Bilim insanları yayınlarında güvenilmez veriler kullanamaz

Bilim insanları yayınlarında güvenilmez veriler kullanamaz

Akif Akalın
04/10/2019 Cuma

Sınıfın Sağlığı okurları, geçtiğimiz yıllarda yayımlanan birçok yazımızda, ülkemizde bebek ölümlerine ilişkin açıklanan rakamların “güvenilir olmadığını” belirttiğimizi ve neden böyle düşündüğümüzü detaylı olarak anlattığımızı anımsayacaklar. Bizden sonra Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak gibi Türkiye’nin önde gelen halk sağlığı uzmanları da bu konudaki şüphelerini ifade etmişlerdi.

Yetkililer bu eleştirilerimizi “görmemeyi” tercih ettiler. Fakat daha önemlisi, içeride ve dışarıda birçok bilim insanı, kurum ve kuruluş, doğruluklarına ilişkin ciddi şüpheler olan rakamları yayınlarında kullanmayı, referans almayı sürdürdüler.

Bu durum bir dereceye kadar anlayışla karşılanabilir. “Ne yapsınlar, elde başka veri / kaynak yok” denebilir. Fakat dediğimiz gibi “bir dereceye kadar”. O dereceden sonra artık hâlâ bu şüpheli rakamları kullanmayı sürdürmek “işbirlikçiliğe” girer. Artık bu rakamları kullanmaya devam etmek, rakamları üretenlerin toplumu yanıltma suçlarına “ortak” olmak haline gelmeye başlar.

'TÜRKİYE BİZE BU VERİLERİ VERDİ, BİZ DE YAYINLADIK' DİYEMEZLER

Aynısı Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF gibi uluslararası kuruluşlar için de söylenebilir. Bu kuruluşlar, “ne yapalım Türkiye bize bu verileri verdi, biz de yayınladık” diyemez. Bu kuruluşların “dünyaya” karşı sorumlulukları vardır. En azından yayınladıkları verilerin yanına bir yıldız işareti koyup, “bu verilerin güvenilirliğine ilişkin şüpheler vardır” diye belirtmeleri gerekir.

Yayınlarında güvenilir olmayan verileri kullananlar, giderek kendilerini “güvenilmez” kılmaya başlarlar. Makalesinin veya kitabının bir bölümünde güvenilmez verilere rastladığınız birinin makale veya kitabının geride kalan kısımlarına güvenebilir misiniz? Diyelim ki tıp fakültesinde bir hoca öğrencilerine derste “Türkiye’nin bebek ölüm hızı resmi kurumların açıkladığı şu rakamdır” diyor, fakat bu konuda şüpheler bulunduğunu söylemiyor. Yarın öğrenciler bu rakamın gerçeğini yansıtmadığını anladığında hocaları hakkında be düşünecekler?

TÜİK MUCİZE YARATTI!

Bu anımsatmayı yapmamıza, TÜİK’in açıkladığı son enflasyon rakamı neden oldu. Ekonomistler de, açıkladığı bebek ölümü istatistiklerine ilişkin şüphelerimiz olduğunu ifade ettiğimiz TÜİK’in enflasyon rakamlarına şüpheyle bakıyorlar. Bir yazar “inanılmaz ama elektrikten, doğalgaza, akaryakıttan, giyime, ekmekten suya zam üstüne zam yapılır, vatandaş pahalılıktan yakınırken, TÜİK mucize yarattı” diyor.

Aslında bu konuda da yukarıda yazdıklarımız geçerli. Bebek ölümlerine ilişkin istatistikleri şüpheli olan bir kurumun enflasyon istatistiklerine güvenilebilir mi? Sadece enflasyon da değil, başka konulardaki yayınlarına güvenebilir misiniz? CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu da kurumun “TÜFE hesaplaması şaibelidir” demiş. Az söylemiş…

Bir ülkenin yetkilileri neden bebek ölüm hızını ve/veya enflasyonu olduğundan daha düşük göstermeye çalışır? Siz bebek ölüm hızını değil düşürmek “sıfırlasanız”, o bebekler ölmemiş mi sayılacak? Bebeğini yitiren bir anne, “bebeğim TÜİK ölmedi dediyse ölmemiştir” mi diyecek? Siz enflasyonu değil düşük göstermek “sıfırlasanız”, insanların gelirleri erimeyecek mi? İnsanlar ceplerindeki paranın eskiden olduğu kadar değerli olmadığını fark etmeyecek mi?

Biz yine başa dönelim. TÜİK’in bu rakamları neden böyle açıkladığı ayrı bir konu, fakat bir “bilim insanının”, şüpheli olduğunu bile bile bu rakamları kullanması, hele hele bu rakamlar üzerinden kendisinin de bir şeyler üretmesi kabul edilemez. Artık yaptığı “bilim” olmaktan çıkar, “işbirlikçilik” olur. İşbirlikçilik bilim insanlarına yakışmaz.