Emperyalizm, Bağımsızlık, Üsler, Antiemperyalizm, Trump, Silahlanma, Ortadoğu, İşgal, Küba, Arınma, Butlan, Nâzım Hikmet, 'Devlet aklı', Teknofeodalizm
Ankara NATO’ya hazırlanıyor: Emperyalistlere özel protokollü karşılama
Ülkemizin başkentinde, 7 ve 8 Temmuz 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için olağanüstü önlemler alınıyor. Kurtuluş Savaşı’nın karargahı ve emperyalist işgale karşı mücadelenin başkenti olan Ankara, yüz yıl önce savaşarak kovduğu temsilcileri şimdi yeni işgal planlarının tartışıldığı toplantılar için ağırlayacak.
Zirve ile ilgili Valilik Genelgeleri ve güvenlik tedbirleri ardı ardına duyurulurken aslında bu devasa organizasyonun halkın hayatını nasıl felç edeceği ve emperyalist ittifakın temsilcilerinin nasıl bir protokolle ağırlanacağı da ortaya konmuş oluyor.
Ancak kimseden saklanamayan bir gerçek var. Ankara sadece bir diplomatik toplantıya ev sahipliği yapmayacak, kent bir askeri kuşatma altına alınacak. NATO’nun Ankara buluşmasına karşı çıkmanın aslında bir yurttaşlık görevi olduğunun bilinmesi, iktidar ve NATO’nun zirvenin amacına ulaşması için özel önlemler almasını gerektiriyor.
Zirve, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilecek ve bu kapsamda başkentte 6-12 Temmuz haftası boyunca hayat fiilen durma noktasına gelecek. Ankara Valiliği tarafından yayımlanan genelgeye göre şehirde tüm kamuya açık etkinlikler iptal edilecek.
Zirve boyunca Ankara’nın kalbinde devasa kırmızı alanlar (görevlilerin dışında geçiş izni olmayan alanlar) oluşturulacak. Bu alanların merkez üssü, zirvenin yapılacağı Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve çevresi olacak. Buna ek olarak, Esenboğa Havalimanı VIP bölümünden başlayarak şehir merkezine uzanan protokol güzergahları ve delegasyonların konaklayacağı lüks otellerin etrafı da bu çemberin içine dahil edilecek.
Diplomatik konvoyların hızlı ve kesintisiz geçişini sağlamak amacıyla başkentin can damarı olan birçok arter periyodik olarak trafiğe kapatılacak. Esenboğa Havalimanı ile şehir merkezi arasındaki protokol yolları başta olmak üzere, Atatürk Bulvarı’nın belirli kesimleri, Mevlana Bulvarı ve Beştepe’ye çıkan ana caddelerde uzun süreli kesintiler yaşanacak.
Kamu çalışanları idari izinli olacak
Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak, Pursaklar, Sincan ve Yenimahalle olmak üzere toplam dokuz ilçede kamu personeli 6-12 Temmuz tarihleri arasında idari izinli sayılacak. Bu da zirve için gerekli olan acil ve zorunlu hizmetler dışında kamu kurumlarındaki faaliyetlerin durması anlamına geliyor.
Ankaralıların yaşamını kabusa çevirecek zirve önlemleri bunlarla bitmiyor… Kentin altyapısı, MOBESE sistemleri ve ulaşım ağları tamamen bu zirvenin güvenliğine entegre edilecek.
Ankara’daki mevcut kameralara ek olarak, yabancı delegasyonların geçiş yapacağı ve konaklayacağı yüzlerce kritik noktaya üst düzey gözcü ve yüz tanıma sistemleri yerleştiriliyor.
Esenboğa Havalimanı ile Beştepe arasında kalan bölge, adeta askeri bir üs mantığıyla sivil gözlerden yalıtılmış, sadece liderlerin lüks taleplerine ve güvenlik paranoyalarına hizmet eden bir laboratuvara dönüştürülüyor.
Ankaralıların neredeyse nefes almalarının yasak olacağı günlerde kentin tarihi ve kültürel mekanları da NATO liderleri, eşleri ve delegasyon üyeleri için özel bir turizm alanı haline getirilecek.
Ankara’nın turizm vizyonunun NATO Zirvesi’ne göre yeniden oluşturulduğunu müjdeleyen sektör temsilcileri konuklara kesintisiz ve izole bir turistik deneyim sunmak için adeta birbirleriyle yarışmaya devam ediyorlar. Bu bağlamda oteller kapatılıyor ve personele özel protokol eğitimi veriliyor. Sıradan vatandaşların zirve haftası boyunca elbette bu otellere giremeyeceği bilgisi bir not olarak ekleniyor.
'Dil bilmeyen personel çalışmasın'
Heyetlerin konaklayacağı otellerde uygulamaya konulan özel protokoller şimdiden otel yönetimleri ile çalışanları karşı karşıya getirmiş durumda. Alınan kararlara göre otel çalışanlarına hizmet ettikleri delegasyonun ana dilini konuşma zorunluluğu dayatılıyor. Protokole itiraz eden işçiler işten çıkarılmakla tehdit ediliyor.
Otellerdeki güvenlik önlemlerini en üst düzeye çıkarmak adına bazı radikal adımlar da eş zamanlı olarak devreye sokuluyor. Otel bünyesinde faaliyet gösteren kuaförler, oto yıkama alanları ve benzeri diğer geri hizmet bölümleri zirve haftası boyunca tamamen kapatılarak buralarda çalışan personel kısmi olarak zorunlu tatile çıkarılıyor.
