Ekonomiye hayat öpücüğü: ‘Kara transformasyon’
Adile Kaya
Haluk Levent başta olmak üzere bir dizi ismin tutuklandığı Ahbap Derneği operasyonunda zikredilen parasal büyüklükler ve ortaya dökülen bağlantılar, toplanan paralardan ve Levent’in kumar hovardalığından çok daha kapsamlı bir mekanizmaya işaret ediyor. Son yıllarda artan bu tür operasyonlar, yüksek getiriler vaad eden büyük bir mekanizmanın küçük parçalarına dokunuyor. “Kara para” ya da “suç ekonomisi” dünyasıyla bağlantıları seviye atlayan Türkiye kapitalizmi, uluslararası “değer havuzu”ndan bugüne kadar olandan daha büyük bir porsiyon kapmış durumda.
Enformel emekgücü piyasasından uyuşturucu, silah ticareti, bahis, kripto faaliyetler gibi çeşitli “kara para” alanlarına bir geniş havuzu ima eden kayıtdışı ekonomi, kapitalist sistemin bir “anomalisi” değil. Özellikle “kara para” alanları, uluslararası ya da ulusal düzeyde sermaye içi değer bölüşümünün vazgeçilmez mekanizmaları. Daha gri bir alan olan, olağan ekonomik faaliyetlerin vergi kaçırmak amacıyla kayıtdışı tutulmasını ifade eden boyut bir yana bırakılırsa uyuşturucu, insan, silah ticareti, yasadışı bahis ve her tür kara para aklama gibi faaliyetlerin dünyadaki hacminin 7 trilyon doları aşarak dünya gayrisafi hasılasının yüzde 6’sı civarına ulaştığı tahmin ediliyor.
Son iki yüzyıla baktığımızda bu faaliyetlerin hem çeşitlendiği hem de genişlediği görülüyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerin daha rafine mekanizmalarla devlet-siyaset-sermaye-mafya bağlantılarını gizleme ya da daha az görünür kılma kabiliyetine sahip olduğu söylenebilir. Ancak özellikle uyuşturucu tüketimi ve ticaretinde Avrupa’nın son dönemde yaşadığı yeni sıçrama biraz kurcalandığında Türkiye’yi aratmayacak ilişkilerin ortaya saçılma ihtimali yüksek. Raporlar, yakalamalara dayanarak kokain sevkiyatında, kuryeler aracılığıyla taşınan küçük paketler, uygun yüklerin arasına saklamak gibi yöntemlerden Avrupa’nın ana limanlarına neredeyse solo konteynerlerle tonlar mertebesinde taşımaya geçildiğini, Avrupa’nın sadece kokain pazar büyüklüğünün 15 milyar doları aştığını ortaya koyuyor.
Bu alenilikte bir dağıtımın en çok kullanılan limanların bulunduğu Hollanda, Belçika, İspanya gibi ülkelerde, devlete, siyasilere ve sermayedarlara dokunmadan yapılması ihtimali sıfır. “Doymuş” ve büyümesi durmuş ABD pazarını ikame etmek üzere uyuşturucu kartellerinin rotayı Avrupa ve Ortadoğu’ya kırmasında ticari saikler hiç kuşkusuz en temel motivasyonu oluşturuyor. Ancak uyuşturucudan bahis-kumara bu faaliyetlerin aynı zamanda milyonlarca emekçinin “uyuşturulmasına” ve ideolojik prangaların sıkılaştırılmasına hizmet ettiği de açık. Özellikle sermaye-devlet mekanizmaları açısından ticaretin ötesine geçen ek motivasyonlar da mevcut.
Avrupa ve Ortadoğu pazarındaki genişlemenin kâr marjlarında sıçrama yarattığı, kaynağından kilosu 2-3 bin dolara alınan kokainin Avrupa pazarında 30-40 bin dolara, Ortadoğu pazarında daha yüksek fiyatlara satıldığı belirtiliyor. Bu olağanüstü marjlar kara para aklama mekanizmalarını çeşitlendiriyor, yüksek getiri peşindeki sermayeleri de işin içine katıyor. Sermayenin bir bölümünün sadece yüksek getiri elde etmek üzere “sermaye işlemleri”ne dahil olduğu, bir bölümünün ise üretim-dağıtım zincirinde değişik düzeylerde yer aldığı düşünülebilir.
