25’inde Oy Veriyoruz, 28’inde Sanayicilere Gidiyoruz

31/05/2014 Cumartesi
25’inde Oy Veriyoruz, 28’inde Sanayicilere Gidiyoruz

Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerinin yansıra Belediye seçimleri ve bölgesel seçimlerin ikinci turları da 25 Mayıs 2014’de gerçekleşti. Seçim sürecinde adet olduğu üzere temel olarak iki parti, hükümet “sorumluluklarını” üstlenmeye aday iki parti yani sosyal demokrat PASOK ile bir koalisyon hükümeti yürütmekte olan muhafazakâr ND ve diğer tarafta ‘sol kanat’ SYRIZA halkı retorik ve vaatlerle beslendi. Halkın oylarını alma çabaları üzerinden aralarında bazı tartışma ve çekişmeler yaşandı. Ancak 25 Mayısta oy sandıkları, mikrofonlar ve projektörler kapandığında tüm bunlar önemsiz hale geldi… Ta ki gelecek sefere kadar.

Seçimler süresince bir yandan ND “krizden çıkış yolunda hiçbir istikrarsızlık olmayacak ve raydan çıkılmayacak” diye oy istedi. Diğer yandan yeni sosyal demokrasi, SYRIZA seçimlerin bir “referanduma” dönüşmesinin peşinden koşu böylece önemli bir yükseliş yakalayacak ve iktidar partilerinin dinamizmine üstün çıkacaktı. “25’inde oy veriyoruz ki 26’sında gitsinler” sloganıyla SYRIZA zafer hedefini AB Parlamentosu seçimlerine, hükümetin çekilmesine böylece erken parlamento seçimine gidilmesine koydu.

Sonuç olarak, iktidar partileri seçimlerde önemli kayıplar yaşadı. Muhafazakâr ND yüzde 7 kayıpla %22 oy aldı. Seçime “Zeytin Ağacı” koalisyonuyla giren sosyal demokrat PASOK % 4 kayıpla % 8’e oy oranına ulaşabildi. Bir süre için ND ve PASOK ile birlikte iktidarda kalan Demokratik Sol % 5 oy kaybıyla %1,2 oy oranına geriledi. İktidar ortağı olamayan sağ kanat “Bağımsız Yunanlılar” %4 kayıpla %3,46’ya geriledi. Kaybedilen bu oyların bir bölümü belirsiz ve bulanık sloganlarla ortaya çıkan ve %6,5 oy alan “Nehir” adlı oluşuma yönlendirilirken Nazi Altın Şafak %9,4 ile yüksek oy oranını korudu.

“Sol kanat” SYRIZA seçimlerden oyların %26,58’sını alarak birinci parti olarak çıktıysa da 2012 seçimlerine göre 150.000 oyluk bir kayba uğradı ve iki sene önceki seçimlerdeki yüzdesine de(%26,9) ulaşamadı.

Haziran 2012’den beri az çok oylarını korumuş olan SYRIZA’nın birinci parti olarak çıktığı seçimler mevcut halk karşıtı politik hattı sözde durdurmak için hükümetin acil olarak değişimini hedef gösteren bir baskı ortamında gerçekleşti. Ancak SYRIZA’nın ilk konumlanması sol, radikal, tekel karşıtı, anti-emperyalist siyaset hattı adına herhangi bir güç kazanımını işaret etmedi. SYRIZA’nın sistemin yönetimi için politik hattı iktidarın halk karşıtı politikalarına herhangi bir gerçek muhalefet oluşturamaz. SYRIZA halk yandaşı bir çözüm üretmeye ne istekli ne de muktedirdir. Halkın yanında değildir.

Seçim sonuçları her ne kadar uygulanan politikalara karşı halkın hoşnutsuzluğunu gösterse de halk karşıtı politik manzarada herhangi bir değişimi işaret etmiyor.

Seçimlerden sadece üç gün sonra 28 Mayısta SYRIZA’nın lideri Alexis Tsipras ve ND’nin lideri Başbakan Antonis Samaras’ın Yunan İşletmeleri Federasyonunun Olağan Genel Kurul Toplantısında kimin kapitalizmi daha iyi yöneteceği konusunda yarışmak üzere konuşması son derece tipik.

Başbakandan önce konuşma yapan SYRIZA lideri tabi ki “biz oy verdik, şimdi siz gideceksiniz” demedi. Her hâlükârda, dünya tarihi işçilerin sınıfsal sömürüye dayalı sisteminden kurtuluşu için oy vermenin yeterli olmadığını göstermiştir. İhtiyaç duyulan güçlü bir emek ve halk hareketi halkın örgütlenmesi ve halk mücadelesinin doğru bir anti-kapitalist yönelimde bulunmasıdır.

2012 seçimlerine göre KKE oylarındaki yüzdesel (+%1.6) ve rakamsal artışla beraber oyların yüzde 6.1’e yükselmesi ve iki MEPS alınmasının yanı sıra bölgesel seçimlerde KKE’nin aldığı yüzde 8.8, 31 bölgesel meclis üyeliği, 400’den fazla belediye meclis üyeliği ve ülkenin en büyük üçüncü şehri Patrasın da dâhil olduğu dört belediyede çoğunluğu ele geçirilmesi KKE bloke eden güçlerin yarılmakta olduğunu gözler önüne sermektedir. Bu durum hareketin, gençliğin ve hatta işçi sınıfının içindeki karşı atak ve kırılma hattının güçlendirilmesini destekliyor. Bu, kapitalist gelişim çizgisine, AB’ye ve bu hattı asimilasyon ve pasifliğin desteklenmesi ile desteklemekte olan politikalara karşı koyan hattır.