerin bağımsızlık, federasyon veya güçlü bir özerklik statüsü kazanamadığı savunuldu.

Oysa daha Ağustos ayında verdiği bir röportajda Neçirvan Barzani, Suriye’de Sünniler dışındaki toplulukların haklarının belirlenmesinde Suriye devleti ile bu toplulukların iradesinin etkili olacağını diplomatik bir dille belirtmişti. 

Bu “çatal” dilin söylediklerini, bir yandan SDG’nin etkisizleşmesinden duyulan memnuniyet, ama diğer yandan meydanın HTŞ’ye bırakılmaması uyarısı olarak okuyabiliriz. 

Barzani çizgisinin İsrail'le yakın ilişkisi Molla Mustafa Barzani'nin geçmişte İsrail'e en az iki kere yaptığı gizli ziyaretlere dayanıyor.

Türkiye'deki etki alanı

“Çözüm süreci”nin PKK’nin etkisini kısıtladığı noktalarda KDP kendisine yeni alan açabiliyor. Bunu Türkiye’de de görmek mümkün. KDP, geçtiğimiz Mart ayında Diyarbakır’da kurulan Kürt Milli Platformu’nun öncülerinden biri oldu. Platformun öne çıkan gündemlerinden biri, ileride partileşme hedefi taşıması. DEM Parti dışında kalan gerici ve daha küçük örgütlenmelerin bir araya getirilerek yeni bir kuvvet oluşturulması hedefleniyor. KDP de bu yapıların öncüsü olma çabasında. Platformun toplantısında yapılan konuşmalarda Kürt millyetçisi ve dinci söylemler ağır bastı ve İsrail’le kardeşlik mesajları verildi. 

“Çözüm süreci” ilerledikçe KDP’nin Türkiye’de kendisine daha fazla alan açılması beklentisinde olduğu açık. 

Sürecin nasıl ilerleyeceğini ve KDP’nin beklentilerinin ne ölçüde karşılanabileceğini öngörmek kolay değil. Ancak bu beklentilerin önemli bir dayanağının ABD ve İsrail olduğunu, Kürt siyaseti bir bütün olarak ele alınırsa ABD ve İsrail’in asıl müttefikinin her zaman Barzani olduğunu akılda tutmak gerekiyor.

sayi_12_kapak
Ortaklaşa

Ortaklaşa dergisinin 12'nci sayısı, "Çözüm değil sürüklenme" başlığıyla okurlarla buluştu. Pazarlık masasındaki kimliklerden dağılan iktidar ve şişen fonlara, yerel yönetime özgürlüğün ne anlama geldiğinden çözüm sürecinin ayrıntılarına kadar birçok konu, bu sayıda derinlemesine ele alınıyor.