Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
1

Emperyalizm, Bağımsızlık, Üsler, Antiemperyalizm, Trump, Silahlanma, Ortadoğu, İşgal, Küba, Arınma, Butlan, Nâzım Hikmet, 'Devlet aklı', Teknofeodalizm

Bilime müdahale

Iraz Akış

Yayın Tarihi: 26.06.2026 , 13:50 "0 dakikalık okuma süresi"
NATO kuruluşundan itibaren sadece askeri bir işbirliği olarak yapılanmamış, bünyesinde siyasi ve ideolojik müdahalenin araçlarını da oluşturmuştur. Bu kapsamda değerlendirilebilecek olan Bilim Komitesi de yıllar boyunca emperyalizmin dönemsel ihtiyaçları doğrultusunda; temel bilim yatırımlarından, üye ülkelerin serbest piyasa ekonomisine entegrasyonuna kadar farklı alanlarda işlev üstlenmiştir.

NATO Bilim Komitesi’nin Türkiye akademisiyle ilişkisi 1960’lı yıllarda düzenlenen fizik alanındaki yaz okullarıyla ve temel bilim bursiyerleriyle kurulmuştur. 1980’lere gelindiğinde, Türkiye’nin siyasi atmosferine müdahale NATO için öncelikli hale gelmiştir. Bu dönemde destekler uygulamalı alanlara kayarken, üniversite-sanayi işbirliğinin desteklenmesiyle bilimsel araştırmaların piyasaya açılması için ilk adımlar atılmıştır.

Günümüzde ağırlıklı olarak güvenlik konulu temel bilim ve mühendislik projelerinin yürütüldüğü programların yanı sıra sosyal bilimler alanında da özellikle gençlerin ve kadınların hedeflendiği eğitim programları öne çıkmaktadır. Türkiye, NATO’nun etki alanına giren Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya ülkeleriyle iletişimi kuran ülke pozisyonundadır. Mevcut projelerle üye ve ortak üye ülkelerin altyapısı ve işgücü NATO çıkarları için kullanıma açılmakta, aynı zamanda söz konusu projelerde elde edilen veriler NATO’ya sunulmaktadır.

Sovyetler Birliği ile rekabetin bir aracı: NATO Bilim Komitesi

Sovyetler Birliği’nin 2. Dünya Savaşı’ndan zaferle çıkması, savaşın ardından 10 yıl gibi kısa bir sürede bilim insanı ve mühendis sayısını hızla arttırması, NATO’nun önemli bir gündemi haline gelmişti. SSCB 1957 yılında Sputnikleri Dünya yörüngesine göndererek uzay araştırmalarında bir sıçramaya imza atmıştı. Bu gelişmenin hemen ardından, NATO Konseyi toplanarak Sovyetler Birliği ile rekabeti merkeze koyan, NATO üyesi ülkelerdeki bilimsel işgücü yetersizliğini gidermek için faaliyetler yürüten bir bilim komitesinin kurulmasına karar verdi.

NATO Bilim Komitesi; 1957 yılında 16-17 Aralık tarihlerinde yapılan NATO Konseyi toplantısında alınan kararla kuruldu. İlk toplantısını 1958 yılında gerçekleştiren Bilim Komitesi; NATO üyesi ülkelerde burs programları ve yaz okullarını finanse etti. NATO eğitim programı kapsamında ilk üç yılda 800’e yakın doktora ve doktora sonrası araştırmacı olan fizikçi, kimyacı ve mühendis desteklendi. Bilimsel altyapısı daha zayıf olan Türkiye, Portekiz ve Yunanistan’dan 66 kişi NATO bursiyeri oldu.

Emperyalizmin ihtiyaçları doğrultusunda belirlenen NATO Bilim Programları

İstikrar İçin Bilim (1980-1997): Resmi metinlerde programın temel amacı, “kamu sektörü ile sanayi arasındaki işbirlikçi araştırma ilişkilerini güçlendirmek ve ekonomik kalkınmaya katkı sağlayacak önemli problemlere çözüm üretmek” olarak tanımlanmıştır. Araştırma faaliyetlerinde piyasalaşmanın önünü açmayı hedefleyen program kapsamında özel olarak Yunanistan, Portekiz ve Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik araştırma-geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesine vurgu yapılmıştır. Böylece, NATO açısından siyasi ve ekonomik olarak kırılgan hale gelen bu ülkelerin kapsanması amaçlanmıştır.

