Ferman Fethullah’ınsa yüzde 42 bizimdir…

16/09/2010 Perşembe
Ferman Fethullah’ınsa yüzde 42 bizimdir…

Ne olacak şimdi?

Hayır oyları yüzde ellinin altında kaldı diye, yargı bağımsızlığını savunmaktan vazgeçecek değiliz.

Ülkenin adım adım tek adam yönetimine doğru gittiğini görmekten ve bu gidişe karşı mücadele etmekten vazgeçecek değiliz.

Özelleştirmeci, piyasacı, amerikancı, saltanat meraklısı gidişata karşı direnmekten vazgeçecek değiliz.

Cumhuriyetin temel değerlerinden, laiklikten, aydınlanmadan vazgeçecek değiliz.

Hayır oyları yüzde ellinin üstüne çıkamadı diye, bizi biz yapan değerlerimizi terk edecek değiliz, omurgamızı yamultacak, dik ve onurlu duruşumuzu eğip bükecek değiliz.

Güçlüden yana çark edecek değiliz.

Önceki gece seçim sonuçlarını dakika dakika takip ederken bunları düşündüm.

Yüzde 42’lik “hayır” oylarına baktım ve bunları düşündüm.

12 Eylül 1980 darbesinden bugüne, tam otuz yıl geçmiş.

Yani bu koca ülkenin tank paletleri ve postallarla ezim ezim ezilmesinin ardından, tam otuz yıl süren bir tahribatla karşı karşıyayız.

Yurttaşların kullaştırıldığı, tarikat liderlerinin palazlanıp şirketleştiği, eğitimin dinselleştirildiği, yaşam biçimlerinin arabeskleştiği, kitlelerin pop kültürü, play station ve pornografiyle sürüleştirildiği bir otuz yıl.

Otuz yıllık tahribata, saldırıya, yozlaştırmaya karşın “hayır” diyebilen, “yargıyı sizin diktatöryel heveslerinize teslim etmeyeceğiz” diyen, “kul olmayacağız, yurttaş kalacağız” diyen, “Memleketi Fethullah’a, liboşa teslim etmeyeceğiz” diyen yüzde 42’lik bir kitle var.

Yüzde 42’yi azımsamamak lazım.

Yüzde 42’yi yok saymamak lazım.

Yüzde 42’yi görmezden gelmemek lazım.

Bu yüzde 42 niçin önemli?

İki ay boyunca estirilen evet terörüne karşın, Başbakan’ın açık tehditlerine karşın, “evet demezsiniz yok olursunuz” şeklindeki salvolarına karşın, “hayır” demenin adeta yasaklanmasına karşın, onlarca gözaltına, dayağa, baskıya, fişlemeye karşın, “evet” demenin faziletlerine dair çıkartılan fetvalara (!) karşın seçmenin yüzde 42’si tercih mührünü “HAYIR”dan yana kullandı.

Bu oran azımsanacak bir oran değildir.

Bu yüzde 42, Türkiye’nin cevheridir.

Sigortasıdır.

Türkiye’nin “HAYIR” diyebilme iradesinin kanıtıdır.

Bu yüzde 42, ülkenin yozlaşmasına, sığlaşmasına verilen bir yanıttır.

Bu yüzde 42, “yargı bağımsız kalmalı, askeri vesayetin de sivil vesayetin de emrine girmemeli” kararlılığının sandığa yansıyan oranıdır.

Umuttur yüzde 42.

Umudunu yitirenler, gelecek ümidini yitirenler insanlıklarını da yitirirler.

İşte bu yüzde 42, bu ülkenin aydınlık insanlarının umududur.

“Umudu kesme yurdundan” mesajıdır, bu yüzde 42.

Şimdi görev, bu yüzde 42’nin daha örgütlü, daha bilinçli, daha dinamik bir yapıya kavuşturulması, ileri sıçramalar gerçekleştirebilmesini sağlamaktır.

Görev önemlidir.

Görev budur.

***

Yüzde 42’yi değerlendirdikten sonra, şimdi gelelim yüzde 58’e.

Önceki gece gelişmeleri izlerken yüzde 58’i şöyle formülleştirdim:

ABD + AKP + FETHULLAH + TARİKATLAR + PKK (Boykot utangaç bir evettir çünkü) + YABANCI SERMAYE + ANADOLU SERMAYESİ + İSLAMCI FAŞİZM +
Tüm bu unsurların propagandası, çağrısı, manipülasyonu, reklâmı, medyası, rüşveti sayesinde oy veren apolitik kitleler = YÜZDE 58.

