Helal Asimilasyon

12/06/2016 Pazar
Helal Asimilasyon

HDP’li vekillerin belli aralıklarda Tekke ve Zaviyelerin açılmasına yönelik meclise sundukları teklifler herkesin malumu... Bu tekliflerin daha çok Kürt illerinde yaygın olan medreseleri ilgilendiriyor oluşu da bir gerçek.

Hükümetin yaygın eğitim kurumlarını İmam Hatipleştirme harekâtı Kürdistan’da medreseler üzerinden zaten verili haliyle devam ediyor yıllardır. Pek az kişi bu konuyla ilgilense de medreselerde görülen eğitim süreci hem resmi kayıtlarda yer almıyor hem de bugün pek çok istatistikte veri oluşturmuyor.

HDP’nin önerisi açık: Kürtler İmam Hatipler aracılığı ile asimilasyon politikasına medreselerle direnmeli.


Bugün bölgede pek çok aile, özellikle Siirt, Batman, Bitlis, Urfa ve Ağrı gibi illerde, çocuklarını ortaokuldan sonra medreselere göndermeyi tercih ediyor. Bu tercihin nedenleri arasında gericileşen toplumsal koşullar ve medreselerin görece bölgedeki kimi ekonomik ilişkilerde edindiği yeri gösterebiliriz.

AKP, Kürt halkını asimile etmek adına, İslamcı siyaseti, iktidara geldiği günden bugüne etkili bir yöntem olarak kullanmaktadır. Ya da başka bir ifade ile “Türk usulü asimilasyon yerine sermaye tipi” asimilasyon yöntemine geçişle diğer iktidarlardan kendini ayırmıştır. Bu sermaye ilişkilerinin gericilikle olan ilişkisi düşünüldüğünde de tablo biraz daha sadeleşiyor.

Kürt Siyasi Hareketi ise Kürtleri İmam Hatipler ile İslam kardeşliği üzerinden “eritmeye” çalışan iktidara karşı ilericilik ya da aydınlanmacılıkla değil Kürdi medreseler ile baş etmeye çalışıyor.

Asimilasyona karşı Kürt imamlar, AKP politikalarının dinde yeri olmadığını vaaz ederken, bölgesel televizyonlar da Ramazan programları boyunca gerçek İslam’ı tartışmakta.

Türkiye’nin yıllardır özgürlükçü bir laikliğe ihtiyacı olduğunu ifade eden Figen Yüksekdağ’dan geriye Hac için ek kontenjan, türbana özgürlük, sivil Cuma namazları ve Cuma tatili düzenlemesi kalıyor.

Bugün tüm yurtta, Ensar Vakfı’nın elini kolunu sallayarak gezdiği ve en rahat ettiği yerlerin Kürt illeri olması bir tesadüf müdür?

Kürt illerinde İmam Hatip sayısı ve İmam Hatipleştirilen okullar gerçek tablonun çok ötesinde. Zira tabloda kimsenin hesap etmediği medreseler gerçeği var. O kadar ki burada yetişen geniş bir toplamın eğitimsiz ve işsiz sayılmaması ve toplumsal hayatta medrese mezunlarının da karşılık bulması için Tekke ve Zaviyelerin tekrar açılması öneriliyor.

Devlet, İmam Hatipler aracılığı ile Kürtleri asimile etmeye çalışıyor. Mantık basit ve anlaşılır; millet olan zillet olur. Bu nedenle milletten önce ümmet olmak mantığı öne çıkmalıdır. Kürtleri inkâr etmeden, yok saymadan, hakir görmeden, küçük düşürmeden asimile etmenin yegâne yolu İslam kardeşliği temelinde eritmektir. Zira İslam tüm ulusal nosyonları manipüle etmeye yetecektir.

Kürt Siyasi Hareketi’nin çözümü ise manidar, İmam Hatiplerde eriyen Kürt kültürüne karşı Kürdi İslamcıların yetiştiği medreseler!

Yani gericiliğe karşı Muhammed’in hayatının Kürtçesi çözüm olarak önerilmektedir. Bunun adı Kürt halkını asli ve asil kılarak asimile etmekten başka bir şey değildir iktidar açısından.  

AKP, Kürt varsa sorun vardır demektense, İslamcı ve gerici Kürt yoksa sorun vardır demeyi tercih ediyor. Böylesi bir şeyin karşısına da medreseler ile çıkmak düşmanın cephesinden belirlenmekten başka bir şey değildir.

Tek gerçek mücadele, Kürt halkının aydınlık ve ilerici birikimini öne çıkarmaktır. Musa Anter’in, Yılmaz Güney’in, Cegerxwîn, Hecîyê Cindî’nin, Ahmed Arif’in, Mehmed Uzun’un medreseler ile görülmüş hesabı vardır dünden bugüne kalan. Amasız, fakatsız.