TKP'den Kartal'da seçim buluşması: Aynı gemide değiliz, o gemiyi batıracağız!

31 Mart yerel seçimlerine 'Aynı Gemide Değiliz' sloganı ile katılan Türkiye Komünist Partisi, bugün İstanbul Kartal'da Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi'nde bir seçim etkinliği düzenledi. Avrupa Komünist İnisiyatifi'ne üye komünist partilerin temsilcileri etkinliğe katılıp dayanışma mesajlarını iletti. Etkinlikte TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, TKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Zehra Güner Karaoğlu başta olmak üzere İstanbul adayları konuştu.
soL Haber Merkezi
Pazar, 17 Şubat 2019 21:41


'Emekçiyle patron, ezilenle ezen hiç aynı gemide olur mu' diyerek 31 Mart yerel seçimlerine katılan Türkiye Komünist Partisi, İstanbul Kartal'da Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi'nde bir seçim etkinliği düzenledi.

TKP'nin seçim videosu ile açılan etkinlikte TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, TKP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Zehra Güner Karaoğlu, Fatih Belediye Başkan adayı Yaşar Çelik, Beşiktaş Belediye Başkan adayı Erkan Pelit, Kartal Belediye Başkan adayı Selahattin Kural ve Gebze Belediye Başkan adayı Nihat Baş birer konuşma yaptı. Etkinliğe, 16-17 Şubat'ta İstanbul'da toplanan Avrupa Komünist ve İşçi Partileri İnisiyatifi üyeleri de katıldı. Konuşmaların ardından Yapıcılar müzik grubu sahne aldı. 

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, seçim sürecinde yaşananlara dikkat çektiği konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

Seçim sürecinde herkes ilkesizlikten şikayetçi. Köşe yazıları CHP’den aday gösterilmeyen kişilerin başka partilere gitmesini ilkesizlik, hainlik ile suçluyorlar. Doğru... Bizim partimize çok uzak bu olanlar. Bu Türkiye’de siyasetin geldiği durumdur. Bizim açımızdan düzen partilerinin hepsi tek ve birdir. Bütün düzen partileri batmakta ancak tamamen batması için bizim sarsmamız, batırmamız lazım. CHP’nin Siverek adayı ile Beyoğlu adayını yan yana getiremezsiniz. Demek ki CHP parti değil. Ankara'da şimdilik iki aday öne çıkıyor. Bunların afişlerinde parti isimlerini niye görmüyorsunuz? İlke yok, program yok, kelle seçiyorsunuz. Parti bizim için güvencedir, parti ilkelerdir, parti kırmızı çizgidir, parti yol arkadaşlığıdır.

Adaylarımıza güveniyoruz ama öncelikle partimize, kolektif aklımıza güveniyoruz. Kendi partileri 20 yıldır iktidarda diyelim. Aynı partinin adayı diyor ki şunlar ihmal edildi, bu sorunu çözeceğiz. Kimse de sormuyor mu? Siz yönetmiyor muydunuz?

Onlar 'ben' diye konuşur, biz 'biz' diye konuşuruz. Bu fark pusuladaki diğer partilerden bizi ayıran en önemli şeylerdendir. Biz bunun için sözleşme imzaladık. Bu sözleşmede diyor ki: "Adaylığım süresince çalışmalarımı emekçi halkın çıkarlarını temsil ettiğimi, bir yarışa değil bir mücadeleye girdiğimi hiç akıldan çıkarmaksızın sürdüreceğim. Eşitlik ve özgürlük mücadelesinin bireysel değil kolektif bir zeminde yürütülmesi gerektiğini bilerek ben merkezci tavırlardan kaçınacağım. Çalışma arkadaşlarımın başkan, şef, reis ve benzeri hitaplarla seslenmesine izin vermeyeceğim. Diğer partiler ve adaylarına dönük eleştirilerimi ilke ve program üzerinden yapacağım. Seçildiğimde aynı ilkeli ve tutarlı çizgiyi izlemeye devam edeceğim. Halkın çıkarlarını koruyacağım, rantçılığa izin vermeyeceğim, belediyenin mali yapısı dahil olmak üzere tüm karar, uygulama ve projelerini bütün açıklığıyla halkla paylaşacağım. Halkçı bir belediyecilik için tutarlı bir program ve o program etrafında kenetlenmiş bir ekip gerektiğini bildiğimden ve partiler arasındaki ilkesiz transferlerin yarattığı çürümeyi reddettiğimden TKP’den ayrılmam durumunda belediye başkanlığını da bırakacağım."

