Fransa’da Sol Siyasetin Perişanlığı BURAK GÜRBÜZ

16/11/2008 Pazar
Fransa’da Sol Siyasetin Perişanlığı BURAK GÜRBÜZ

Bir Fransız televizyonu kanalında Sosyalist Parti'nin Genel Sekreter seçimiyle ile ilgili tartışma programında bir gazetecinin bu partide artık Mitterrand devrinin sona erdiğini söylemesi, insanı ister istemez Mitterrand'ı ve Fransa sol'unun çıkmazlarını düşündürmeye itiyor. Mitterrand 1981'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazandığında Fransa'da sol çevrelerce devrim gibi algılandı. Mitterrand'ın Fransız Komünist Partisine dört bakanlık vererek Pierre Mauroy'a kurdurttuğu sol koalisyon hükümeti 1981-83 yılları arası Fransa'da kamulaştırma rüzgârları estirdi. Bu yeni oluşumun kamucu politikaları karşı-devrimcilerin seslerinin yükselmesine ve hükümete yüklenmelerine neden oldu. O zaman ya bu başlayan yeni süreç sosyal bir devinime doğru yol alacaktı ya da Fransa kendi tarihsel gerçeklerini hatırlayacak ve kendine dönecekti. İkinci şık galip geldi kamulaştırmanın devamından yana olan Başbakan Pierre Mauroy ve komünistler hükümetten ayrıldılar, yeni hükümeti Mitterrand Laurent Fabius adında genç bir sosyal demokrat politikacıya kurdurttu. 1984'den sonraki yıllar, Mitterrand ve Sosyalist Parti'nin sol'dan gittikçe daha fazla uzaklaştığı ve AB projesine yakınlaştığı süreci temsil eder. Öncesini ve daha sonra tam 14 yıl sürecek Mitterrand'lı yılları Jacques Attali "C'etait François Mitterrand" adlı kitabında kendi yorumlarını da katarak anlatır. Fransız sosyalistleri için Avrupa projesi sosyalizme alternatif olmuştur. Bu gelişmenin temel nedeni Fransız sosyalistlerinin 70'li yıllardaki anti-ABD'ci çizgilerini iktidarda koruyamamaları ve AB projesini ABD'den ayrı bir toplumsal proje haline dönüştürmek istemeleridir. Ama tabii böyle bir düşüncenin uygulamaya geçirilmesi eşyanın tabiatına aykırıdır ve gerçekleşmeyecektir.

Tekrar günümüze ve bahsedilen TV programındaki gazetecilerin kendi aralarındaki SP tartışmalarına dönersek aslında konuşmalar, geçen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sarkozy'e karşı SP adayı olarak çıkıp ve kaybeden Segolene Royal adında bir politikacı kadının eski kocasından boşalacak olan SP'nin Genel Sekreterlik koltuğuna talip olması etrafında dönmektedir. Segolene ya da diğer adıyla Sego parti içinde yapılan ön seçimlerde militanlardan en çok oyu alarak diğer üç adayın önünde ipi göğüslemiştir. Bu gelişme sonucu gazeteciler Mitterrand devrinin kapandığını söylerler.

Ne demektir Mitterrand'ın devri? Niye kapanmaktadır?

Aslında iki siyasetçide siyaset anlayışlarını merkeze doğru kaydırmışlardır. Mitterrand'ın 1984 sonraki süreci bu devinimi, bu kırılmayı ölümüne kadar sürekli hale getirmiştir. Fransa'da artık sosyalistler işbaşında değildir, Sarkozy adında aşırı sağ fikirlere yakınlığı ile bilinen bir politikacı Cumhurbaşkanıdır ve bu kişi Sosyalist'lerin marifetmiş gibi sol adına yaptıklarını iddia ettikleri politikalara sahiplenmiştir. Bir anlamda sol-sağ ayrımını ortadan kaldırmayı bilmiştir. Aslında bu ayırımı kendisi değil sol'un kendisi kaldırmıştır. Çünkü 80'li yıllardan beri sol, sınıfsal özelliklerini öteleyerek AB ile bütünleşerek piyasacılıkla uzlaşmıştır. Çünkü aslında sol, demokrasi kavramını bir "sol" söylem sanarak siyasal yozlaşmanın önünü açmıştır. Çünkü demokrasi halkın çoğunluğunun görüşüdür ve Fransız halkı örneğin birçok kamuoyu anketinde yabancıların ülkelerine çalışmak için gelmesinden rahatsız olduklarını ortaya koymuştur. Kamuoyu anketleri, sosyalistlerin yabancılar politikalarını radikal bir biçimde revize etmelerine ve yabancı düşmanlığına kapı açacak tehlikeli görüşleri gittikçe daha fazla benimsemelerine yol açmıştır. Çünkü sol "özgürlük" adına eski Yugoslavya ve balkan ülkelerinde yaşanan insanlık trajedilerine sessiz kalmıştır. Dolayısıyla Fransız solu uzlaşa uzlaşa sınıfsal niteliklerini yitirip, son tahlilde sol fikir ve düşünce kalıplarını da bir kenara bırakmıştır. O zaman Sarkozy gibi kurt bir sağcı politikacının SP'nin fikirlerini benimsemesi ve partinin eski siyasetçilerini kendi partisine katması çok kolay olacaktır ve öyle de olmuştur.