Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
tkp_eylem

AK değil Kara | Süreç, İsrail, ABD, İş Cinayetleri, Bahis, Karşıdevrim, Özelleştirme

AKP’nin gerçekleşmeyen hayali

Sunay Gedik

Yayın Tarihi: 11.12.2025 , 23:38 "0 dakikalık okuma süresi"
Biat etmek gençliğin doğasında yok. 23 yıldan ibaret olmayan ülkemizin tarihi de gençlerin boyun eğmediğinin görüldüğü birçok örnekle dolu. Bugün ise ülkenin gençliği gerçek bir arayış içinde. Beklenti ve ihtiyaçlarının karşılandığı bir yaşam için harcadıkları çaba, bilinenden çok daha fazlası.

“23 yılda yaptıklarımızı artık öyle bir çırpıda saymak mümkün değil. 23 seneyi dolu dolu geçirdik. Bunların hepsi dünyalıktır. Bunların hepsi gelir geçer inşallah daha iyileri de yapılır. Biz öyle bir iş yaptık ki asırlar boyunca etkisini sürdürecek. 23 yılda bir gençlik, bir nesil yetiştirdik. Özgüvenli, imanlı, yerli bir gençlik yetiştirdik.” 

Recep Tayyip Erdoğan

Gerçekten Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptıklarını bir çırpıda saymak mümkün değil. Ortaklaşa’nın bu sayısında AKP’nin ülkeyi sosyal ve siyasal açıdan bir enkaza çeviren misyonunu anlatmaya çalıştık. Erdoğan’ın iktidarında 23 yıl boyunca asıl başarı kaynağı olarak gördüğü gençlikle ilgili tespitlerini hangi verilere dayandırdığını ise bilmiyoruz. Cumhurbaşkanı’nın AKP’nin gençlik kolları ya da “seçilmişler” dışında gençlerle bir araya geldiğini görmedik. Genç gibi konuşmayan, genç gibi davranmayan hatta bazı örneklerde genç olma tanımını zorlayan yaşlarda topluluklarla “nasıl da güzel bir gençlik” yarattığını anlatıp durdu Erdoğan.

Dile kolay, 23 yıl! Zaman uzun, gençlik de öyle hayallerindeki gibi dizinin dibinde oturmayınca çok kızdı. Sokaklara çıkan, hakkını arayan, yaşananları sorgulayan gençlere bol bol parmak salladı ülkenin yöneticisi. Onların hepsi ülkenin geleceğine göz diken, kendisini engellemeye çalışan bir avuç provokatördü. Gerekirse karşılarına kendi yarattığı gençliği çıkarmasını da bilirdi.  

Olmadı olamadı

Türkiye’de yapılan farklı araştırmalar gençliğin yaşam koşulları, eğitim, güvenlik, insan hakları gibi konularda ciddi kaygıları olduğunu gösteriyor. İktidar partisinin “tutarlı” gençlik politikaları “yerli ve imanlı” diye tarif edilen AKP’li gençlerin dahi geleceğe olan inancını zedelemiş olsa da gençlerin ülkesiyle kurduğu bağ ve o bağı gösterme biçimi ülkenin tüm kritik dönemeçlerinde umut verdi.

AKP’nin zihniyetiyle temas eden gençler ise sanki hep beklemede. Fotoğrafları dikkatle incelerseniz bir gariplik olduğunu görürsünüz. Belli ki bu bağın hayatlarını değiştireceğine inanmışlar ama inandıkları hikâye onların kendilerini aynı zamanda “eksik” hissetmesine neden oluyor; öfkeleri, kinleri hiç bitmiyor. Belki de bu yüzden biçimsiz, genç olmayan bir görüntü veriyorlar, tüm bu güce rağmen çoğalamıyorlar. Çünkü biat etmek gençliğin doğasında yok. 23 yıldan ibaret olmayan ülkemizin tarihi de gençlerin boyun eğmediğinin görüldüğü birçok olayla dolu.

Bugün ise ülkenin gençliği gerçek bir arayış içinde. Beklenti ve ihtiyaçlarının karşılandığı bir yaşam için gösterdikleri çaba bilinenden çok daha fazlası.

AKP 23 yıldır bu ülkede karanlığı temsil ediyorsa, gönül rahatlığıyla diyebiliriz ki AKP iktidarında büyümek zorunda kalmış çocuklar ve gençler de en aydınlık tarafı temsil ediyor.

İşte o gençlerden bazılarıyla konuştuk.

