Defne’de ne yaşandı?
Sunay Gedik
TKP depremde en ağır yıkıma uğrayan yerleşimlerden olan Hatay’ın Defne ilçesinde kenti ayağa kaldırma iddiasıyla seçime girmiş, 2024’te yapılan seçimlerde yüzde 39’un üzerinde oy alarak belediye başkanlığını küçük bir farkla kaybetmişti. Defne seçimleri, Türkiye’de hem seçim sürecinde hem de sonrasında başlı başına en çok konuşulan konulardan biri oldu. TKP Merkez Komite Üyesi Salih Bostancı’yla Türkiye tarihi açısından büyük önem taşıyan bu önemli kesiti ve seçim süreci boyunca Defne’de neler yaşandığını konuştuk.
Sunay Gedik: TKP için Defne neden önemliydi?
Salih Bostancı: Aslında sadece Defne değil Hatay önemliydi ve önemli. Biz farklı bir yoğunlukla Hatay’da çalışma yürütmeye karar verdiğimizde ve buna başladığımızda Defne henüz ilçe değildi, sonradan ilçe oldu. 2011-2012 döneminde Suriye’ye emperyalist müdahale başladığında Hatay hem demografik yapısı hem konumu itibariyle kritik önemdeydi.
Suriye’yi kana bulayan cihatçılar Hatay’ı geçiş noktası, lojistik noktası olarak kullanıyorlardı. Hatta günübirlik Hatay’dan Suriye’ye çatışmaya gidiliyordu, kimi eğitim kampları kurulmuştu, silahlı cihatçılar sokaklarda geziyordu. Birçok yerde emperyalist ülkeler için çalışan “derneklerin” binaları açılmıştı. AKP iktidarı demografik yapıyı da bozmak değiştirmek istiyordu. Halk epey kaygılıydı, yer yer tepkiler ortaya çıkıyordu ama bunlar yeterince bütünlüklü ve örgütlü tepkiler değildi, bunu daha bütünlüklü ve örgütlü hale getirmeye çalıştık.
Kimi gruplar ve mahalleler arasında iletişim ağları kurduk. Buralarda toplantılar düzenlendi. Duruma karşı kimi etkili çıkışların da verdiği cesaretle ciddi bir direnç oluşmaya başladı. Dünya Barış Konseyi’nden delegelerin katılımıyla Uluslararası Barış Konferansı’nı burada yaptık ve bir kapalı spor salonu etkinliği düzenledik, buradan biriktirdiğimiz enerji ile kısa bir süre sonra da binlerce Hataylının katıldığı bir Barış Mitingi yaptık. Birçok şeyle birlikte bunlar Hatay halkının direncini yükseltti. O dönemde de Defne ilçe oldu ve yerel seçimler geldi. Suriye’de yaşayan ve Suriye Haber Ajansı’nda spikerlik yapan, şimdi HTŞ olan o zamanki El-Kaide’den ciddi tehditler alan sevgili Sevra Baklacı’yı Defne Belediye Başkan adayı olarak belirledik. Bu her tür tepkiyi bastırmaya çalışan AKP iktidarına, Hatay halkını tehdit eden cihatçılara ciddi bir meydan okumaydı. Bu süreçler sonrasında cihatçılar Hatay’dan çıkarıldı ama zihniyetleri Hatay’da kaldı, deprem süreci ve sonrasında da bunu açık açık gördük.
6 Şubat’ta yaşanan deprem büyük bir kırılmaydı diyebiliriz hem ülkemiz hem de Hatay için. Depremin ilk yaşandığı andan itibaren Hataylılarla, özel olarak Defnelilerle soluk alıp veren birisin. Depremin 3’üncü yılına girdiğimiz şu günlerde tanık olduğumuz şey halkın hâlâ felaketlerle baş başa bırakıldığı… Bu konuda ne söylemek istersin?
Söylemek istediklerimi söylemeyeyim... Öncelikle eski yeni kimi CHP milletvekilleri, kimi belediye başkanları AKP’li bakanlara yönelik bir teşekkür yarışına girerek sorumluların kanlı ellerine su dökmeye girişmişse de biz asla yaşananları unutmayacağız, unutturmayacağız.
