Sosyalizmin adayları soruşturma açılan öğrencilerle buluştu

Bu Düzen Değişmeli Platformu'nun İstanbul milletvekili adayları, NATO karşıtı bildiri dağıttığı için soruşturmaya uğrayan ve yurtlarından atılan İstanbul Üniversitesi öğrencileriyle Beşiktaş'ta buluştu.
soL-İstanbul
Çarşamba, 16 Mayıs 2018 17:34

Bu Düzen Değişmeli Platformu İstanbul  1. Bölge Milletvekili Adayı Aydemir Güler, 2. Bölge Milletvekili Adayı Orhan Aydın ve 3. Bölge Milletvekili Adayı Atakan Boyoğlu, 13 Mart tarihinde NATO karşıtı bildiri dağıtırken saldırıya uğrayan ve ardından gözaltına alınan İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğrencileriyle Beşiktaş’ta bir araya geldi.

Bu Düzen Değişmeli Platformu adayları, haklarındaki soruşturma henüz tamamlanmadan öğrenim kredileri kesilen ve yurtlarından atılan öğrencilerle dayanışmalarını ifade etti.

'İKTİDARIN KUKLALARI SORUŞTURMA AÇTI'
Beşiktaş'ta bir kafede gerçekleşen buluşmada İÜ öğrecileri adına konuşan Deniz Karakuş, Bu Düzen Değişmeli Platformu adaylarına destekleri için teşekkür ederek söze başladı.

"Filistin ile dayanışma eyleminden iki gün önce faşist çeteler arkadaşlarımıza fiziki olarak saldırdılar. İsrail defolsun diyen gençlere, bugünkü iktidarın kukları soruşturma açtı" diye konuşan Karakuş, burslarının kesilmesini ve yurttan atılmalarını "hukuksuzluk" olarak değerlendirdi.

'GENÇLERE YALAN SÖYLÜYORLAR'
Karakuş'tan sonra söz alan 3. Bölge Milletvekili Adayı Atakan Boyoğlu ise, İÜ öğrencilerinin maruz kaldığı hukuksuzluğun AKP'nin gençere karşı ikiyüzlülüğünü gösterdiğini belirtti.

Bir taraftan gençlerin siyasete katılabilmesi için seçilebilme yaşını düşürürken, öte yandan siyaset yaptıkları için onların burslarını kesmek ikiyüzlülüktür" diyen Boyoğlu, AKP'nin ikiyüzlülüğünün her alanda devam ettiğini ifade etti. Boyoğlu, "Filistin konusundaki ikiyüzlülüklerini de başımıza gelen bu olayda görmekteyiz. Kınamalar,lanetlemeler bir tarafta dururken, Filistin için eylem yapan öğrencilere soruşturma açmak bunun başka örneğidir" dedi.


'GENÇLİK İŞÇİ SINIFININ PARÇASI'

Platform'un 1. Bölge Milletvekili Adayı Aydemir Güler de, etkinlikte yaptığı konuşmasına, gençliğin artık işçi sınıfının bir parçası haline geldiğini vurgulayarak başladı.

"Bir zamanlar çalışmak, eğitim görmenin önünde bir engelmiş. Bugünse eğitim görmek için çalışmak gerekiyor. Yine önceden öğrenci gençlik sınıf dışı sayılırken bugün işçi sınıfının bir parçası" değerlendirmesini yapan Güler, konuşmasının devamında Erdoğan'ın "komünist gençlere eğitim hakkı vermeyeceğiz" çıkışına da değinerek şu ifadelere yer verdi: 

"Son yayınlanan işsizlik rakamlarda genç işsizliğin yanı sıra 'atıl' diye bir kavram daha var. Ne çalışıyor, ne okuyor, ne de iş arıyor. İşsizlik; kapitalizmde çalışma, ücret, sosyal haklar gibi konularda nasıl bir baskı oluşturuyorsa, bu çember 'atıl nüfus' ile daha da daraltılıyor." 

Bunların yanına Erdoğan’ın 'Komünistleri okutmayacağız' lafını eklememek olmaz. Atıl insanı zaten çöpe çevirdik; işsizler zaten birbirinin sırtına basarak ilerliyor ama ya bu tablonun içinde birileri bunun nasıl çözüleceğini anlatıp, örgütlenmeye koyulursa. Tek zayıf noktaları bu."