Ders bitiyor iş başlıyor, haftada 60 saat mesai

Kübra 20 yaşında, gazetecilik öğrencisi. Eğitimine devam ederken geçimini sağlamak için garsonluk yapıyor. Ortaokulda imam hatipte okuyup, yatılı kuran kursunda büyüyen çocuklardan. Ailesi eğitimine açık öğretimle devam etmeye zorlamış. Ortaokulda imam hatip okuluna başlayıp yatılı kuran kursuna gitmiş. Aileye kalırsa lise de üniversite de kız çocuğu için gereksizmiş. Kübra’nın inadı baskın çıkmış ama kızlarını engelleyemeyen aile bu sefer de fatura vb. harcamaları bahane edip psikolojik baskı yapmaya başlamış. Üniversiteye başlar başlamaz 4 farklı işletmede garsonluk işine girmiş. Okul açıldığından bu yana haftada 6 gün 10 saat çalıştığını anlatıyor Kübra.

Kübra için AKP, ortaokulda eğitiminin yarıda kalması demek: “Ortaokuldayken okuldan alınmamın bir nedeni AKP’nin politikalarıydı ve ailem bu referanslarla hareket edip hayatımı şekillendirmek istiyordu, bir kadın olarak benim için AKP böyle bir gericiliği ifade ediyor.”

Kendisini ayakta tutan şeyin toplumsal bir mücadele fikri olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bana en çok umut veren şey çevremde çoğu insanın karşılaştığı koşullara karşı çıktığını görmek. Bu tablo beni bu sebeplerle umutsuzluğa sürüklemiyor ve kalıcı değişim ile gericiliğin silinip gideceğine inanıyorum.”

“Bu ülkenin geleceğinde bir rolünün olduğunu düşünüyor musun?” sorusuna tereddütsüz “evet” yanıtını veriyor. “Kendimi değişim isteyenlerin tarafında, o mücadelenin bir parçası olarak gördüğüm için bu ülkenin değişiminde ve geleceğinde bir rolüm olduğunu, olacağını düşünüyorum.”

Ailenin okuyan ilk kız çocuğu

Zeynep 20 yaşında, Gastronomi ve Mutfak Sanatları öğrencisi. Zeynep de okumak için küçük yaşta mücadele eden kız çocuklarından. Şeriatın hak olduğunu savunan ailesi “dini hassasiyetler” nedeniyle Zeynep’in okumasını istememiş.

Okula gidebilmek için çok çaba sarf ettiğini anlatan Zeynep, gururla ailede üniversiteye giden ilk kız çocuğu olduğunu ekliyor.

Üniversite eğitimiyle birlikte işe de başladığını anlatan Zeynep, çalışma koşullarını şöyle anlatıyor: “Aşçılık yapıyorum, günde 9 saat çalışıyorum. Mutfakta stres, mobbing ve fazla mesaiye kalma durumu çok yaygın. Aşçılar sıklıkla fiziksel zorluklarla karşılaşıyor, iş ortamında yaralanıyor veya uzuvları zarar görüyor.”

Zeynep, AKP’yi gençliğe bıraktığı enkaz ile anlıyor, anlatıyor. “Yarattıkları yıkımın enkazıyla yıllarca uğraşacağız” diyen Zeynep, AKP’nin, toplumun bayrak ve din gibi hassasiyetleri ile oynayarak bütün emellerini gerçekleştirdiğine işaret ediyor: “Amerika’nın ve İsrail’in her dediği oldu. Ve onlardan aldığı güç ile bütün kaynaklarımızı sömüren rejimlerini yıllarca sürdürdüler.”

Kadınların mücadelesi ilham verici

Kendi hikâyesinden de yola çıkarak “Bana en çok devrimini kendi evinde yapan kadınlar umut veriyor” diyor. Bugün evlerde ailesi ya da eşi tarafından baskılanan kadınların varlığının azımsanmayacak kadar çok olduğunu, o var olma mücadelesinin ilham verici olduğunu ve etrafını etkilediğini anlatıyor. Yine kendinden örnek vererek “Ben TKP’liyim. Ailemin komünizm ile uzaktan yakından alakası yoktu. Annem ise kendini bildi bileli AKP’liydi. Ekonomik darboğaz ve benim TKP’li olmam ailemi TKP’ye yakınlaştırdı. Şimdi ailem seçim olduğunda TKP’ye oy vereceğini söylüyor.”

Bu ülkenin kaderini değiştirmek için elinden gelen her şeyi yapacağını ekleyen Zeynep, yarına olan inancını bizlerle şöyle paylaşıyor: “Vatansever yurttaşlar olarak, adil, örnek insanlar olarak, eğitimini layığıyla yerine getiren öğrenciler olarak, sırada beklerken önündeki insanın hakkını gasp etmeyen, örnek vatandaşlar olarak da yarını birlikte kuracağımızı düşünüyorum.”