Depremin ardından en kritik günlerde, ilk 3-4 gün içinde devlet adına neredeyse hiç kimsenin ortada olmadığını, bir testere, demir makası gibi en basit aletler bile olmadığı için belki binlerce insanın kurtarılamadığını, insanların günlerce aç susuz şekilde soğuğun yağmurun altında perişan edildiğini, kaderine terk edildiğini unutmayacağız, unutturmayacağız.
O eldeki kan bir iki vekilin, belediye başkanının yılışık teşekkürü ile temizlenmez. Bugüne gelirsek, evet insanlar hâlâ felâketlerle baş başalar. Yol yok, su yok, elektrik yok, iş yok, hukuk yok; bol bol hamaset, yalan, ihale, rant var; iktidarın, inşaat firmalarının, patronların bir halkın yaşamını hiçe sayışları var.
Bakın depremden sonra, Hatay’da konteyner kent sayısının en fazla olduğu zaman 207 konteyner kent vardı, Hatay’da şu anki konteyner kent sayısı 157, sadece 53 konteyner kent kapanmış, on binlerce insan hâlâ konteynerlerde yaşıyor. Son bir ay içinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel Hatay’da iki ayrı miting düzenlediler. Bu mitinglerin günler öncesinde hazırlıkları başladı; AKP’li bakanlar, vekiller, CHP’li vekiller, gölge bakanlar, PM üyeleri oraya buraya ziyaretler yaptılar; sanayi odalarını, ticaret odalarını gezdiler ama bir tane konteyner kente gitmediler.
15 gün boyunca Hatay’ın neredeyse yarısında elektrikler kesikti, insanlar çocuklarını piknik tüpü ile ısıtmaya çalıştı. Valilik, bakanlıklar, AKP kafasını kuma gömdü. CHP Genel Başkanı Özgür Özel Hatay’a geldiğinde bir buçuk saatlik konuşmasında bu konu ile ilgili bir kelime etmedi. Çünkü bu kesintilerde birinci derecede sorumlu dağıtım firmasıydı, o firma da Sabancıların.

Hizam Hasırcı’nın aday gösterilmesi Defne’de büyük bir coşkuyla karşılanmıştı ve Hasırcı’nın seçim sürecindeki tüm çalışmaları ciddi bir halk desteğiyle gerçekleşti. Değişimin simgesi haline gelen Hasırcı kısa sürede Türkiye’de en çok konuşulan adaylar arasına yerleşti. Sence bu adaylığın bu kadar hızlı karşılık bulmasının nedeni neydi?
Hizam Hasırcı ile tanışıklığımız, iletişimimiz yerel seçim sürecinin ve hatta depremin epey öncesindeydi. Başta da belirttiğim gibi Hatay’da ve bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle TKP zaten oradaydı. Hizam ve birçok dostumuzla birlikte Hatay’ın geleceğine dair kafa yoruyor, neler yapabileceğimizi konuşuyorduk. Sonrasında deprem oldu, biz bir koordinasyon merkezi kurduk; orada olabildiğince her şeye yetişmeye çalıştık, tüm mahallelere köylere ulaşmaya erişmeye çalıştık. Büyük bir dayanışma ağını başarılı bir şekilde örgütledik.
Tüm bu süreçte Hizam Hasırcı depremde yakınlarını kaybetmiş olmasına, kardeşini belki dakikalarla hayatta tutmasına, evi yıkılmasına, kendisi ve ailesi de ağır biçimde depremzede olmasına rağmen, örülen dayanışma çalışmalarından bir an uzak kalmadı. Sabahın erken saatlerinden geç saatlerine kadar köy köy, mahalle mahalle gezildi.
İki taraf
İnsanların yıllardır sülalece oy verdiği yüksek oy oranlarına sahip kimse yoktu. Bir tarafta çadırlarda yaşayan, yağmur bastırdığında çadırları su basmasın diye insanlarla birlikte kazma kürek seferber olan, Defnelilerle birlikte komünistler; diğer tarafta bir gün sonra çadırların yanına Mercedes arabalarını çekip ayakkabıları çamur olmasın diye parmak uçlarına basa basa çadır gezme şovu yapanlar. Bir tarafta su arıtma tesisleri kuran, ev ev su dağıtan Mehmetler, Zeynepler, Hizamlar, diğer tarafta getirdiği bir su kamyonunun her tarafına filanca vekilin halka su bağışıdır pankartları astıran vekiller.