Biz diğer düzen partilerine benzemeyiz. Biz programımız ve ilkelerimizle aynı yolda yürüyoruz ve birbirimize yoldaş diyoruz. Biz 'aynı gemide değiliz' dedikçe, 'biz aynı gemideyiz' diyenler arttı. 25 milyar dolar servetin üstüne oturan kişiyle aynı gemideyiz öyle mi? Asgari ücretle çalışan birinin böyle bir servet biriktirmesi için hiçbir şey yemeden içmeden 15 milyon ay çalışması gerekiyor.  Biz aynı gemideyiz öyle mi? 

Biz o gemiyi batıracağız. Eşitlikçi bir düzen kuracağız. Başka bir düzen mümkün, sosyalizm mümkün. Ekmeğimizi işimizi başka türlü savunamayız. 

TKP İSTANBUL ADAYI KARAOĞLU: EMEKÇİLERİN İNSANCA YAŞAYACAĞI BİR KENT HAYALİMİZ VAR 

TKP İstanbul Büyükşehir Belediyesi Adayı Zehra Güner Karaoğlu, komünistlerin, seçimleri eşit ve özgür bir ülke kurma mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü, patron partilerinin paradan aldıkları gücün karşısına örgütlü halkın gücünü koymak için çalıştıklarını söyleyerek sözlerine başladı. Belediye meclislerinde tek bir komünistin olması bile bu patron yanlısı belediyelerin oyunlarını bozacağını vurgulayan Karaoğlu, meclis üye adayları için de oy istedi. İstanbul'un sorunlarından bahseden Karaoğlu, "Emekçilerin insanca yaşayacağı bir kent hayalimiz var" dedi.

Karaoğlu, konuşmasının devamında şu sözlere yer verdi:

Kentsel dönüşüm denilen rant paylaşımında,  yıkılan binalardan halk sağlığını ciddi tehdit eden toz ve asbest yayıldı. Hafriyat kamyonları ölüm saçtı. İBB’ne ait hafriyat kamyonunun canını aldığı Şule Dere’nin ailesi İstanbul’da hafriyat kamyonları ve beton mikserleri nedeniyle 2017 yılında 22 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Her yağmur yağdığında, dere yataklarının taşarak emekçilere verdiği zararlara ek olarak kent meydanlarını da su basıyor artık. Kent meydanlarını, beton yığınları haline getirdiler.

Bunların yaşandığı belediyelerin hangi düzen partisinin elinde bulunduğunun önemi yok. Sorun AKP ile ayyuka çıktı ama ne AKP ile başlıyor ne de onunla bitiyor. Komünistlerin belediye meclislerinde olmadığı durumda, her şeyi para ile halletme yolları açılıyor. Bakın belediye meclislerinde muhalefet var görünüyor. Var mı gerçekten?

TKP’nin Belediye Meclis Üyesi adayları halkın çıkarlarının savunuculuğunu yapacak, rantçılara soluk aldırmayacak, belediyelerde alınan tüm kararları halkın gözüyle takip edecek, yağmacıları teşhir edip hesap soracak.

