Erdoğan bundan sonra Esad’a nasıl hitap edecek?

14/12/2017 Perşembe
Erdoğan bundan sonra Esad’a nasıl hitap edecek?

27 Kasım tarihli yazımda “AKP Soçi’de Esad’la el sıkıştı” demiştim.

Putin topu sürekli rakip takımın ceza sahası içinde tutuyor, altı pası ablukaya almış durumda. ABD’nin bölgedeki diplomatik hareket alanını sıfırladı. Trump’ın Kudüs saldırısı biraz da bununla alakalı.

Putin Erdoğan’la görüşmek üzere Türkiye’ye gelmeden Suriye’de Esad’la görüştü. Esad’ı ilk olarak Soçi’deki İran-Rusya-AKP zirvesiyle görüşmelere dahil etmişti. Suriye lideri üçlü zirveden bir gün önce ve üstelik denildiği kadarıyla Türkiye hava sahası üzerinden Soçi’ye giderek Putin’le buluşmuştu. Ankara görüşmesi öncesinde ise bu kez Putin Esad’a gitti.

Yandaş basın bayram ediyor, 17 ayda yüz yüze 10 kez görüştüler diye ve bunu da AKP’nin uluslar arası etkisinin bir göstergesi olarak sunuyor. Oysa gerçek şudur: Rusya AKP’ye uzun süredir tam saha pres uyguluyor. Erdoğan Putin’den özür diledikten hemen sonra AKP’yi Suriye’deki kimi cihatçı grupların denetlenmesi ve çatışmasızlık bölgelerinin istikrarının sağlanması için önce Cerablus’ta sonra da İdlib’de görevlendirdi.

Putin’in Suriye’deki askeri varlıklarını kademeli olarak azaltmaya başladıkları açıklaması da yandaş basın tarafından bayram havasında karşılandı. Rusya boşalttığı alanları AKP’ye devredecek, oralarda güvenlik ve kontrolü AKP sağlayacakmış ve hatta Putin Afrin operasyonu için Erdoğan’a izin vermişmiş.

Gönüllerden geçen bu olabilir, ama bir zamanlar bunların gönüllerinden geçenin Şam’da namaz kılmak olduğunu da biliyoruz. Niyetleri bölgede emperyal bir güç haline gelmekti. Bu amaçla gerçekten büyük çaba gösterdiler. Emperyalist blok içindeki çatlakları fırsata çevirmeye çalıştılar. Emperyalist aktörleri birbirlerine karşı provoke ettiler. Niyetleri Suriye’ye yönelik bir kara harekatının başlatılması ve o harekatın esas unsurunun da TSK olmasıydı. Hiç birisini beceremediler. Sonuçta özür dilediler.

Neden mi? Emperyalist hegemonya krizini yanlış değerlendirdikleri ve kendi güçlerini çok abarttıkları için. Yani karakterleri gereği, yani Yeni Osmanlılıklarından. Sonuçta Onlar emperyalizmi değil, hala emperyalizm Onları kullanıyor. Rusya’nın Suriye’den asker çekme kararı pekala AKP’ye, “oyun bitti, evli evine, köylü köyüne” mesajı bile olabilir.

Birkaç şey önemli:

1-Putin Esad’ın görüşünü almadan, Esad’ı ikna etmeden asla kendi başına karar vermez. Suriye’deki varlığı hep buna bağlı oldu çünkü. Rusya Suriye savaşına dahil olduğu ilk günden itibaren aynı stratejiyle ilerledi. Bu durum Esad’ın Rusya’yı yönlendirebilecek güçte olduğu anlamına gelmiyor şüphesiz. Ama şu anlama geliyor: Putin’in tutumunu belirleyen çok önemli bir faktör var. O da Suriye halkının işgale karşı direnişidir. İşte bu nedenle Putin Esad’ı hep denklemin içinde tuttu. En başından beri Esad’ın Suriye ve Suriye’nin de Esad demek olduğunu ve ancak bu zemin üzerinde hareket ettiğinde Suriye’de ABD karşısında başarılı olabileceğini de gördü. İşte bu nedenle Erdoğan öyle ya da böyle artık Esad ile görüşmek ve hitap tarzını değiştirmek zorunda.

2-Rusya asla AKP’ye güvenmez. Neden güvensin ki? 15 yıl gibi tarihin içinde nokta bile sayılamayacak kadar kısa süre içinde AKP dış politikasında kaç kez değişikliğe gitti, sayabilen var mı? Erdoğan’ın Putin’den özür dilemesi Rusya açısından bir fırsat yarattı. Neyin fırsatı mı? NATO içinde çatlak yaratmanın, var olan Türkiye-Batı çatlağını büyütmenin ve emperyal gücü giderek sarsılan ABD’ye bir de AKP üzerinden darbe indirmenin. Rusya’nın AKP harekatı birkaç koldan ilerliyor. S-400’ler, Akkuyu, Mavi Akım gibi her birisi on milyarlarca Dolar’ın döndüğü projeler bir yanda ve Putin’in Erdoğan’a uzattığı el öte yanda. Putin artık batı karşısında iyice sıkışmış Erdoğan’ı kurtarıyor mu, yoksa başına başka bir bela mı sarıyor tartışılması gereken güzel bir sorudur. Rusya AKP’ye güvenmediği için, Esad’sız davranmaz, AKP ile kendisini hiçbir zaman güvende hissetmez.

3-Rusya Suriye Kürtlerini, yani YPG’yi yok sayacak hiçbir işe de imza atmaz. Çünkü böylesi bir tutum zaten ABD’nin kontrolünde olan Kürtleri tamamen ABD-İsrail cephesine itmesi, yani gözden çıkarması anlamına gelir. Böylesi bir tutum ise öncelikle Esad’ın işini zorlaştıracağı için de Putin açısından tercih edilebilir değildir.

İşte bu nedenlerle Rusya’nın Suriye’de boşalttığı alanları AKP’nin kontrolüne vermesi, AKP’ye Afrin operasyonu için yeşil ışık yakması akla uygun gelmeyen fanteziler. AKP Suriye’de Esad’a rağmen hareket edemez.

Sonuç: “Esed” Esad oldu bile.