Bu aslında yakın bir zamanda kavgaya girecek iki taraftı, iki farklı zihniyetin yansımasıydı. Hizam bizim tarafı temsil etme noktasında en uygun isimdi, gece gündüz bazen hiç uyumadan sonuna kadar bu görevin gereğini yerine getirdi.
Hizam’ın adaylığı büyük bir karşılık buldu, çünkü insanlar hor görülmeye, yalnız bırakılmaya karşı öfkelerini, yaşama dair umutlarını ve vermek istedikleri kavgayı ve hesaplaşma isteğini bu adaylıkta gördüler, duygudaşlık kurdular.
İlk başlarda hem CHP hem de diğer “solcular”ın Hizam Hasırcı’yı “gariban öğretmen” diye küçümsemeye çalışması, kısa süre sonra onlara dönen bir silah oldu. Siyaset yapma hakkı ayrıcalıklı bir gruba ait değildi, garibanlar diye küçümsedikleri halktı ve halkın yapamayacağı yoktu. Kapı kapı çalışma yapıldı. Elbette eksiksiz değildi bu çalışma ama iyi bir propaganda stratejisi ve çalışma planının dışında mahalle örgütlülükleri, gece gündüz çalışan ve Defne’nin kaderini değiştireceğine inanan (ve mutlaka değiştirecek) Defneliler, Hizam’ın muazzam çalışkanlığı ve özgün karakteri en büyük avantajlardandı.
Bu adaylığın galiba hem Hatay’da hem Türkiye’de bu kadar ses getirmesinin nedeni böyle bir süreç yaşanması ya da bu adaylığın aslında bir sonuç haline gelmesi.

Hizam Hasırcı’nın adaylığı senin de işaret ettiğin gibi ciddi bir kamuoyu desteği almasına rağmen tartışmalı hale getirilmeye çalışıldı. Düzen siyaseti neredeyse tüm unsurlarıyla Defne’de TKP adayının karşısında birleşti. Biraz bu süreci anlatır mısın, Defne’de neler yaşandı?
Bizim bazen kullandığımız bir tabir vardır; “hoşnutsuzluk beş benzemezi bir araya getirir” diye. Ama, rant, para, düzenin çıkarları, seçim-koltuk pazarlıkları on beş benzemezi bir araya getirebiliyor. Aslında sürecin özeti bu. Tam da söylediğiniz gibi düzen siyaseti tüm unsurlarıyla TKP’nin ve adayının karşısında birleşti; patronlar, ihaleciler, mafya, kimi sol parti, örgüt ve adayları. Zaten bunların epeyce bir kısmını karşıya almış ve mücadele ediyorduk, bu koalisyona maalesef kimi sol denilen unsurlarda dahil oldu.
Biz kimseye niye aday oluyorsunuz, niye aday çıkarıyorsunuz diyemeyiz, demeyiz de. Aday çıkarır, programını, hedeflerini ortaya koyar, çalışmasını yapar. Ancak Defne’de bu böyle olmadı. Özellikle TİP ve Sol Parti tüm seçim sürecini ve çalışmasını, söylemlerini TKP’ye ve adayımız Hizam Hasırcı’ya kaybettirmek üzerine kurdu, tamamıyla bunun üzerine hareket ettiler. TİP başkanı Erkan Baş seçime çok kısa bir süre kala milyonlarca insanın gözünün içine bakarak, anketlere göre TİP ve CHP arasında 1 puan fark var yalanını söyleyerek manipülasyon yaptı. Ve bu ilk değildi, bir önceki yerel seçimde de Hacıbektaş’ta TKP adayı kazanmasın diye Erkan Baş Hacıbektaş’a gidip DSP adayını destekledi.
Rantın birleştiriciliği
Defne bir ilçe ama büyük bir ilçe, Türkiye’de birçok ilden fazla nüfusa ve büyük bir ekonomiye sahip. Özellikle depremin ardından binlerce bina yıkıldığı için inanılmaz bir rant var ve bu rant benzemezleri bir araya getirdi işte.
Söyleşinin başında TKP’nin neden Hatay’a, Defne’ye bu kadar önem verdiğini, niye özel hamleler yaptığımızı konuşmuştuk. Burada elbette sermaye, istihbarat, iktidar, devlet de Hatay’ın, Defne’nin önemini görüyor ve TKP’nin bir belediye kazanmasının sonuçlarını tahmin ediyor. Onlar da buna göre hamleler yapıyor. Düzenin tüm unsurlarının TKP adayı karşısında konumlanması bundan ayrı düşünülemez. Mücadele bu, biz hamle yapacağız, onlar da hamle yapacak, bu karşılıklı hamleler bugün de devam ediyor ama gelecekteki hamleler için bu sefer biz daha kararlı, deneyimli ve hazırlıklıyız. Yaşananları bahane olarak görmüyor, bir kenara not ediyoruz.