‘Kara para’ dalgası kapitalizme içkin
Avrupa kokain pazarındaki hızlı büyüme, Kolombiya ve Meksika kartellerinin tekelinin kırılması, Avrupa, Balkanlar ve Türkiye’den yeni aktörlerin resme girmesi sonucunu doğurdu. Hem uluslararası raporlar hem de Türkiye’nin uyuşturucu ticaretindeki yerine ilişkin araştırmalar bir bölümü dışarıdan devşirilmiş, bir bölümü yerleşikler olmak üzere “Türk mafyası”nın Avrupa ve Ortadoğu ticaretindeki rolünün arttığını, Latin Amerika kaynaklı kokainin Ortadoğu’ya dağıtımında Türkiye’deki aktörlerin payının yüzde 20’ye kadar ulaştığını ortaya koyuyor. Kokain, “kara para” ya da “suç ekonomisi” hacmindeki genişlemenin en çarpıcı parçalarından birini oluşturmakla birlikte uyuşturucunun tamamı, bahis-kumar faaliyetleri başta olmak üzere alanın bütününde önemli sayılabilecek bir büyüme söz konusu. GSYH’nin yüzde 5’ini geçen, 60-75 milyar dolar aralığında bir hacimden söz ediliyor.
Peki bu hacim ya da daha genel bir ifadeyle bu faaliyetler, Türkiye kapitalizmi için ne ifade ediyor? Ekonomiye dışsal, siyasi iktidarın dönemsel ihtiyaçlarla göz yumduğu ya da hukuk/kural dışına meyleden kadroların istismarından kaynaklanan bir tablo mu söz konusu?
Yukarıda kokain için çizilen resmin başka faaliyet alanları için de biraz farklılaşarak geçerli olduğu, Türkiye kapitalizminin artan kaynak sorunu, sermaye birikiminin genişleme için ihtiyaç duyduğu yüksek getiriler, emperyal yayılma hevesleri gibi dinamikler dikkate alındığında yeni, güçlü ve sisteme bugüne kadar olduğundan daha içkin bir dalgadan söz etmek gerektiği söylenebilir.
Türkiye sermayesinin yayılması hem nicel hem de nitel açıdan önemli boyutlara ulaştı. Türkiye’nin Suriye savaşına dahil olmasını bir milat olarak alırsak yayılma iştahı, fiili yayılmanın çok ötesinde hedefleri ifade ediyor. Son birkaç yılın gelişmeleri ve geçtiğimiz haftalarda Ankara’da toplanan NATO Zirvesi, silah sanayisi fırsatları başta olmak üzere bu iştahın ayağa basan yanları olduğunu da düşündürüyor. Sadece yayılma perspektifi değil, Türkiye kapitalizminin genel gelişimi de yeni bir dalga boyuna işaret ediyor. Ancak tüm bu “ilerleme” kapitalist ekonominin temel yapısal sorunlarının azaldığı anlamına gelmiyor. Bilakis artan karmaşıklaşma, yükselen dalga boyu kaynak sorunu başta olmak üzere yapısal sorunların daha da ağırlaşmasına yol açıyor. Çünkü “ilerleyen” kapitalizm, bağımlılık ilişkileri içinde emperyalist merkezlere daha fazla değer aktarılması, sermayenin ülke dışına ya da üretken olmayan alanlara daha fazla değer park etmesiyle sonuçlanıyor. Bir yanda yakıcılaşan kaynak ihtiyacı, diğer yandan uluslararası değer havuzuyla etkileşimin artması Türkiye kapitalizmi açısından sistemdeki kendi yeri ve hevesleriyle uyumlu biçimde “kara ekonomi/suç ekonomisi”nden pay alma iştahını da körüklüyor. Uyuşturucu, silah ticareti, her tür bahis ilk akla gelen alanlar.
Her bir alanda Türkiye’nin son 10 yıldaki karnesi, uluslararası alanda ortaya çıkan yeni fırsatlarla da birlikte, önemli pay artışlarına yol açmış görünüyor. Bu eksende en çarpıcı örneklerden biri yukarıda değinildiği gibi Türkiye’nin Latin Amerika-Avrupa-Ortadoğu kokain ticaretinin kaynaktan başlayarak en önemli aktörlerden biri haline gelmesi. Basit bir transit geçiş hattı olmanın ötesinde kaynağından başlayarak “üretimden nihai kullanıcıya” tüm zincir boyunca Türkiye’deki aktörlerin hakimiyetinin arttığı görülüyor. Tabii bu kadar işin içine girince “iç pazar” da muazzam bir biçimde büyüyor. Sadece kokain ticaretinden Türkiye kökenli aktörlerin elde ettiği gelirin 10 yılda 500 milyon-1 milyar dolar seviyelerinden 5-6 milyar dolar seviyesine çıktığı tahmin ediliyor.
