Özürcüler + Küfürcüler = Sosyalizme Karşı Birleşik Cephe

26/12/2008 Cuma
Özürcüler + Küfürcüler = Sosyalizme Karşı Birleşik Cephe

Krizin T&uumlrkiye&rsquoyi şimdiden k&oumlt&uuml vurduğu, bir s&uumlre sonra &ccedilok daha da k&oumlt&uuml vuracağı ortaya &ccedilıktı. İşte tam bu noktada, T&uumlrkiye halkını rahat&ccedila birbirine d&uumlş&uumlrecek kadar nazik bir konuyu yeniden g&uumlndeme getirmeyi başardılar. T&uumlrk ve K&uumlrt halkımızdan s&oumlz ediyoruz. &Uumllkemizi her g&uumln yeniden yaratan emek&ccedili halkımızdan. Birbirleriyle kanlı bı&ccedilaklı edilecek olan insanlarımızdan.

Bu par&ccedilalama eylemi i&ccedilin, bir &ldquodolayıma&rdquo ihtiya&ccedilları vardı. Daha &oumlnceden bulmuşlardı da, nihai aşama i&ccedilin kullanıma sokamamışlardı. Şimdi yaptılar: Ermeni halkımızın tarihsel acısına k&uumlfretmeyi meslek edinmiş faşist s&uumlr&uuml başta olmak &uumlzere, her t&uumlrden &ldquomilliyet&ccedili demokrat&rdquola emperyalist Batı&rsquonın doğrudan paspası yine her t&uumlrden &ldquomodern demokrat&rdquo, el ele, &uumllkeyi bir kan g&oumll&uumlne &ccedilevirme yolunda ilerliyorlar. &Oumlz&uumlrc&uuml s&uumlr&uuml ile k&uumlf&uumlrc&uuml s&uumlr&uumln&uumln, T&uumlrkiye&rsquoyi ve aydınlık geleceğini, tam bir işbirliği i&ccedilinde ve iştahla kararttıklarını g&oumlrmek zorundayız. T&uumlrkiye&rsquonin geleceğinde sadece sosyalizm, sosyalizmsiz bir T&uumlrkiye de er ya da ge&ccedil tarih olacağı i&ccedilin, b&oumlyle bu.

Pek mi sekter ka&ccediltı?

Nasıl ka&ccedilarsa ka&ccedilsın, son adımları, yani şu pazara &ccedilıkarılmış &oumlz&uumlrc&uumller ile s&oumlzde onlara tepki g&oumlsteren k&uumlf&uumlrc&uumllerin faşizan-faşist saldırganlıklarını, b&oumlyle bir uğursuz ittifakın par&ccedilaları olarak g&oumlr&uumlyoruz.

Neden?

Ger&ccedilekten de, sorulabilir: Haksızlık mı ediyoruz samimi duygularla &uumlzerine beton atılmış bir emperyalist cinayeti, Ermeni acımızı, b&uumly&uumlk felaketimizi hatırlatan insanlara?

&ldquoBize ne!&rdquo mi diyelim?

&ldquoNe acısı ulan!&rdquo mı?

Baştan ve &ccedilok a&ccedilık s&oumlylemiş olalım: Sahnede plebyen bayağılıklarıyla bir k&uumlf&uumlrc&uuml s&uumlr&uuml var. Ama aynı sahnede bu s&uumlr&uumln&uumln ikizi, demokrat makyajlı -aslında ger&ccedilekten de demokrat-, patrisyen &ldquoacı pazarlama&rdquo uzmanlarından oluşan &oumlz&uumlrc&uuml bir s&uumlr&uuml var.

Bunların bir b&uumlt&uumln oluşturduğunu, bir cephe kurduğunu ve ortak d&uumlşmanlarının sosyalist bir T&uumlrkiye olasılığı olduğunu şimdiden g&oumlrebiliyoruz. Ama Ermeni acımız, T&uumlrk ve K&uumlrt halklarının kemiğine sokulmuş bir acımasız han&ccediler olarak yeniden kullanımdadır.

Buna yanıt bulmak zorundayız.

