Ey Xwedê Edî Bese Lo!

11/01/2015 Pazar
Ey Xwedê Edî Bese Lo!

Nâzım’ın, 1941 yılında insanlık bir karanlığın eşiğinde iken zafere dair şiirinde değindiği gibi; günler ağır, günler ölüm haberleri ile geliyor.

Fransa’da katledilen karikatüristler ve memleketin onurlu insanlarının öldürülmesinin sıradanlaştığı bir eşik. Bir haftanın ardından geriye dönüp bakınca katledilen karikatüristler, Paris cinayetlerinin yıldönümünde aydınlatılmayan gerçekler, Metin Göktepe’nin katledilişinin yıldönümü, Cizre’de katledilen Ümit’imiz duruyor geride.

Cizre’de insanların gözlerinde 90’lı yıllara mı dönüyoruz sorusu ve elinde iş boyasıyla katledilen bir çocuk.  Fransa’da Charlie Hebdo suikastı ve korkmuyoruz diye sokağa çıkan yüz binler.

Ve tüm yaşanan saldırıların, kapitalizmin bu büyük krizine tek çözüm olarak dayattığı dinci gerilikten beslenen ortak paydası. Dile tek bir cümle geliyor. Yine bir başka karanlığın katlettiği gazeteci Kürt aydını Musa Anter’in öldürülmeden kısa bir zaman önce dediği gibi: Ey xwede êdî bese lo! (Ey Allah’ım artık yeter!)

Fakat sorun şu ki Apê Musa’nın bu cümlesinden katliamlara ve felaketlere kader yakıştırmasına karşı açılan isyan bayrağını değil de bir yakarışı okuyanlar, masalarda ve tezgâhlarda dinci gericilerle müzakerelere ve çalışmalara devam ediyorlar hala!

Bir yandan IŞİD Kurdistan’a saldırınca aydınlanmacı olacaksınız öte yandan da İslam konferansı toplayacaksınız ve kimse bunda bir beis görmeyecek öyle mi? Yok öyle yağma!

Daha önce de gördük, ılımlı İslam eken IŞİD biçiyor. Siz ister Yemen El Kaide’si deyin ister Hizbulkontra, ister Cizre’de bulsun suretini ister Fransa’da fark eden bir şey yok.

Ceylan Önkol’un ölümüne 28 bin lira tazminat ödeyen AKP, manevi tazminat ödemeye lüzum görmemiş. Öyle ya Ceylan’ın “sen makarna yap anne ben gelince yerim” diyerek çıktığı eve makarnalar AKP’den gelmiyordu. Öyle ya şükür diyecek kimse yoksa tazminat da yok.  Alın size İslam’ın ılımlısı!

Katliamları kınayıp da kınamayanlarla masaya oturmak nereye oturuyor diye sormak çok mu sıradanlaştı? O vakit daha farklı bir ifade ile soralım, Marksist Kürt şairi Cegerxwîn’in adının verildiği bir kültür merkezinde İslam konferansı düzenlemek de ne oluyor? Kusura bakmayın ama “Allah çarpar” adamı.

Ilımlısı 6 yaşındaki çocukla evlenilebilir fetvaları verirken radikali tecavüz edip öldürüyor!

Gericilikten gericilik beğenmeye lüzum yok. Ümmet kardeşliğini ılımlıca dayatanlar ile kabul etmeyenleri vahşice öldürenlerin arasına sınır çizmeye de gerek yok.

“Yok mu teselli?” diyenlere TRT Şeş yerine yeni ismi ile devam eden TRT Kurdî var artık. İsteyen ona bakabilir!

Bir de gericilere, yobazlara, hırsızlara, katillere boyun eğmeyenler, el avuç açmayanlar, korkmayanlar var.

Bugün insanlık bir başka karanlığın eşiğinde ve günler yine ölüm haberleri ile geliyorken yapılacak şey gayet açık ve sadedir. Hırsızı görmezden gelip, yobaza ılımlı yaklaşarak katili yargılayamazsınız!

Daha önce de olduğu gibi karanlığın sonunu aydınlıkla buluşturacağız.

Apê Musa’nın dediği gibi; Ey Xwedê êdî bese…

Aydınlanmanın fitili ateşlenmedikçe karanlığın kalesi yıkılmayacak.