Siyasal İslâm’ın fıtratı: Kaypak ve ikiyüzlü!

08/01/2015 Perşembe
Siyasal İslâm’ın fıtratı: Kaypak ve ikiyüzlü!

Vahşice katledilen Charlie Hebdo
karikatüristlerinin anısına saygıyla…

Sivas’ta 33 insan diri diri yakıldığında, eli ateşli katilleri kınayamayıp da o katillerin avukatlarını partilerine kurucu ve hatta milletvekili yapanlar, diğer yandan da “Gerçek İslâm bu değil ki canım” diyorlardı.

Suriye’de IŞİD sürüleri vahşi infazlar yaparken, eli kılıçlı katillerin karşısında yer alamayanlar, diğer yandan da “Gerçek İslâm bu değil ki canım” diyorlardı.

Peşaver’de Taliban vahşileri 148 öğrenci ve öğretmeni göz kırpmadan katlederken, Taliban’a gıkını çıkaramayanlar, diğer yandan “Gerçek İslâm bu değil ki canım” diyorlardı.  

Dün de öyle oldu.

Paris’te Charlie Hebdo karikatüristleri kalaşnikofla İslâm adına öldürülürken, içten pazarlıklı bir şekilde “Oh oldu” diyenler, öte yandan bize dönüp “Gerçek İslâm bu değil ki canım” dediler.

Kaypaklığın, samimiyetsizliğin, tutarsızlığın daniskası!

El Kaide’nin, IŞİD’in, Taliban’ın, Hizbullah’ın, Sivas katillerinin, ülkemizin güneydoğusundaki domuzbağcıların “gerçek İslâm” ve “gerçek Müslüman” olmadığını savunanlar, bize “ilaç niyetine” bir gerçek İslâm gösterebilirler mi?  

Ya da “Gerçek İslâm bu değil ki” dedikleri uygulamaları, katliamları, vahşetleri açık yüreklilikle, içtenlikle, “ama” ve “fakat” demeden gür ve yüksek sesle lanetleyebilirler mi?

Lanetleyemezler.

Sivas’tan söz açtığımızda “Ama Aziz Nesin de öyle konuşmasaydı” diye ipe un serenlerden, IŞİD’den bahsettiğimizde “Ama Esad da” diye çalkalayanlardan, dünden beri Paris katliamını “Ama karikatür, ama hakaret…” diye makul ve mazur göstermeye kalkanlardan herhangi bir insani refleks de beklemiyoruz zaten.

Beklemeyecek kadar tanıyoruz onları.

Az değiller. Çok olduklarını biliyoruz. Her kentte, her mahallede, her semtte, her sokakta rastlamak mümkün.

Her siyasal İslâmcı terör eyleminden sonra hızla televizyon ekranlarına, gazete sayfalarına sürülen bu tipler, ezberlerini tekrarlar da tekrarlar: Gerçek İslâm bu değil, bu caniler Müslüman olamazlar vs…

Bu teranelerin son yıllarda önde gelen sözcüleri, CHP’nin içine bol miktarda serpiştirilmiş neoliberal, cemaat dostu ve laikliğin tehlikede olmadığını düşünen arkadaşlardır.

***

Halbuki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dağıttığı Kuran’a şöylece bir bakmak yeterli:

Tevbe Suresi 5. Ayet: Haram aylar çıkınca bu Allah'a ortak koşanları artık bulduğunuz yerde öldürün, onları yakalayıp hapsedin ve her gözetleme yerine oturup onları gözetleyin. Eğer tövbe ederler, namazı kılıp zekâtı da verirlerse, kendilerini serbest bırakın.

Bakara Suresi 193. Ayet: Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa, artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.

Maide Suresi 33. Ayet: Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

Nisa Suresi 89. Ayet: Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple, onlar Allah yolunda hicret edinceye kadar içlerinden dost edinmeyin. Eğer bundan yüz çevirirlerse onları yakalayın ve bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan ne bir dost edinin, ne de bir yardımcı.

