Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
tkp_eylem

AK değil Kara | Süreç, İsrail, ABD, İş Cinayetleri, Bahis, Karşıdevrim, Özelleştirme

Cumhuriyetçiler Kurultayı’ndan Cumhuriyetçilerin birliğine

Oğuz Oyan

Yayın Tarihi: 11.12.2025 , 23:35 "0 dakikalık okuma süresi"
Cumhuriyetçiler Kurultayı, Cumhuriyetçilerin birliği hedefine yürüyen bir mekanizmadır. Cumhuriyetçiler Kurultayı için bu aslında bir ilk hedeftir. Bu ileri noktaya yürürken aynı zamanda yeni bir Cumhuriyetin Kurtuluş Programı’nı oluşturmak gerekmektedir. İşte Cumhuriyetçiler Kurultayı Çalışma Grupları ve Danışma Kurulu Çalıştayı tam da bunun hazırlıklarını yapmaktadır.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi (THTM), 2023 sonbaharında başlayan bir süreç sonunda Ocak 2024’te kuruldu. THTM’nin kuruluş ihtiyacı öncelikle TBMM’nin işlevini önemli ölçüde yitirmiş olmasından, Cumhuriyet’e sahip çıkan geniş kitlelerin siyasette temsilinin artık karşılığını yitirmesinden, uzun süredir iktidara çöreklenen gericiliğin ve sermaye-emperyalizm ittifakının Cumhuriyet’in içini boşaltmasından, cumhuriyetçi saflardaki dağınıklığın 2023 seçimlerinde yaşanan hayal kırıklığıyla daha da pekişmesinden, Cumhuriyet’in devrimci anlamına sahip çıkacak bir siyasal/kurumsal yapının yokluğundan ve cumhuriyetçilerin çoğunun seçimlerde yöneldiği CHP’nin Cumhuriyet ilke ve kurumlarını savunmakta ve bir bağımsızlık mücadelesini yürütmekte on yıllardır gösterdiği zafiyetin “devrimci bir cumhuriyet” hedefiyle aşılması düşüncesinden kaynaklandı. Çünkü Türkiye’nin etrafındaki çember daralmaktaydı ve buradan bir “Halk Meclisi” ile çıkış aranmak zorundaydı.

THTM kuruluşundan itibaren yeni bir Cumhuriyet mücadelesini ana hedefi olarak belirledi ve bunu üç eksen üzerine oturttu: Bir, tam bir gerici saldırıya konu olan aydınlanma/laiklik ekseni; iki, emperyalizme ve onun NATO gibi savaş örgütlerine karşı bağımsızlık mücadelesi ekseni; üç, cumhuriyetin artık ancak emekçi sınıfların omuzlarında yeniden inşa edilebileceğinden hareketle emeğin cumhuriyeti ekseni. Başka sözcüklerle ifade edilirse, dinci gericiliğe, emperyalist kuşatmaya ve cumhuriyet/bağımsızlık savunusunu erkenden terk eden sermayenin sömürü düzenine karşı bir birlikteliğin inşası hedeflendi.

THTM, bu ilkelerin özellikle ilk ikisinin siyasal ve toplumsal zemine taşınması doğrultusunda iki yıldır yoğun bir eylemlilik içinde oldu. Bunlardan birincisi için “aydınlanma seferberliği” başlatıldı; bu kapsamda “aydınlanma seminerlerinden” eğitimde gericiliğe karşı etkin mücadele eylemlerine, Hasanoğlan’da düzenlenen Köy Enstitüleri sempozyumuna ve çeşitli panellere kadar birçok faaliyet alanında etkin olundu, aynı çizgide yürüyen cumhuriyetçi kuruluşlarla, derneklerle ve eğitim sendikalarıyla birlikte hareket etmeye özen gösterildi. Bağımsızlık ekseni doğrultusunda ise, Eylül 2024’te Kartal-İncirlik arasında gerçekleştirilen “NATO’ya ve Emperyalist Savaşlara Karşı Yürüyüş” eylemi ve bu yürüyüşe eşlik eden “NATO’ya ve Savaşa Karşı Sergi”nin örgütlenmesi, THTM’nin kararlı antiemperyalist duruşunun daha fazla öne çıkarılmasına katkıda bulundu.

Cumhuriyetçiler Kurultayı

Ocak 2025’te THTM’nin dördüncü genel kuruluna gelindiğinde THTM’nin örgütlenme tarzının kısıtlarını aşabilecek yeni bir örgütlenme modeli ihtiyacı hissedildi. Böylece görece daha esnek, kurumsal yapılara ve geniş kitlelere daha fazla açılabilecek bir örgütlenme ve mücadele aracı olarak Cumhuriyetçiler Kurultayı fikri doğdu. Bu fikrin THTM’nin bir sonraki kurultayına kadar hayata geçmesi için seferber olundu, cumhuriyetçi kuruluşlar ve aydınlarla yoğun temaslar kuruldu. Amaç, 24-25 Mayıs’ta toplanacak Cumhuriyetçiler Kurultayı’nı başarılı şekilde hazırlamak ve sonrasında da ilerici kamuoyunun gündemine damga vuracak bir gelecek perspektifi sunmaktı. Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın dayanacağı ilkelerin ve mücadele eksenlerinin THTM’ninkiler ile aynı temelde yükselmesi başlangıçtan itibaren üzerinde uzlaşılan bir konuydu.

