Emperyalizm, Bağımsızlık, Üsler, Antiemperyalizm, Trump, Silahlanma, Ortadoğu, İşgal, Küba, Arınma, Butlan, Nâzım Hikmet, 'Devlet aklı', Teknofeodalizm
Yaratıcılık Küba’yı ayakta tutuyor
Aslıhan Çakaloğlu
Küba halkı iyice ağırlaşan ablukaya insanlık tarihine çok büyük bir iz bırakarak yanıt veriyor. Tüm yapay zekâ, ileri teknoloji tartışmalarının ortasında insan iradesinin, devrimci yaratıcılığın belirleyiciliğinin önemini ortaya koyuyor. Kuşkusuz insanlık dışı uygulamaların olmadığı bir dünyada büyük insanlığın ortak birikimiyle çoktan aşılmış birçok engelle boğuşmak zorunda kalmanın, çok kolaylaşmış üretim, emek süreçlerinin en meşakkatli hallerine mecburiyetin güzellenmesi doğru değil. Ancak temel ihtiyaçların emperyalizme teslim olmadan, bir halkın kendi aklıyla, onurunu koruyarak karşılanmasının mümkün olduğunu gösteriyor Küba halkı ve buna hayranlık duymamak mümkün değil. Çünkü kapitalist dünyanın bütününde kendi yaratıcı gücünün farkında olmadan, ihtiyaç kategorisinde bile değerlendirilemeyecek metalara duyduğu bağımlılıkla izole edilmekten korkan milyarlarca emekçi yaşıyor.
Devrimci akıl en zor problemi çözüyor
İkamesi en zor alanda; enerji üretiminde en imkansız görünen olanakları devrimci iradenin yönlendirdiği teknik becerilerle değerlendiriyor. En çarpıcı örnek rafine edilmesi, dolayısıyla akaryakıt başta olmak üzere petrol ürünlerine dönüştürülmesi güç Küba petrolünün işlenebilir hale getirilmesi oldu. Elektrik üretiminin yüzde 40’ı petrole dayalı olduğu için mevcut elektrik sisteminin çalıştırılması için petrol ihtiyacı yüksek. Güneş panelleri başta olmak üzere şebeke dışı elektrik üretiminde çok hızlı bir ilerleme sağlansa da elektrik arzının güvenli bir şekilde sağlanabilmesi için mevcut şebekenin, elektrik sisteminin omurgasının ayakta tutulması kritik. Keza ulaşımda da akaryakıtın ikamesi güç.
Adadan çıkarılan petrolün niteliği, bu mücadeleyi daha da zorlu kılıyor. Küba Petrol Araştırma Merkezi (CEINPET) ülkedeki petrolün ağır ve kükürtlü olduğunu vurguluyor. Yüksek viskozitesi ve rafinaj ekipmanlarını hızla aşındıran korozyon etkisi, bu petrolü standart yöntemlerle işlemeyi neredeyse imkânsız kılıyor. Ancak burada devreye “Küba usulü çözüm” giriyor. İthal teknolojiye erişimin kısıtlı olması, yerli çözümleri tetikledi. Bugün Kübalı uzmanlar, petrolü “ehlileştirmek” için termokonversiyon gibi ileri ısıtma tekniklerini kullanıyor ve ithal edilemeyen kimyasal katkı maddelerinin yerine yerli laboratuvarlarda üretilen korozyon önleyicileri ikame ediyor. Bu sadece bir teknik başarı değil, aynı zamanda teknik bir bağımsızlık ilanı.
Rafineri konfigürasyonu değişikliği oldukça güç, çok büyük yatırım bedelleriyle yapılabiliyor. Örneğin Türkiye’deki rafineriler Brent, özellikle de Ural petrolü işlemeye uygun yapılıyor. Söz konusu petrol türünün temininde güçlük çekildiğinde başka bir türü işlemeye geçiş kolay değil. Konfigürasyon sadece işlenecek petrolü değil çıktı kompozisyonunu da belirliyor. Tahmin edileceği gibi dünyada bu tesislerin kurulumu birkaç tekelin elinde. Tüm teknolojik gelişmelere rağmen kompleks ağır sanayi tesislerininin kurulumu ve işletmesi hayli karmaşık süreçler anlamına geliyor. Bu nedenle Küba’nın petrol rafinajında yaptığı, palyatif ve geçici bir çözüm olmakla birlikte çok büyük bir meydan okuma. Türkiye gibi ülkelerde gözde büyütülen, emperyalist-kapitalist sistemden kopuşun zorluğu olarak sunulan pek çok durumun aşılabileceğine güzel bir dayanak da oluşturuyor.