'PARANIN SALTANATINA PATRONLARIN TEZGAHINA TAŞ KOYALIM'

Bu seçim dönemi daha da belirginleşti: “Ayrımcılık yapmayın. Gönül insanıyız”, “Karşı karşıya getirme bitsin, ötekileştirmeyin”. Patron yanlılarının bu talepleri, partileri aynılaştırmaya çalışmasına ek olarak siyaset sahnesinden işçi ve emekçileri silme isteğinin ifadesidir. Ayrımcılık yapmayın demek, işçi ve emekçileri bu patron yanlılarıyla sömürücülerle yanyana getirme isteğidir. Ayrımcılık yapacağız. Biz aynı gemide değiliz. Sömürenle sömürülen aynı gemide olamaz.

Paranın saltanatına karşı halkın örgütlü gücünü koymak için seçimlerde TKP’ye güç verin. Patron sınıfını ülkemizden silelim, işçilerin iktidarını birlikte kuralım. Rantı talanı yağmayı sona erdirelim. Çocuklarının eline ısınmaları için saç kurutma makinası verip yan odada intihar eden annelerin olmaması için, Şule Çetlerin patronları tarafından öldürülmemesi için, işçilerin iş cinayetlerine kurban gitmemesi için, parasız ulaşım, barınma, yaşam hakkımız için, sömürünün ortadan kalkması için TKP’ye oy verin.

31 Mart seçimlerine katılan tek sol partiyiz. Biz diğer partilerin engellenmesinin gayrımeşru olduğunu biliyor ve YSK’nın kararını protesto ediyoruz. Ancak ortaya çıkan tabloda TKP’nin sorumluluğunun büyüdüğünün farkındayız.  Düzen partilerinin yalanlarına, seçim rüşvetlerine boyun eğmeyin TKP’ye oy verin. Verin ki biz, TKP adayları olarak paranın saltanatına patronların tezgahına taş koyalım.''

AVRUPA KOMÜNİST İNİSİYATİFİ: TKP TEK DEVRİMCİ PARTİ OLARAK SERMAYE TEMSİLCİLERİNE MEYDAN OKUMUŞTUR

Etkinlikte Avrupa Komünist İnisiyatifi'inin destek mesajı okundu. TKP'nin yerel seçimlere katılan tek devrimci olduğunun altının çizen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

''31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Türkiye halkını TKP'yi desteklemeye çağırıyoruz

Biliyoruz ki kapitalist düzendeki hiçbir seçimde adaylar eşit koşullarda değildir, seçim adaletinin kusurlu terazisi burjuva partilerinden yana meyleder. Düzen partilerinin patronların, medyanın, paranın gücünü arkalarına alarak girdikleri seçimlere işçi sınıfı partileri örgütlülükleri ve halktan yana siyasetleriyle girerler. Türkiye örneğinde ise yapılan ittifaklar, sosyal demokrat partilerle dinci partilerin, liberal siyasetçilerle milliyetçilerin birbirlerinden söylemde bile olsa hiçbir farklarının kalmadığını göstermektedir.

Halkın ücretsiz ve güvenli ulaşıma, sağlıklı çevre koşullarına, güvenli kamusal alanlara, dayanıklı evlere sahip olma, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayabilme, bilimsel olarak planlanmış kentlerde rahatça yaşama hakkını bugüne kadar gasp etmiş olanlar bugünden sonra da bu hakkın karşılığını veremez. Bu düzenin sahiplerinden ancak yerel yönetimleri de sömürünün aracı olarak kullanmaları beklenebilir. Oysa bunların hiçbiri imkansız değildir, aksine bugünün olanaklarıyla kentsel ve kırsal bölgelerde yaşam standardının herkes için çok daha yükselmesi mümkündür.

Türkiye Komünist Partisi 31 Mart'ta yapılacak olan seçimlere katılan tek devrimci parti olarak, belediyelerin sermayenin temsilcilerinin eline bırakılmasını reddetmiştir. Yaratılmaya çalışılan apolitizmi sarsmıştır. Emeğiyle geçinenlerin asalaklarla, yağmacılarla, emek hırsızlarıyla asla aynı gemide olmayacağını bir kez daha ilan etmiştir.