Gerçi iktidarın 19 Mart’tan itibaren ana muhalefete ve belediyelerine karşı giriştiği geniş çaplı saldırılar ve bunlara karşı verilen geniş çaplı kitle tepkileri Cumhuriyetçiler Kurultayı için yapılan bu hazırlık dönemini bir ölçüde gölgeledi. Ancak gene de 24-25 Mayıs’ta Ankara’da toplanan ilk Cumhuriyetçiler Kurultayı hem katılımcıların ve kurumsal temsilcilerin niteliği ve niceliği hem katılımcıların sunuş ve bildirilerinin kapsam ve içeriği bakımından çok başarılı bir biçimde sonuçlandı. Öyle ki, Kurultay’da yapılan konuşmalar ve sunulan bildirilerin bir kitapta toplanması düşüncesi hemen kabul gördü ve bu kitap gecikmeden yayınlandı.

Cumhuriyetçiler Kurultayı ayrıca önümüze açılan yeni dönemde kendi örgütlenmesini yapacak mekanizmaları da kurdu. Kuruluşları adına katılanlar da dahil olmak üzere Kurultay üyeleri temsilcilerinden oluşan geniş bir Danışma Kurulu ile bu kurulun üyelerinden oluşan daha dar bir Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Bunun yanında, 6 konu başlığı altında 6 Çalışma Grubu kuruldu ve bu gruplar 23 Kasım’da toplandı. Danışma Kurulu Çalıştayı’nda sunulmak üzere kendi konularında raporlar hazırladılar. Çalıştay sonuçları, ileriye dönük aldığı kararlarla değerlendirildiğinde, 2026’da yapılacak Cumhuriyetçiler Kurultayı ikinci toplantısının hazırlık çalışmalarından biri olarak kabul edilebilir.

Cumhuriyetçilerin birliği

Cumhuriyetçiler Kurultayı, Cumhuriyetçilerin Birliği ortak paydasında birleşen tüm cumhuriyetçi/sol Kemalist, sosyalist/komünist toplum kesimlerini ve düşünce akımlarını bir Cumhuriyetçi cephede ve bir ortak mücadele ekseninde buluşturmak amacıyla hareket etmektedir. Cumhuriyetçileri geniş bir cephede birleştirmek ve gerici iktidarın karşısına gerçek bir toplumsal güç ve iktidarın karşı kutbunda bir ideolojik taraf olarak çıkarmak, THTM ve Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın ortak hedefini oluşturmaktadır.

Emperyalizme karşı savaşarak kurulan bir ülkenin emperyalizmin bütün saldırılarına karşı tamamen geçirgen ve savunmasız bir konuma sokulması, emperyalizmin hizmetinde bölge haritasının değişmesine alt-emperyalist ülke rolünde gönüllü olarak katılması; hatta iktidarını korumak isteyen kimi ufuksuzların ucuz siyasetlerine alet edilmesi, Ortadoğu’da emperyalist ve Siyonist yayılmacılığın ve etnik/mezhep temelli devletçikler oluşumunun nesnel olarak önünün açılması; Cumhuriyet’in kurucu partisinden bu gelişmelere esasta bir itiraz gelmemesi ve kim daha NATO’cu/AB’ci kayıkçı kavgasının dışına çıkılamaması, ülkenin kuruluş dinamikleri ve gelecek vizyonu açısından büyük bir talihsizlik olmaktadır. Bunun sürmesine izin verilemez.

Keza Türkiye Cumhuriyeti, 20. yüzyılın örnek alınan aydınlanma devrimlerinden birini gerçekleştiren devrimci Cumhuriyet çizgisinden, bölgesine mezhepçilik ihraç etmeye kalkışan külüstür bir din devleti çizgisine geriletilemez. Yeni Osmanlıcılık denilen tarih dışılık, modern Türkiye’nin iç ve dış politikasına rehberlik edemez. Türkiye toplumu bu gericiliğe mahkûm edilemez. Eğitimdeki ve tüm kamu alanındaki anti-laik uygulamalar görmezden gelinemez. “Laiklik tehdit altında değildir” zırvaları üzerinden laiklik mücadelesinden kaçanlara prim ve makam verilemez.