Neden?

Sonu&ccedilta, tamam, bir B&uumly&uumlk Koalisyon&rsquoun izd&uumlş&uumlm&uumlyle y&uumlz y&uumlzeyiz. AkP ve AsP arasındaki -CHP, MHP, Uras &OumlDP&rsquosi gibi her t&uumlrden dış destek&ccediliyle oluşturulmuş- &ldquoB&uumly&uumlk Koalisyon&rdquo, krize b&oumlyle g&oumllgelerle terc&uumlme edilebiliyor.

Bu b&uumly&uumlk koalisyon, her alana yansıyan bir birleşik cephedir.

Normaldir.

Ama biz, tarihsel bir acıdan &ccedilok, g&uumlncel bir siyaset arayışından s&oumlz etmek zorundayız. Ermeni felaketimizin, Anadolu halklarının ortak belleğinden tamamen silindiğini d&uumlş&uumlnenler varsa, &ccedilok yanılıyor. Bu yaranın h&acircl&acirc kanadığını ve bu kanın yakın gelecekte daha da artacağını en iyi bilenler, emperyalist başkentlerdir. Sadece telaffuzunda bir sessizlik yaşanmıştır. Ama bu felaketin bug&uumlnk&uuml T&uumlrkiye &uumlzerine d&uumlş&uumlrd&uumlğ&uuml g&oumllge, son derece somut ve işlevseldir.

İş, ge&ccedilmişteki bir katliamın ve etnik temizliğin yeniden hatırlanması olarak bir anlam i&ccedilermiyor. Başka şeyler olması lazım.

Demek, T&uumlrkiye&rsquoyi &ldquopar&ccedilacıklar siyasetinin&rdquo bir sahnesi haline getirmenin başka bir yolu hen&uumlz bulunamamış, ama Ermeni felaketimiz &uumlzerinden bir dolayım canlandırılabilirmiş gibi g&oumlr&uumln&uumlyor. Hesaplar o y&oumlnde.

Mesele, Ermeni halkı, emperyalist &ccedilevrelerin tetik&ccedilisi &ldquodiyaspora&rdquonın girişimleri falan değildir.

Mesele, b&uumly&uumlk &ccedil&oumlz&uumllmenin eşiğindeki T&uumlrkiye&rsquoye nihai darbenin nereden vurulacağıdır.

Bunun tetik&ccedilileri halindeler artık.

Faşistler ve sağa sola dağılmış milliyet&ccedili bağnazlar, her halkın talihsizliği ve felaketidir zaten. Ama yalnız değildirler. Bunu biliyoruz.

Mutlaka ikizleriyle birlikte sahne alırlar. Yalnız dolaşmazlar. Yalnız ortaya &ccedilıkmazlar.

Emperyalizmin Ermeni acımızı neden b&oumlyle &ldquoSon Kriz&rdquoe yakışır bir &ldquonihai darbe&rdquo olacakmış gibi ısrarla savunduğuna, inandırıcı yanıtlar bulmamız gerekiyor.

Tez 1: Bu iki kanat da, &oumlz&uumlrc&uumller ve k&uumlf&uumlrc&uumller, emperyalizmi aklama operasyonunun eylemli tetik&ccedilileridir. Bunlar, &oumlz&uumlrc&uumller ve k&uumlf&uumlrc&uumller, ayrı ayrı ve birlikte, T&uumlrkiye&rsquoyi ortadan kaldırmaya yeminli emperyalist odakların paralı askerleridir.

Tez 2: Ermeni ve hemen akabinde de Rum m&uumllkleri, bu saldırının bug&uumlnk&uuml altyapısını oluşturacak kadar anlamlıdır. T&uumlrkiye halkı delirtilecektir.