'ÇÖZÜM SOSYALİZM DAVASINI YÜKSELTMEK'
"Çözümün sosyalizm davasını yükseltmek" olduğunun altını çizerek sözlerini sürdüren Aydemir Güler, Bu yükseldiğinde kimse bu öğrencilere ceza vermeye yeltenemez. Meselemiz seçimlerde de bu" şeklinde konuştu. 

Aydemir Güler sözlerini şu şekilde noktaladı:

"Bugün eğer bir başlangıç noktasıysa 25 Haziran’da geldiğimiz noktaya bakıp şaşırmalıyız. Türkiye’de halkın örgütlülüğü gerilediği için başımıza her bir şey gelebiliyor. En büyük mesafeyi de orada almalıyız. İsrail meselesindeki adımları ise sürdürülebilir bir şaka değildir. Bir yandan İsrail’i lanetlemek diğer yandan da İsrail’le her türlü andlaşmayı sürdürerek onu protesto etme hakkına tek başına el koyuyorsun. Buradan öğrencilere gelecek cezanın da bir sürdürülebilirliği yok. Bu cezalar geri püskürtülür. Bunlar bu düzeni ne kadar çabuk değiştirmemiz gerektirdiğini hatırlatan örnekler olsun.”

AYDIN: YALNIZ DEĞİLSİNİZ
Aydemir Güler'den sonra söz alan 2. Bölge Milletvekili Adayı Orhan Aydın, “Gericilik ikiyüzlülüğünü sadece İsrail konusunda değil, bu ülkenin emekçilerine, işçilerine, siz gençlere karşı yürüttüğü tüm politikalarda yapmakta" diye konuştu.

Soruşturmaya uğrayan öğrencilerin yalnız olmadığını vurgulayan Orhan Aydın şöyle konuştu:

"Ekranlara çıkıp yalan söylemek ama perde gerisinde kendi bildikleri aklı uygulamak. Bütün eğitim sistemini gericileştirmek; buna hayır diyen herkesi düşman ilan etmek; sizlere yaptıkları gibi burslarını kesmek, yurtlardan atmak. Bu düzen bu anlamıyla çürümüştür ve artık çöpe sürülme vakti çoktan geçmiştir. Yalnız değilsiniz. Önümüzdeki seçim döneminde de birlikte meydanlarda sözümüzü esirgemeden söyleyerek, bu duvarı beraber yıkabileceğimizi düşünüyorum.”


'HUKUK MÜCADELESİNİN SINIRLARI VAR'

Hukuki olarak işletilen süreçten bahseden Avukat Helin Akpınar, 2015 yılında  Ankara’da gerçekleşen gar patlamasını anmak istediği için 67 öğrenciye açılan soruşturmanın verilen tepkiler sonrasında üniversite yönetiminin geri adım atarak soruşturmaları geri çektiğini hatırlattı.  

TKG'li öğrencilerin “burs yönetmeliğinde yazılı olamayan 'terör örgütüne üyelik', 'delici kesici alet bulundurmak' gibi maddelerle burslarının kesildiği" bilgisini paylaşan Akpınar, "Bunun hukuki mücadelesini veriyoruz ama bununla yetinmeyeceğiz. Bu alanda karşımıza çıkan kurumların neye hizmet ettiği belli olduğu için hukuk mücadelesinin de belli sınırları var" dedi. 

"İşimiz zor ancak başaracağız” diyerek sözlerini noktalayan Akpınar’ın ardından, öğrenciler söz aldı. Sohbet havasında geçen etkinliğin ardından öğrenciler Beşiktaş Kartal Heykeli'nin önünde Boyun Eğme gazetesi dağıttı. 

NE OLMUŞTU? 
İstanbul Üniversiteli Türkiye Komünist Gençliği (TKG) üyeleri, NATO ve emperyalizm karşıtı bildiri dağıtırken, faşist bir grubun saldırısına uğramış ve ardından polis tarafından gözaltına alınmıştı. 

Gerçekleştirilen saldırının ardından, saldırganları değil saldırıya uğrayanları gözaltına alan polis, 22 TKG'liyi üniversite bahçesinde faşist grubun üyelerine teşhis ettirmişti. 

Yaşananların ardından üniversite idaresi tarafından haklarında soruşturma başlatılan öğrencilerin kredi ve bursları kesilmişti. Henüz soruşturma tamamlanmadan skandal bir uygulama ile kaldıkları devlet yurtlarından da atılan öğrenciler, "boyun eğmeyeceğiz" açıklaması yapmıştı.