Son otuz yılda bilinçsizleştirilmiş, düşüncesizleştirilmiş, derinliksizleştirilmiş, kitapsızlaştırılmış, okumasızlaştırılmış, örgütsüzleştirilmiş, omurgasızlaştırılmış, siyasetsizleştirilmiş KALABALIKLAR…

(ABD Büyükelçisinin geçen mart ayından beri “evet” propagandası ve lobisi yaptığını anımsayın lütfen.)

(Hacı Recep Tayyip Erdoğan’ın referandum sonrasındaki teşekkür konuşmasında Pensilvanya’daki Fethullah Hoca’ya sunduğu minnet duygularını anımsayın lütfen.)

Az önce KALABALIKLARDAN söz ettim.

Sandıklar açıldıktan sonra kornalar eşliğinde caddelerde tur attı evet cephesi. Bir maç kazanmış gibiydiler. Anayasanın 26 maddesi değişmemiş de, bir futbol müsabakası kazanmış gibi kutladılar sandık zaferini.

Bu hareket bir cephenin daha kazanıldığı, bir mevzinin daha teslim alındığı psikolojisine işaret değil midir?

Az önce yüzde 42’nin azımsanmaması gerektiğini yazmıştım.

Şimdi de aynı şeyi yüzde 58 için söylüyorum: Sakın ola ki azımsamayın yüzde 58’i.

Öyle kolayca alt edilebilecek bir güç değildir yüzde 58.

Çünkü bu yüzde 58’in ardında uluslararası sermaye var, ABD’nin bölgedeki çıkarları var, tarikat yapılanmaları var, bu tarikatların şirketleri, ekonomik güçleri var, parasal kaynakları var.

Örgütlülük var, örgütlülük var, örgütlülük var…

Asla azımsanmamalı!

***

Şimdi ne olacak peki?

Hani derelerin üstüne kurulan hidroelektrik santralleri iptal ediyordu mahkemeler tarafından…

Hacı Recep Tayyip Erdoğan yakınıyordu hani…

Hani bazı ekonomik kurumlarımız, iktisadi kuruluşlarımız, ekonomik varlıklarımız ihaleyle, özelleştirmeyle özel sermayeye hediye ediliyordu da, yargı
kamu yararı adına frenliyordu bu peşkeşleri…

Hacı Recep Tayyip Erdoğan yakınıyordu hani…

Hani bazı imamlar öğretmen, bazı arkadaşlar kurum başkanı, bazı mahalle ve çocukluk arkadaşları, akrabalar filan genel müdür yapılıyordu da, bağımsız yargı “dur” diyordu bu keyfiliklere…

Hacı Recep Tayyip Erdoğan yakınıyordu hani…

Ne olacak şimdi, biliyor musunuz?

Yargı bundan böyle bu iptal kararlarını, yürütmeyi durdurma kararlarını, Türk milleti adına verilen kamusal kararları veremeyecek.

Artık bundan böyle Türkiye, Hacı Recep Tayyip Erdoğan ve şürekâsının engelsizce, zahmetsizce, kuralsızca at koşturduğu bir ülkedir.

“Kuralsızca” derken, elbette kendi kuralını kendi koyacak, kendi uyacak.

Hukuksuzca desek daha doğru olur!

23 Nisan’da sembolik olarak başbakanlık koltuğuna oturan çocuğa ne diyordu Başbakan Hacı Recep Tayyip Erdoğan, bilinçaltındakileri ifade ederken: “Başbakan sensin bugün, ister asarsın, ister kesersin!”

Unuttunuz mu?

Ne çabuk!

İşte şimdi Başbakan’ın, kendi ifadesiyle, “ister asacağı, ister keseceği” günler başlıyor!

***

Her şeye karşın, yüzde 42 umuttur.

Yarına dair bir ümittir.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü gün gelip de “Eyvahlar olsun biz ne yaptık!” diyecek olan yüzde 58, işte o gün gidip o yüzde 42’nin omuzlarına yaslanıp hıçkıra hıçkıra ağlayacaktır.

Teselliyi yüzde 42’nin omuzlarında bulacaktır.

O nedenle yüzde 42 önemlidir, çok önemlidir.

Yüzde 42, vakti gelince yüzde 58’in hıçkıra hıçkıra, içli içli ağlayacağı, özeleştiri yapacağı yegâne omuzdur.

***

Her şeye karşın, yüzde 42 umuttur.

Yarına dair bir ümittir.

O nedenle yılgınlığa kapılmayacağız.

Diyeceğiz ki…

Ferman Amerika’nınsa meydanlar bizimdir.

Ferman Fethullah’ınsa direniş bizimdir.

Ferman Hacı Recep Tayyip Erdoğan’ınsa, umut bizimdir!