Ana içeriğe atla
0%

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Ortaklaşa
seçimler

Seçim | AKP, Suriye, Doğu-Batı, Yeni Osmanlıcılık, Deprem, Sosyal Demokrasi, Halk Katılımı

Bir slogandan fazlası

Sunay Gedik, Özgür Aydoğan

Yayın Tarihi: 09.02.2026 , 22:55 "0 dakikalık okuma süresi"
Türkiye’de seçim dönemleri sadece siyasi tartışmaların değil, aynı zamanda Hazine’den düzen partilerine aktarılan devasa bütçeyle yürütülen çirkin kampanyaların gölgesinde geçiyor. Sokaklara üst üste asılan sıra bayraklar, kocaman vesikalık fotoğraflı panolar, uzun uzun reklamlar, işe yarayan-yaramayan milyonlarca eşantiyon... Halkın parasıyla halka eziyet ediliyor... Türkiye Komünist Partisi bu bütçeden pay istemiyor, hiçbir partiye halktan kaynak aktarılmamasını savunuyor. Kendi seçim çalışmalarını da dostlarının bağışları, üyelerinin aidatı ve özverisiyle yapıyor.

2002 yılında yapılan seçimlerde oy pusulasında ilk kez komünist ismini taşıyan bir parti yer alıyordu. Ülkemizde komünist adıyla parti kurmayı yasaklayan kanun maddesinin en ufak bir meşruiyeti yoktu ve 2000 yılında Komünist Parti’nin kurulmasıyla bu yasak fiilen aşılmıştı. Bu tarihsel hamlenin devamında Türkiye Komünist Partisi (TKP) 11 Kasım 2001’de yola çıktı. TKP, 2002 yılından itibaren sosyalizmin sesi ve komünist kimliğin taşıyıcısı  olarak seçimlere katıldı. 

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, aynı tarihte TRT’de yaptığı seçim konuşmasına, “Benden önceki konuşmalardan anlaşılıyor ki bu düzenden kimse memnun değil. Yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış” diyerek başlamıştı. TKP’nin ilk seçim konuşmasında halka seslenilirken ayrım ortaya konulmuştu: Birileri sizi yalanlarıyla oyalayacak, TKP varlığı ve mücadelesiyle memleketin garantisi olacak. 

Neyin garantisi?

Bu ülkenin emperyalist saldırganlığa boyun eğmeyeceğinin garantisi.

Neyin garantisi?

Büyük holdingler ve tarikatlar tarafından çürütülen ülkemizde ahlak ve vicdanın hâkim kılınmasının garantisi.  

Neyin garantisi?

Büyük felaketlerle, yoksullukla baş başa bırakılan ülkemizde karanlığa, umutsuzluğa teslim olunmayacağının garantisi. 

Neyin garantisi?

Yurttaşlarımızın layık olduğu bir düzene ve yaşama mutlaka sahip olacağının garantisi.

TKP’nin seçim sloganları da bugüne kadar bu gerçeklik ve iddia üzerine kuruldu. Eşit ve özgür bir yaşamdan yana olanlar ve ülkesinden vazgeçmeyenler, Tarık Akan’ın da 2002 seçiminden hemen sonra çok güzel tarif ettiği gibi sandığa bir kırmızı karanfil bırakarak TKP’yi destekledi.

İlk seçim sloganı: Paranın saltanatı varsa halkın TKP’si var

2002’de “düzen partileri bir yana Türkiye Komünist Partisi bir yana” diyerek halka seslenen partinin seçim bildirgesinde şu ifadeler yer alıyordu: “TKP sınıfsız, sömürüsüz, eşit ve özgür bir Türkiye ve dünya için mücadele eden bir partidir. Onlar çetecilerin, rüşvetçilerin, kalantorların, faşist katillerin, yobazların partileridir. TKP işçi ve emekçilerin vicdanı, onların aklıdır. TKP, ‘Türkiye işçi sınıfına selam’ diyen Nâzım Hikmet’in partisidir.”

Boşvermeyin

2004 yerel seçimlerinde TKP’nin sloganı “Boşvermeyin”di. Seçim kampanyası sürecinde halka, boşvermenin kaybetmekle eşdeğer olduğu anlatılmış, insanlığın geleceği için boşvermemek gerektiğine işaret edilmişti. Pusulada TKP dışındaki partilerin bir seçenek olmadığı, bu partilere verilecek oyların ne ülkeye ne de insana bir şey kazandırmayacağı, verilen oyların boşa gideceği anlatılıyordu.

Sürüden Ayrılma Zamanı

TKP, 2007’deki seçim çalışmalarını Yurtsever Cephe çatısı altında yapma kararı almıştı, Türkiye’de Avrupa Birliği gündeminin yoğunlaştığı ve ABD emperyalizminin bölgede saldırganlığının arttığı bir dönemde kurulan Yurtsever Cephe seçim sloganını “Sürüden Ayrılma Zamanı” olarak açıklamıştı: “Özelleştirmeciler, halkımızın yoksulluğundan sebeplenenler, bağımsızlık dendiğinde gülüp geçenler, Amerikancılar ve Avrupacılar bir taraftadır. İstedikleri sürüleşmemizdir. Emeğe ve ülkesine sahip çıkanlar bu sürüden ayrılmalıdır.”