Kimi sermaye gruplarından Haluk Levent’e uzanan operasyonlar, henüz dokunulmasa da piyasa gerçeklerinin ötesinde yüksek getiriler dağıtan kimi finans kuruluşları, kamuoyu bilgisine sunulmayan türlü türlü mekanizmalar… Ortadaki mekanizmanın toplam büyüklüğü içinde hem hacim olarak küçük hem de en palyatif araçlardan biri olduğu tahmin edilebilecek Haluk Levent operasyonun bile hafife alınmayacak sermaye gruplarına, Arca Savunma, Başaranlar gibi, değmesi, sermaye sınıfının bu yeni büyüyen pastayı sıyırma konusundaki iştahının göstergesi olarak da düşünülmeli. Özellikle Arca Savunma örneği, İSO En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu listesinde beyan edilen brüt katma değer tutarına göre bile yüzde 30 civarı kârlılıkla çalışan bir şirketin daha yüksek getiri peşine düştüğünü düşündürüyor. Emekgücü sömürüsünden elde edilen değerden daha fazlasını elde etme, sermaye birikimini genişletme arzusu bitmiyor. Türkiye kapitalizmi için de bir “bağırsak temizliği” ihtimalinden ziyade hızlı büyüyen pastanın riski üstlenenleri, sermaye ve düzen hiyerarşisini gözeterek konsolide edilmesine yönelik bir dizi saçılma mümkün görünüyor.

Uyuşturucu baronlarına kelepir vatandaşlık
İspanya, Hollanda ve Belçika Avrupa’ya girişin başlıca noktaları durumunda. Trafiğin en önemli kanallarından biri deniz taşımacılığı. Batı Avrupa’daki yüksek yük hacmine sahip limanlar dağıtım merkezleri olarak işlev görüyor. Antwerp, Mersin gibi limanlarda yakalanan uyuşturucu miktarlarındaki artışlar, taşınan uyuşturucu miktarının artışının da göstergesi.
Kuryeler yoluyla küçük miktarlardaki taşımalar ya da yük içine saklanmış küçük paketlerin yerine konteynerlerle yapılan bin tonlar mertebesine ulaşan taşımaların aldığı görülüyor.
Türkiye’nin dikkat çekici gelişimindeki en önemli göstergelerden biri yakalanan kokain miktarı: 2010’lu yıllara göre ele geçirilen kokain miktarı 2020’li yıllarda 10 kata yakın artış gösterdi. Türkiye kökenli uyuşturucu mafyasının Avrupa pazarı dışında Ortadoğu kokain pazarının da yüzde 20’sini kontrol ettiği tahmin ediliyor. Türkiye üzerinden geçen trafik ve iç pazarın toplam büyüklüğü 5-6 milyar dolar arasında.
Türkiye’nin kokain pastasındaki payının hızlı artışının arkasındaki dinamikler arasında gayrimenkul alımı karşılığında yabancılara vatandaşlık verilmesi önemli bir yer tutuyor. Avrupa’dan Balkanlara önemli uyuşturucu baronlarının Türkiye’den vatandaşlık aldığı ve işlerini kolayca yürüttüğü görülüyor. Bu düzenlemeyle örtüşen ve pekiştiren bir diğer önemli düzenleme sıkça gündeme gelen Varlık Barışı uygulamaları. Kaynağı belirsiz gelir ve servetlerin beyan edilerek düşük vergi tutarlarıyla yasallaştırılması uyuşturucu geliri başta olmak üzere her tür kayıtdışı gelirin aklanmasını sağlıyor. Tabii siyasi iktidar ve müttefiki partilerin, devletin çeşitli kademelerindeki isimlerin mafyayla ilişkileri, büyüyen pasta paralelinde kurulan yeni mekanizmaları merkeze koymak gerekiyor.
Ortaklaşa dergisinin 10'uncu sayısının dosya konusu Savaş oldu. NATO Zirvesi'nin ardından birçok boyutuyla dünyadaki savaş ve silahlanma gündeminin ele alındığı sayıda ayrıca CHP ve Anahtar Parti'den emperyalizmin hegemonya krizine, sokak lezzetlerinin sınıfsal tarihçesinden Dünya Kupası ve futbola uzanan çok sayıda konuya dair kapsamlı yazılara yer verdik.