Tez 3: T&uumlrkl&uumlğ&uumln Balkanlardan benzer bir gaddarlıkla aynı d&oumlnemde silindiğine tanık olduk, ama yine de 1945 sonrasında Balkanlar&rsquodaki T&uumlrkl&uumlğ&uumln izleri Yugoslavya ve Bulgaristan&rsquoda, hatta Romanya&rsquoda bile kaldıysa eğer, bu, o &uumllkelerdeki 1945 sonrası sosyalist rejimlerin bir &uumlr&uumln&uumld&uumlr. Yoksa Yunanistan&rsquoda bug&uumlnk&uuml birka&ccedil onbinlik T&uumlrk azınlık gibi &ndash&ldquomostralık&rdquo- kalırdı Balkan T&uumlrkleri. Bu, sosyalizmin emek&ccedili halk sevgisi ve koruyuculuğu ile doğrudan bağlantılı bir konudur ve Nazi Almanyası&rsquonda halkı ayırt etmeden şehirleri cehenneme &ccedileviren hava saldırıları d&uumlzenlemeyi reddetmiş bir Sovyet duyarlılığını da a&ccedilıklayabilir. Bir başka &ldquovesile-i haseneyle&rdquo bunlara yeniden d&oumlneriz.

Şimdilik ilk iki tezden hareketle şunları s&oumlyleyelim:

Emperyalizmin doğrudan tetik&ccedililiği i&ccedilin, kullanılan &uumlslubun birbirinden farklı olması, pek bir &oumlnem arz etmiyor. Ama, &oumlz&uumlrc&uumllerin k&uumlf&uumlrc&uumllerin g&oumllgesi, k&uumlf&uumlrc&uumllerin de &oumlz&uumlrc&uumllerin g&oumllgesi veya sağlıklı ikizi olduğunu d&uumlş&uumlnd&uumlğ&uumlm&uumlzde bile, bu girişimlere hemen bir anlam vermekte zorlanıyoruz.

Emperyalizmi aklayanlar, emperyalizmi bu katliamlardan birinci derecede sorumlu saymayı d&uumlş&uumlnemeyenler, b&oumlyle bir &ndashMehmet Bozkurt&rsquoun aklına sağlık- &ldquofazahat&rdquoı emperyalizme yakıştıramayanlar, onun işi saymayanlar, kullandıkları &uumlslup ne olursa olsun, bir ve aynı maldır. Deniz B&oumll&uumlkbaşı gibi faşist bir d&oumlk&uumlnt&uuml ile Hasan Cemal gibi demokrat bir d&oumlk&uumlnt&uuml arasında hi&ccedilbir fark bulunmuyor.

Bunlar birbirlerinin aynasıdır. Bunlar, Karag&oumlz ile Hacivat&rsquotır. Binlerce Karag&oumlz ve binlerce Hacivat, bu topraklar &uumlzerinde g&oumllge oyunlarının en kanlısını yeniden sergilemekte kararlıdır.

Fakat yanıt aradığımız şey, başka: Y&uumlz yıla yakın bir s&uumlre &oumlnce Anadolu toprakları &uumlzerinde işlenmiş tehcir cinayetlerinden, bir etnik temizlikten, bug&uumln ne gibi bir yardım bekliyor emperyalist-kapitalist sistem? T&uumlrk gericiliğinin &ldquoama Balkanlar da T&uumlrkl&uumlkten temizlendi, Ermenilerle Rumlar da bizi &oumlld&uumlrd&uuml&rdquo falan demesini mi?

İşin &oumlz&uumlnde, bu demokratların saklamakla y&uumlk&uumlml&uuml olduğu bir şey var. T&uumlrkiye bir soykırımı kabullenir veya bir soykırımın kabul&uuml doğrultusunda hareket ederse, sadece kendi tarihsel haklılığının bulunmadığını itiraf etmiş olmayacaktır bunun altyapısını oluşturacak şey, Ermenilere ait m&uumllkler de g&uumlndeme gelecektir. Ermeni varlığı g&uumlndeme gelince hemen ardından Rumluğun bu topraklardaki varlığı da onu izleyecektir. T&uumlrkiye burjuvazisinin ilk &oumlrnekleri bu iki acılı kavmin &ccedilocuklarıydı, fakat birikimleri yoksul T&uumlrk ve K&uumlrt halkının &ccedilok &uumlzerindeydi. Aydemir G&uumller m&uumlkemmel bir analizinde, &ldquoTarih Osmanlı İmparatorluğu-T&uumlrkiye Cumhuriyeti d&oumlnemecine yaklaşırken mevcut cılız sermaye birikiminin &ccedilok &oumlnemli bir b&oumll&uumlm&uumln&uumln, kaderini bu akıştan ayıran Hıristiyan k&oumlkenli burjuvaziye ait olduğu unutulmamalıdır. Kuvayı Milliye hareketinin toplumsal temelini oluşturan Anadolu eşrafı olsa olsa, olası yeni d&uumlzenin &lsquoburjuvazi adayı&rsquo olarak g&oumlr&uumllebilir&rdquo diyor. (&ldquoYeniden Doğu Sorunu&rdquo, Gelenek, Nr. 98, Şubat 2008, s. 31.)

