Halk boyun eğmez

15/06/2013 Cumartesi
Halk boyun eğmez

Odysseas Roussos'un "Halk boyun eğmez" başlıklı yazısı 15 Haziran 2013 Cumartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

Baskının keskinleşmesi , burjuva sınıfı tarafından kapitalist dünyanın tümünde demokratik ve sendikal hak ve özgürlüklerin baskılanması kendi güçlerini ve çıkarlarını desteklemek için oluşturdukları stratejinin bir parçası. Kapitalist yeniden yapılanma ,girişimcilik ve rekabet stratejisi, sınıf sömürüsünün şiddetlenmesi durumun diğer bir açısı. ellerinde burjuvazi güçlerinin dizginlerini tutan sermaye güçleri kendi sınıf kriterlerine dayanan bir bakış açısına sahipler: örgütlü halkın mücadelesi sermayenin egemenliği için yakın vadede bir tehdit oluşturmasa dahi bir sınıf karakterine ve içeriğine sahip olması onları endişelendiriyor.

Lenin’in “siyasi olarak emperyalizm genellikle şiddet ve kuvvet kullanma eğilimi gösterir” ifadesi doğrulanıyor. Bu genel eğilim burjuvazinin politik sistemini yeni mekanizmalarla güçlendirmek, devlet ve para-state, daha baskıcı ve otoriter kanunların emekçilerin ve halkın hareketini kırmak için uygulamaya geçilmesi krizin koşullarını keskinleştiriyor ve genişletiyor.

Bu eğilim, yani binlerce işçinin ve gencin geçtiğimiz günlerde Türkiye’de karşı karşıya kaldığı durum Yunanistan’da da açıkça görülüyor.Kapitalizmin krizi derinleştikçe ve halkın memnuniyetsizliği arttıkça, kapitalizmin agresifliği de yeni bir forma bürünüyor.

Geçtiğimiz yıllarda grevlerin büyük çoğunluğu burjuvazinin mahkemeleri tarafından illegal ve uygunsuz bulundu.Bu koşullarda bu durum oldukça büyük öneme sahip, bütün engellemelere yasaklara ve baskılara rağmen grevler komünistlerin ve PAME’nin dayanışmasıyla büyük bir başarıyla ülkemizde yürütülüyor.

Apaçık örneklerinden biri : 2011 Eylül’ünde mahkeme Öğrenci Birliği kurulmasını yasakladı. Çünkü birlik NATO’nun ve AB’nin emperyalist mekanizmalarına ve ABD’nin emperyalist siyasi çizgisine karşı durmayı hedefliyordu. Mahkeme ise “ülkenin ekonomik ve sosyal sisteminin temelini oluşturan hükümlere karşı başlatılan ve kamu düzenini bozacak” hareketler olarak nitelendirdi.

2012 yılında Başbakanın kendi emriyle Yunan Çelik Fabrikası aylarca süren grevden sonra çevik kuvvet ekipleri tarfından işgal edildi.
30 Ocak 2013’te hükümet PAME’ye yönelik açık bir biçimde provokasyon başlattı ve basit bir eylemi “aşırılık” olarak niteleyerek 35 sendikacıyı tutukladı. Bu suçlamalar çöktü ve hükümetin binlerce işçiyi sokaktan uzaklaştırma planları başarısız oldu.

Geçen 6 ay boyunca üçüncü kez hükümet grevcilerin,denizcilerin, Atina Metrosu’ndaki işçilerin direnişi ve şimdi de öğretmenlerin ayaklanması ile karşı karşıya kaldı.

11 Haziran’da Yunan hükümeti aniden ve “çabucak” bir uygulamayla devlet radyo ve televizyonunun (ERT) kapatılacağını duyurdu.Bu uygulama “kamu fonlarını koruma” ve “yozlaşmaya karşı savaş”gerekçesiyle 2600 işçinin işsiz kalmasına neden olacak.Yunanistan Komünist Partisi, ERT’deki gazetecilerin grev ile ilgili televizyon programını kendi televizyon istasyonlarından yayınlayabildi, ama hükümet tamamen “korsan” olarak yayının engellenmesi için uğraştı.

Aynı zamanda, AB açıkça komünist ideolojiyi suçlu ilan ediyor, sömürücü kapitalist sistemi sorgulayan komünist partilere karşıtlığının üzerinde emekçilerin ve halkın hareketine karşı şiddetle bastırma yöntemlerinin, engellemelerin, yasakla¬rın yasal dayanaklarını güçlendiriyor
Memnuniyetsizliğin yükselmesi ,işçi sınıfının mücadelesi ve protestolar şiddetli saldırılara tam anlamıyla karşılık veremese de sermaye ve burjuvazinin politik sistemi için endişe kaynağı, özellikle de birçok burjuva grubunun yönetim kısmında krizler yoğunlaşmış durumda ve bu durum onları çıkmaz sokağa sürüklüyor. Farklı sermaye grupları içerisinde emperyalistler arasındaki rekabet ve çelişkili hal her ülke ile uluslararası ortaklık kurulması yönünde çaba gösterilmesini sağlıyor.

Ancak, otoriterlerin ve halkın mücadelesine karşı baskı uygulayanların politik çizgileri “güdük” kalıyor. Çünkü gençlik ,işçi sınıfı ve halkın geniş kesimleri için başka bir yol yok, tek yol mücadelenin yolunda başını dik tutarak ilerlemek!