Bizler, aşağıda imzası bulunan komünist ve işçi partileri olarak "Paranın saltanatı varsa halkın TKP'si var" sloganıyla seçime giren TKP'yi kutluyor, coşkuyla selamlıyoruz. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde Türkiye'nin her yerinde halkın çıkarlarının bağımsız savunuculuğunu yapacak olan TKP'li yoldaşlarımızın mücadelesini destekliyoruz.

Türkiye kamuoyunun sosyalist seçeneğin güçlenmesini yakından izlediğini biliyor, tüm seçmenleri TKP'ye oy vermeye çağırıyoruz.''

TKP KARTAL BELEDİYE BAŞKAN ADAYI KURAL: KARTAL'DA YAŞANAN KATLİAM BU DÜZEN İÇİN NE İLK NE SON!

Kartal’da on gün önce yaşanan katliamda, hayatını kaybeden yurttaşları anarak sözlerine başlayan TKP Kartal Belediye Başkan adayı Selahattin Kural, ''Kartal'da yaşanan katliam, bu düzen için ne ilk ne de son!'' dedi.

Kartal’da hayatını kaybeden onlarca canımızın hesabını mutlaka soracağız diyen Kural, iş yerlerinde, şantiyelerde, tren kazalarında, viyadük inşaatlarında, tarlalarda, yada bir işçi servisinde ölüm emekçilerin ensesinde hep gezdiğini vurguladı. Kural, ''İnşaat mühendisiyim ve iki aydır işsizim, yani milyonlarca işsizden biriyim. Çalıştığım yerler hep şantiyeler oldu. Bu seçim süreci ayrıca inşaat işçilerinin sorunlarını konuşarak da geçecek. AKP iktidarının gözbebeği şantiyeler birer mücadele alanına çevrilecek. Seçim sürecinde de patronların ensesinden inmeyeceğiz. Hak kazanacağız. Bileceğizki patronlardan kazandığımız her hak, onların gemilerinde açılan bir delik olacaktır. Dostlar, Kartal katliamında olduğu gibi diğer katliamlarda ölen emekçi kardeşlerimizi unutmayacağız. Patronlar, çılgın projelerini överek anlatırken biz o projelerde ölen işçileri hatırlayacağız. Kasım ayında gerçekleşen Gebze Viyadük inşaatında ve daha birçoklarında hayatını kaybeden emekçilerin hesabını birlikte soracağız'' dedi.

BELEDİYE İŞÇİSİ TKP BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ ADAYI: ÜLKEYİ YÖNETMEK EN ÇOK BİZ İŞÇİLERE YAKIŞIR

TKP Beşiktaş Belediye Başkan adayı belediye işçisi Erkan Pelit, Beşiktaş Belediyesi işçisiyken, nasıl Beşiktaş Belediye Başkan adayı olduğunu anlattı. Örgütlü işçi, mücadele eden işçi kazanır demek için aday olduğunu anlatan Pelit, Beşiktaş'ı yönetmek de, ülkeyi yönetmek de elbette en çok biz işçilere yakışır' dedi. Pelit, konuşmasında şu sözleri kaydetti:

''Bugün siyasette işçilerin, emekçilerin ağırlığı hissedilmiyor. Hatta sıra seçimlere gelince konuşulan sadece para, kirli pazarlıklar ve rantın kime gideceği. Siyaset cebini daha da çok doldurmanın peşindeki patronların değil, emekçilerin işidir demek için aday oldum. İşçi sınıfının sesini siyaset sahnesine taşımak zorundayız diyen, bunun için biz belediye işçilerine bir çağrı yapan TKP'nin çağrısıyla harekete geçtik. Birlikte düşündük, birlikte tartıştık ve kararımızı aldık. Belediye işçisi, taşerondan kadroya geçme sürecinde KHK oldu bittisiyle karşılaşmıştı. Bu dönemde başlattığımız direnişte tanışmış, birlikte mücadele etmiştik TKP'yle ve partili arkadaşlarla. Ben de o dönem işten atılan ve o mücadeleyle işini geri alan işçilerden biriyim.