Merkezi ve yerel yönetimlerde imar rantlarına ve kamu kaynaklarının yağmalanmasına ve her türlü yolsuzluğa karşı kamuculuğun ve toplumsal denetimin güçlendirilmesinden, sermayenin sınırsız sömürü arayışlarının emekçilerin örgütlü gücüyle püskürtülmesinden vazgeçilemez. İnşa edilecek yeni Cumhuriyet’in iç ve dış sermaye çevrelerinin çıkarlarına değil, halkın çıkarlarına dönük olması hedefinden ödün verilemez. Cumhuriyetçilerin birliği mücadelesi, yalnızca siyasal İslamcı hareketin iktidardan düşürülmesi hedefine indirgenemez.

Eşitlik, bağımsızlık, laiklik mücadelesinin bütünlüğü

Cumhuriyetin tüm maddi/manevi kazanımlarını fütursuzca yağmalayan siyasal İslamcı iktidarın en büyük çaresizliği, toplumun belleğinden Cumhuriyet fikrini ve Cumhuriyet’in şanlı kurucularını silememesi olmaktadır; bu hayaletler sürekli olarak kurmak istediği dinci-despotik rejimin önüne dikilmektedir. Seçmen çoğunluğunu yitirmekte oluşunun çaresizliği de buna eklenmekte, bu da iktidardakileri iyice zıvanadan çıkarmakta, devletin yargı ve kolluk güçleri ve RTÜK, TMSF, MASAK gibi kurumlarıyla topluca saldırıya geçmekte, siyasi rakiplerini tasfiye etmek için olmadık suçlamalar ve davalar peşine düşmekte, kısacası devletin şiddet aygıtlarını tam bir pervasızlıkla harekete geçirmektedir. Bu aslında bir tükenişin kabullenilmeyişinin resmidir.

Ama bu aynı zamanda toplumsal ve siyasal muhalefetin bir Cumhuriyetçi cephede birleşmesi için bulunmaz bir fırsattır. Cumhuriyetçilerin Birliği altında örgütlenmek bu bakımdan vazgeçilemezdir. Bu aynı zamanda ülkenin ve toplumun bugün getirildiği perişan noktada kaçınılamaz bir görevdir.

Cumhuriyetçiler Kurultayı, Cumhuriyetçilerin birliği hedefine yürüyen bir mekanizmadır. Cumhuriyetçiler Kurultayı için bu aslında bir ilk hedeftir. Bu ileri noktaya yürürken aynı zamanda yeni bir Cumhuriyetin Kurtuluş Programı’nı oluşturmak gerekmektedir. İşte Cumhuriyetçiler Kurultayı Çalışma Grupları ve Danışma Kurulu Çalıştayı tam da bunun hazırlıklarını yapmaktadır.

Laiklik, bağımsızlık ve eşitlik mücadelesi bir bütündür. Bu mücadelenin yolu, Cumhuriyet’in kazanımlarını sahiplenen ama onları aşan emek temelli yeni bir Cumhuriyet’in inşasından geçecektir.

Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi, geçtiğimiz yıl 15 Eylül’de İstanbul Kartal’dan başlayan ve 28 Eylül’de İncirlik Üssü önünde son bulan “NATO’ya ve Emperyalist Savaşlara Karşı Yürüyüş” düzenledi.

Cumhuriyetçiler Kurultayı Sonuç Bildirisi’nden…

“Bir araya gelen biz Cumhuriyetçiler, geçmişe ilişkin değerlendirmelerde ve çeşitli konularda aramızda farklılıklar bulunmasını yadırgamıyoruz. Doğal ve sağlıklı olmayan tutumlar, bir tarafta farklılıklarımızı görmezden gelmek, öbür yanda da bunları ortak yürüyüşün önünde engel saymaktır. Geleceği birlikte kuracağımıza duyduğumuz güven ve bu kuruluşa Cumhuriyet Devrimi’nin ışık tuttuğu yolundaki ortak paydamız bizleri birleştirmektedir.

Cumhuriyetçiler Kurultayı, Cumhuriyetçilerin birliğinin son olarak bir Cumhuriyetçi cepheye veya ittifaka dönüşmesini amaçlamaktadır. Cumhuriyetçi cephenin Türkiye’nin büyük çoğunluğunun özlemlerini ve öfkesini temsil edeceğini biliyor ve bunların bir örgütlü güce dönüşmesinin aracı olacağına inanıyoruz.”

tkp_eylem
Ortaklaşa

Ortaklaşa'nın Aralık 2025 tarihli üçüncü sayısının dosya konusu, 23 yıl sonra AKP iktidarı. AKP'yi irdeleyen yazıların yanı sıra bu sayıda Kürt sorunundan Ortadoğu'daki gelişmelere, Doğu Akdeniz'deki enerji kavgasından İrlanda'nın sözde zenginliğine, spor ve bahisten yemek kültürüne, çok sayıda konuya dair ürettik.