Bunlar bir kısmı… Bir de Kur’an’da Müslüman olmayanlara 7 ayette hayvan, 8 ayette yalancı, 6 ayette azgın, 17 ayette sapık, 2 ayette odun, 2 ayette akılsız denmektedir.

Bize “Gerçek İslâm” dersi vermeye kalkan CHP’li arkadaşlara Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dağıttığı Kuran mealini öneririm.

***

Charlie Hebdo saldırısı gerçek bir turnusol oldu. Saldırının gerçekleştiği dakikadan itibaren yandaş, candaş, havuz ne kadar gerici basın kuruluşu varsa, hepsinin etekleri zil çalıyordu. Bir yandan “Oh olmuş, keşke bizde de olsa” minvalinde manşetler atıyor, diğer yandan “Gerçek İslâm bu değil ama” demeçleri yayınlıyorlardı: Kurnazca ve kaypakça!

Gerçek İslâm o değilse, neden lanetlemiyor, vahşi saldırının karşısında yer almıyorsunuz? Gerçek İslam o ise neden “Gerçek İslâm bu değil” diye yırtınıyorsunuz?

Bir mizah dergisine yönelik katliamı “ama”, “fakat” demeden kınamayanlar, o saldırının karşısında yer alamayanlar, siyasal İslâmcı terörün bir parçasıdırlar!

***

Geçen hafta bu köşede anglo-sakson tipi “seküler” bir cumhuriyetle yetinmeyeceğimizi, adlı adınca boylu boyunca “Laik bir cumhuriyet”e ihtiyacımız olduğunu yazmıştım. Bir hafta geçmeden “Jakoben, tepeden inmeci, kamusal yaşamda dinsel tahakküme izin vermeyen, aydınlanmacı, aklı her türlü vesayetten kurtaran laiklik” uygulamasının doğduğu topraklarda, Paris’te katliam yaşandı.

Bir kez daha, bin kez daha söylüyoruz: Laiklik, dinsel inançları güvence altına almak için değil, dinlerin baskısına ve vesayetine karşı insan aklını ve yaratıcılığını güvence altına almak için ortaya çıktı. Varlık nedeni, işlevi ve meşruiyetinin temeli budur. Dinsel baskı, dinler her zaman sömürü düzenlerinin en geçerli ve etkili ideolojik silahı olduğundan, aynı zamanda kapitalizmin, emperyalizmin, tekellerin baskısıdır. Laiklik, dinsel inanç sahiplerinin değil; dinsel baskı ve vesayete karşı aklın, bilimin ve özgür iradenin güvencesidir. Din ve vicdan özgürlüğünün anlamı budur.

Dün Fransız Devrimi'nin merkezinde laikliğe, özgür düşünceye ve insan yaratıcılığına en vahşi şekilde saldırıldı. Bu vahşet bir kez daha gösteriyor ki, tüm dünyaya, özellikle de İslâm dünyasına özgürlük, barış, kalkınma, huzur, bilim, kadın; ancak ve ancak laiklikle, gerçek laiklikle, Büyük Fransız Devrimi’yle ortaya çıkan jakoben, dini sadece ve sadece özel yaşam alanlarıyla sınırlayan, kamusal yaşamın her alanından uzaklaştıran bir laiklikle gelebilir. Böyle bir laiklik de sadece ve sadece sosyalizmle gelebilir.

***

Son söz…

Siyasal İslâmcılığın ülkemizdeki en eski yayın organlarından biri olan Millî Gazete, geçen hafta birinci sayfasında devasa bir karikatür yayınladı. Şu aşağıda gördüğünüz karikatür, 31 Aralık 2014 günü Millî Gazete’de tam sayfa yayınlandı. 4. yüzyıl Hıristiyan azizi Piskopos Nikola’nın karikatürü. Dünyanın Noel Baba olarak andığı ve Hıristiyanların kutsal kabul ettiği bir figür. Dünkü saldırıdan sonra aynı Milli Gazete, Charlie Hebdo’yu “Hakaret karikatürleri yayınlayan dergi” diye tanımlıyordu.

Kaypaklık, ikiyüzlülük bunların fıtratında var.