Durdurun

2009’da, AKP’nin ilk yıllarının ülkede sağıyla “sol”uyla alkışlandığı bir dönemde seçim sloganı “Durdurun” oldu. Türkiye’nin bir felakete sürüklendiğini vurgulayan, aynı dönemde özelleştirmelere, AB projelerine ve ABD emperyalizmine karşı önemli siyasi çıkışlar yapan TKP’nin seçim bildirisinde şu ifadeler yer alıyordu:

“Hain sultan Vahdettin’e özenenleri durdurun! Ülkenin kafasına çuval geçirenleri durdurun! Ülke güvenliğini NATO’ya teslim edenleri durdurun! Davos’ta şov yapıp İsrail’le ekonomik, askeri anlaşmalar imzalayan sahte kahramanları durdurun. Cumhuriyet’ten kurtulup yerine bir zamanların ‘hasta adamı’nı, Osmanlı Devleti’nin bir karikatürünü geçirmek isteyenleri durdurun.”

Boyun eğmeyen 500 bin kişi arıyoruz

​​TKP’nin en çok konuşulan sloganlarından biri de 2011’de kullandığı “Boyun eğmeyen 500 bin kişi arıyoruz” oldu. AKP’nin yıkıcı dönüşümlerinin ancak boyun eğmeyen yurttaşlarla durdurulabileceğine inancın yinelendiği seçim çalışmaları sürecinde “Boyun Eğme” sloganı oldukça yaygınlaşmıştı. “Boyun Eğme”nin gerçekten de Türkiye tarihinde AKP karanlığının karşısında özel bir yeri olacak, Boyun Eğme 2013’te Gezi direnişiyle birlikte milyonların sloganı haline gelecekti. 

2013’ten 2015’e Türkiye’de, bir cumhurbaşkanlığı seçimi, bir genel bir de bir yerel seçim yaşandı. Ülkenin yeniden tasarlandığı bu kritik dönemeçte IŞID saldırıları ülkeyi kan gölüne çevirmiş, memleketi uçuruma sürükleyenler hiç düşünmeden ülkeyi aşağıya doğru yuvarlamayı amaç edinmişlerdi. Ülkenin komünist partisi bu kanlı, rant odaklı, insana düşman, yoz siyaset ortamından çıkışın ancak bu düzenden kurtulmakla mümkün olduğunu anlatıyordu. Bunun için önce, ülkenin ve insanlığın aydınlık geleceğine inanmak gerekiyordu. 2015 seçim sloganı “İnanın” olmuştu.

Bu düzen değişmeli

Yüksek Seçim Kurulu, yasada yeri olmayan ek koşulları gerekçe göstererek tüm koşulları karşılayan TKP’nin 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan genel seçimlere katılamayacağına hükmetmişti. 

Kararı protesto eden TKP, “Seçimler insanlığın biricik geleceği olan sosyalizmin ve ülkemiz için tek çıkış yolu olan sosyalist iktidar seçeneğinin geniş halk kesimlerine anlatılması, ezilenlerin örgütlü siyasi mücadele ile buluşturulması ve komünist temsilcilerin gerek parlamento gerekse yerel yönetimlerde sosyalizm mücadelesinin sesi olması için önemli olanaklar sunmaktadır. Bu olanakları halk adına kullanma hakkından hiçbir biçimde vazgeçmeyeceğiz” diyerek bağımsız adaylarla seçime girmiş ve “Oylar Düzen Değişikliğine #BuDüzenDeğişmeli” sloganını kullanmıştı.

2019’da patronların “hepimiz aynı gemideyiz” edebiyatına karşı TKP seçimlere “Aynı Gemide Değiliz” sloganıyla girdi.

“TKP Gelir Her Şey Değişir” TKP’nin 2023 seçim sloganıydı. Gerçekten de başka türlü değişeceği yoktu. TKP bu topraklarda dokunduğu her şeye anlam kattı. Büyük holdingler ve tarikatlar tarafından yok olmanın eşiğine getirilip çürütülen ülkemizde gelişkin bir ahlak ve vicdanın temsilcisi, en karanlık dönemlerde ülkenin umudu oldu. 2023 seçim sloganı, birlikte değiştirmek için önemli bir çağrıydı.

2024 yerel seçimlerine ise “Zübüklerden Kurtuluyoruz” sloganıyla girilerek Zübükleri tanıma kılavuzu ve çizimler yayınlandı. 

Zübük zengindir. Siyaseti bir zenginleşme aracı olarak görür.

Zübük ‘toplumsal hassasiyet’ avcısı, din istismarcısıdır.

Zübük ikiyüzlü olduğu kadar bencil ve çıkarcıdır. 

Zübük program, ilke, değer tanımaz. Popülisttir. 

Zübük emek hırsızıdır. Emekçinin sırtına yapışmış kenedir desek yeridir.” 

Öyle ya memlekette türlü türlü zübük vardı ve Türkiye’de siyaset ortamının başkalaşması; ülkenin, belediyelerin başka bir zihniyetle yönetilmesi için zübüklerden tümden kurtulmak gerekti.  

Seçimler her zaman ciddiye alınması gereken, halkın politik duyarlılığının arttığı, halkla iletişim açısından çok fazla olanak barındıran süreçler olarak tarif edilebilir. TKP’nin seçim sloganları bu gerçekten hareketle belirlendi ve bunlar birer sloganın ötesinde TKP’nin bu topraklarda kalıcı bir şekilde yaygınlaşmasının, görünürlüğünün artmasının ve daha da önemlisi sosyalizmin temsil ettiği değerlerin propaganda edilmesinin en önemli araçlarından biri oldu.
 

seçimler
Ortaklaşa

Ortaklaşa dergisinin 2026 Şubat sayısının dosya konusu seçimler. Seçimleri yalnızca dar anlamda Türkiye'yi bekleyen seçimler bir gündem olarak ele almadık. Ayrıca ülke ve dünyadan çeşitli konularda yazılar da dergide yer alıyor.