‘Hayallerinize sahip çıkın’

Buket 21 yaşında, Resim-İş Öğretmenliği okuyor. Bölümü yoğun olduğu için düzenli bir işte çalışamadığını, düğünlerde garsonluk yaparak günlük harçlığını kazandığını anlatıyor.

AKP’nin kendisi için yoksulluğu ifade ettiğini anlatan Buket, ailesiyle birlikte hep kısıtlı bir yaşamları olduğunu, ekonomik olarak zorlandıklarını anlatıyor ve ekliyor. “Evimize benim ve kardeşlerimin çok istediği bir oyuncak hiç girmedi.”

AKP karşıtı bir ailede büyüdüğünü, küçük yaştan bu yana ülkedeki siyasi durumun az çok farkında olduğunu anlatan Buket, çok umutsuz zamanlar yaşasa da ailesinin desteği ve hayallerine olan inancı nedeniyle umutlu olduğunu söyleyerek yaşıtlarına “hayallerinize sahip çıkın” mesajını veriyor. Bu ülkenin ve memleketi Hatay’ın kendisi için çok büyük değer taşıdığını da ekleyen Buket’in iyiye doğru bir dönüşüme olan güveni tam. Ve o gelecekte mutlaka kendi rolünün de olacağını düşünüyor.

Mücadele mirası yeniden üretilmeli

Bartu, gazetecilik öğrencisi. Medya sektöründe iş bulabilmek deneyim gerektirdiğinden birinci sınıfa başlamadan önce yerel bir ajansta staja başlamış. Staj sürecinde yapacağı meslek için heyecan duyması beklenirken çalışma yaşamının zorluklarıyla erken yaşlarda karşılaşmış.

“Umutsuz nesiller yetiştiren AKP’nin yanı sıra bu düzenin parçası olan muhalif partileri de umutsuzluk tablosunun bir parçası olarak görüyorum” diyen Bartu’yu yaşanılması imkânsız diye tarif ettiği yaşamda “haksızlıkların karşısında durma isteği” ayakta tutmuş. “Tarihte ne krallıklar ne padişahlıklar yıkıldı. Tarih boyun eğenleri değil direnenleri yazar” diyor.

Türkiye’nin kendisi için bir mücadele birikimini ifade ettiğini söyleyen Bartu, bu mirasın bugünün gençleri tarafından yeniden üretilmesi ve ileriye taşınması gerekliliğine işaret ediyor.

Bartu gelecekle ilgili de bir gazeteci adayı olarak doğru haberciliğin peşini bırakmayacağını, susturulmaya çalışılan her sesi daha yüksek bir sesle halka yansıtmaya çalışmak istediğini söylüyor.

Adaletsizliğin içinde adil olmak

Berfin 21 yaşında, üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı/Medya ve İletişim eğitimi alıyor. Bir dergide yarı zamanlı çalışıyor. Dergi dışında kitap tasarımı işi yapıyor.

AKP onun için liyakatsizliği, adaletsizliği temsil ediyor. Kendisini dirençli tutanın ise adaletsizliğin içinde adil olmak olduğunu anlatıyor: “Birilerinin tanıdığı olmamın işime, okuluma yansıması kendimi çok suçlu hissetmeme neden olurdu. Kazandığım paranın kendi emeğimin karşılığı olması benim için son derece önemli. Bunun aksinin olduğu bir ülkede dirençli durabildiğim tek taraf bu konu.”

Berfin, kendisini de eğitiminin ardından ülkedeki medya ve yayıncılık konusunda zihniyetin değişmesine fayda sağlamaya aday gençlerden biri olarak görüyor.

Birlikte üretmek, eğlenmek direnci artırıyor

Mersiye 23 yaşında, Eğitim Fakültesi öğrencisi. Mersiye de okuldan sonra geç saatlere kadar garson olarak çalışmış eğitimine devam edebilmek için. Tiyatroyla ilgileniyor. Ona göre birlikte üretmek, sanat yapmak, paylaşmak dayanışmanın ayrılmaz bir parçası: “Tiyatronun bizi iyileştirdiğini düşünüyorum. Gençlik olarak zor zamanlar yaşasak da hayata dair güzel şeylerin varlığını ve var olacağını ben en çok sahnede hissediyorum” diyor ve gençleri bir araya getiren, eğlendiren, güçlendiren her şeye sıkı sıkı tutunmanın gerekliliğini ekliyor.