TKP’nin “solcu rakipleri” şu anda neler yapıyor biliyor musunuz?
Bilmiyorum, bilmeye değecek şeyler yapmıyorlar demek ki. Onların görevleri, yapacakları seçim gününe kadardı, görevlerini tamamladılar.
Önümüzdeki yerel seçim de geçtiğimiz seçim kadar önemli olacak. TKP’nin Defne’deki çalışmasının merkezinde bu mu var?
Bizim Defne’deki rutin çalışmalarımızla seçim çalışmaları ayrımını tarif etmemiz zor. Çünkü böyle yaklaşmıyoruz. Ama bu soru vesilesiyle seçimlerin önemine dair birkaç şey söylemek istiyorum. Belki yakın geçmişte solun seçimlere dair tartışmasının da etkisini taşıyan, “seçimlerin ve alınan oyun önemsiz olduğu” yaklaşımıyla “halkın zaten apolitik olduğu” kabulü birlikte ele alınmalı. Türkiye’de bugün 10 yaşında bir çocuğa bile mikrofon uzattığınızda hayat pahalılığından bahsediyor. Çocukların bile politikleştiği bir siyasi ortam var Türkiye’de. İktidar yanlısı ya da karşıtı ama bulunduğunuz her yerde ülke gündemleri konuşuluyor; insanlar Suriye’yi, İran’ı, Filistin’i doğru ya da yanlış takip ediyorlar.
Türkiye halkı birçok dünya ülkesine göre çok daha politik. Mesele, Türkiye’de bunun sürekliliği olan bir tavra, bir aksiyona, bir eyleme, örgütlülüğe dönüşmemesi, dönüştürülmemesidir. Maalesef halkın çok büyük kesiminin siyasete “etkin katılımının” yegâne biçimi sandığa gitmek ve oy kullanmak. Bu tabloyu değiştirmek mutlak görev ama komünistler bu tabloda seçim önemsiz, alınan oy önemsiz diyemez; işte bu apolitizm olur.
Defne’de seçim günü konteyner kentlerde yaşayan insanlar ceplerindeki belki son parasını verip taksi tutup ailesini TKP’ye oy vermeye götürdü, bazen 3-4 kilometre yürüdüler oy vermek için, okuma yazma bilmeyen nenelerinin, dedelerinin kollarına TKP yazıp amblemini çizdiler “buna bakarak oy kullan” diye, yürüyemeyen annesini sırtında getirip okulun 3. katına çıkarıp TKP’ye oy kullandırdı insanlar. Ve eminim ki Türkiye’nin birçok yerinde buna benzer yaşanmışlıklar var. Biz seçim önemsiz, aldığımız oyun bir önemi yok diyebilir miyiz, partinin yanında olma iradesini, o çabayı, o emeği kıymetsizleştirebilir miyiz? Elbette olmaz öyle şey.
Defne ve seçim meselesine gelince elbette önemsiyor ve hazırlanıyoruz. Üstelik Hatay’da sadece Defne değil, başka ilçelerde de ağlar kuruyor, etkili bir hazırlık sürdürüyoruz, kimi sürprizlerimiz olacak. Ve bu çalışmayı sadece seçim odaklı değil, Hatay’ın genel siyasi atmosferinde bir ağırlık oluşturmayı hedefleyerek planlamaya çalışıyoruz, zaten bu olmazsa diğerinin de olamayacağını biliyoruz. Defne’de ise bir sonraki seçimde Defne’ye, Hatay’a, halkımıza, partimize, yoldaşlarımıza borcumuz olanı yerine getireceğimize, güzel ülkemize yakışır bir hediye vereceğimize inanıyoruz.
Ortaklaşa dergisinin 2026 Şubat sayısının dosya konusu seçimler. Seçimleri yalnızca dar anlamda Türkiye'yi bekleyen seçimler bir gündem olarak ele almadık. Ayrıca ülke ve dünyadan çeşitli konularda yazılar da dergide yer alıyor.