Basına kapalı paralel etkinlikler
Ankaralı bir gazeteci olarak edindiğim bir diğer bilgi ise Ankara’da ağırlanacak delegasyonların kapalı kapılar ardında nasıl eğlendirileceğine dair özel bir hazırlık yapıldığı. Zirvenin resmi protokol törenleri Saray’da gerçekleştirilecek. En çok konuşulan konulardan biri bu resmi törenlerin NATO tarihindeki ilk içkisiz etkinlikler olacağı iddiası. Bu ihtimalle birlikte konukların mutsuz olmaması için paralel bir eğlence dünyası üzerine çalışılıyor. Resmi program dışında olan ve basına kapalı olacak bu etkinlikler için bazı lüks otellerin şimdiden kapatıldığı, hatta ilgili ülkelerin yetkilileri tarafından hazırlıkların ara ara kontrol edildiği belirtiliyor.
Otellerde gerçekleştirilecek özel eğlenceler için perde arkasında yürütülen hazırlıklar, güvenlik bürokrasisinin ve organizatörlerin hummalı bir çalışma içinde olduğunu gösteriyor. Müzik ve eğlence organizasyonu yapan anlaşmalı firmalara, etkinliklerde görev alacak çalışanları arasından adli sicil kayıtlarına göre bir liste hazırlanması talimatı çoktan gönderilmiş durumda.
Her ülkenin delegasyonunun farklı eğlence anlayışı ve hizmet talebi var: Özel konserler, Türk hamamı eğlenceleri, masaj seansları, dansöz gibi…
İstanbul NATO Zirvesi, 2004
Ankara’daki bu kuşatmanın bir benzeri 28-29 Haziran 2004 tarihlerinde düzenlenen İstanbul NATO Zirvesi sırasında yaşanmış ve devasa kent adeta insansız bir açık hava hapishanesine çevrilmişti. Dönemin güvenlik politikaları kapsamında 20 bin dolayında polis sahaya sürülmüş, Taksim, Şişli, Harbiye ve Nişantaşı gibi kentin en hareketli merkezleri günlerce sivillere, esnafa ve araç trafiğine tamamen kapatılmıştı. Emperyalist liderlerin güvenliği bahanesiyle İstanbul Boğazı transit gemi geçişlerine ve şehir hatları seferlerine ara vermiş, hava sahasında savaş uçakları ve AWACS erken uyarı uçakları aralıksız devriye gezmiş, metro ve tramvay seferleri iptal edilerek kent içi ulaşım felç edilmişti.
NATO karşıtı protestoların şiddetle bastırılmaya çalışıldığı o günlerde, Kadıköy’de “NATO’ya Karşı Büyük İstanbul Buluşması” başlığıyla yapılan mitinge onbinlerce kişi katılmıştı.

Zirve hazırlıklarının tümünün bütçesi net olarak ortaya çıkmasa da bugüne kadar yapılan harcamaların on milyarlarca lirayı geçtiği kamuoyuna yansıyan haberlerden. ABD Başkanı Donald Trump'ın ünlü uçağı Air Force One ve diğer devasa uçakların iniş yapabilmesi için Etimesgut Askeri Havalimanı pistleri genişletiliyor. Devlet başkanlarına özel bir VIP havalimanı ve lüks devlet konukevi inşa ediliyor.
Bu devasa projenin adresi ise üzerinde koruma kararı bulunmasına rağmen iş makinelerinin girdiği Etimesgut Şeker Fabrikası arazisi. Cumhuriyet mirası olan bu tarihi yerleşkenin lojmanları apar topar boşaltılarak tamamen yıkıldı ve ormanlık alanları zirve için katledildi.
NATO Zirvesi’nin bu topraklarda yapılmasını onursuzluk değil fırsat olarak görenleri tanıyoruz. 1968'de 6. Filo İstanbul kıyılarına yanaştığında, sokakları temizleyip genelev duvarlarını beyaza boyayanlar da, 2003'te Irak savaşına girmek için 1 Mart tezkeresini geçirmeye çalışırken ABD’li askerler için gönüllerini hoş edecekleri mekanların tadilatını canhıraş yapanlar da aynı zihniyetten. O zihniyet 2008’de ABD donanmasına bağlı savaş gemisi USS San Antonio Marmaris kıyılarına demir attığında ellerindeki dolarları sallayarak kadınlara ilişki teklif eden ABD askerlerini de fırsat olarak gördü. 2009’da ABD’nin en büyük helikopter ve amfibi hücum gemilerinden biri olan USS Bataan’ın 3 bin 500 askeri ile İzmir Alsancak Limanı’na demirlediğinde de gördükleri şey fırsattı. Öyle ki tüm mekanlar kapılarına ABD bayrakları asmaktan geri durmadılar, birileri onlara bunun onursuzluk olduğunu hatırlatana kadar. ABD askerlerinin stres atacakları olası mekanlara asılan o bayraklar TKP üyeleri tarafından indirildi.
Ortaklaşa dergisinin 9'uncu sayısı, NATO dosya konusuyla çıktı. Bu dosyada, NATO’nun Türkiye ve dünya halkları açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal rolünü masaya yatırdık. Yeni sayımızda NATO’yu; Soğuk Savaş'tan bugüne emperyalist müdahalelerin aracı hâline gelen yapısı, Türkiye'nin bağımlılık ilişkilerindeki yeri ve ülkemize bıraktığı siyasal-toplumsal miras üzerinden ele alıyoruz.