İZBAN’da ne oldu ve tüccar Kocaoğlu’nun derdi ne?

22/02/2018 Perşembe
İZBAN’da ne oldu ve tüccar Kocaoğlu’nun derdi ne?

O bir patron dostu…

Para babalarının yandaşı, ensesi kalınların arkadaşı…

O bir tüccar…

Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan ve “Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim” diyerek kendisini memleketin CEO’su ilan eden şahsın zihniyeti neyse, onun zihniyeti de o.

Biri kendisini ülkenin CEO’su zannediyor, diğeri İzmir’in.

Biri memleketi pazarlamak için yırtınıyor, diğeri İzmir’i.

İkisi de Binali'yi çok seviyor: Biri "Gönlümden geçen başbakan Binali" dedi, diğeri Binali'yi başbakan yaptı. 

Afrin'den bahsederken ikisinin de gözleri parlıyor. 

Zerre kadar farkları yok birbirlerinden.

İzmir’in gündemi ise İZBAN.

Duymayan kalmadı ama bilmeyenlere bir kez daha hatırlatalım.  

İZBAN, İzmir’i kuzey-güney hattında, Aliağa-Selçuk arasında birbirine bağlayan, Menemen’den, Çiğli’den, Karşıyaka’dan, Bayraklı’dan, Halkapınar’dan, Alsancak’tan, Buca’dan, Gaziemir’den, Havalimanı’ndan, Torbalı’dan geçen hafif raylı banliyö sistemi.

İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi 15 Aralık 2017’de bir karar aldı: İZBAN’da bundan böyle “kademeli ücretlendirme” olacaktı.

Kocaoğlu, tıpkı ulaşımdan para kazanan, bu işten kâr elde eden bir şirket patronu edasıyla, “müşteri” olarak gördüğü İzmir halkına “Bundan böyle az giden az ödeyecek, çok giden çok ödeyecek” dedi.

Öyle bir uygulama ki… İZBAN istasyonlarına girmek bundan böyle kolay olmayacaktı. “Nasıl olsa iki istasyon sonra ineceğim, ulaşım kartımda 3 lira var, bana yeter” dönemi geçmişti. Bindiğiniz istasyondan en uzak istasyona kaç para gerekiyorsa, o bakiyenin kartınızda bulunması gerekiyordu. Örneğin Halkapınar’dan binip bir istasyon sonra, Alsancak’ta ineceksiniz: Bu yolculuğun bedeli normalde 2,86 lira. Ama biniş kartınızda 2,86 lira bulunması yetmiyor. İstasyona girebilmeniz için bile kartınızda 6,71 lira bakiyeniz olması gerekiyor. Deli Dumrul'un aklına gelmeyecek cinsten! 

Dayatma 15 Şubat sabahı başladı. O vakte kadar başlarına ne geleceğini bilmeyen İzmirliler, her zamanki rahatlıkla “Kartımda nasıl olsa dünden 3-4 lira var, şimdi binip işe, okula gideyim de akşam dönüşte bakiye yüklerim” diye düşündüler ve işin aslını öğrendiler. Kocaoğlu’nun kendilerine “minik sürprizi” vardı: Turnikenin başında kalakaldılar. İstasyona bile giremediler…

Öfke de orada patladı... “Ben kartıma daha bu sabah 10 lira yükledim, işe geldim, şu an kartımda 7 liradan fazla bakiye olması lazım” diye düşünenler, Aliağa’daki iş yerlerinden çıkıp Gaziemir’deki evlerine gitmek için kartlarında 10,60 lira bakiye olması gerektiğini henüz bilmiyorlardı. 

CHP’nin ve Aziz Kocaoğlu’nun tüccar kafasıyla karşı karşıya olduklarını, İZBAN istasyonuna girebilmek için bile kartlarında yüklü bir bakiyenin bulunması gerektiğini yeni öğrenmişlerdi.

Haliyle bu dayatmaya karşı çıktılar. İtiraz ettiler. “Hayır” dediler. On binlerce imza toplandı İZBAN istasyonlarında.

Emekçi düşmanlığında AKP’yle yarışan, İzmir'i patronlara pazarlamada AKP’lileri geride bırakan Aziz Kocaoğlu ise henüz geri adım atmış değil.

Dayatma sürüyor...

***

Peki Kocaoğlu’nun derdi ne?

