Çözüm süreci, TKP, komünizm, Mekke Anlaşması, ANAP, transfer, Tarlabaşı, işçi, COP31, resmi tarih
Yeni Parti’nin piyasacı ekonomi kurmayları
Gülay Dinçel
soL'a güvenin, algoritmaya müdahale edin. Tek tıkla soL Haber'i Google'da tercih edilen kaynağınız olarak belirleyin.
Yeni Parti Programı’nın ekonomi bölümünde iddialı bir şekilde “planlı ekonomi”, “katılımcı kalkınma”, “devletçilik” gibi kavramlara yer verilse de hem ekonomi bölümü hem de metnin bütünü açık şekilde “sermaye ve piyasa dostu”. Söz konusu kavram setinin kullanımı da “halkçı” ya da “emekçi dostu” bir görüntü verme çabasından ziyade uluslararası düzeyde öne çıkan bazı eğilimleri takip refleksinin ürünü gibi görünüyor.
Uzun bir süredir dünyada sermayenin orta-uzun dönemli ihtiyaçlarının formülasyonu olarak değerlendirilebilecek bir eksende “yeniden sanayiye dönüş”, “devletin geri çağrılması”, “stratejik planlama” kavramları bol kepçe kullanılıyor. Türkiye’de mevcut iktidarın temel politika dokümanları da bu eğilime uyarlanmış, hafife alınmayacak bir müktesebat ortaya çıkmış durumda. Sermaye örgütleri dahil olmak üzere bir süredir düzenin değişik aktörleri tarafından “kamunun yatırımcı olarak daha fazla rol üstlenmesi”ne yönelik öneriler yapılıyor. Nitekim İstanbul Sanayi Odası Ağustos ayı Meclis toplantısında İSO Başkanı Erdal Bahçıvan ve Meclis Başkanı Ender Yılmaz, yeni bir sanayi planının yapılması, DPT’nin yeniden kurulması gibi önerileri, ilk olmayan bir şekilde, dile getirdiler.
Yeni Parti Programı’ndaki sanayi politikaları, üretimin güçlendirilmesi, üretkenlik artışı eksenli değerlendirme ve öneriler de bu bağlamda herhangi bir özgünlük taşımadığı gibi, bu haliyle bir derinlik de içermiyor. Söz konusu kavram setinden emekçi kesimler adına heyecan duymak pek anlamlı değil.
Altılı Masa Ortak Mutabakat Metni ve CHP’nin son programıyla Yeni Parti Programı arasında büyük bir paralellik bulunuyor. Sadece bu metinlere göre sermaye-özel sektöre yönelik taahhütlerde kimi kısıntılara gidilmiş. Açık sermaye angajmanı biraz törpülense de tersi yapılmıyor, yani söylem düzeyinde de olsa halkçı bir eğilimden, sermaye düzeninin sınırlarını söylem düzeyinde olsa test eden herhangi bir başlıktan söz etmek mümkün değil. Şimdilik sermaye sınıfına kendini beğendirme, iktidara aday ana muhalefet partisi olarak bu işin altından kalkabileceğini göstermeye yönelik bir çaba içine girilmemesi, bir tür yetersizlik ya da beceriksizlikten ziyade CHP’den ayrışma sürecinde arkaya alınan rüzgarı gözetme, sermaye angajmanını göze batırmama hassasiyetinden kaynaklanıyor olabilir.
CHP ayrışmasından sonra Yeni Parti’de devam eden “ekonomi kurmayı” olarak öne çıkan isimler tereddütsüz “sermaye ve piyasa dostu” nitelemesini hak ediyor. Faik Öztrak, Bülent Kuşoğlu gibi isimler başta olmak üzere CHP’de kalan, daha eski kuşak, bürokrasi kökenli profilin liberalliği de hiç aşağı kalır değil. Ancak DPT, Hazine, Maliye gibi kurumlardan deneyimli kadroların karşısında kariyerini büyük ölçüde piyasa kurumlarında şekillendirmiş isimler yer alıyor. Akademi kökenli iktisatçıların da geleneksel sosyal demokrat profilden uzak, çalışmaları ve çevreleri dikkate alındığında liberal bir hatta konumlandıkları söylenebilir.
Peki kim bu isimler?
Ekonomi kurmayları
Selin Sayek Böke:
CHP’den istifa edip Yeni Parti’ye geçen ilk dalga isimler arasında yer almasa da Böke’nin şu anki haliyle ekonomi ekibinin önde gelenlerinden olduğu varsayılabilir. 2014 yılında Kemal Kılıçdaroğlu’nun davetiyle Bilkent Üniversitesi’nden ayrılıp siyasete atılan Böke, eski Tabipler Birliği yöneticisi anne-babası, sosyal ilişkileriyle CHP’ye yakıştırılan, kültürel olarak sosyal demokrat koordinatlara oturan bir isim olmakla birlikte akademik çalışmaları, uluslararası ilişkileri dikkate alındığında anaakım iktisadın önemli temsilcilerinden biri. Nitekim öne çıkan akademik çalışmalarına bakıldığında yabancı sermaye yatırımlarının ekonomik büyümeyi ve insan kaynaklarının gelişimini olumlu etkilediğini göstermeye yönelik yayınları öne çıkıyor. Böke’nin CHP’den siyasete atıldığı dönem TÜSİAD üyelerine özel bir toplantıda okuldan arkadaşı Refet Gürkaynak tarafından sunulduğu, Türkiye ekonomisine ilişkin son derece piyasacı yaklaşımlarını anlattığı aktarılıyor. Böke’nin Dünya Bankası’nda danışmanlık yaptığı yıllarda Kemal Derviş ile yakınlığı da eklenmeli. CHP’nin bütün çalkantılarına rağmen koltuğunu korumayı başarmasında da siyasi becerilerinden ziyade hem uluslararası çapta hem de Türkiye ölçeğinde “sermaye aklı”nı temsil eden bir isim olması etkili.

