Yolsuzluk ne durumda?

08/02/2017 Çarşamba
Yolsuzluk ne durumda?

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, Türkiye’nin yolsuzlukla mücadele konusunda istekli olmadığını düşünüyor ve bunu hemen her raporunda vurguluyor. Haziran 2016 ayında “6 yılda ne değişti” başlığıyla yayımladığı Raporunda, Hükümetin 2010-2014 yıllarını kapsayan bir eylem planı hazırladığı, ancak gereğini yerine getirmediği gibi gelişmeler konusunda hiçbir bilgi vermediği yazıyor. Raporda ayrıca, 2006 Nisan ayında da yeni bir eylem planı hazırlandığı ancak, Davutoğlu’nun ve Yıldırım’ın hükümet programlarında, yolsuzlukla mücadeleye ilişkin tek satır olmadığı belirtiliyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün en bilinen raporu, Yolsuzluk Algı Endeksi adını taşıyor. Örgüt bu Raporu 1995 yılından beri her yıl düzenli olarak yayımlıyor. 25 Ocak günü, 2016 yılı Raporu yayımlandı.

Türkiye bu raporların hepsinde zayıf not aldı. 1995 yılında değerlendirmeye alınan 41 ülke içinde 29. sıradaydı. AKP, 2003 yılında iktidara geldiğinde 123 ülke içinde 77. Sıraya düşmüştü. Daha sonraki yıllarda durum giderek kötüleşti. 2016 yılında, bir önceki yıla göre 9 ülkenin daha gerisine düşerek, 176 ülke içinde 75. Sırada yer bulabildi.

Değerlendirmeye alınan ülke sayıları sürekli değiştiği için, yukarıda verilen bilgilerden, durumun vahameti pek anlaşılmıyor. Yüzdelere vurursak belki daha iyi olacak. Yüzde hesabıyla, aşağıdaki çizelgede görüleceği üzere, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: Türkiye, 1995 yılında katılan ülkelerin %29’unun gerisindeyken; 2003 yılında %37; AKP döneminde ise %57’sinin gerisine düşmüş.

Örgütün 2016 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi Raporunda da, önceki yıllarda olduğu gibi, AKP’ye yine zayıf not verilmiş. Raporda kısaca şöyle deniyor:

Türkiye AB ülkeleri içinde sonunculuğu Bulgaristan’la paylaşıyor.

G20 ülkeleri içindeki yeri giderek geriliyor; 2014, 2015 ve 2016 yıllarında 10, 12 ve 13 sıraya düştü.

19 ülkeden oluşan Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında, bir puan daha yitirerek, Gürcistan, Karadağ ve Sırbistan’ın ardından 4. Sıraya geriledi.

Raporun en ilginç ve AKP açısından en utanılması gereken bulgusu ise şu: Suudi Arabistan, Brunei, Namibya, Botsvana ve Karadağ gibi ülkeler, Türkiye’den daha yüksek sıralarda yer alıyor.

*********

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, “Küresel Yolsuzluk Barometresi” adlı bir rapor daha yayımlıyor. Yolsuzluk Algı Endeksi ve Rüşvet Verenler Endeksi raporlarının tamamlayıcısı olarak hazırlanan bu raporlar, vatandaşların ve şirketlerin kendi ülkelerindeki yolsuzluk algıları ve hükümetlerin mücadelede başarılı olup olmadığı gibi konulardaki görüşlerinin, analistlerce işlenmesiyle oluşturuluyor.

2016 yılı Raporu, geçtiğimiz Kasım ayında yayımlandı. Bu raporun bulguları da AKP açısından pek parlak değil. Kısaca göz atalım:

Katılanların %45’i yolsuzluğun 4 yıl öncesine göre daha yaygın olduğunu, %29’u ise azaldığını düşünüyor.

Hükümeti yolsuzlukla mücadelede başarılı bulanlarla bulmayanların oranı birbirine eşit; %41.

Katılanların %62’si Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Bakanlık temsilcilerinin yolsuzluğa karıştığını; %19’u karışmadığını düşünüyor; %20’lik kesim ise görüşünü söylememiş.

Katılanların %64’ü yargının; %58’i ise din adamlarının yolsuzluğa karıştığını düşünüyor.

**********

Bugünlerde yolsuzluk denildiğinde akıllara, Romanya’da halkın hükümete karşı direnişi geliyor.

Romanya’da hükümet, yolsuzluk affı yasası çıkarmaya kalktı. Nüfusu 20 milyona bile ulaşmayan ülkede 500 bin kişi sokağa çıktı. Başbakanları, ülkeyi bölmek istemediğini söyleyip yasayı geri çekmek zorunda kaldı.

Türkiye’de ise, varlık barışı adı verilen yolsuzluk afları artık olağan sayılıyor: “Nasıl kazandıysan kazandın beni ilgilendirmiyor, yeter ki parayı getir” deniliyor.

Romanya, yolsuzluk endekslerinde Türkiye’den çok daha iyi durumda. Bu özelliğini halkının Türkiye’ye oranla daha duyarlı olmasına borçlu olduğu anlaşılıyor.

Romanya’nın, yolsuzluk algı puanı, 100 üzerinden 48, Türkiye’nin 41; Romanya, 176 ülke içinde 57., Türkiye ise 75. sırada yer alıyor; Türkiye’nin 18 sıra önünde.

Türkiye’de yolsuzlukların, yolsuzluk olarak bile algılanamayacağı bir ortam oluşturuluyor. Ulusal Varlık Fonu Yasasıyla, ülkenin para getirecek bütün kamusal kaynakları Anonim Şirket olarak yapılandırılan bir kuruluşa aktarılacak. Oluşan devasa kaynağı, beş kişilik bir yönetim kurulu, birilerinin vereceği direktifler doğrultusunda ve kamunun uymakla yükümlü olduğu hiçbir kurala uymak zorunda kalmaksızın yönetecek. Şirket, özel statülü olduğu için yaptıkları ticari sır sayılacak ve kimseye bir şey söylenmeyecek. Kapalı kapılar ardında neler döndüğünü yalnızca yapanlar, Başbakanın “bağımsız denetçi” olarak atadıkları ve yararlananlar bilecek. Ticaretin gereklerince yönetileceği için kamusal kaynakların yasalara aykırı biçimde birilerine peşkeş çekilmesi anlamındaki yolsuzluk kavramından da söz edilemeyecek.

Bu arada Türk Lirasına dönüş adı altında bozdurulan dövizleri toplayanlara da gün doğabilir. Belki de Varlık Affı yasasıyla aklanan paralar, kamu mallarının satın alınmasında kullanılacaktır, kim bilir.

Tayyip Erdoğan, ülke Anonim Şirket gibi yönetilmeli demişti. Bu düşü şimdi gerçekleşiyor.

Ülke yolsuzluk algı endeksinde hızla geriliyor. Gelişmeleri durduramazsak sıfırı tüketeceğiz.

ÖNCEKİ YAZILARI