Vatansever özelleştirmeci ve NATO’cudur, yurtsever ise halkçı ve antiemperyalist

26/02/2018 Pazartesi
Vatansever özelleştirmeci ve NATO’cudur, yurtsever ise halkçı ve antiemperyalist

Bunlar her zaman ve her durumda vatansever. Bunların vatanı para babalarına üç kuruşa devrettikleri fabrikalarımız, AB kotası nedeniyle boş bıraktıkları tarım arazilerimiz, HES’lerle kuruttukları ormanlarımız, paralarını istifledikleri off-shore adalar.  

Komünist Nâzım “Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın, çek defterlerinizin içindekilerse, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse, tırnaklarınızsa ağalarınızın, Amerikan üslerinizse, Amerikan bombası, donanmasıysa, ben vatan hainiyim” demişti.

Bunların vatanı sömürü ve vatanseverlikleri de kapitalist sömürü rejimi.

Tüm düzen siyasetini kast ediyorum. Ancak AKP döneminde her şey göz çıkara çıkara yapılır hale geldi. Mecburlar. Kapitalizmin krizi her yeri sarsıyor. Emperyalistler çok boyutlu, askeri, siyasi, ekonomik, mali, bir saldırı halindeler. Hedefleri dünya işçi sınıfına diz çöktürmek, çevre ülkeleri yağmalamak.

AKP bu dönemin karakteristik partisi olduğu için satmadık bir şey bırakmadı. Gerçek değeri kim bilir ne kadar tam 70 milyar dolarlık özelleştirme gerçekleştirdi. Tümü o denli değerli varlıklardı ki kapanın elinde kaldı: TÜPRAŞ, Petkim, Petrol Ofisi, Ereğli, Türk Telekom, limanlar, barajlar, Tekel, SEKA…

Son olarak şeker fabrikalarını satışa çıkardılar. Toplam fiyatın yalnızca 1 milyar dolar olduğu söyleniyor. Şimdiye kadar satılanların yanında devede kulak bile değil.

İş bu noktayla geldiyse, bunlar 1 milyar dolara muhtaç hale düştülerse, burjuvazi 1 milyar dolara tamah eder durumdaysa, ülke gerçekten çökmüş demektir. Ama zaten öyle: 2017 yılı dış ticaret açığı bir yıl öncesine göre %37 artarak, 77 milyar dolara ulaştı. AKP dönemindeki cari açık kendisinden önceki 55 yılın toplamından daha fazla. Başardılar. Yurdumuzu kuruttular.

Emperyalizm ülkeleri diz çöktürebilmek için sanayisizleştirir, tarımsızlaştırır, borçlandırır, sonra da elde ne varsa satmak mecburiyetinde bırakır. Bağımlı ülkelerin işbirlikçi iktidarları da bir mirasyedi havasında denileni yerine getirir.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi bu sürecin içler acısı durumunun özetidir ve artık satılacak pek de bir şeyin kalmadığını gösterir.

Sattıkça bağımlılığımız artar. Ekonomik bağımlılık siyasi ve askeri bağımlılık demektir.

Türkiye’nin sağ iktidarlar elindeki tarihi bir özelleştirmeler ve satış tarihidir. Sattıkları vatan diye ağızlarından düşürmedikleri Anadolu’muzdur, Türkiye’mizdir.

NATO bu satış, pazarlama ve ihanet çarkını garantiye alacak emperyalist işgal örgütüdür.  

Bağımsızlığımız, kalkınmamız, sanayileşmemiz için engeldir. Patronu Amerika’dır ve burjuva iktidarların kendisiyle her daim stratejik müttefik kalabilmek için yapmayacakları kirli iş, çevirmeyecekleri dolap yoktur. Yugoslavya’yı parçalayan, Belgrad’ı tam 4 yıl bombalayan, Libya’yı yerle bir eden, Saddam kimyasal silah kullandı yalanıyla Irak’ı aşiretler karmaşasına dönüştüren NATO’dur.

Bizdeki vatanseverler sıkı NATO’cudur, kıbleleri Amerika’dır. Amerika’ya kavgalı halleri arayı düzeltmek içindir.

NATO özelleştirmelerin garantiye alınmasıdır. Yeşil Bursa’nın Amerikan Cargill tekeline pazarlanmasıdır. Şeker üretiminde genetiğiyle oynanmış mısır şurubudur, pancar köylüsünün sefalete terk edilmesidir. Sonra toplam şeker üretiminde Cargill’in ürettiği nişasta bazlı şeker kotasının adım adım %20’lere çıkarılmasıdır. Nihayetinde kamu şeker fabrikalarının satılmasıdır ve bütün bunları yapanlar vatanseverdir.

Komünist gençler “NATO’ya, emperyalizme, özelleştirmelere hayır” diye bağımsızlıktan yana bildiri dağıtırken saldıranlar işte bu Amerikancı vatanseverlerdir.

Tersinden bakalım. Bunların sayesinde vatanseverlik NATO’culukla, özelleştirmecilikle, sanayisizleştirmeyle, fındık, pancar, üzüm, tütün, pamuk üreticisinin köyünü, yurdunu terk etmek mecburiyetinde bırakılmasıyla, borç batağıyla eş anlam kazanmıştır.

Vatanseverlik yurdumuza yabancıdır. Memleketimizin kültürel, etnik çeşitliliğini, ta Hititlere uzanan kadim geçmişini, bu geçmişin Afrika’nın güney ucundan kalkıp buralara kadar gelmiş bulunan milyon yıl öncesi atalarımızla bağlantısını inkardır. Akıl dışılıktır.

Vatanseverlik tekçi bir Türkçülük ve İslamcılıktır. Anadolu’yu tarihsizleştirmek, kültürsüzleştirmek için baskıcılıktır. İşte bu nedenle bunların vatanseverliği içi boş bir “vatanın bölünmez bütünlüğü” tekerlemesidir. Bu tekerlemeyle özelleştirmeye, ülkemizi satmaya devam ederler, NATO üslerine göz yumarlar.

Bölücü olan kendileridir. Satılan her kamu işletmesi memleketten kopartılan bir parça ve yabancıların ekonomimiz üzerindeki hakimiyetidir.

Halktan kopuk olan kendileridir. Özelleştirdikleri her kamu işletmesi halkın vergileriyle zamanında üretime kazandırılmış emektir. Bunlar halkın emeğine düşmandır.

Biz yurtseveriz. Yurdumuzun bölünmemesi, kalkınma, eşitlik, bağımsızlık için özelleştirmelere, kapitalist sisteme, emperyalizme karşı mücadele ederiz. NATO üslerinin kapatılması gerektiğini savunuruz. Dünyanın neresinde olursa olsun Amerikan işgaline karşı çıkarız.

Bunların vatanı patronların elindedir, biz yurdumuzda emekçi halkın iktidarını kurmak için didiniriz.