O zaman...

O zaman, bu taşınır ve taşınmaz varlıkların, m&uumllklerin tazmini veya iadesi g&uumlndeme gelecektir. Bu da, T&uumlrkiye&rsquode, taş &uumlzerinde taş bırakmayacaktır. Bunu biliyorlar. Ş&oumlyle ve d&uumlzelterek s&oumlyleyelim: T&uumlrkiye, diyaspora Ermenilerinin taleplerini kapitalizmin &ccediler&ccedilevesinde karşılamaya başladığı andan itibaren, her binanın altına bizzat bir bomba koymuş sayılacaktır. T&uumlrkiye halkının t&uumlrk&ccedil&uumlleştirilmesi ve k&uumlrt&ccedil&uumlleştirilmesi, aynı anlamda olmak &uumlzere faşistleştirilmesi i&ccedilin bundan daha iyi bir fırsat bulunabilir mi? Kuşaklardır &uumlzerinde bulunduğu toprakların ve evlerin asıl sahiplerinin Ermeniler, tabii onunla birlikte de Rumlar olduğunu d&uumlş&uumlnd&uumlk&ccedile zıvanadan &ccedilıkacak olan &ndash&oumlzellikle orta sınıf- T&uumlrk halkının, hatta K&uumlrtlerin, &uumllkeyi ateşe vereceğini d&uumlş&uumlnmek, işi abartmak değildir. &Oumlz&uumlrc&uumller ve k&uumlf&uumlrc&uumller, b&oumlyle bir kayık&ccedilı d&oumlv&uumlş&uuml i&ccedilinde, T&uumlrkiye&rsquonin parampar&ccedila olmasını sağlayacak bombaları birlikte halkımızın ayaklarının altına yerleştirmeyi başarıyorlar.

Bu, bir m&uumllkiyet kavgasıdır.

En komiği de sosyalistlik adına bu &oumlzel m&uumllkiyet kavgasında &ldquoMal sahibi m&uumllk sahibi, hani bunun ilk sahibi!&rdquo diye &oumlzetleyebileceğimiz bir tarafgirlikle hareket edenlerdir.

M&uumllklere ilk sahip aranıyor: Sosyalizm bu işe karıştırılıyor.

Sosyalistler bu m&uumllk kavgasının dışındadır. Ama bu kavganın toplumsal bir felakete d&oumln&uumlşmesini engellemenin yollarını da bulmakla y&uumlk&uumlml&uumld&uumlr.

Yasemin Gedik d&uumln &ccedilok g&uumlzel bitirmiş yazısını: &ldquoİnsanlığın insanlığına, onuruna, kimliğine sahip &ccedilıkabilmesi, onları koruyabilmesi i&ccedilin belki de her zamankinden daha fazla sola ihtiya&ccedil var.&rdquo

Haklıdır.

Biz k&uuml&ccedil&uumlk bir ekleme yapabiliriz: Bu solun her zamankinden daha fazla sol olması da gerekiyor. Yaratıcı, kavgacı, sorumlu ve emek&ccedili sınıfların iktidarı i&ccedilin devrimciliği ihlal etmeyecek her olanağı kullanan, emperyalizmin her oyununa &oumlnceden uyanabilen aşkın bir sol...

O noktadayız.

Var &oumlyle bir solumuz.&nbsp
&nbsp