Aynı zamanda belediye işçisi o ilçenin atar damarı aslında. Halkımıza da her yerde bu mücadeleyi anlatıp bize güç vermeye çağırıyoruz. Umutlarını sahte kahramanlara yedirmesinler bir kez daha. Kendi gücümüzden başka güveneceğimiz kimse yok. Ama ancak örgütlüysek güçlüyüz, bunu da hatırlatacağız bir kez daha. Paranın saltanatına son vermek için yola koyulduk.''

TKP FATİH ADAYI YAŞAR ÇELİK: GEMİNİN SAHİPLERİ TEDİRGİN OLMAZ, BU OYUNU BOZMALIYIZ

Etkinlikte söz alan Fatih Belediye Başkan adayı Yaşar Çelik ise TKP'nin yerel seçimlerinde işçi sınıfının mücadelesinin bir parçası olarak yer aldığını vurguladı. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından Vehbi Koç'un "Bugüne kadar hep onlar güldü şimdi gülme sırası bizde" sözlerini hatırlatan Çelik, "Gemi su almış, işçi sınıfı mücadele edip onları rahatsız etmişti" ifadelerini kullandı. 

Düzen partilerinden hangisi kazanırsa kazansın sermayenin yolundan gitmeye devam edeceğini belirten Çelik, "Geminin sahipleri tedirgin olmaz. Bizim bu oyunu bozmamız lazım" dedi.

TKP GEBZE ADAYI NİHAT BAŞ: KAZANMANIN TEK YOLU ÖRGÜTLÜ MÜCADELE

Metal işçisi TKP Gebze Belediye Başkan adayı Nihat Baş, 40 yılı aşkın süredir çalıştığını, 40 yıl öncesine göre daha çok borç, daha kötü yaşam şartı ve kendisini bekleyen daha kötü günler olduğunu belirtti ve bu şartları gelecek nesillere aktarmamak için tek yolun örgütlenmek olduğunu vurguladı.  Kazanmak için tek çözümün örgütlü mücadele etmekten geçtiğini belirten Baş, seçimlere hangi sözlerle gireceklerini şöyle açıkladı:

Özelleştirmelere karşıyız. Kamucuyuz! Paralı eğitime karşıyız. Herkese eşit eğitim hakkı sağlanmalıdır diyoruz. Sağlık; devletin tüm yurttaşlarına ulaştırılması gereken bir haktır. Bunu söylüyoruz. Bir ev almak için yıllarca borçlu kalmanızın gerekmediğini, barınma ve konut ihtiyacının devlet tarafından karşılanacağını söylüyoruz. Herkese iş, herkese aş diyoruz. İşsizliğin, yoksulluğun bu düzen tarafından çözülemeyeceğini söylüyoruz. Sporun, sanatın ve insan yaşamı dahil tüm ihtiyaçların bu düzen tarafından karşılanamayacağını söylüyoruz. Kadına, çocuğa, insana olan şiddetin gün ve gün artacağını ve bu sorunların sahibi olan bu sistemin aynı zamanda çözümü olamayacağını söylüyoruz. Kazanmanın tek çözümü birlikte örgütlü mücadele etmektir. Bunları her seçimde, her yıl, her gün, her saat bıkmadan usanmadan umutsuzluğa kapılmadan tekrar tekrar söyleyeceğiz. Ta ki hep birlikte bu kahrolası düzeni yıkıncaya kadar. Yaşasın işçilerin birliği! Yaşasın devrim ve sosyalizm!

Konuşmacıların ardından sahne alan Yapıcılar grubu ise "Paranın saltanatı varsa halkın TKP'si var", "Çav Bella" ve Hasan Hüseyin Korkmazgil'in şiirlerinden besteledikleri şarkıları seslendirdi.