CHP’nin de, Kocaoğlu’nun da derdi piyasacı olmaları… Patron gibi düşünmeleri… Kamucu düşünceden uzak olmaları… Ulaşımın temel bir hak olduğunu kavrayamamaları... Sabah akşam oturup kalktıkları patronlarla, AVM’cilerle, müteahhitlerle, para babalarıyla aynı safta olmaları. Bir de herkesi kör, alemi sersem sanmaları. 

Benzer bir patron kafalılığı İzmirlilere 2015’in Haziran ayında da yaşatmıştı Kocaoğlu: Yüz binlerce İzmirlinin cebindeki Kentkart’lar, firma değişikliği nedeniyle bir gecede geçersiz kaldı. Tüccar Kocaoğlu, İzmirlilere “Cebinizdeki kartları getirin yenisini alın” demedi. Yüz binlerce İzmirliye yeni firmanın kartını bir daha sattı.

Yeni firma demişken…

Şu anda İzmirim Kart'ı yöneten firma Karbil Yazılım Bilişim... Ama bu Karbil, dev bir gruba bağlı bir şirket... Şirketler grubu: Cardtek Payment Processing Services.

2001’de kurulan bu büyük grubun önemli yatırımcıları Turkcell’in kurucularından olan, MV Holding’in patronu Murat Vargı ile Hollanda kökenli Revo Capital... Belli ki devasa büyüklükte küresel bir aktör…

“Elektronik Ücret Toplama Sistemi İşletim Hizmeti” adı verilen sistem şöyle işliyor: Kart dolumlarından toplanan para üzerinden, ihaleyi alan şirket (Cardtek) belirli bir yüzde (işletim geliri) alıyor. Cardtek şirketinin toplu ulaşım işlerinden sorumlu Oneclick firmasının yöneticisinin açıklamalarına göre bu oran yüzde 1,93… Günde 300 bin yolcunun yüklediği parayı düşünün…

Dayatılan yeni sistemde, İZBAN’ı kullanabilmek için İzmirim Kart’a yüklenmesi gereken para miktarını yükselterek şirkete para aktarılmış oluyor.

Bu Cardtek firmasının, kart okuma ve dolum makinelerini temin ettiği VERA isimli şirketin yönetim kurulu başkanı ise Murat Sancak… Yani Murat Sancak, bu büyük sofranın yancısı...

Evet bildiniz, İzmir’in göğsüne kara saplı iki bıçak gibi Folkart kulelerini saplayan Sancak sülalesi. Tüccar Kocaoğlu’nun kankaları. Geçen yıl Kültürpark’ı Sancak’lara arka bahçe yapmak için çok yırtınmıştı Kocaoğlu. Sağ yanına patron Ekrem Demirtaş’ı, sol yanına patron Ender Yorgancılar’ı alıp “kongre merkezi” adı altında bir ucube kondurmaya kalktı kentin belleği, tarihi, onuru Kültürpark’ın orta yerine! 

İşte bu yeni sistem, Sancak’ın VERA Delta cihazlarına da yarayacak. Girişlerde zaten var olan cihazlara, şimdi de çıkışta blokajı kaldıracak cihazlar eklendi, ekleniyor, eklenecek.

Kısacası sofra iştah açıcı, kâr büyük, rant ballı… Tüccar kafaların arayıp da bulamayacağı cinsten.

İşte Kocaoğlu'nun derdi tam da bu: Ulaşımın temel bir yurttaşlık hakkı olduğunu kavrayamamak... İzmirlileri "müşteri", Büyükşehir Belediyesi'ni "şirket", kendisini "CEO" sanmak... Kamucu anlayıştan uzak kalmak... Zaten vermekle mükellef olduğu kamusal bir hizmetten para kazanmaya, kâr elde etmeye kalkmak... 

Kelimenin tam anlamıyla Deli Dumrul muamelesi: Bir durak da gitsen, iki durak da gitsen İZBAN turnikesinden geçmek için İzmirim Kart’ına en uzak mesafe ücretini yükleyeceksin!

Yere batsın sisteminiz.   

Kocaoğlu’na geri adım attıracak ve bu Deli Dumrul uygulamasını yere çalacak olan ise İzmir halkının örgütlü mücadelesi, kararlılığı olabilir ancak.

Biliyoruz ki, örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez.