Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
Erhan Nalçacı

Erhan Nalçacı

İnsanlığa yapay zekâ hakkında sorular?

Yapay zekânın insanlığa zarar verme potansiyeli yasalarla önlenemez. Kavramamız gereken onun kendi başına bir unsur değil sermaye sınıfının mülkiyetinde oluşudur. Tekelci sermayenin ve insanlık dışı eğilimlerinin yasalarla kontrol edilebileceği kadar saçma bir şey olamaz. Günümüzdeki bütün gelişmeler devletlerin de yasaların da sermaye sınıfına ait olduğunu göstermiyor mu?

Yayın Tarihi: 02.10.2026 , 21:55 Güncelleme Tarihi: 03.10.2026 , 00:00

Aslında son iki ay içinde yapay zekâ ile ilgili iki yazı yer aldı bu köşede. İlki yapay zekâ ile birlikte kapitalizmin üretici güçleri artık geliştiremeyeceği bir evreye girmesine dairdi: 

İkincisi ise dünyada emekçi sınıflarının yapay zekâya karşı nasıl direndiklerine dairdi: 

Ancak son haftalarda öyle gelişmeler oldu ki bu konuyu tekrar ele almak gerekti.

Malum herkes her konuyu yapay zekâya sormaya teşvik ediliyor, arama motorlarında ise sorma işlemi dayatılıyor. Bu yazıda tersini yapalım ve yapay zekâ hakkında insanlığa sorular soralım.

1- Yapay zekâya karşı duyulan korku, kaygı ve şüpheler aslında sermaye sınıfına karşı duyulan korku, kaygı ve şüphelerden farklı mı?

Son haftalara damgasını vuran olay yapay zekâ şirketlerinde çalışan uzmanların korkunç kaygılara işaret ederek istifa etmeleri veya şirket yöneticilerinin frene basma çağrıları oldu.

Bir uzman istifa mektubunda yapay zekânın 10 sene içinde insanlığın sonunu getirebileceğini, bütün güç ve kaynakları ele geçirebileceğini yazdı. Şirketlerden Anthropic’in yöneticisi bu hızla gidilirse kontrol dışı kalabileceğini ve gelişim hızını kısıtlamak gerektiğini bildirdi. Açık kaynakların biyolojik silah üretenlere, siber saldırı yapabileceklere yol gösterebileceğini iddia etti. Bill Gates kötü niyetli kişilerin elinde yapay zekânın bir milyar insanı öldürebileceğini söyledi. Avustralya’da ise yapay zekâ ile devlet verilerine sızıldığı ortaya çıktı.

İstifa eden uzmanların korkuları gerçeği yansıtıyor olabilir, ancak şirket yöneticilerinin iddialarının şirket lehine bir yönlendirme olduğu düşünüldü. Bazı sınırlar koyarak daha küçük şirketlerin rekabet edemez hale gelmeleri, böylece bu alanda tekelleşmenin ilerlemesi amaçlarından biriydi. Ayrıca açık kaynak kullanan Çinli şirketlerin kodlarına ulaşılmasının “kötü niyetli” odaklar tarafından suistimal edilebileceğini telkin ediyor, böylece Çin yapay zekâ şirketlerini rekabetten elemeye çalışıyorlardı. Yoksa hem şirketler arasında hem uluslararası rekabet yapay zekâ sürecinde yavaşlamaya veya kontrole izin vermiyor.

İddialarda geçen biyolojik silah üretme, bir devletin verilerine sızma, savaşta kullanma, siber saldırı bunların hepsi yapay zekâya değil onun sahiplerine, sermaye sınıfına ait. Bir çocuğu mafyanın yanında yetiştirirseniz onlar gibi olur, bugün de bütün kötülükler, emekçi düşmanlığı, emperyalist rekabete bağlı olarak her türlü cinayet ve katliamı gerçekleştirmeye hazır olmaları sermaye sınıfın özelliği değil mi?

Yapay zekâya atfedilen kötülükler emperyalist düzenin mide bulandırıcı bütün özelliklerinin yansımasından başka bir şey değil.

2- Bernie Sanders ve arkadaşlarının ABD Senatosuna sundukları yapay zekâyı sınırlama yasa taslağı halkı kandırmıyor mu?

ABD senatosu sosyal demokrat üyelerinden Bernie Sanders ve Greg Casar yapay süper zekânın geliştirilmesini kısıtlayan ve yaptırım öngören bir yasa taslağı hazırladılar.

Süper zekâdan kendi kendine karar alan ve kendini geliştirebilen bir seviye kast ediliyor ve buraya çok yaklaşıldığı söyleniyor.

Yaptırımlar içinde 20 yıla kadar hapis cezası bile öngörülmüş.

20. yüzyılın başına kadar sosyal demokratlar işçi sınıfının kitle partilerinin üyeleriydi. Ancak Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bariz bir şekilde sermaye tarafına geçtiler ve emekçi sınıfları düzen adına bir yanılsamaya uğratma görevini üstlendiler.

Yapay zekânın insanlığa zarar verme potansiyeli yasalarla önlenemez. Kavramamız gereken onun kendi başına bir unsur değil sermaye sınıfının mülkiyetinde oluşudur. Tekelci sermayenin ve insanlık dışı eğilimlerinin yasalarla kontrol edilebileceği kadar saçma bir şey olamaz. Günümüzdeki bütün gelişmeler devletlerin de yasaların da sermaye sınıfına ait olduğunu göstermiyor mu?

Yapay zekâ insanlığın hizmetine diğer üretim araçları gibi sermayenin elinden alınıp tüm toplumun malı yapıldığı zaman girebilecektir.

Bugün geliştirilen algoritmalarla milyonlarca çocuk ve yetişkin dijital uygulamalara bağımlı duruma düşürülüyor, beyinleri küçültülüyor, bütün yaşamları boyunca köle haline getiriliyorlar. Savaşlarda başta Gazze savaşı olmak üzere katliamları düzenlemek için yapay zekâ kullanılıyor.

Yapay zekâ bugün kültürel bir olay değil. Eğer yapay zekâ uygulamalarına ve onun sahiplerine bir sempatiyle yaklaşıyorsanız vay halinize. Dünyada korkulacak, kaygı duyulacak ve kin beslenecek bir olgu varsa bu sermaye sınıfının ta kendisidir.

3- Yapay zekâ üretimi esnasında bu kadar çok enerji ve su harcanması insanlığın kontrolü altında mı?

Yapay zekâ şirketlerinin üretim istasyonlarının çok fazla enerji harcadığı ve çok ısınan devreleri soğutmak için büyük miktarda su kullanıldığı biliniyor. Örneğin tek bir yapay zekâ sorgusu 2,9 Watt elektrik tüketilmesine yol açıyor. Yine tek bir komutta 0,3 mililitre su harcanıyor. Bunların milyarlarcasının kısa sürelerde gerçekleştiğini düşünürseniz tüketimin boyutu anlaşılabilir.

Hiçbir yapay zekâ şirketi iktisadi bir planlamanın parçası değil, emekçi halkların enerjinin ve suyun nerede kullanılacağına ilişkin karar verme hakkı bulunmuyor.

Köleleşmeye, işsiz kalmaya, savaşlarda katledilmeye, yanlış yönlendirilmeye, siyasi olarak takip edilmeye ve insanın çok yönlü gelişiminin elinden alınmasına hepimize ait olan enerjiyi ve suyu irademizin dışında tüketmeleri eşlik ediyor.

4- Çin yapay zekâ şirketleri masum mu?

Çinli yapay zekâ şirketlerinin açık kaynak kullanımı nedeniyle daha demokratik olduğu söyleniyor ve şirketlere getirilen eleştirilerden bir ölçüde kayrılıyor.

Oysa Çinli şirketler de kâr odaklı çalışıyorlar. Yapay zekâ uygulamaları ve robot teknolojisi nedeniyle Çinli işçiler de işsiz kalıyor. Çin şirketlerinin de hisseleri borsada işlem görüyor ve pazarlar için ciddi bir rekabete giriyorlar.

Bir de şu var, açık kaynaktan günümüzde kim yararlanacak? Tekstil işçileri mi, mevsimlik tarım işçileri mi, atanmayan öğretmenler mi?

Açık kodlardan yararlanacak olan esas unsurlar yine diğer şirketler ve onların devletleri gibi gözüküyor.

En nihayet yapay zekânın kapitalizmin üretici güçleri geliştirebileceği son nokta olduğunu hatırlatalım.

Dünyanın sosyalizme geçmesi, ulusal düzeydeki sosyalist birimlerin birbiriyle bütünleşmesi ve sosyalist bir dünyaya yol vermesi için bütün nesnel koşullar tamamlanmış gözüküyor.

İş geliyor bunu gerçekleştirecek öznelerin güç kazanmasına.

Yazarın Son Yazıları