Elektriksiz çözümler de mümkün
Direniş, teslim olmama iradesi meşakkatli de olsa iyi çalışan çözümler üretiyor. Pek çok makinenin temeli elektriksiz çalışma prensibini barındırıyor. Nitekim Kübalılar, elektrik kesintisi sırasında bir parçayı tamamlamak için torna tezgâhlarını elle çalıştırıyorlar.
Çok açık kolektif mekanizmaları iyi kullanarak büyük sıkışmaları bu tür yöntemlerle aşmak mümkün. Bir bölümü terk edilmiş becerilerin harekete geçirilmesi, bir bölümü yeni, yaratıcı pek çok yöntem geliştiriyor Kübalılar. Adanın bu dönemeçten arkaik sayılabilecek üretim yöntemlerine mahkûm olarak çıkmayacağı, aksine yaratıcılığın genişlettiği bir ufuk ve kaçınılmaz olarak ortaya çıkan yabancılaşmayı hafifleterek yoluna devam edeceği açık.
Örneğin bir yandan doğal kaynakların daha etkin kullanımı için hamle yapılıyor.
Holguín’deki Komutan Ernesto Che Guevara Nikel Tesisi’ne Çin menşeli modern bir çökeltme sistemi kuruluyor. Yeni nesil teknoloji sayesinde mineral işleme verimliliğinin artırılması hedeflenirken üretim akışı da daha modern bir yapıya kavuşturuluyor. Yeni sistem üretim kayıplarını azaltmayı ve metal geri kazanımını artırmayı hedefliyor.
Yakıt ve altyapı sorunlarıyla boğuşan sektör için bu yatırım, sadece üretimi ve dolayısıyla Küba’nın dünya maden teminindeki yerini de korumayı amaçlıyor.
Şebeke dışı çözümler yaygınlaşıyor
Guantánamo kentinde, yakıt kıtlığına bağlı uzun süreli elektrik kesintilerinin etkisini azaltmak amacıyla yaklaşık 20 topluluk şarj merkezi kuruluyor. ABD ablukasının yol açtığı yakıt sıkıntısına ve yenilenebilir enerji kullanımını artırma hedeflerine yanıt olarak geliştirilen proje kapsamında, kentteki her Halk Konseyi bölgesine iki merkez inşa edildi.
'Mahallemi geri dönüştürüyorum'
Mayabeque iline bağlı Jaruco belediyesinde hayata geçirilen “Mahallemi Geri Dönüştürüyorum” kampanyası atık yönetimini sadece bir temizlik faaliyeti olmaktan çıkarıp bir “mahalle kültürü” haline getirmeyi hedefliyor.
Mahalle sakinleri kâğıt, karton, cam ve plastik gibi geri dönüştürülebilir malzemeleri belirli toplama noktalarına getirerek sürece aktif katılım sağlıyor. Toplanan bu atıklar, yerel endüstriler için değerli ham maddelere dönüştürülürken çevre kirliliğinin azaltılmasına da doğrudan katkı sunuluyor. Bu geri dönüşümde teşvik olarak en çok katkı koyanlara ödüller veriliyor.
Küba, kapitalist dünyanın nihai ufku sermayedarlara yeni kâr alanları yaratmakla sınırlı enerji dönüşümü, yeşil dönüşüm gibi başlıklarda, toplum yararına nasıl bir perspektif oluşturulabileceği ve samimi olunduğunda nasıl hızlı yol alınabileceğinin de örneği olacak gibi görünüyor. Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte kapitalist perspektifin önemli bir çözülme yaşadığı bu alanda Küba’nın yaptıkları önümüzdeki dönem tartışmalara güçlü biçimde yansıyacak.
Ortaklaşa dergisinin 9'uncu sayısı, NATO dosya konusuyla çıktı. Bu dosyada, NATO’nun Türkiye ve dünya halkları açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal rolünü masaya yatırdık. Yeni sayımızda NATO’yu; Soğuk Savaş'tan bugüne emperyalist müdahalelerin aracı hâline gelen yapısı, Türkiye'nin bağımlılık ilişkilerindeki yeri ve ülkemize bıraktığı siyasal-toplumsal miras üzerinden ele alıyoruz.