AKP çaresiz: YPG konusunda ABD’nin dediği olur

15/05/2017 Pazartesi
AKP çaresiz: YPG konusunda ABD’nin dediği olur

Trump YPG’ye ağır silahlar vereceğini, Erdoğan’ın ziyareti öncesinde hazırlık amaçlı Washington’a giden AKP heyetinin yüzüne söyledi. Bu kadar. Bunun için çağırmışlar demek ki.

Buna karşı bizimkilerin rahatsızlık ifade eden laflarının hiçbir anlam ifade etmediği ortada. Referandum öncesinde sergilenen kabadayı tutumdan eser yok artık.

Şimdi Erdoğan Trump’la nokta mesafesinden görüşeceğini belirtiyor. Olabilir, ama o noktaya YPG’nin yerleştiği açık. Trump tankları, füzeleri teslim etmeye başladı bile. 

AKP Türkiye’nin bütün sorunları karşısında çaresiz. Bu durumun en dramatik biçimde ortada olduğu konu herhalde Kürt meselesi.

*****

Yaşananlara kısaca göz atmak bile bu kanaate ulaşmak bakımından yeterli.

Oslo’da başlayan, yıllar boyunca İmralı’da devam eden ve en nihayetinde Dolmabahçe mutabakatının Erdoğan tarafından yırtılıp atılmasıyla noktalanan süreçten söz ediyoruz.

Ne umutlar pompalanmıştı. Akan kan duracaktı. Oysa AKP yalnızca durumu idare ediyordu. Her zaman olduğu gibi: Seçim aralarında “barış”, seçim dönemlerinde ise savaş.

7 Haziran’ın hemen sonrasına denk gelen Hendek Savaşları trajedinin boyutlarını, hem AKP’nin hem de Kürt hareketinin çaresizliğini bir kez daha teyit etmiş oldu yalnızca.

Çözümmüş ! Boş laflar. Her iki taraf da konuyu büyük güçlere teslim etmekten başka bir şey yapmadı.

Şimdi ise ABD’nin YPG’yi donattığı aşamadayız. Erdoğan’ın bu konuda Trump’tan herhangi bir şey koparma ihtimali sıfır. Yalnızca şu olur: YPG ile işbirliğine rıza göstermesi karşılığında AKP’ye hareket alanı tanırlar.

*****

Bu işlerin bu noktaya bağlanmasının nedeni Sovyetler Birliği’nin yıkılmış olması. Ulusal hareketlere bağımsız davranabilme olanağını veren sosyalizmdi. Artık sınıf hareketi dışında hiçbir şeyin, özgürlük ve kurtuluş manasında değeri bulunmuyor.

Sosyalizm yıkıldı ve emperyalizm bölgeyi yeniden şekillendirmek derdinde. Ülkeleri parçalayıp, küçültüyor ve etnik, dini kimlikler zemininde senyörlüklere dönüştürüyor. Bu yapılar birbirlerinin yüzüne ilanihaye bakamayacak derecede düşmanlaştırılıyor.

BOP denilen şeyin özü, özeti budur.

*****

ABD bu planı hayata geçirebilmek için hep İslam’ı kullandı. Değişik İslamcı gruplar yarattı, silahlandırdı. Birisinin işlevi bittiğinde yenisini oluşturdu.

Afganistan’da Taliban, Irak’ta Taliban’dan El Kaide, Libya’dan başlayarak Suriye’ye kadar Kaide’den IŞİD. 

İslami örgütler ABD müdahalesinin gerekçesini oluşturur. ABD’nin Ortadoğu’nun kurtarıcısı rolünü oynamasını sağlayan şey kendi yarattığı IŞİD’dir. 

İslami terör ayrıca yerel “devrimci, demokrat” güçler yaratmak bakımından da kullanışlıdır. Suriye’de PYD-YPG’nin IŞİD’le mücadele kapsamında desteklenmesi, silahlandırılması buraya oturur. ABD’nin yarattığı bir terörist örgütle ABD silahlarıyla savaşmak özgürlük mücadelesi oluyor!

ABD en başından beri AKP ile YPG’yi aynı anda kullanıyor. Amaç bölgede yeni bir ABD eyaletinin yaratılması. Bu operasyonu AKP’yi iktidara taşıyarak başlattılar, YPG’ye Rojava’yı teslim ederek geliştiriyorlar. ABD iki müttefikini savaştırarak kazanıyor.

*****

Türkiye gibi teknolojide, ticarette, sermaye hareketlerinde, askeri alanda tamamen ABD’ye bağımlı bir ülkenin bu konularda pazarlık şansı olamaz. AKP’nin yapabildiği tek şey emperyalizmin hegemonya krizini fırsata dönüştürmeye çalışmak.

Oysa somut gelişmelerin gösterdiği gibi, bir anaforun ortasındaki yaprak misali sürüklenip duruyor. 

Yalnızca şuna bakıp, düşünelim: Son birkaç yıllık süreçte AKP’nin itirazlarına rağmen ABD YPG ile yakınlaştı mı, uzaklaştı mı ?

AKP çaresiz, çünkü emperyalizme bağımlı. AB’ye, ABD’ye söylenmelerinin dik duruşla alakası yok. Yalnızca bir şeyler söylemek zorundalar.

Hem ABD’nin Türkiye’yi nükleer silah deposu haline getirmesine izin verilecek, AB kapılarında yatılıp kalkılacak, yıllık 35 milyar Dolarlık bütçe açığının finansmanı için batı sermayesine muhtaç olunacak; hem de büyük devlet pozları verilecek. Komik. 

Türkiye bu düzene mecbur değil. Ama önce bağımlılık ilişkilerini ve kapitalist sömürüyü reddedecek bir mücadele gerekiyor.