‘Çok daha iyisini kuracağız’

Vahdettin de Gastronomi 1. sınıf öğrencisi. Ailesi Cumhur İttifakı partilerinin destekçisi. Doğduğundan bu yana iktidarda olan AKP’nin bugünün gençlerinin algısında bir karışıklık yarattığını düşünüyor. Bir siyasi partinin yaklaşımının, uygulamalarının geleneksel devlet politikası gibi algılandığını ve Türkiye’nin bundan ibaretmiş gibi görüldüğüne dikkat çekiyor. AKP’nin sonsuz bir karanlık ve okyanusta boğulma hissi yarattığını söyleyen Vahdettin, ona en çok ailesinin tüm görüşleri ve fikirlerine rağmen aileleri gibi olmamayı tercih eden kendisi gibi milyonlarca gencin umut verdiğini söylüyor.

Ülkenin siyaset anlayışının, yobazlığının gençleri yorduğunu anlatan Vahdettin, “Bu ülke bu dünyada en çok ait olduğum yer benim için. Bu nedenle de değişmesi gerekir. Cumhuriyet’i yok ettiler ama küllerinden yeniden doğacak, çok daha iyisini biz kuracağız” diyor. 

*Bu yazı için görüştüğümüz gençler Türkiye Halk Temsilcileri Eskişehir Meclisi üyeleri. Katkılarından dolayı teşekkürler.

‘Öfkemiz aynı zamanda umudumuz’

Cumhurbaşkanı’nın “en büyük başarımız” diye övündüğü ve kurduğu düzenin geleceği olarak gördüğü gençliğin yaratılıp yaratılamadığını konuşuyoruz.

Buket, Cumhurbaşkanı’nın sözleri doğru olsaydı maddi manevi bu kadar zorluk çekmezdik diye giriyor söze. Sadece ekonomik nedenlerle eğitim alamayan çok fazla yaşıtının olduğunu söylüyor. Geleceğimiz denilen gençliğin en büyük kaygısının geleceksizlik hissi olduğunu, okulu bitirebilmenin, iş bulabilmenin gerçek bir sınava dönüştüğünün altını çiziyor.

Erdoğan döneminde yetişen neslin KYK yurtlarında asansör ihmali yüzünden öldüğünü anlatan Bartu, toplumun geleceği olarak görülen gençliğin okumak yerine hayatta kalabilmek için gece gündüz çalıştığı gerçeğini hatırlatıyor. Antidepresan kullanmayan gencin neredeyse kalmadığını anlatan Bartu, intihar girişimlerinin de çoğaldığını söylüyor.

Gençliğin yaşadığı sorunlar nedeniyle öfkeli olduğunun altını çizen Kübra, kararlı bir şekilde “O öfke bizim aynı zamanda umudumuz. Erdoğan bizim umudumuz ve öfkemiz karşısında başarısız olacak ve umutsuz, yalnız kalmış gençliği yaratamayacak” diyor.

“Lüks araçlarında uyuşturucu kullanan AKP’li gençlerin de ya da bu gençler arasında dindarlık rolünün oynandığının da farkındalar” diyen Zeynep, “amaçları laikliğin ve Cumhuriyet’in ayaklar altına alındığı bir düzen. Ama buna izin vermeyeceğiz” diye ekliyor.

Kendini laik Cumhuriyet’in neferi bir genç olarak tanımlayan Vahdettin, sokakta gördüğü manzaranın Erdoğan’ın anlattığı “gençlik” tanımıyla uyumsuzluğuna dikkat çekiyor: “Tek tip kalıplara sığmayan, çoğulcu ve eleştirel bir gençlik.

Mersiye, 20 yıldır çeşitli projelerle, imam hatiplerle, Diyanet’in gençlik programlarıyla, TRT’nin dizileriyle, yandaş vakıflarla, tarikat yurtlarıyla “dindar nesil” üzerine bir proje gibi çalışıldı diyor. “Başarılı oldu mu?” sorusunun yanıtını ise Mersiye şöyle veriyor: “Bir zamanlar Erdoğan’ı destekleyen gençler de gün geçtikçe daha çok farkına varıyor yaşananların. Çünkü hayat onlara da dokunuyor. ‘3-5 kimliksiz’ diye küçümsenmeye çalışılan gençlerle ‘alnı secdede’ gençler aynı yerde buluşuyor. Bizi yan yana getiren; yoksulluk, imkânsızlık, işsizlik... Bu düzenin böyle gitmeyeceğini, bir gün değişeceğini, değiştireceğimizi biliyorum.”  

tkp_eylem
Ortaklaşa

Ortaklaşa'nın Aralık 2025 tarihli üçüncü sayısının dosya konusu, 23 yıl sonra AKP iktidarı. AKP'yi irdeleyen yazıların yanı sıra bu sayıda Kürt sorunundan Ortadoğu'daki gelişmelere, Doğu Akdeniz'deki enerji kavgasından İrlanda'nın sözde zenginliğine, spor ve bahisten yemek kültürüne, çok sayıda konuya dair ürettik.