Programın mimarlarından, 1979 yılına kadar NATO Bilim Komitesi başkanlığını yürüten Nimet Özdaş, aynı zamanda TÜBİTAK kurucularındandır ve 12 Eylül sonrasında Bilim ve Teknolojiden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapmıştır.

Barış İçin Bilim (1997-2004): 1997 yılında başlatılan Barış için Bilim programının hedefi Sovyetler Birliği’nin çözülüşünün ardından eski sosyalist ülkelerin kapsanmasıdır. Geçmiştekilerden farklı olarak bu programdan yararlanabilmek için NATO üyesi bir ülkenin NATO üyesi olmayan bir ülkeyle ortaklık yapması gerekmektedir. Programın amaçlarında “ortak ülkelere pazar odaklı ve çevreye duyarlı bir ekonomiye geçişte yardımcı olmak” ifadesi yer almaktadır.

Program kapsamında söz konusu ülkelerin bilimsel-teknolojik üretim açısından bağımlı hale gelmesi amaçlanıyordu. Bunun yanı sıra; verilen fonlar sonucunda eski sosyalist ülkelerdeki eğitimli işgücünün başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkelere kaydığı bir dönem yaşandı.

Bilim Yoluyla Güvenlik (2004-2006): Bu program aslında bir geçiş sürecini tanımlamaktadır. NATO temel bilim alanlarına destekleri sonlandırmış ve güvenlik odaklı uygulamalı araştırmalara yöneldiğini açıklamıştır. Emperyalizmin yeni düşmanı “terör”, bilim programlarının merkezine yerleşmiştir.

Barış ve Güvenlik İçin Bilim (2006’dan günümüze): Günümüzde yürürlükte olan NATO Barış ve Güvenlik için Bilim Programı, çok yıllık Ar-Ge projeleri ya da kısa süreli etkinlik bütçeleri şeklinde bilimsel ve teknolojik araştırmaları fonluyor. Öncelikli alanlar terörle mücadele, siber savunma, biyolojik, kimyasal, radyonükleer tehditlere karşı savunma olarak sıralanıyor. Projelerde en az bir NATO üyesi ülkenin, en az bir ortak üye ülke ile işbirliği yapması gerekiyor.

NATO Barış ve Güvenlik İçin Bilim Programı’nın son 10 yılında Türkiye

NATO tarafından yayımlanan son 10 yıla ait faaliyet raporlarına göre, Türkiye Barış ve Güvenlik için Bilim Programı’nın en aktif üyeleri arasında, genellikle İtalya ve ABD’den sonra 3. sırada yer alıyor. En çok işbirliği yapılan ortak üye ülkeler İsrail, Ukrayna ve Azerbaycan.

Desteklenen alanlar; siber savunma, kimyasal, biyolojik, radyoaktif ve nükleer saldırılara karşı savunma, güvenlik ve terörle mücadele, silah ve patlayıcı tespiti, güvenli iletişim, enerji ve diğer altyapıların korunması ve deprem araştırmaları olarak öne çıkıyor.

Son yıllarda NATO tarafından fonlanan projelere ve etkinliklere bakıldığında Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ ilk sıralarda yer alıyor.

Türkiye NATO tarafından desteklenen eğitim programlarında bölge ülkelerine eğitim veren bir konumda. ODTÜ Enformatik Enstitüsü bünyesinde düzenlenen uygulamalı siber savunma eğitimlerine geçmişte Ukrayna, Karadağ, Moldova, Azerbaycan, Irak ve Moğolistan’dan katılım olmuş.

Bu yazının hazırlanmasında Kıvılcım Başak Vural’ın 2019 tarihli “NATO ve Bilim” makalesinden (Madde, Diyalektik ve Toplum, 2(3), 219-223) ve Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi tarafından 2 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen NATO ve Üniversiteler Çalıştayı’ndaki sunumlardan yararlanılmıştır.

1
Ortaklaşa

Ortaklaşa dergisinin 9'uncu sayısı, NATO dosya konusuyla çıktı. Bu dosyada, NATO’nun Türkiye ve dünya halkları açısından taşıdığı tarihsel ve siyasal rolünü masaya yatırdık. Yeni sayımızda NATO’yu; Soğuk Savaş'tan bugüne emperyalist müdahalelerin aracı hâline gelen yapısı, Türkiye'nin bağımlılık ilişkilerindeki yeri ve ülkemize bıraktığı siyasal-toplumsal miras üzerinden ele alıyoruz.