Ümit Özlale:
Ümit Özlale, ekonomi kurmayı olarak sayılabilecek isimlerden halihazırda Parti Meclisi üyesi olan tek isim olarak dikkat çekiyor. 2024 yılı sonunda İyi Parti’den ayrılarak CHP’ye geçen, sonrasında da Yeni Parti’ye katılan Özlale de akademi kökenli. Selin Sayek Böke gibi ODTÜ İktisat mezunu, yurtdışı yüksek lisans eğitiminden sonra önce Bilkent Üniversitesi’nde ardından TOBB Ekonomi ve Teknoloji, Özyeğin Üniversitesi gibi yerlerde çalışmış. Akademisyenliği boyunca Türkiye Bankalar Birliği başta olmak üzere çeşitli sermaye örgütlerine, uluslararası kuruluşlara, Merkez Bankası’na danışmanlık yapan, Dünya Bankası projelerinde yer alan Özlale’nin yayınları da “sermaye aklı”nı beslemeye, Türkiye kapitalizmine ufuk kazandırmaya yönelik çalışmalar. Bu bağlamda Türkiye ekonomisinin ithalat bağımlılığının sektörel görünümü gibi başlıklarda önemli sayılabilecek araştırmalar yapmış bir isim. Madencilerin Ankara direnişinde işçilerin yanında öne çıkan milletvekillerinden biri olsa da Özlale’nin Böke gibi bir temsiliyeti olduğu söylenebilir.
Serkan Özcan:
Altılı Masa Ortak Mutabak Metni’nin ekonomi bölümlerinin hazırlanmasında aktif rol üstlenen, Ahmet Davutoğlu’nun Gelecek Partisi’nin kurucularından Serkan Özcan, 2025 yılı sonunda CHP’ye katıldı; ayrışma sonrası da Yeni Parti’ye geçti. Özel CHP’sinde genel başkan yardımcılığı yaptı. Böke ve Özlale’den biraz daha genç olan Özcan da ODTÜ İktisat mezunu ve yine ABD üniversitelerinde devam eden yüksek lisans eğitimi var. Kariyerine Merkez Bankası’nda başlayan Özcan, ardından BDDK, Vakıfbank, Odeabank ve nihai olarak uluslararası kuruluşlara danışmanlık hizmeti verdiği kendi şirketiyle devam etmiş. Merkez Bankası’nda da Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü’nde çalışan Özcan’ın Türkiye kapitalizminin yüzdürülmesinde kritik önem taşıyan finans sektöründe yetkin bir isim olduğu, Gelecek Partisi’ndeki “Hazine ve Maliye Politikaları İzleme Kurulu Başkanlığı” unvanıyla da pekişen bir rolü üstlendiği söylenebilir: Hem kamu ve özel sektör tarafında finans sektörü kadrolarıyla hem de uluslararası kuruluşlarla ileri düzeyde ilişkisi bulunan, sermaye perspektifinden kopması mümkün olmayan bir isim.
Güldem Atabay:
Aracı kurum ekonomisti olan Güldem Atabay’ın çalıştığı yerler, UniCredit, Raymond James, Global Menkul Kıymetler, göz önünde bulundurulduğunda “piyasa analisti” niteliğiyle öne çıkan bir isim. Daha geç zamanlarda İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde akademik kariyer de yaptı. Atabay, Özel CHP’sinde Ekonomi Politikalarından sorumlu MYK üyesiydi. 2023 seçimlerinde CHP İzmir milletvekili adayı olan Atabay seçilemedi. Atabay, Türkiye ekonomisine ilişkin yabancı yatırım fonları başta olmak üzere uluslararası sermaye çevrelerine yönelik makaleler yazmaya devam ediyor.

Ekonomi yönetimi için yetersiz gölge ekip
Yeni Parti’de öne çıkan ekonomi kurmaylarının ekonomi yönetimini üstlenmek açısından yetersiz kalacağı çok açık. Ancak her biri deneyimleri, bağlantıları ve birikimleriyle sermaye aklını kendi uzmanlık alanlarında taşıyan, Yeni Parti’nin sermaye perspektifine sıkı sıkıya bağlılığını gösteren isimler. Önümüzdeki dönemde eski-yeni bürokrasiden, özel sektörden takviyeler gelir mi bilinmez. Ancak kültürel koordinatları, temsiliyeti daha muhafazakâr ama liberallikte üç aşağı beş yukarı benzer isimlere kapıların açılması şaşırtıcı olmaz.
Ortaklaşa dergisinin 11'inci sayısı "Kim istiyor kim itiraz ediyor? Türkiye'nin yeni düzeni" başlığıyla çıktı. Bu sayıda yeni çözüm sürecinden Yeni Parti'nin kuruluşuna, tarikatlara yönelik operasyonlardan Mekke Anlaşması'na dünyanın ve Türkiye'nin kritik gündemleri masaya yatırıldı. 106. yaşına giren Türkiye Komünist Partisi'nin dünü, bugünü ve yarını da derginin sayfalarında yerini aldı.